Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar
15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNİN AÇIĞA ÇIKARDIĞI SORUN VE ZAFİYET ALANLARI

Türkiye Cumhuriyeti, 93 yıllık tarihi boyunca birçok iç ve dış tehditle karşılaşmış, bu tehditlerle mücadele etmiş ve etmeye devam etmektedir. Bu tehditlerin çoğu kritik derecede önemli olsalar dahi ya kısmi hedefler peşinde koşan kısa süreli ve dar kapsamlı tehditler olmuş, ya toplumun tüm kesimlerine ulaşamayan marjinal veya bölgesel tehditler olarak kalmışlardır. Bu açıdan bakıldığında 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe girişimi, oluşturduğu tehdidin kapsamı ve boyutları açısından Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca devletin bekası açısından ortaya çıkmış en önemli tehdit olarak değerlendirilmelidir. Zira FETÖ’den önce ortaya çıkmış tehditlerin hiçbirisi;

  • 40 yılı aşan çok uzun bir stratejik planlama ve hazırlık süreciyle ortaya çıkmamıştır.
  • Devletin neredeyse bütün kurumlarına sızmayı başaramamıştır.
  • Kurduğu eğitim kurumları, medya ve sivil toplum kuruluşları vs. aracılığıyla toplumun her kesimine ve ülke coğrafyasının tamamına ulaşmayı ve asıl hedeflerini gizleyerek kendisini olumlu bir imajla kabul ettirmeyi başaramamıştır.
  • Yurtiçinde kurduğu ağa benzer bir şekilde yurtdışında da örgütlenerek kendisini dış dünyada da olumlu imajla kabul ettirmeyi başaramamıştır.
  • Oluşturduğu finansal ağla devasa bir ekonomik büyüklüğe ulaşamamıştır.
  • Kendi gücünü geliştirmek ve pekiştirmek için toplumun en hassas olduğu iki konu olan milli ve dini duyguları sonuna kadar istismar etmemiştir.
  • Asıl gizli hedeflerine ulaşabilmek için hukuk düzenini ve kamu gücünü sonuna kadar istismar etmemiştir.

Bu yapısı itibarıyla FETÖ, şayet 15 Temmuz gecesi hedefine ulaşsaydı, Türkiye Cumhuriyeti’ni, tarihi boyunca karşılaştığı en ağır iç karışıklık, kaos ve buhran dönemine sokacaktı. Zira amaçları itibariyle FETÖ’nün kısmi ve geçici bir programla Hükümet ve kamu hayatını tanzim edip geri plana çekilecek bir örgüt olmadığı açıktır. Hatta devletin temel yapısını ve rejimi değiştirmek dahi Örgüt için yeterli olmayacak, rejim değişikliğinin ardından toplum mühendisliğiyle toplumsal hayatı bütünüyle kendi projeleri doğrultusunda şekillendirmeye girişeceklerdi. Örgüt liderinin geçmişteki konuşmalarına bakıldığında, Örgüt için Türkiye’de mutlak iktidarı ele geçirmenin dahi tek hedef olmadığı görülmektedir. Örgüt lideri, Türkiye’den sonra dünyanın her tarafında benzer bir düzen kurmak için çalışmayı, önceki bölümlerde ayrıntılı bir şekilde anlatılan çarpık “kainat imamlığı”/“mehdilik” inancının bir gereği olarak görmektedir.

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ