Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Bloomberg HT'de Fatih Kuşçu'nun sunduğu Spor Saati programında konuşan Fatih Altaylı, spor gündemine dair çok önemli açıklamalarda bulundu.

''BU TARZ AÇIKLAMALAR İNSANLARIN MORALİNİ DÜZELTİYOR''
''Spor dünyasının Cumhuriyet'e sahip çıkışı çok güzel ama bu konuyla ilgili konuşmadan önce konuşmak istediğim başka bir şey var. Öncelikle senden özür diliyorum. Geçtiğimiz hafta abuk subuk bir giriş yaptım. Annem de beni programdan sonra fırçaladı. Anneme 'haklısın' dedim. Geçen hafta anlamsız bir biçimde yaptığım çıkış için tekrar özür dilerim. Tekrar Ergin Keleş konusuna dönersek; bu tarz açıklamalar toplumun da moralini düzeltiyor. Toplumda kendini yalnız hissedenlerin morali yerine geliyor.'' 

''ARAÇ AĞIR GELİNCE MERCEDES MÜHENDİSLERİ ARACIN BOYASINI KAZIYOR''
''Meksika çok fazla sollamaya müsait bir pist değil. Bu yüzden genelde başladığı gibi biten bir pist olur. Yine öyle oldu. Meksika yarışları çok heyecan vermez. Sürekli Formula'ya yeni markalar giriyor. İçlerinde geleneği olan bir tek Mercedes ve Ferrari var. Eskiye dayanan bir Formula gelenekleri var. Formula'nın başlangıç döneminde her ülkenin kendine has bir rengi var. Mesela İtalyanlar kırmızı, Fransızlar mavi ve diğer ülkelerde arabayı görünce ülkeyi tanıyacak şekilde yarışlara giriyorlar. O dönemler Ferrari yerine Alfa Romeo ve Masseratti var. Hatta bir aralar Fiat da var. O dönemlerle ilgili bir hikaye anlatayım. Formula'da Almanlar beyaz renkle yarışıyorlar. Aracın kilosu 3 kilo fazla geliyor. Mühendislerde bu duruma şaşırıyor ve araçtan parça sökmeye başlıyorlar. Parça söktükten sonra da aracın 1.5-2 kilo fazlası oluyor. Sonra tekrar kendi aralarında konuşuyorlar ve 'Aracı beyaza boyadık. Boya da 2 kilo ağırlığında, boyayı kazıyalım' diyorlar. Alttan ham metal çıkıyor ve Mercedes de 'metalik renk' ile yarışıyor. Bu görüntü, herkesin hoşuna gidiyor ve Mercedes'e 'Silver Arrow' diyorlar. O dönemden sonra da bu isimle yarışıyorlar. Mesela, Ferrari'ye 'Testa Rossa' derler. Viraja giriyor ve çıkıyor. Sonra 'Testa Rossa' diyorlar. Ferrari, motor kapaklarını kırmızı yapıyor. Bir de bu yüzden bu ismi veriyorlar.''

''GALATASARAY'IN BAŞINDA TUDOR GİBİ BİR FELAKET VAR''
''Galatasaray'a aslında bir şey olmadı. 'Tudor'un kredisi 10. haftaya kadar sürer' demiştim. O günden sonra krediyi eritmeye başlar da demiştim. Devre arasına lider girerse; kredisi sürer, giremezse kredisi tükenir diye konuşmuştuk. Galatasaray, göze hoş gelen bir futbol oynuyordu ama teknik açıdan yetersiz bir yönetimi vardı. Başakşehir, Trabzonspor ve Beşiktaş maçından 3 puan çıkarırsa iyi dedim mi? Dedim... Bu 3 maçtan 3 puan çıkarmasının tek formülü kaldı, o da Başakşehir'i veya Beşiktaş'ı yenmesi lazım. Tudor gibi bir felaket var Galatasaray'ın başında. Tudor bu işi bilmiyor. Değişiklik yapmakta büyük hata yapıyor. Tribünde anket yapsan, Tudor'un değişiklikler daha doğru olur. Tudor sadece iyi antrenman yaptırsın yeter.''

 

''GALATASARAY'IN TAKTİĞİ YOK, OYUNCULAR NE YAPACAĞINI BİLMİYOR''
''Galatasaray çok kötü futbol oynadı ama tam bir hakem rezaleti vardı. Fenerbahçe maçından önce 'yayıncı kuruluş ligin havasının kaçmasını istemez' dedim mi demedim mi? O günden bugüne gelen hakem rezaletlerini hep birlikte görüyoruz ve yaşıyoruz. Galatasaray iyi oynar kötü oynar orası ayrı... Dünkü maça bakıyorsun. Bütün hakem hocaları, pardon! Bülent Yavuz hariç! Bülent Yavuz yorumlarında aşırıya kaçıyor. Sevdiği hakem ve sevmediği hakemler var. Çok politik yorumlar yapıyor ve yazılar yazıyor. Bu konuda da aşırıya kaçmış durumda. Feghouli'nin kırmızı kartı insanların içine sindi mi sinmedi mi? O pozisyon net sarı kart. Kırmızı kart doğru değil. Maçın başında Trabzonsporlu Bero'nun yaptığı pozisyon kırmızı kartlık bir pozisyondu. Bero atılsaydı; Trabzonspor 10 kişi kalacaktı. Feghouli'nin pozisyonunda olması gereken olup sadece Olcay atılsa maç 9'a 11 olacak mı? olacak. Hakemlerin Galatasaray'ı engelleme çabası içine girdiğini çok net görüyoruz ama bu Galatasaray'ın kötü kenar yönetimini ortadan kaldırmıyor. Hakemler tamam ve Galatasaray'a düşmanlar ama Galatasaray'da kazanacak hiçbir hamle yapmıyor. Trabzonspor'u hakeme rağmen yenmen lazım. Bu takım 2 maçta 10 gol yemiş ama sen bu takıma gol atamıyorsun. Her maçta gol yemiş Fenerbahçe'ye gol atamıyorsun. Rakipler Galatasaray'ın futbolunu çözdü diyoruz. Galatasaray'ın futbolunun çözülmeyecek bir tarafı yok. Galatasaray alternatifler üretmeli. Tudor, oyunculara tek tip futbol oynatıyor. Avrupa'dan elendikten sonra Galatasaray bu saatten sonra ne yapabiliriz diye düşünmeye başladı. Sonra bir çare ürettiler ve bugünlere geldiler. Teknik direktör yetersizliğinden dolayı sıkıntılar artınca yapılacak hiçbir şey kalmadı. Sahada gol atacak tek isim Gomis var. Eren'i mi oyuna almak istiyorsun. Oyuna al ve çift santrfora dön. İlla Eren'in bir şey yapacağına inanıyorsan oyuna yine al ama Gomis'i neden çıkarıyorsun? Trabzonspor'a 2-1 değilde daha farklı kaybetsen ne olacak? Trabzonspor'a ikili averajla şampiyonluk mu vereceksin? Fernando ve Denayer dışında takımda canını dişine takmış hemen hemen kimse yok gibi... Çocuklara da kızamıyorsun çünkü ortada taktik yok. Kimse ne yapacağını bilmiyor. Selçuk, uzun süreden sonra şans bulmuş ama bu şansı değerlendiremiyor. Rodrigues'in yerine girdikten sonra şahane oynayan Selçuk bambaşka bir tarafa döndü. Galatasaray'da çok ciddi sorunlar var.''

''FENERBAHÇE'DEN SONRA TRABZONSPOR YENİ KABUSUMUZ OLDU''
''Tudor maçtan sonra Trabzonspor'a 'böyle futbol artık oynanmıyor' dedi. Artık oynanmıyor denilen bir futbola yenildin. Eğer böyle bir durum varsa bu yenilgi daha büyük rezillik. Fenerbahçe'den sonra Trabzonspor yeni kabusumuz oldu. Kenara eşşeği bağlasan, Tudor'dan daha çok iş yapar. Maçtan sonra 'Bafetimbi servis istiyor' diyor. Servis istemeyen bir tane santrfor göster bana... Eren sanki servis istemiyor. İkisi de servis istiyor. Biri ortadan daha alçak, biri yandan daha yüksek... Fark yok ki... Maçta 2 şut çekmişsin. Bari orta sahadan şut çek abi! 'Çocuklar çıkın bildiğiniz gibi oynayın' demekten başka yaptığı her şey zarar verir. Tudor'un futbol bilgisi falan yok. Herkes bana 'takıma çomak sokuyorsun' diyorlar. Susuyorsun 'bir tarafına mı kaçtı dilin' diyorlar. Her ortamda haklı çıkıyorum.''

''YÖNETİM OLSAM TERİM'İ GETİRMEM''
''Bu konudaki tek fikrim 'geç, geç, geç ve geç!' Fatih Terim her zaman Galatasaray için iyi bir alternatif ama Fatih Terim geldiğinde yeniden bir takım kurmak isteyecek. Yeni transferler isteyecek. Terim'e 'olmaz' demem neden? Çünkü bu camianın bir evladı... Ama ben bugün yönetici olsam Terim'i getirmem. Sadece Tudor'a çeki düzen verecek birilerini getirmeye çalışırım. Gerek kulübeye gerek yönetime...''

 

''GALATASARAY MEKTEPLİLERDEN KURTULMALI''
''Galatasaray'da çok fazla sorun var. Birinci sorun şu; Galatasaray, mekteplilerden kurtulmalı. Bunu bir mektepli olarak söylüyorum. Galatasaray'ı iş ve işçi bulma kurumuna döndüremezsiniz. Galatasaray'ın birçok kurumunda birçok mektepli var. Ayıptır ya! Hepsi mektepli olsun ama hak edenler gelsin. Ak parti iktidarına her tarafa imam hatipli ve ilahıyatçıları getirdi diye kızıyoruz. Mesele bu değil. Hak etmemiş adamı sadece ilahıyatçı olduğu için getirmektir ayıp olan. Galatasaray'ın her tarafına Galatasaraylıları koydular. Galatasaray düzeyinde bir kulübü geçtim. Daha alt seviyede bir kulüpte o göreve bu adamları getirsinler sözümü geri alacağım. Şimdi bu yapılan iş mi? Burası guguş oyunu mu? Her tarafa doldur! Bir tane adam çıkmış bilmem ne CEO'su... Her yerde demeç veriyor! 'Bu adam kim?' dedim, 'Dursun'un sınıf arkadaşı' dediler. Abi bu adam Galatasaray'a çıkmış CEO olmuş. Geçmişine baktım, kariyerinde hiçbir şey yok. Adam sadece mektepli! Bu nepotizm'dir! Galatasaray'da sadece mektepcilik var ama her türlü profesyonel yere de mekteplileri koyup 10 bin dolar maaş verirsen ayıptır bu. Bir Galatasaraylı kulübünden maaş almaya utanır. Bana deseler ki 'Galatasaray'ın şu işini yap sana maaş vereceğiz' hepsine 'defolun gidin derim' Bu mudur hakkaniyet? Ayıptır ya!''

''ERTUĞRUL ÖZKOK SPOR KONUSUNDA KONUŞACAK SON KİŞİDİR''
''Ertuğrul Özkok gündem oldu değil bir kez daha arandı diyelim. Tepki almakta da haklı. Çünkü yazısını okuyunca bu yazının elle tutulur bir tarafı yok. Evet bunlardan dert yanabilir ama spor yazarı ve diğer yazarlar konusunda bir çıta belirleyip o çıtanın üstüne çıkarmışsa ve spor yazarlığı geçmişi olmayan, bu işte birikimi olmayan Fanatik Fenerbahçeli olmak dışında sporla çok yakın bir alakası olmayan damadını spor yazarı veya spor müdürü yapmamışsa...Şimdi bunları söyledikten sonra yazı başından sonuna cehalet! Diyor ki 'Ben Yavuz Gökmen'i spor yazarı yaptım o da spora istatistiği getirdi' İnsan buna mabadıyla güler! Dünyada bunu ilk getiren guinness sportivo dergisidir. Ertuğrul Özkök'e bunu söylesek; 'Ne bu?' der. Bilmez bunu. Türkiye'de ise detaylı istatistiği ilk getiren benim de içinde yazı işleri müdürü olarak bulunduğum Gelişim Spor Dergisi'dir. Yavuz Gökmen'in yaptığı gibi iki üç şut değil, en detaylı istatistikleri biz yapıyorduk. Cahilce bir yaklaşım bu. Bu işlerin okulla alakası yok. Eğitim cehaleti alır, eşşeklik baki kalır dediğim gibi Boğaziçi'den de ODTÜ'den de mezun olsan sizi tek başına kalifiye yapmaya yetmez. Ne üniversitelerden mezunlar var hiçbir halt olmaz. Ne bu havalı civalı üniversitelerden mezun olmayanlar var çok önemli yerlere geliyor. Bunu kompleks yapıyorsun da diyemezler çünkü bir Boğaziçili olarak bunu rahatça söyleyebiliyorum. Mesela; Serhan Asker... Şahane bir spor yazarıdır. Şahane araştırmaları var. Ne ODTÜ'lü ne Boğaziçili! Türkiye'nin en iyi spor yazarlarından biri olan Atilla Gökçe, Boğaziçi mezunu mu? En kaliteli spor yazarlarından birisidir. Aydın Doğan'ın bir lafı vardır. 'Bana Harvardlı demeyin' diye. Oralardan gelip de oldukları şirketleri batıran bir sürü adam da var. Bu işlerin okulla alakası yok. Adam olan her yerden çıkar adam olmayan hiçbir yerden çıkamaz. Ertuğrul Özkök çok önemli işler yapmış olabilir ama spor konusunda bunları söyleme hakkına şu an için sahip değildir. Geçmişine bakarsak bunu söyleyebilirim. Ben dahil sen dahil Türkiye'deki spor medyası her türlü eleştiriyi hak edebiliriz. Kimse eleştiriden muaf değildir ama bu eleştiriyi yaptığı zaman haklılığını ortaya koyacak son adam büyük ihtimalle Ertuğrul Özkök'tür. 20 sene Hürriyet'i yönettin kimi aldın? Ben bu konuda eleştiri yapabilirim. Çünkü uzun süre doğru yönetim göstermişim. Ertuğrul Özkök yöneticilik yaptığı dönemde ben de genç bir gazeteciydim. O zaman 20'li yaşlarındaydım. Kendi inisiyatifimle gazeteye bir ilan verdim. 'spor yazarı olmak isteyen hevesli gençler arıyoruz' diye... Bir sürü genç başvurdu. İçlerinden 5-6 tane seçip işe başlattım. Hatta ben ayrılırken onlar da benimle ayrıldılar. Sonra o ekiple birlikte 'Gelişim Spor Dergisi'ni çıkardık. O ekibi sayayım sana. Tamamı Boğaziçi ve benzer okullardan... Emrah Kayalıoğlu spor müdürü oldu. Altan Tanrıkulu vardı, spor müdürü oldu. Sotori Konimi vardı, bana sorarsan muazzam bir çocuktu. Bir pırlantaydı ama daha sonra spor yazarlığını bıraktı. Mert Aydın, şu anda NTV SPOR'da... Türkiye'deki en kaliteli spor yazarlarının arasında mıdır? Evet... O yüzden ben Ertuğrul Özkök'ü rahatça eleştirebilirim. Neden? Çünkü en azından kendi başıma bir çabam oldu spor yazarlığını için... Genç bir gazeteci olarak o dönem aldığım isimler de benden 5-6 yaş ufaktı ama onları aldım ve bir yerden bir yere gelmelerine katkı sağladıysam benim konuşacak lafım vardır. Ertuğrul Bey gibi olmayan damadımı da spor yazarı yapmadım. Ertuğrul Bey bu işleri bilmeden yazıyor. Bir yerlerden bir şeyler görüyor yazı yazıyor. İngiltere'ye bakıyor bunları yazıyor. Orada olup burada olmayan da birçok şey var.''

''CEZA AÇIKLANIR AÇIKLANMAZ FEDERASYONU ARADIM VE...''
''Ceza açıklanır açıklanmaz benim de çok garibime gitti. Hemen federasyondaki tanıdıklarımı aradım. Hüsnü Güreli'nin açıkladığı her şeyi Caner'e ceza verildikten yarım saat sonra biliyordum. Çünkü bana aynılarını söylediler. Federasyon daha detaylı bir açıklama yapılmalıydı. Gazeteler de federasyonu arasaydı bana verilen cevaplar onlara da verilirdi.''

 

''MUHABİRLER KULÜPLERİN AMİGOSU GİBİ DAVRANIYORLAR''
''Biz de artık gazetecilik, spor taraftarlığı gibi algılanıyor. Ben burada spor yazarı sıfatıyla oturmuyorum. Eski Galatasaray başkanı ve sporsever olarak oturuyorum. Ben spor yazısı yazmıyorum. Sadece spor röportajı veriyorum. Çünkü yazı yazarsan başka kimliğe geçiyorsun. Benim başka şapkalarım da var. O yüzden kimse beni tam bir spor yazarı olarak görmesin. Ben Galatasaray'da ikinci başkan olduğum gün şöyle bir yazı yazdım ve okurlarıma 'Galatasaray'da başkan olduğum sürece tek satır sporla ilgili yazı yazmayacağım.' dedim. Niye? Çünkü tarafsız olmam mümkün değil. Diğer bir neden de rakiplerime haksız rekabet yapıyor olacağım. Çünkü elinde kalem ve köşesi olan bir yazarın topluma baskı yapma ve o kulübün lehine bu gücü kullanması o gazeteye ve diğer takım taraftarlarına karşı büyük haksızlık olur. Bu yüzden başkanlık dönemimde sporla ilgili tek kelime yazı yazmadım. Neler geldi başımıza, çıtımı çıkarmadım. Benim fair-play anlayışım bunu gerektiriyordu. Kendimce öyle bir etik anlayışım var. Spor yazarlarımız ve özellikle muhabirlerimiz, artık kulüplerin en ağır amigoları gibi davranıyorlar. Geçen gün bir müdür arkadaşımı aramak zorunda kaldım ve 'sen bu muhabirinin sosyal medyada yazdıklarına katılıyor musun ve görüyor musun?' dedim. Arkadaşımız da gereğini yaptı. Bu iş muhabirlerin işi değil. Muhabirin işi haber vermek. Amigoluk yapmak değil.''

''HÜSNÜ GÜRELİ'YE GÖRE CEZA VERİLDİYSE BU CEZA AĞIR''
''Fikret Orman'ın söylediklerinde doğruluk payı çok büyük. Öyle bir algı oluştu ki sanki talimat değişti ve Caner'e öyle ceza geldi. Hukukta hiçbir zaman geriye dönük işlemez. Eğer talimat değişse Caner o talimattan ceza almaz. Eğer Caner'e gerçekten ettiği küfür nedeniyle ceza verilmediyse Hüsnü Güreli'nin söylediğine dayanarak verildiyse o zaman bu ceza gerçekten ağır. Bu ceza 2 yada 1 maç olmalıydı. Hadi taş çatlasın 3 maç olması gerekirdi. Tahkim'de bence değişmesi lazım. Bunu Şekip Mosturoğlu da söyledi. Beşiktaşlılarda çıktı adama 'sen işine bak, karışma' dedi. Mosturoğlu 'ceza ağır oldu, Beşiktaş haklı' diyor halbuki... Beşiktaşlılar da Caner'e çok kızgındı ama 6 maç bana da fazla geldi. Eğer cezayı o küfürden veremiyorsan sıkıntı var demektir. Çünkü bu talimatların sürekli değişmesinden dolayı kafalar allak bullak oluyor.''

''EĞER CUMHURBAŞKANI İLE KONUŞMA FIRSATI YAKALASAYDIM...''
''Hakemler açısından baktığın zaman, iki haftadır Galatasaray'a karşı gösterilen tutum Cenk Ergün'ü haklı çıkarıyor. Fakat başta söylediğimi tekrar söylemek istiyorum. Yayıncı kuruluş için ligde makasın açılması istenmiyor. Ben dahil tüm kamuoyu buna inanıyor. Herkesin başına gelebilecek bir durum bu. Heyecan sürekli devam etsin istiyorlar. Bu ligde play-off'u babalarının hayrına icat etmediler. Fakat bu olay bir tarafa. Bu bir realite... Diğer tarafa bakarsak; Galatasaray'ın teknik direktörünün yetersizliği, kulübün kötü yönetilmesi devam ediyor. Dün akşam Beştepe'de bir davet vardı. Ben de oradaydım. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özbek'ten sigarayı bırakmasını istedi. Eğer Cumhurbaşkanı ile orada görüşmüş olsaydım diyecektim ki, 'Keşke Galatasaray'ı bırakmasını söyleseydiniz' diyecektim. Hem Türk futbolunun , hem Özbek'in hem de Galatasaray'ın sağlığı için başkanlığı bırakması daha hayırlı olurdu.''

''BEŞİKTAŞ'IN YERİNDE OLSAM MONACO MAÇINDA BERABERLİĞE OYNARIM''
''O grupta herkesin birbirini yenme kapasitesi var. Bir beraberlik bile Beşiktaş'a yetecek. Beşiktaş'ın kazanmaya en yakın olduğu maç ise; Monaco ile oynayacağı iç sahadaki maç... Beşiktaş, Avrupa'da iyi top oynuyor. Ben Beşiktaş'ın yerinde olsam beraberliğe oynarım.''