Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Efsane futbol kulübünün renkleriyle uyumlu yeşil metro hattındaki Campo Grande’de indikten sonra, Estádio José Alvalade Stadyumu’nun karşısındaki Joao Rocha Arena’ya ulaştım. Lizbonluların takımı Sporting Portugal, “Futbolun Geleceği” adlı uluslararası bir futbol kongresine ev sahipliği yapıyordu. İçeride ilk dikkatimi çeken, 4 yıldır hasret çeken bir Fenerbahçeli olarak, şampiyonluk kupası oldu elbette. İçeride biraz oyalandıktan sonra yerime geçtim. Panel de can alıcı bir noktadan başladı: Yıkıcı zamanlarda liderlik. Arjantin futbolunun en köklü kulüplerinden River Plate’in hukukçusu Gonzalo Mayo, kürsüdeki ilk isimdi: “River Plate, son dönemlerinde taraftarın istenmeyen adam ilan ettiği Daniel Passarella başkanlığında 2011’de küme düştü...” HT Pazar'dan Arda Aşık'ın haberi...

Portekiz Ulusal Cumhuriyet Muhafızları Albayı Francisco Rodrigues geldi sonra kürsüye. Liderliğin teorik değil pratik bir kavram olduğunu belirterek, “Lider zor durumlarda belli olur. Pozitif yollarla çevresindekileri motive etme yeteneği olması gerekir” dedi. İyi bir liderin özelliklerini iletişim, şeffaflık, güven ve soğukkanlılık olarak sıralayıp “Bu, orduda da böyledir” diye tam eklemişti ki; Portekiz Milli Ragbi Takımı Koçu Tomaz Morais, “Hiçbir lider takımdan önemli olamaz, sadece takımın parçası olur” diyerek o fiyakalı konuşmayı bozdu.

TARAFTARA KARŞI YÜKÜMLÜLÜK

O takıma taraftar da dahil mi? Elbette... İngilizler, Almanlar ve İspanyollar, Çinlisinden Mısırlısına, her milletten insana formasını giydirmeyi bu şekilde başarıyor. Real Madrid Küresel Dijital Yöneticisi Rafael De Los Santos, 600 milyon taraftara sahip kulübünün sadece yüzde 3’ünü İspanyolların oluşturduğunu söylüyor. Bu küresel başarıda, dijitalin oynadığı rolden dem vuruyor: “Demografik değişiklikler beraberinde taraftarlarda da değişim getirdi.” Peki nasıl kullanıyor galaksinin takımı dijitali? “Dijitali, taraftarı aksiyonun merkezine almak için, onların kim olduklarını ve ne istediklerini anlamak için kullanıyoruz” diyor Santos. Projeye “Taraftar Yükümlülüğü” demişler. Dijitalde video ve telefon uygulamalarıyla her kanal arasında bağlantı kuruluyor, dünyanın dört bir yanından 600 milyonla bütünleşiliyor. Analiz yapılıyor, geri dönüşüm ise taraftar ve sponsorlara... Marka olmak bunu gerektiriyor.

Katalanlar ise elbette Franco’nun takımından geri kalmıyor. Fenerbahçe’de başkan adayı Ali Koç’un yakın ilişkilere sahip olduğu Barcelona Futbol Kulübü’nün Marka Alanı Yönetmeni Guillem Graell, “Onlar markalaşma hakkında konuştu ama biz markalaşmadan fazlasıyız” dedi kürsüye çıkıp. “Bir kulüpten daha fazlası!” Hedef en çok taraftara sahip, en sevilen spor markası olmak. Sosyal medyada 300 milyonu aşkın kitlesi olan Barça’nın sırrını 3 maddeyle açıklıyor Graell: En iyi futbolculara, özgün bir stile ve karizmaya sahip olmak. “Böylelikle Nike, Google, Coca Cola, McDonald’s, Apple gibi markalardan daha büyüğüz” diyor ve ekliyor: “Çünkü değerlerimiz var. Çaba, hırs, saygı, takım çalışması ve alçakgönüllülük.

BREZİLYALILARIN ANAHTARI

İspanyolların gövde gösterisinin ardından sahneye efsane teknik adam Felipe Scolari çıktı. Brezilyalı efsane, Çin’e yatırım yapılmasını, meyvelerinin 6-7 yılda alınacağını söyledi. Yerini bir diğer Brezilyalı, Flamengo Başkan Yardımcısı Mauricio Gomes de Mattos’a bıraktı. O da sözlerine “Ben bir Zico değilim, kulübüme nasıl katkı sağlarım?” diye başladı. “Anahtarım sosyal sorumluluk, biz Flamengolular komşumuzu önemseriz.”

Organizasyonun devamında, Portekiz’in geçen yıl B takımı oyuncularından elde ettiği gelirin 100 milyon Euro’dan fazla olduğu da söylendi.

Bu arada yazının başındaki River Plate’e ne oldu? Efsane kulüp küme düşünce 2’nci lig 1’inci ligden daha çok reyting yapmış. “The Sprit” yani “Çubuklular” gittikleri yere bereket götürüp tekrar ait oldukları yere döndüler. Yeni yönetimin gelmesiyle dünyanın en büyüğünün belirlendiği Kıtalararası Kupa için çarpışacaklar.