Fatih Altaylı: Gerek Özbek gerek Cengiz yönetimi, Terim'in oyuncağı olmuştur
Habertürk yazarı Fatih Altaylı, Emin Çağlar'ın moderatörlüğünde Habertürk TV'de yayınlanan Spor Saati programında spor gündemini değerlendirdi. Fenerbahçe'nin altı maç sonra kazandığı maçı değerlendiren Altaylı, önceki maçlardan farklı bir şey göremediğini dile getirdi. Başakşehir - Kasımpaşa mücadelesine ilişkin değerlendirmeler de yapan Altaylı, Başakşehir'in faul sayısına dikkat çekti. Galatasaray gündemine ilişkin de konuşan Altaylı, "02:14'te ayakta olmak iş bilmezliğin işaretidir" dedi
Habertürk yazarı Fatih Altaylı, Habertürk TV'de Emin Çağlar'ın moderatörlüğünde yayınlanan Spor Saati adlı programda spor gündemine dair açıklamalar yaptı.
Spor Toto Süper Lig'in 19. haftasında oynanan Göztepe - Galatasaray arasındaki U21 maçının oynandığı sahanın zeminine dikkat çeken Altaylı, "Maçtan önce genç takımlar arasında oynanan genç takımlar maçını izlediniz mi? O sahaya çocuk çıkartılır mı? Tarla bile daha iyi. O çocuklar sakatlansa ne olacak? Bir hakem veya Federasyon yetkilisi 'Bu sahada maç oynanmaz' diyemiyor mu? Hiçbir yer yoksa maçı o gün oynatmazsın" ifadelerini kullandı.
Fenerbahçe'nin 3-2 kazandığı Evkur Yeni Malatyaspor maçını değerlendiren Altaylı "Sahadaki futbola bakarsak işler yoluna girmiş gibi görünmüyor. Rakip boş bir rakip değil ancak sahasındaki Fenerbahçe böyle mi oynamalıydı? Böyle oynamaya mı devam edecek? Sürekli öne geçiyorsunuz ve golü attıktan sonra uzatma dakikalarında kalenizde ciddi tehlike veriyorsunuz, gol olsa 3-3. Fenerbahçe'nin oyununda hiçbir fevkaledelik yok. Bazı maçı kaybedersiniz ancak takım ışık verir. Bu maçta hiçbir ışık yoktu. Bu futbola bakınca 'Fenerbahçe üst üste üç maç kazanır' diyemiyoruz. Her maç nasıl oynuyorsa yine öyle oynadı" yorumunda bulundu.
Fenerbahçeli futbolcuların performansına dair konuşan Altaylı, "Normal bir teknik direktörün Benzia'nın kafasına soyunma odasında kafasına krampon atması lazım. Bunu söylemek ayıp değildir. Ancak başkanın da gelip kramponu teknik direktörün kafasına atması lazım 'Bu adam neden bu kadar sahada kaldı' diye. Comolli'ye krampon atmak yetmez... Ona bagajda ne kadar malzeme varsa üstüne atacaksın ki görünmesin, altında kalsın" dedi.
"GO HOME DAMIEN" PANKARTI
"TARAFTAR DİYORSA COMILLI GİDER"
Taraftarın açtığı ve "Evine dön Damien" anlamına gelen "Go home Damien" pankartını değerlendiren Altaylı "O zaman Damien gider çünkü Ali Koç kulübü taraftara göre yönetiyor. Taraftar üç maç daha bağırırsa Damien Comolli gider" ifadelerini kullandı.
Comolli'nin Reyes için yaptığı "Kalıcı transferlerimizden biri olacak" açıklaması üzerine üzerine konuşan Altaylı, "Kalıcılıktan kasıt ne? Üç ay, iki ay? Herhalde altı ay kalıcı demek istedi. Demek ki yedi ay kalıcıymış. Comolli'nin doğru bir tercih olmadığını geçen seneden beri söyledik. 'Comolli kimi çıkarmış?' dediğimde Fenerbahçeliler bana küfür ettiler. Kaç kişi aldı kaç kişi çıkardı? Bu takımlar büyük bütçelere sahipler ve küçük liglerden futbolcuları alabiliyorlar. Başka takıma bedavaya verilen futbolcuyu Fenerbahçe'ye bonservisle almak mıdır Comolli'nin işi? Avrupa, Afrika veya Güney Amerika'nın altyapılarından 50 tane adam getirmek başka bir şeydir, 4 tane nokta atışı adam getirmek başka bir şeydir. O yüzden Comolli tipi adamlar burada olmaz. Bizim gibi mali sıkıntıdaki, parası az ve transferde nokta atışından başka çaresi olmayan takımlar için Comolli'lerden hiçbir şey olmaz. Başka yapılarda işe yarayabilir" yorumunda bulundu.
Fenerbahçe'yle ilgili yapılan yorumları değerlendiren Altaylı "Fenerbahçe'ye böyle altı galibiyet lazım. Kolay mı? Alabilir mi? Skora göre konuşmamak lazım. Yine 90. dakikada gol yiyebilirdi. Yediği maçlardan ne farkı vardı? Fenerbahçe ite kaka zor bela kazandı bugün. Hep böyle oluyor. Bir maç kazanıyor sonra altı maç puan kaybediyor" dedi.
ALİ KOÇ'UN AÇIKLAMALARI
"BEN KÖTÜ YÖNETİYORUM' DEMEKTENSE 'ŞANSSIZLIK' DEMEK DAHA RAHAT"
Ali Koç'un maç sonrasında yaptığı açıklamalar üzerine de konuşan Altaylı "Ben kötü yönetiyorum' demektense şanssızlık daha kolay, daha rahat söylenen bir şey. Taraftara, hocaya, Comolli'ye kızamıyorsunuz çünkü siz yaptınız... Elinizde olmayan tek unsur ne? Şans. O zaman şansa kızarsınız. Seneye her şey çok iyi gitti o zaman da şans mı diyecek? Yoksa 'Biz çok iyi yönettik' mi diyecek?" ifadelerini kullandı.
ALİ KOÇ'UN HAKEM YORUMLARI...
"GALATASARAY KONUŞUNCA KIYAMET KOPTU, ŞİMDİ HERKES KONUŞUYOR. BİR TEK GALATASARAY KONUŞUNCA MI KABAHAT?"
Ali Koç'un maç sonrasında yaptığı açıklamaları değerlendiren Altaylı, "Bazı şeyleri konuşmakta fayda var. Galatasaray, Fenerbahçe maçından sonra hakemlerle ilgili açıklamalar yaptı, Kulüpler Birliği toplandı, bildiri yaptı. Bütün kulüp başkanları imza verdi. Fenerbahçe Başkanı da Trabzon başkanı da hakemlerle ilgili konuşuyor. E ne oldu? Hakemlere saygınız ne oldu? Bir tek Galatasaray konuşunca mı kabahat? Ben Fenerbahçe konuşmakta haklı ya da haksızdır demiyorum. Galatasaray konuşunca kıyamet koptu, Fikret Orman üç senedir konuşuyor, kimse bir şey demiyor" yorumunda bulundu.
ERSUN YANAL'IN 77 SANİYELİK BASIN TOPLANTISI
"SUÇ GAZETECİLERDE. KİM OLURSA OLSUN TEPKİ GÖSTERMEK LAZIM"
Ersun Yanal'ın Ümraniyespor maçı sonrasındaki basın toplantısının 77 saniye sürmesiyle ilgili konuşan Altaylı, "Kabahat gazetecilerde. Ersun Yanal diyelim ki Zenit'i eledi, gitmeyecek basın toplantısına kardeşim! Ya da git 77 saniye çek, sonra git. Saygısızlığa karşı bir tavır göstermek lazım, başkan, yönetici, teknik direktör, kim olursa olsun. Ne yazık ki gazeteciler, meslektaşlarımız bu konuda tavır almaktan acizler" dedi.
ALİ ŞEN'İN AÇIKLAMALARI ÜZERİNE: "AVRUPA BİLETİ SADECE TÜRKİYE KUPASI'NDAN GELECEKSE ASILMAK LAZIMDI"
Ali Şen'in Fenerbahçe'yle ilgili yaptığı açıklamaları da yorumlayan Altaylı, "Kupa konusunda son derece haklı. Fenerbahçe muhtemelen mali açıdan cezalı olacağı için önümüzdeki sezon katılamayabilir ama en azından birini atlatmış olurdu. Türkiye Kupası'ndan elenilmesi Fenerbahçe'ye yakışmayan bir durum ama futbol bu... Facia olduğuna katılmıyorum. Fenerbahçe daha önce Kartal, Altay, Pendik'e elenmedi mi daha önce? Futbolda böyle şeyler olmuyor değil. Galatasaray, Fenerbahçe nasıl Manchester United'ı eleyebiliyorsa Ümraniyespor da eleyebilir. Ama Avrupa bileti sadece oradan alabileceksen daha asılmak lazımdı. Mesela Başakşehir bana sorarsan bilerek elendi, lige konsantre olmak için. Ama Fenerbahçe'nin öyle lüksü yoktu, neye konsantre olacaksın? Olsa olsa ligde kalmaya" değerlendirmesini yaptı.
Ali Şen'in Kuzey Afrikalı futbolcu eleştirileri üzerine de konuşan Altaylı, "Kuzey Afrikalılarda böyle sorunlar oluyor. Büyük bölümünde futbol ahlakı sorunu olabiliyor. Başarıyı hazmedememe, kendini kulübe, takıma verememe Kuzey Afrikalılarda çok yoğun. Kültür farklılığından olabilir" dedi.
BAŞAKŞEHİR - KASIMPAŞA MAÇI...
"SONUCA ETKİ EDEN HATA DEĞİL, SONUCA ETKİ EDEN KASITLI HAKEM YAKLAŞIMI VAR"
Başakşehir - Kasımpaşa mücadelesini yorumlayan Altaylı, "Hakkı beraberlik olan bir maçın iki farkla bitmesi garipti. İlk 5 veya 7 dakikadan sonra Başakşehir maçı önce dengeledi sonrasında maçın büyük bölümünü tek kale oynadı diyebiliriz. Edin Visca'nın bireysel yeteneğiyle attığı bir gol, Robinho - Visca paslaşmasından gelen bir gol... Maçın hakkı bu muydu? Bence değildi. Önemli olan şey var. Hakemlerin zaman zaman, sonuca etki eden hata meselesi var ya... Bu maçta sonuca etki eden hata, hata değil kasıt var. Faul sayılarına, faul yapılan yerlere ve faul biçimlerine bak. Kasımpaşa'nın oyun biçimi nedir? Kendi alanında karşıladığı topla çok hızlı atağa kalkmak. Başakşehir bunu engellemek için Paşa'nın her atağa kalkışında bunu taktik faulle kesti. Elbette futbolda taktik faul var ama bunun sayısının fazlalaşması, hakem tarafından cezalandırılması ve futbolun güzelliğini engelleyecek noktaya gelmemesinin sağlanması gerekir. Hakem asla göstermedi. Asla. Daha yedinci dakikadan itibaren en az bir, belki birkaç sarı kart gösterilebilirdi Başakşehirli futbolculara Kasımpaşa'nın her atağını faulle kesmesinden... Faulleri saymadım ama sayarasak Başakşehir'in Kasımpaşa'dan en az 4 kat fazla faul yaptığını düşünüyorum, belki 3. Sürekli faul yaptılar. Her orta sahadan top yayılmaya çalışıldığında Kasımpaşalı futbolculara sürekli olarak vuruldu, vuruldu vuruldu... Ve bunların bazıları sertti, arkadandı. Hakem bunların hiçbirine kart göstermedi. Bunlardan bir tanesine sarı kart göstersen ikincide üçüncüde onu yapamayacak hale gelecek. Kasımpaşa'nın kontratak futbolu, orta sahayı hızlı geçebilecek futbolu belki de sonuca gidebilecekti. Başakşehir bunu büyük bir başarıyla ama ağır biçimde hakem destekli olarak engelledi. Bu sonuca etki eden mi etmeyen hata mıdır? Bu hata değildir. Bu sonuca etki eden kasıtlı bir hakem yaklaşımıdır. Dikkat edin Başakşehir'in maçlarında futbolcular çok rahat bir şekilde hakemle ters diyaloga girebiliyor. Başka takımda futbolcular bunu yaptığında çat diye kart görürken Başakşehirli futbolcuların sanki bir dokunulmazlığı var gibi davranılıyor. Birikiyor, eleştiriler geliyor sonra pat diye bir kart çıkıyor ama genel olarak Başakşehirli futbolcuların özellikle Emre Belözoğlu'nun hakeme itiraz, hakeme sert çıkış, hakemin kararına tepki gösterme konusunda avantajlı olduğunu bütün kamuoyu her maçta izliyor" ifadelerini kullandı.
BAŞAKŞEHİR'İN SON İKİ AYDA LİGİN EN ÇOK FAUL YAPAN TAKIMI OLMASI...
"BAŞAKŞEHİR ŞAMPİYONLUĞA BÖYLE GİDECEKSE GÜLE GÜLE GİTSİN AMA AYIP DENEN BİR ŞEY VAR. 'BAŞAKŞEHİR ŞAMPİYON OLACAK, SİZ İKİNCİLİK İÇİN OYNAYIN' DENSİN DAHA ADİL OLUR"
Başakşehir'in son iki ayda ligin en çok faul yapan takımı olması üzerine de konuşan Altaylı, "Sürekli faul yapıyorlar ve asla bunun cezasını çekmiyorlar. Sanırsın ki bu futbol takımı değil de meclis takımı, dokunulmazlıkları var. Tamam bir taktik faul elbette olabilir ama bu kadar da olmaz. Siz rakibin bütün ataklarını faulle keseceksiniz, ve size normalde 7. dakikada 'Kardeşim senin niyetin belli, sarı kart' hadi kes bir daha... Ama öyle bir şey yok. Diğer futbolcular birbirlerinin rüzgarından devrilse sarı kart gösteren hakemler söz konusu Başakşehir olduğunda Başakşehir'e vuruş serbest... Başakşehir serbest vuruş takımı. Herkese serbestçe vurabiliyorlar. Koita'ya bir faul yapıldı belki direkt kırmızı kart, faul verilmedi. Bileğe böyle dan diye sakatlamaya yönelik. Kırmızı kart verilse kimse bir şey diyemez belki 'Biraz ağır mı oldu?' falan denir. Faul vermedi adam. Böyle şampiyonluğa gidecekse Başakşehir güle güle gitsin, koşa koşa gitsin. Ama ayıp denen bir şey var, herkesin emeği, çabası var bu işte. O zaman şöyle yapılsın 'Başakşehir şampiyon siz ikincilik için oynayın' O zaman adil olur" değerlendirmesinde bulundu.
Göksel Gümüşdağ'ın "Ligin ilk yarısında VAR'dan en çok canı yanan takım bizdik" açıklaması ve örnek olarak Ülker Stadı'nda VAR irtibatının kesildiği pozisyonu göstermesini yorumlayan Altaylı, "Sayı veriyoruz. Maçta bir ara baktığımda fauller 11'e 3'tü galiba. O da verilenler. Verilmeyenler ayrı. Ve nerede yapıldıkları da önemli. Hücuma kalkan takımı taktik faullerle kesiyorsun. Hadi bir tamam, iki tamam da üçüncüde bir kart göster. Çok belli ki oyunu durdurmaya yönelik" dedi.
"BAŞAKŞEHİR'İN EŞİT YARIŞTIĞINA DAİR KİMSENİN AKLINDA OTURMUŞ BİR VAZİYET YOK"
Bursaspor'un şampiyonluğunda diğer takım taraftarlarının sempatisini kazanması üzerine de konuşan Altaylı "Bütün takım taraftarlarının merak ettiği şeyler var. Bursaspor eşit yarışan bir kulüp olarak yarışta bir yere doğru koştu. Başakşehir'in bu yarışta eşit yarıştığına ilişkin kimsenin aklında bir oturmuş vaziyet yok. Bütçesini görmediğimiz, transfer harcamalarını çok net bilmediğimiz, kaynaklarını bilmediğimiz, sponsorlukları Başakşehir düzeyinde taraftarı olan ve medyada yer alma oranı olan bir kulübün çok ötesinde sponsorluklar, kamu kaynaklı, belediye kaynaklı sponsorluklar olunca bir sempati kalmıyor kimsede" ifadelerini kullandı.
KASIMPAŞA'NIN PUAN KAYIPLARI...
"KASIMPAŞA LİGİN EN KEYİF VEREN TAKIMI"
Kasımpaşa'nın yaşadığı puan kayıpları üzerine de konuşan ve Diagne'nin yokluğundan kaynaklandığı yorumuna katılan Altaylı "Kasımpaşa'nın santrfor konusunda sıkıntısı var idi. Mustafa Denizli'nin en büyük korkusu Diagne'nin sakatlanmasıydı. Bugün Diagne olsaydı Kasımpaşa bu maçı kazanırdı, çok açık. 2-0'ı döndürmesine gerek kalmazdı 1-0'dan sonraki pek çok pozisyonda Diagne çok daha farklı ortam yaratabilirdi. Yüzde 100 demiyorum ama yüzde 99 kazanırdı. İleride atılan topu tutup takımı atağa kaldırması dışında bitirici vuruşları muazzam bir futbolcu. Kendisini takip eden üç futbolcunun attığı kadar neredeyse golü var. Yanına da yeirne de bir santrfor olmadı. Galatasaray'da biraz akıl olsaydı Eren Derdiyok'u Kasımpaşa'ya satardı. Çünkü Eren, Kasımpaşa'nın bu iki maçlık derdine iyi bir yedek olarak derman olabilirdi ama Galatasaray'da o transfer ve yönetim aklı görünmüyor. İkinci sıkıntı geçen hafta değindim, bu hafta daha net ortaya çıktı Hajradinovic, Kasımpaşa düzeyinde şu anda değil. Genç bir futbolcu, olabilir. Çok yakından takip ettiğim, bildiğim bir futbolcu değil aldılarsa bir bildikleri vardır ama geçen maçtaki performanstan sonra bu maçta sahaya sürmek bence hataydı. Zaten Denizli de ilk yarının sonunda çıkardı. Hajradinovic Kasımpaşa'nın oyun hızına uyacak yetenekte şimdilik görünmüyor. Kasımpaşa çok iyi top oynayan bir takım, Hajradinovic orada çürük diş gibi sırıtıyor. Kasımpaşa, Türkiye Ligi'nin en keyif veren takımı. Kimle oynarsa oynasın pozitif futbol oynuyorlar. Kazanır kaybeder ama kimse 'Ben bu maçı neden izledim?' demiyor. Bugün Fenerbahçe maçını izlemek için ekran karşısına geçtim bir baktım ki Kasımpaşa maçını daha çok izlemişim. Niye? Daha keyifli, eğlenceli, daha pozisyonlu daha pozitif futbol oynanan maçlar... Kasımpaşa, ligin en az faul yapan takımlarından biri. Faul yapmıyorlar, oyunu kesmiyor, durdurmuyorlar, ağlamıyorlar, zırlamıyorlar, hakeme itiraz etmiyorlar. Bir geçen Diagne'nin olayı var, onun dışında bir olay yok. İyi yönetiliyor Kasımpaşa, saha içerisinde de saha dışında da. Oyuncuları gitmek istiyor bazıları, Diagne anladığımız kadarıyla gitmek istiyor, Trezeguet'ye çok teklif olduğunu biliyoruz... Buna rağmen Kasımpaşa o futbolculardan performans almayı beceriyor. Oyuncuları küstürmüyor, oyuncular kızmıyor, 'Ben gitmek istiyorum' diye kıyamet kopartıp performansını aşağı çekmiyor ve ortaya seyri hoş bir futbol çıkıyor. Kasımpaşa sezonu kaçıncı sırada bitirir bana sorarsan ilk 3'te bitirmesi gerekir gibi geliyordu Diagne'nin cezasına kadar. İnşallah hedefe yürürler çünkü bu kadar pozitif oynayan takımın ödülünü alması lazım" dedi.
Abdullah Avcı'yla ilgili yorumlar yapan Altaylı "Herkes haftalardır Abdullah Avcı'nın futbol dehasından bahsediyor, bu deha bugün neredeydi? İki tane birisi Kasımpaşa'nın fazla atağa kalktığındaki kontra golü, diğeri de iki usta ayağın biraz da Visca'nın yeteneğinden kaynaklanan golü... Her zaman da olmaz bunlar. Ortada muazzam bir taktik falan mı var? İki tane iyi ayağın paslaşması... Klopp'u, Guardiola'yı görüyorsun... Kötü bir teknik direktör asla demiyorum ama 'Muazzam, uçtu, kaçtı, deha' böyle bir şey de yok. Belli bir standartta bir teknik direktör ama ortada acayip bir şey de yok. Hoş bir futbol, çözüm üretici bir şey var mı?" değerlendirmesinde bulundu.
GALATASARAY'DA SANTRFOR GÜNDEMİ
"02:14'TE AYAKTA OLMAK, İŞ BİLMEZLİĞİN İŞARETİDİR"
Galatasaray'da transfer gündemini değerlendiren Altaylı, "Diagne o paylaşımı neden yapmıştır? Bence fırça yemiştir. Galatasaray'ın paylaşımına gelince... Birincisi 02:14'te bütün yönetimin ayakta ve toplantı halinde olması çalışkanlığın değil, iş bilmezliğin işaretidir. Ben mesela çalışkan biri olarak bilinirim. Program, yöneticilik vazifelerim dışında 02:14'te vazife başında olduğum pek enderdir. 02:14'te insan yatakta olur, evinde kitap falan okuyor olur. 02:14'te çalıştığını iddia ediyorsan sen zaten boşa çalışıyorsundur. Gün torbaya girdi de 02:14'te mi bir araya geldin? Çin'den mi transfer yapıyorsun? Başka bir mantığı yok. Başkan neden ayakta? Acil bir durum varsa başkan kaldırılır, ki o bile abesle iştigaldir. O fotoğraf bana göre faciadır. Niye böyle bir fotoğraf koyarsın? Bu daha kötü. 'Çalışmadım kötü not aldım' bir talebe için daha onur vericidir. 'Eşek gibi çalıştım, iyi not alamadım' bence salaklığı gösterir. 02:14'te ayaktayım ama sonuç? İstersen üç gün boyunca uyuma, istersen uykusuzluk hapı al benim için fark etmez. Camia, taraftar, teknik direktör senin elde ettiğin sonuca bakar. Kimse senin saat kaçta ayakta olduğuna bakmaz. Başkan Cengiz bugün konuşma yaptı ve 'Hanım da bana kızıyor' diyor. Banane? Senin hanımının kızması, bana, Galatasaray camiası için bir şey ifade etmiyor! Yönetici olsam 'Bizim bütçemiz kısıtlı. UEFA'ya verdiğimiz sözlere uymaz isek bizi yarın öbür gün ibra etmeyip devirseniz bile gelecek yönetimlere enkaz bırakmak istemiyoruz. Bu yüzden de 7 milyona oyuncu almak istiyoruz, 7,5 verirsek batarız. UEFA'dan ceza alırız. Bu paraya bulabildiğimiz oyuncularda da sıkıntı yaşıyoruz' Bütün mesele budur. Net olmakta dürüst olmakla kimseye zarar gelmez. Kıvırmakla, kıvırtmakla, sabaha kadar oturmakla bu işler yürümez. Gomis'i 6 milyona sattık, geçen sene de 7 milyon almıştı. Aynı paraya başka birini alıp riske edeceksen keşke Gomis'i satmasaydın! Gomis varken bile santrfor lazım olduğu halde Gomis'i satıyorsun, temmuzdan bu yana bir tane santrfor alamıyorsun bir de Eren Derdiyok'u kadro dışı bırakıyorsun. Şöyle de diyebilirsin: 'Santrforsuz oynayacağım' Sen de sahte 9'larla oynayabilirsin ama hoca başka yönetim başka, yönetim kurulu üyesi başka, başkan başka bir şey söylüyor. Bunlar zaafiyettir" yorumunu yaptı.
Galatasaray taraftar gruplarından ultrAslan'ın yaptığı açıklama üzerine de konuşan Altaylı "Son derece ağır bir dil ancak Galatasaray'ı yönetenlere müstehak bir dil. Başkan, Divan Kurulu'nda ultrAslan lehine konuşma yaptı mı? Yaptı. Taraftar grupları kulüplere destek olmak için mi vardır yoksa kulüplerden gelir elde etmek için mi vardır? UltrAslan bu sene kaç kombine almış, kaç ürün almış? Sportif AŞ bütçesine ne katkı yapmış da bu açıklamayı yapıyor. Bu eleştiri değil soru." dedi.
Galatasaray'la ilgili konuşmayı sürdüren Altaylı şunları söyledi:
"Fatih Terim'in kendini konumlandırdığı yer teknik direktörün ötesinde olduğu için... Abdurrahim Albayrak ve Şükrü Hanedar nereye gitti? Şükrü Hanedar kimin adamıdır? Fatih Terim, Fiorentina'ya, Milan'a, Milli Takım'a gider, Şükrü Hanedar hep yanında. Fatih Terim meselenin birebir içinde. Yönetim istifa etsin, Fatih Terim seçime girsin başkan olsun diye boşuna demiyorum"
"FATİH TERİM ÇOK YANLIŞLAR YAPIYOR"
"Fatih Terim çok yanlışlar yapıyor... Ozan Kabak meselesi... İstifadan dönmüş olabilirsin ama Galatasaray'ı düşünüyor ve hakikaten Galatasaraylıysan bunu yönetimle parmakla oynar şekilde açıklamaz ve Galatasaray'da zaafiyet görüntüsü vermezsin. İki... Ozan Kabak'ın sözleşmesinde 7,5 milyon Euro'ya serbest kalır maddesi var. 3 ay daha oynayatacaksın ve 3,5 milyon Euro'ya mal olacak sana. 3 ay daha oynaması değer mi? Üstelik yerine getirdiğin Marcao da aslan gibi. Galatasaray'ın son birkaç senedir gördüğü en iyi stoperlerden bir tanesi. Galatasaraylı'ysan bunu kabullenmen lazım. Terim'in yaptığı Galatasaraylılık değildir, yakışan bir tavır da değildir."
"GEREK DURSUN ÖZBEK GEREK BU YÖNETİM FATİH TERİM'İ BU KONUŞA TAŞIMIŞ VE OYUNCAĞI OLMUŞTUR"
"Çok samimi söylüyorum, Fatih Terim'in başkanlığını sonuna kadar destekliyorum. Madem bu işler bu kadar kolay ve yapılabilir gelsin başkan olsun. Getirsin bütçesini, yapsın transferlerini, teknik direktörünü getirsin, başkan/teknik direktör olsun, yürütsün... Şu an yönetimde Galatasaray'da en fazla zaman geçirmiş adam o mu? Gel yap, gel başkan ol. Bütün camia destek verir. 'Süre verdim, mali ve idari işlerden arkadaşlar...' Yok böyle bir şey. Fatih Terim futbolculuğundan bu yana zaafiyet gördüğünde parmağını sokar, bu da bir yönetim zaafiyetidir. Fatih Terim'i de bu açıdan suçlamıyorum. Burada yönetim zaafiyeti var ve Terim de bunu kullanıyor. Niye? Şampiyon olamazsa yönetimden, olursa yönetime rağmen Fatih Terim'den. Denklem bu. Fatih Terim açısından bu akılcı, kariyeri açısından doğru da olabilir. Burada onu suçlamıyorum, suç yönetimde. Gerek Dursun Özbek gerek bu yönetim Fatih Terim'i bu konuma taşımış ve oyuncağı olmuştur."