Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Hayatımızın pek çok alanında genlerimizin az ya da çok etkisi söz konusu. Müzikten yemeğe, araba kullanmaktan uyku düzenine… Çok şaşırtıcı 26 aile mirasımızda son derece ilginç bilgiler bulunuyor.

Dişçi korkusu

Dişçiye gitmekten korkuyorsanız, bu babanızdan taşınmış olabilir. Sosyalleşme korkularının kalıtımsal olduğu kanıtlandı, dişçi korkusu da bu sınıfta yer alıyor. 2012’de Uluslararası Pediatri Derneği’nin yaptığı bir araştırmaya göre aile büyükleri dişçi korkusu yaşayan kişilerin bunu genleriyle sonraki nesillere aktardıklarını ortaya çıkardı. Ayrıca çocukların duygusal davranış ipuçları için babalarını örnek almaları da daha olası görünüyor.

Mimikler

Saçımızın ve gözlerimizin rengini, kulak şeklimizi ve burnumuzu ailemizden genetik olarak taşıyoruz. Öte yandan yüzümüzdeki duygusal mimiklerimiz de kalıtımsal. 2006’da yapılan bir araştırmada görme engelli olarak doğan ve kardeşlerinden ayrı büyüyen gen yetişkinlerin aileleriyle aynı mimiklere sahip olduğunu belirledi.

Zeka

Zekanın nasıl ölçüleceği ve nasıl değerlendirilmesi gerektiği asırlık bir tartışma. Yapılan araştırmalara göre, zekayı genel bilişsel yetenekler olarak tanımladığımızda en az %50 oranında genlerimiz belirliyor. Öte yandan iyi eğitim alan, duygusal olarak dengeli ailelerde yetişen ve destek gören çocukların bilişsel yetenekleri daha fazla gelişiyor. Zekanın genetik olduğu biliniyordu fakat birkaç yıl öncesine kadar bunun anne kadar babadan da geçtiği düşünülüyordu. Ancak yapılan çalışmalar zeka genlerinin X kromozomlarında olduğunu ve zekanın büyük olasılıkla anneden çocuklara geçtiğini ortaya çıkardı.

Sadakat

Aldatan kişinin hemen aileden gelen genleri suçlaması kolaya kaçmak olsa da genetik dizilimin sadakatsizliği etkileyebileceği ortaya kondu. Yapılan bir araştırmaya göre beyindeki vasopresin hormonunun işlenme şekli sadakatsizliğe yol açabiliyor. Ancak aldatma davranışını sadece genlerle açıklayamayız çünkü her şeye rağmen sadakat çevre ve kişiliğe bağlı olarak gelişen bir davranış biçimidir.

Uykusuzluk

Uyumakta zorlanmak veya çok erken uyanmak genetik olabilir. 2017’de insomnia üzerine yapılan bir araştırma uyku sorunlarının anneden gelen genlerden kaynaklanabileceğini belirledi. Insomnia çeken annelerin bebeklerinin de derin ve kesintisiz uykuya dalabilmekte zorlandığı dile getiriliyor. Genlerden gelen uyku bozukluklarının çevre ve yaşam koşullarıyla birlikte hareket ettiğini de ekleyelim. Ayrıca çocuklar uyku alışkanlıklarını annelerinden alıyorlar.

Araba kullanma becerisi

2009’da yapılan bir araştırma, her 10 kişiden 3’ünün araba kullanmada yetersiz olduğunu ortaya koyuyor. Yapılan bazı çalışmalarla bir araya getirildiğinde bilim insanları, beyinde fiziksel cevap veren mekanizmanın genetik olduğunu ortaya koydu. Bu yüzden bazı kişiler hatalarını düzeltmede ve yeni motor becerileri geliştirmekte zorlanabiliyor. Araba kullanma becerisi de bu bilgiyle öğreniliyor. Trafikte kaza yapma oranı yüksek olan kişilerin aile tarihlerinde de benzer bir oran yakalandığı öne sürülüyor. 

Kellik anneden gelir

Kellikte en büyük rol oyanayan sebeplerden biri X kromozomudur. Erkekler bu özelliği annelerinden miras alırlar. Fakat dökülen saçlarınız için onları suçlamak için acele etmeyin - burada rol oynayan diğer genlerden biri de babadır. Dahası, çevresel faktörler de saç dökülmesi üzerinde büyük bir etkiye sahiptir.

Ağrı eşiği

Ağrı, ölçümlenmesi ve karşılaştırılması en zor durumdur. Bir kişinin gözlerinden yaş getiren bir ağrı bir diğeri için üstesinden gelinebilir olabiliyor. Ağrıya dayanma eşiği kısmen de olsa genetik bir faktör. Bilim insanları acıyı algılamak için kullandığımız 4 geni izole edebildiler. Bu bilgi, ağrı tedavisinde olduğu kadar diğer tedavi yöntemlerinin kullanılmasında da son derece önem taşıyor.

Spor merakı

Spor yapan kişiler, egzersiz sonrasında beyinde dopamin salgılarlar. Bu beyindeki ödül tepkisidir. 2015 yılında yapılan bir araştırmaya göre bazı kişilerde spor yaptıktan sonra dopamin üretimi çok az oluyor, bu durum beynin sporu bir ödül olarak görmemesinden kaynaklanıyor. Bu nedenle de bazı kişiler spor yapmaya meraklı ve hobi olarak spor yaparken bazılarının ilgisini çekmiyor.

Kafein etkisi

Bazı insanlar güne kahve içmeden başlayamazlar ve çoğu zaman da bir bardakla kalmazlar. Bazı kişilerde ise kahve huzursuzluk verir, gece uyutmaz. 2010 yılında yapılan bir araştırmaya göre insan vücudunda kafeini metabolize etme derecesinde %36 ila %58 oranında fark bulunuyor. Beynin adenosin ve dopamin gibi kimyasalları işleme şekli uykusuzluk, kaygı gibi davranışları tetikliyor, ya da ortaya çıkmasını engelliyor. 

Popülerlik

İnanılmaz gelebilir, ancak kişinin popülaritesinin sırrı genlerinde gizlidir. 5HT2A adı verilen serotonin reseptör geni, sosyal topluluk içinde popüler olup olmayacağımızı belirliyor. “G varyant” adı da verilen bu gen kişinin kurallara uyma ve çevresinde bıraktığı etkiyi kontrol ediyor. Yapılan araştırmalar arkadaş sayısı ile G varyant arasında bağlantı buldu. Ancak bu genin ortaya çıkması için uygun bir çevre gerekiyor. Bu genleri miras alan insanlar, akranları arasında popüler olan ve insanlarla arkadaş olmak isteyen kişilerdir. 

Erteleme

Bazı insanlar için her şeyi ertelemek oldukça doğaldır; sonra yaparım! Ama bunu ailelerinden taşıyor olabilirler. 2014 yılında yapılan bir araştırmaya göre erteleme alışkanlığının neredeyse yarısı genetik dizilimle aktarılıyor. 2018’deki bir diğer araştırma ise erteleme alışkanlığının amigdala adı verilen ve beyinde duygu işleme merkezinden geldiğini ve bu merkezin kalıtımsal olduğunu ortaya koydu.

Ne kadar hızlı yaşlanacaksınız?

Yaş kimileri için sadece sayıdır ve yaşamı etkilemez. Ne kadar yaşlı göründüğümüz ise genetiktir. 2010 yılında yapılan bir araştırma için yarım milyon kromozomu incelediler ve insanların yaşıtlarına göre 3-4 yaş daha yaşlı göründüğünü belirleyen dizilimler buldular.

Tatlıya düşkünlük

İnsanların tatlı ile tuzluya düşkünlüğü oldukça farklıdır, kimileri çikolatayı kimileri ise patates kızartmasını dayanılmaz bulur. Bu durum genetik sayılabilir. 2018’de Danimarka’da yapılan bir araştırma FGF21 adı verilen bir genin tatlıya aşırı düşkünlük yaratabildiğini ortaya koydu. Diğer insanlardan çok daha fazla şeker tüketip onlar kadar kilo almıyor olmaları da bu gene bağlanabiliyor. Ancak bu gen için bir kötü haber var; yüksek tansiyon hastalığına yakalanma olasılığınızı artırıyor.

Keskin tatları sevmek

Brüksel lahanası, bitter çikolata gibi keskin tada sahip besinleri sevmek çok kolay değildir, ancak bazıları çok seviyor. TAS2R38 adı verilen bir tat alma reseptörü geni, keskin tatlara olan tepkimizi belirliyor. Dünya nüfusunun neredeyse çeyreği için TAS2R38 geninin bir versiyonu, keskin tatlı yiyeceklere karşı aşırı derecede hassas.

Risk alma seviyesi

Ekstreme sporlardan keyif almak ile bir yerini kırmaktan endişelenerek risk almaktan uzak durmak genlerimizin taşıdığı özellikler olabilir. Yüksek risk içeren sporlara düşkün olan kişilerin aile geçmişinde de benzer risk alma davranışı gözlemlenebiliyor. Uzmanlara göre ekstrem sporlara merak ile beyinde dopamin işlenmesinin etkisi arasında bağlantı bulunuyor, bu kişilerde dopamin çok etkili şekilde salgılanmadığından keyif duygusunu alabilmek için daha fazla risk içeren davranışlar gösterebiliyorlar.

İyimserlik

Olaylara iyi tarafından bakabilmek ve iyimserlik genlerden geliyor olabilir. Yapılan araştırmalara göre oksitosin reseptörü genleri, beyinde sevgi hormonundan sorumlu olan genler, kişinin iyimserlik seviyesini belirliyor. Ayrıca bu durum kendi hayatını kontrol altında hissetmeyi de etkiliyor. Tek bir gen kodunun bu kadar büyük bir davranış biçimini kontrol etmesi %100 kesin olmasa da bulunan bağlantı son derece yüksek.

Empati

Oksitosin reseptörlerinin iyimserlik ile birlikte etkili olduğu bir davranış daha var; empati. Fedakarlık, toplum yanlısı davranışlar ve stresle başa çıkabilme becerisi, 3 belirli genle ilişkili. İyi haber; nüfusun yarısından fazlası, %51,5’i bu gen varyasyonuna sahip.

Güneşe bakınca hapşırmak

Güneş görünce hapşıranlardan mısınız? O halde, büyük ihtimalle Otozomal Dominant Zorlayıcı Helyoflorometik Patlama Sendromu (ACHOO)’dan mustaripsiniz. Bu aslında ışığa duyarlı hapşırma refleksi ve iyi huyludur. Güneş gibi parlak ışık yayan bir verici ile karşılaşıldığında hapşırma refleksi ortaya çıkar. Bilim insanları tam olarak buna neyin neden olduğunu çözememiş olsalar da fotik hapşırma adı verilen genetik bir etkiden kaynaklandığı düşünülüyor. Kalıtımsal olma olasılığı ise %50 olarak tahmin ediliyor.

Yüksek kolesterol seviyeleri

Birçok kişi yüksek kolesterol seviyelerinin yedikleriyle bağlantılı olduğuna inanıyor. Eğer uzun ve mutlu bir hayat yaşamak istiyorsanız, sebze ve meyve yemeniz ve bol egzersiz yapmanız gerekir. Ancak bazen yüksek kolestrol seviyeleri aslında yaşam biçimimize değil, genlerimize bağlıdır. Her 500 kişiden 1'inin, kanında kolesterol birikimine neden olan özel bir genetik mutasyon vardır. Bu insanlar, sebzeden başka bir şey yemeseler bile bu maddenin yüksek seviyelerine sahip olurlar.

Karşı tarafa güven

Başkalarına güvenebilmek temelde çevresel bir durumdur, yaşanmış olayların etkisi kişilere güvenme seviyemizi belirler. Ancak bunun biyolojik olma ihtimali de söz konusu. Tek yumurta ikizlerinin çift yumurta ikizlerine göre güven seviyesinde çok daha yakın benzerlik bulunması da buna bir işaret olarak gösteriliyor.

Sabah insanı olmak

Gönüllü olarak DNA testine insanları davet eden bir organizasyonun bu proje kapsamında 90 bin kişiye ait dizilim yapması sonucundan bazı ilginç bilgiler ortaya çıktı. Sabahları erken kalkmak ile gece kuşu olmak arasındaki fark da DNA’larımızdan geliyor olabilir. Günün hangi diliminde daha verimli olduğumuzu beden saatimiz belirler. Hatta öyle ki 15 farklı genetik varyant, beden saati üzerinde etkili olabiliyor ve bu da erkenci mi gececi mi olduğunuzu belirliyor.

Renk körlüğü anneden

Bazı renkleri ayırt etme yeteneği, bir kişinin genleri aracılığıyla miras aldığı bir şeydir. Bu genler genellikle kalıtsaldır ve annelerden çocuklara miras kalır. Renk körlüğüne sebep olan genleri çoğunlukla erkekler alır. Bunun nedeni genetik yapıdaki tek maternal X kromozomunun kusuru telafi edilemez, kadınlar ise babalarından "acil" bir X kromozomuna sahiptir.

Terleme

Herkes terler ancak insan nüfusunun %5’i aşırı terliyor. Bu duruma hiperhidroz adı veriliyor ve toplum içinde büyük rahatsızlık yaratabiliyor. Ailede aşırı terleme varsa, hissettiğiniz rahatsızlık da kalıtımsal olabilir. El ve ayakları aşırı terleyen kişilerin koltuk altı, yüz ve göğüsten terleyenlerin sırtından terlemesi ihtimali bulunuyor.

Akademik başarının sebebi anne

Bir anne zayıf aldığı zaman çocuğunu azarlıyor ve eğer çalışırsa daha başarılı olacağını düşünüyor olabilir. Akademik başarı %55 genetik mirasa bağlıdır. Binlerce gen, okulda ne kadar iyi performans yaptığınızdan doğrudan sorumludur. Eğer aileniz okul günlerinde başarılı olmuşlarsa, siz de büyük bir potansiyele sahip olursunuz.

Müzik yeteneği

Bazılarının sesi daha güzeldir, enstrüman çalmayı öğrenebilirler. Onlardan biri olmak istiyorsanız, müzik kurslarına servet dökmeden önce ailenizin geçmişine göz atmayı unutmayın. Müzik yeteneği genetik özellikler taşır. 2014 yılında yapılan bir araştırma, kişilerin ton-detone, ritm, ses algılarının daha hızlı çalıştığını gösterdi. Ve bu etkiyi yaratan da kromozom 4q’nun bir varyantı…

Müzik zevki

Ailemiz, hangi tür müzikten zevk aldığımızı da belirleyebilir. Sadece dinleme alışkanlığı da değil… Araştırmalar, müzik zevkimizin %50’sinin genetik yollardan belirlendiğini söylüyor. En ilginç olanı ise bu etkinin pop, klasik, dans müzikleri için çok yüksekken türkü ve folk müzik türlerinde geçerli olmaması. Bir diğer deyişle, Mozart sevginizi genetik olarak alıyoruz, Ege türkülerini sevmeyi ise çevremizden öğreniyoruz.

Erkeklerde diyabet riski

Erkeklerin diyetlerini ve beslenme şekillerini belirlerken aile geçmişlerine göz atmalarında fayda var. Kötü beslenme ve kalıtımsal şeker hastalığı birleşince tip 2 diyabet riski artıyor.

Agresiflik

Bebekler yürümeye başladıklarında tatlı birer çocuk olma yolunda da adım atarlar. Ancak yeni yürümeye başlayan çocukların dünyayı keşfetme ve irade kullanma becerisi kazanması durumuna “korkunç ikili” deniyor. Çünkü bu süreçte çocuk saldırgan ve agresif davranışlar gösterebiliyor. Tekmeleme, ısırma, vurma, kavga etme gibi olumsuz davranışların altında genlerin de rolü bulunuyor. İyi haber ise doğru yaklaşımla çocuğun bu davranışlarını kolayca bırakabiliyor olması.

Atletizm

Atletik becerilere sahip vücut yapısı, genetik ile çevrenin birleşimidir. Bunun anlamı, atletik yapıya sahip genlere sahip olmamızın yanı sıra spora yönlendirilmenin de önemi. Uzmanlara göre atletik becerilerin %30’undan %80’ine kadar genetik etkisi olabilir. Bu fark spor türüne göre değişiyor, maraton koşucularında genetik daha yüksek etkideyken kısa mesafelerde daha az genlere ihtiyaç duyuluyor. 

Laktoz intoleransı

Şaşırtıcı gelebilir, ancak yetişkinlerin %65'inin laktoz ya da süt şekeri sindirme yeteneği düşüktür. Bunun için belirli bir gen sorumludur. Bir çocuk hala çok gençken ve hayatta kalmak için sütüne ihtiyaç duyarsa, vücut laktozu sindirmek için bir enzim oluşturur. Ancak, kişi büyüdükçe, süt ürünlerini emme kabiliyeti düşer. Sadece insanların bir kısmının laktoz toleransı için geni vardır. 

Miyopluk

Bir kişinin yakın mesafeleri görme konusunda yakınması olasılığı kalıtsaldır. Her iki ebeveyn de bu sorunu yaşarsa, çocuğun gelişme riski %50 civarındadır. Bununla birlikte bilim insanları, burada her şeyi mutlaka genetik üzerine atamayacağımıza inanıyorlar. Bilgisayarın başında otururken daha az zaman harcamak ve gözlerini zorlamaktan kaçınmak, miyopluktan muzdarip olma ihtimali çok düşüktür.