Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle geçen hafta 41 ile yeni vali atanmış, 23 ilin valisi yer değiştirmiş, 17 ilin valisi ise mülkiye başmüfettişi olarak merkeze alınmıştı. Bugün yayımlanan Emniyet müdürleri kararnamesi ile de 5 ilin emniyet müdürü değişti. Kararnamenin en çok dikkat çeken ataması İstanbul'a oldu. Önümüzdeki süreçte birinci sınıfa terfi edecek emniyet müdürleri ile emekliye ayrılacak olan emniyet müdürleri belirlenecek.

İlgili olanlar bilirler; İçişleri Bakanlığı'nda kararname hazırlığı hiçbir zaman bitmez. Bugüne kadar Valiler ve emniyet müdürleri kararnameleri siyasetin şifrelerini ve yaklaşımını okuma, atamalardaki ağırlığı belirleme açısından bizlere ipuçları verirdi. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle birlikte Bakanlar Kurulu kararnamesi yerine artık Cumhurbaşkanı kararnamesinden söz edebiliyoruz. Yani artık kamudaki bütün üst düzey atamalarda olduğu gibi vali ve emniyet müdürleri atamalarında tek yetkili imza var; Cumhurbaşkanı...

Tabii ki mülki idare amirleri ve emniyet müdürleri kararnameleri, personel ve sicil dosyalarının bulunduğu İçişleri Bakanlığı'nda hazırlanıp Cumhurbaşkanı'nın onayına sunuluyor. Cumhurbaşkanı istediği ismi çıkarıp değiştirebilir. Daha önceki sistemde de İçişleri Bakanlığı'ndan Başbakanlık'a gönderilmiş birçok kararnamenin bakanların ya da başbakanın müdahil olmasıyla değiştirildiği olmuştu. Üzerinde durmak istediğim mesele şu: Son kapsamlı valiler kararnamesi ve 5 ismin değiştiği emniyet müdürleri kararnamesi, ki başka kararnameler de olacak; bize bazı ipuçları veriyor.

SOYLU'NUN DAMGASI VAR

Özetle; hem valiler hem de emniyet müdürleri kararnamelerinin detaylarına baktığımızda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun atamalardaki mutlak ağırlığını ve damgasını görüyoruz. Bazı aksaklıkların ve sorunların yaşandığı, vatandaşın hafızasında olumsuz olaylar bulunan ya da vatandaş şikayetleri alınan bazı valiler, dinlendirilmek üzere merkeze alınırken, bulundukları yerlerde başarılı icraatlar ortaya koyan valiler ise önemli illere atandı. Kayyum görevi ifa eden üç ilde valilerin değişmesiyle bir anlamda belediye başkanları da değişmiş oldu. Başarılı hizmet veren çok sayıda kaymakam, vali atanarak taltif edildi. Daha önce başlatılan ve yerinde bir teamül olan doğu-batı rotasyonuyla coğrafi cezalandırmadan kaçınarak, Türkiye'nin her yerine başarılı ve nitelikli idarecilerle hizmet verme anlayışı gözetildi. Vali atamalarında İçişleri Bakanlığı'nın ağırlığı neredeyse her isimde hissedildi.

İSTİFADAN SONRA İLK ATAMALAR

Vali ve emniyet müdürleri kararnamelerinde atanan isimlerin sicil amiri olan İçişleri Bakanı'nın takdir ve ağırlığının olmasından daha doğal ne olabilir ki, diye bir soru sorulabilir. Hemen anlatayım: Bakan Soylu, sürdürdüğü İçişleri Bakanlığı görevinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın takdirini kazanmış olacak ki pandemide ilk sokağa çıkma yasağı kararı alındığında istifa etmiş, istifası Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edilmemişti. MHP'nin de Bakan Soylu'nun icraatlarına yönelik destek açıklaması olmuştu. Sonraki süreçte Bakan Soylu'nun Cumhurbaşkanlığı yardımcılığına atanabileceği değerlendirmeleri yapılmıştı. Bu nedenle Bakan Soylu'nun görev sahası içindeki atamalara, dışarıdan müdahale olup olmaması bunun ölçüsü önemliydi. Soylu'yu istifa kararı alma noktasına getirecek unsurların ortadan kalkıp kalkmadığı önemliydi. Çünkü Bakan Soylu, iddialı bir siyasetçi. Bu süreçte en çok merak edilen konulardan biri de İstanbul'du. AK Parti'nin Binali Yıldırım gibi en önemli kozlarından birini sahaya sürdüğü İstanbul, sadece belediye başkanlığı açısından değil, vali ve emniyet müdürü açısından da önemli bir şehirdir. Bu nedenle aynı parti içinde bile rekabet konusu olmuştur. Bugün yayımlanan kararname ile İstanbul'un başarılı Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, Emniyet Genel Müdür Yardımcılığına atandı. Bu görev de önemli bir görev ancak 15 Temmuz'da darbecilere karşı ciddi mukavemet gösteren Emniyet birimlerini koordine eden Mustafa Çalışkan, Bakan Soylu'nun inisiyatifiyle genel müdür yardımcılığına atandı.

ZAFER AKTAŞ'IN HİKAYESİ

Mustafa Çalışkan'ın yerine İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne Adana'dan atanan isim Zafer Aktaş'ın da ilginç bir hikayesi var. Kendisini yakından tanıyan görev arkadaşları, "Tam manasıyla bir polistir" diye tarif ediyor; devleti önceleyen yaklaşımına ve milli değerlere bağlılığına dikkat çekiyor. Zafer Aktaş'ın, 21 yıl önce kurulan bir çekirdek kadroyla üstlendiği önemli göreve atıf yapılıyor. 1999 yılında FETÖ terör örgütünün, o dönemki adıyla Gülen cemaatinin Emniyet ve devlet içindeki yapılanması hakkında Emniyet Genel Müdürlüğü bir çalışma başlatıyor. O dönemin Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral'ın hazırladığı ve DGM'ye sunulan "Fethullah Gülen ve Işık Tarikatı" başlıklı 46 sayfalık raporda, istihbarattan sorumlu Müdür Yardımcısı Osman Ak, İstihbarat Şube Müdürü Ersan Dalman ve Şube Müdür Yardımcısı Zafer Aktaş ile KOM Şubesi’nde görevli Mahmut Çorumlu’nun imzaları vardı. Bu raporu hazırlayan ve katkı sağlayan 21 polis şefi, daha sonra FETÖ'nün Telekulak kumpaslarının hedefi oldu. Bazıları açığa alınırken, bazıları da sürgüne gönderildi; yargılananlar oldu.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne atanan Zafer Aktaş ve ekip arkadaşlarının hazırladıkları bu rapor; FETÖ’nün devletin en kritik kurumlarında nasıl örgütlendiğini ve asıl hedefinin ne olduğunu anlatıyordu. Bu raporda FETÖ, "Dini motifli, siyasi hedefli bir terör örgütü" olarak tanımlanıyordu. Fetullah Gülen bu rapordan iki gün sonra 21 Mart 1999’da "tedavi" gerekçesiyle ABD'ye gitti ve 15 Temmuz darbe girişimine giden süreçte FETÖ'yü oradan yönetti.

15 TEMMUZ GAZİSİ BAŞDANIŞMAN OLDU

Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile 15 Temmuz Gazisi Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele (TEM) Daire Başkanı Turgut Aslan, Cumhurbaşkanı Başdanışmanlığı'na atandı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Twitter hesabından bununla ilgili bir paylaşımda bulundu. Atama nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkürlerini ileten Bakan Soylu, "Turgut Abi, sen bizim kahramanımızsın" ifadelerini kullandı. 15 Temmuz'da FETÖ'cü darbeciler tarafından Jandarma Genel Komutanlığı'nda rehin alınan Aslan, başından vurularak ağır yaralanmış; geçirdiği operasyonlarla hayata tutunmuş ve kendisine, “Gazi" unvanı verilmişti. Evli ve iki çocuk babası olan Aslan'a 15 Temmuz'da milli irade ve demokrasiyi savunmak için gösterdiği kahramanca mücadeleden ötürü Devlet Övünç Madalyası verildi.