Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından 15 Temmuz 2016 tarihinde yapılmak istenen askeri darbenin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından yurt genelinde FETÖ mensubu kişi ve kurumlara yönelik operasyonlar hız kesmeden sürüyor. Öte yandan örgütün şifreli haberleşme programı ByLock kullanan kişilere yönelik operayonlar da devam ediyor. İşte FETÖ operasyonlarında 23 Ocak 2018 Salı günlüğü...

ESKİ KONYASPOR BAŞKANI AHMET ŞAN'A BERAAT

Atiker Konyaspor eski Başkanı Ahmet Şan, 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçundan 15 yıla kadar hapis cezasıyla istemiyle yargılandığı Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) davasında, ilk duruşmada beraat etti. 

Atiker Konyaspor Başkanlığını yürütürken geçen yıl 21 Ağustos'ta Cumhuriyet Başsavclığı'na FETÖ/PDY soruşturması kapsamında ifade veren Ahmet Şan, 1 gün sonra görevinden istifa etti.

Şan hakkında, Konya 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçundan 15 yıla kadar hapis cezasıyla istemiyle dava açıldı.

İddianamede, Konya Cumhuriyet Başsavcılığı HSK ve Bakanlık Muhabere Bürosu tarafından hazırlanan evrakta, Ahmet Şan'ın Genel Müdürlüğünü yaptığı Kombasan Holding'e ait, sonu '6002' biten telefon hattını kullandığı kaydedildi.

İddianamede, telefon hattında 'ByLock' görüşme içeriklerine rastlanmadığı, fakat hattan 'ByLock' programına giriş yapıldığının tespit edildiği belirtildi. Telefon hattının HTS kaydı sorgusunda ise MSISDN'de (ByLock programına giriş kayıtları) yapılan incelemede, 03- 21 Eylül 2014 tarihleri arasında 13 kez, sonu 137 ile biten hedef IP'ye (ByLock programı) bağlantı yapıldığı kaydedildi.

Soruşturma kapsamında, Konya Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şubesi tarafından Şan'ın kullandığı aynı cep telefonunda yapılan incelemede ise 'ByLock'a ait veriye rastlanılmadı. 

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın açıkladığı, iradeleri dışında FETÖ/PDY'nin şifreli haberleşme programı 'ByLock IP'lerine yönlendirilmiş olan, 11 bin 480 GSM numarası kullanıcısı listesinde de Şan'ın numarası yer aldı. (DHA)

TRT BİNASININ İŞGALİ İLE İLGİLİ DAVAYA DEVAM EDİLDİ

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişiminde TRT'nin Harbiye binasının işgali ve Taksim Meydanı'nda gerçekleşen olaylara ilişkin 131 sanıklı davanın ikinci duruşması görüldü. 

İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Cezaevi'nin karşısında bulunan binada görülen duruşmaya 35 tutuklu sanık ve taraf avukatları katıldı. Savunmasını yapan tutuklu sanık Üsteğmen Yavuz Sarıoğlu, olay günü alay içtima alanında askerlerin toplandırıldığını, durumla ilgili bir herhangi bir bilgi alamadığını, mühimmat ve teçhizatlar dağıtıldıktan sonra nizamiyeden çıktıklarını belirtti. Sorunsuz olarak TRT binasına girdiklerini söyleyen sanık Sarıoğlu, "Hamza Binbaşı, Yüzbaşı Duran Keskin ile benim binayı emniyete almamızı söyledi. Radyo evine varma saatimiz 22.30-22.45 gibiydi. Telefondan köprünün kapatıldığı haberlerini okudum, ailemi aradım. Ailem bana silahlı kuvvetlere bağlı bir grubun kalkışma içinde bulunduğu söyledi. Ben de bu iş için dışarı çıkmadığımızı söyledim" dedi. 

"POLİSE, HALKA ATEŞ ETMEDİM"

TRT personeline yönelik olumsuz tavır görmediğini belirten sanık Sarıoğlu, "Alay komutanını aradıktan sonra kanundışı emir kapsamı dışında kaldığını anladım. Sonra bende askerleri toplayarak kışlaya geçme düşüncesi oldu. Çok açıkta bir alanda olduğum için ani bir refleksle havaya 2-3 el ateş ettim. Polise, halka, devlet malına ateş etmedim. Olay yerinden kurtulmak için bütün çabayı harcadım. Harbiye Orduevi'ne geçtikten sonra gözaltına alındık" diye konuştu. 

Duruşmada dinlenen sanık er Yener Dertli, Alay Komutanı Nebi Gazneli'nin emri üzerine silahlı şekilde TRT binasına götürüldüklerini belirtti. Sanık Dertli, bomba ihbarı olduğu söylenerek binanın boşaltılması emri verilmesi üzerine katları dolaşıp çalışanları çıkardıklarını ifade etti. Sanık Dertli, "Kimseye zor kullanıldığını görmedim. Adını sonradan öğrendiğim yüzbaşı Duran Keskin, beni binanın sol tarafına çıkararak nöbette kalmamı söyledi. Duran Keskin bana, 'Buraya kimseyi yaklaştırma, yaklaşan olursa atış serbest' dediö şeklinde konuştu. Daha sonra binanın ön tarafından silah seslerinin geldiğini duyduğunu belirten sanık Dertli, panikleyerek havaya ateş ettiğini söyleyerek "Uzaktan tekbir getiren insanların seslerini duydum. Psikolojik olarak terör örgütü DEAŞ'ın saldırabileceğini düşündüm. Ama bizim bulunduğumuz yere herhangi bir ateş edilmedi. Daha sonra polisler, 'Askerler yaptığınız şey kanunsuzdur. Kışlanıza dönün' şeklinde çağrı yaptı. Üsteğmen Yavuz Sarıoğlu, yanımıza gelerek 'Kimseye ateş etmeyin, ters giden bir şeyler var' dedi. Bunun üzerine hepimizi toplayarak Harbiye Orduevi'ne gittik. Orada bulunan askerler, bizi polise teslim etti. Yüzbaşı Duran Keskin'i ise bizden önce orada teslim olmuş halde orada gördüm" şeklinde konuştu. 

 



"TERÖR SALDIRISI VAR DENİLEREK KANDIRILDIM"

"Terör saldırısı var denilerek kandırıldım" diyen er Dertli, "Makam, mevki sahibi subayların böyle gaflet ve delalet içinde olabileceğini düşünemedim. Bunlar vatan haini çıkmışlar da, 12 aylık vatani görevini yapmakta olan benim suçum nedir? Emir dışında bir şey yapmadım. Kimseye ateş etmedim. Beni mağdur eden rütbeli komutanlardan şikâyetçiyim. 19 aydır tutukluyum, beraatimi talep ederim" ifadesini kullandı. Duruşma, diğer sanıkların ifadelerinin alınmasına devam edilmesi için yarına ertelendi. (DHA)

MUHAFIZ ALAYI'NDAKİ DARBE GİRİŞİMİ DAVASI

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayındaki eylemlere ilişkin, aralarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eski başyaveri albay Ali Yazıcı ile eski alay komutanı albay Muhsin Kutsi Barış'ın da yer aldığı 534 kişinin yargılandığı davaya, sanık savunmalarıyla devam edildi.

Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Cezaevi Yerleşkesi'nde yapılan duruşmaya, sanıklar, avukatları ve yakınları ile TBMM, Başbakanlık, TRT ve diğer müşteki kurumların avukatları katıldı.

Duruşmada savunma yapan eski astsubay Selçuk Ulus, 15 Temmuz günü Özel Kuvvetler Komutanlığındaki rutin mesaisini tamamladıktan sonra evine gittiğini, darbe girişimine ilişkin haberleri izledikten sonra aradığı amirinin evde beklemesini emrettiğini iddia etti.

Darbe girişiminin bastırılmasından sonra görevine bir süre devam ettiğini, görevi başındayken gözaltına alınıp tutuklandığını beyan eden Ulus, Hasan Cora adlı kişinin aleyhinde verdiği ifadelerin gerçeği yansıtmadığını savundu.

Cora'yı tanımadığını, 2015 Ağustos'ta Şırnak'ta görevde olduğunu, oradan Kuzey Irak'ın Erbil kentinde görevlendirildiğini iddia eden Ulus, "Durum böyle iken Ankara'daki örgüt evine gitmem imkansızdır. Telefon ve HTS kayıtlarına bakıldığı takdirde benim bu şahısla bir irtibatımın bulunmadığı anlaşılacaktır." diye konuştu.

Telefonunda FETÖ'nün iletişim programı ByLock bulunduğuna yönelik tespiti ve üzerine atılı suçlamaları kabul etmeyen Ulus, darbe girişiminde yer almadığını ileri sürerek, tahliye talebinde bulundu.

1 DOLARI HATIRA DİYE SAKLAMIŞ

Sanık eski astsubay Mehmet Gökçe de iddianamede kendisine yöneltilen tüm suçları reddettiğini beyan ederek savunmasına başladı.

Özel Kuvvetler Komutanlığı personel şubesinde idari işler astsubayı olduğunu ifade eden Gökçe, gelen giden evrakların takibi, personelin özlük hakları gibi işlerle uğraştığını, uzun yıllardır silah kullanmadığını beyan etti.

Gökçe, darbe girişiminin yaşandığı gün eski astsubay Fatih Yanıkkaya'nın kendisine albay Murat Korkmaz'ın emriyle koruma tatbikatında görevlendirildiği söylemesi üzerine saat 23.00 sıralarında Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayına tatbikat için gittiğini ileri sürdü.

Ankara'da alçaktan uçan jetleri görmediğini savunan Gökçe, o gece yaşadıklarına ilişkin şunları anlattı:

"O gün kandırıldım, tatbikat var diye çağrıldım. Alayda herhangi bir çatışmaya girmedik. Sabaha kadar helikopter pistinin etrafında oturdum. FETÖ üyesi değilim. Darbe girişimini sabaha karşı öğrendim. Hemen bulunduğum yerden kaçtım. Darbecilerle birlikte hareket etmedim. Silah dağıtımında da mühimmat götürülmesinde de kimseye yardımcı olmadım."

Gözaltına alındığında cüzdanında bulunan 1 ABD dolarına ilişkin de ağabeyinin turizm işinde çalıştığını ve kendisine hatıra olsun diye verdiğini ifade eden Gökçe, paranın seri numarasının terör örgütünün kullandığı seri numaralardan olmadığını savundu.

Duruşmada eski astsubay Kürşat Kayhan da FETÖ üyesi olmadığını, örgütün okul yurt ve dershanelerine gitmediğini, darbe girişimine de katılmadığını ileri sürerek, tahliye talebinde bulundu. (AA)

KIRIKKALE'DE FETÖ DAVASI: 1 KİŞİYE BERAAT

Kırıkkale'de, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında haklarında dava açılan Kırıkkale Mühimmat ve Garnizon Komutanlığında görevli binbaşı M.U. ve astsubay Ü.A'nın beraatine karar verildi.

Kırıkkale 1. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs ve silahlı terör örgütüne üye olma" suçlarından tutuksuz yargılanan binbaşı M.U, astsubay Ü.A. ile avukatları katıldı.

Binbaşı M.U, önceki savunmalarını tekrarladığını belirterek, kendisinin hiçbir örgüte üye olmadığını iddia etti.

Vatanına ve milletine sadık bir asker olduğunu ileri süren M.U, "Ne FETÖ ne de diğer başka örgütlere üye değilim. Türkiye Cumhuriyeti'ne yapılan bu alçak saldırıyı kınıyorum. Askerlik mesleğimi çok seviyorum. Hala görevimin başındayım." diye konuştu.

Astsubay Ü.A. ise suçsuz olduğunu savunarak, beraatini istedi.

Mahkeme heyeti, sanıkların beraatine karar verdi.

BURSA'DA FETÖ DAVASI

 Bursa'da, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) yönelik açılan davada eski İl Emniyet Müdürü Ali Osman Kahya ve eski Vergi Dairesi Başkanı İbrahim Saydam'ın da aralarında bulunduğu 3'ü tutuklu 8 sanığın yargılanmasına devam edildi.

Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Kahya, Saydam ve eski İl Sağlık Müdür Yardımcısı Yusuf Ziya Leventoğlu, tutuksuz sanıklar A.G, K.B, F.Ö, A.M.A, Y.Y. ve avukatları ile bazı tanıklar katıldı.

Duruşmada, tanık sıfatıyla dinlenen A.Y, eski emniyet müdürü Kahya görevden alındıktan kısa bir süre sonra kendisiyle bir lokantada karşılaştığını söyledi.

Söz konusu karşılaşmanın 17-25 Aralık'tan sonra olduğunu belirten A.Y, "Kahya görevden alındıktan sonraydı, ailemle kahvaltıya gitmiştik. Ben onu görünce yanına gittim Kahya'nın. Yanımızdaki arkadaşımız onunla tanışıyormuş, bir süre sohbet ettikten sonra, 'FETÖ'den dolayı mı görevden alındınız?' dedim. O da 'Eğer paralel yapı varsa benden sonraki emniyet müdürü de o yapıdandır, ben kabul etmiyorum' dedi." diye konuştu.

İzinle soru soran Kahya "Tanık ifadesinde benim FETÖ'cü olduğumu hissettiğini söylüyor, doğru söylesin, gerçekten beni görmüş mü?" diye sorunca tanık, gördüğünü aktardı.

Kahya'nın tanığın yalan söylediğini söylemesi üzerine mahkeme başkanı uyarıda bulunarak "Otur yerine, burası mahkeme, mahalle kahvesi değil. Burada mahkemenin düzenini bozanı dışarı atacağım." dedi.

160 DEFA BYLOCK SİNYALİ VERMİŞ

Tutuklu sanık Yusuf Ziya Leventoğlu da önceki savunmalarını tekrar etti, hakkındaki suçlamaları reddetti.

Mahkeme başkanının, kullandığı cep telefonundan 160 kez ByLock sinyali tespit edildiğini söylemesi üzerine Leventoğlu, durumun "Mor Beyin" ile alakalı olabileceğini öne sürdü.

Mahkeme heyeti, kısa bir aranın ardından Kahya, Saydam ve Leventoğlu'nun tutukluluk hallerinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.(AA)