Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a yönelik suikast soruşturmasında önceki gün verilen takipsizlik kararı onanmıştı. Soruşturma kapsamında sadece mahkemece görülmesi mümkün olan devlet sırrı niteliğindeki belge ve kayıtların yeniden kopyalanarak bilirkişilerce incelenmek üzere soruşturmayı yürüten savcılıkça TÜBİTAK’a gönderildiği ortaya çıktı. 

Habertürk TV'de Balçiçek İlter'e konuk olan Genelkurmay İstihbarat eski Başkanı İsmail Hakkı Pekin,  konuyla ilgili çok çarpıcı ve gündeme bomba gibi düşecek yeni açıklamalarda bulundu.

"Bir yanlışlık var herhalde" sözleriyle açıklamalarına başlayan Pekin, "Arama yapılan yer Seferberlik Tetkik Kurulu Başkanlığı değil, Seferberlik Dairesi Ankara Bölge Başkanlığı. Onun başında da bir albay bulunur. Buradaki evraklar sadece Ankara ile ilgili evraklardır.

Seferberlik Tetkik Kurulu Başkanlığı’nın karargahı Gölbaşı’ndadır. Bütün bölge başkanlıkları Seferberlik Tetkik Kurulu’na bağlıdır. Türkiye’deki bütün o çalışmalar, o listelerin tamamı Seferberlik Tetkik Kurulu Başkanlığı’ndadır.
Asıl tümgeneralin yeri Gölbaşı’ndadır. Özel Kuvvetler’e bağlı bir daire.
Bütün asıl belgeler oradadır." dedi. Yani Pekin'in açıklamalarına göre aslında devletin en kritik bilgilerinin olduğu kozmik odaya değil, bölgenin gizli belgelerinin tutulduğu kozmik odaya girilmişti.

YANLIŞ KOZMİK ODAYA GİRDİLER
Pekin, o dönemde yaşananları şöyle anlattı:
"19 Aralık 2009’da bu olay çıktıktan sonra yapılan arama şu; Mahkeme karar vermiş, bir hakim geliyor, hakimin yanına İlker Paşa’nın emriyle bir askeri savcı verilmiş.
O askeri savcı, hakimin yanlış bir şey yapmasını engellemek istedi.
O dönem ben Genelkurmay İstihbarat Başkanı’ydım. Odamda oturuyordum, “Arınç’a suikast yapılacak” diye bir haber duyduk. Hemen arkasından haber geldi. Ankara’dan özel kuvvetlerden iki tane subayımızın alıkonduğunu duyduk.
Özel Kuvvetler Komuta Servet Yörük geldi. Tümgeneral Selahattin Kısacık, Seferberlik Tetkik Kurulu Başkanı’ydı. Onu oradan Ankara Bölge Başkanlığı’na getirdik.
Daha sonra da “Nasıl oldu bu iş?” diye İlker Paşa beni görevlendirdi. Ben Ankara Bölge Başkanlığı’na gittim.
Arınç’a suikast yapacağı iddia edilen arkadaşlarımla görüştüm.
Onlar 1 yıldır bir albayı takip ettiklerini söylediler. Özel görev verilmiş. Onu takip ederken bu iki subayımızın bütün görüşmeleri dinlenmiş.
Kullandıkları arabalar uzun süre takip edilmiş. Sonuçta Arınç’a suikast kurgusuyla beraber bu durum ortaya çıkmış. Genelkurmay'a sorabilirlerdi bu konuyu. Ama hiç kimse bir şey sormadan hazır yakalamışken bu bahaneyle Seferberlik Tetkik Kurulu’na girmek istediler, fakat girdikleri yer Ankara Bölge Başkanlığı."

DAHA ÖNCE DE ATABEYLER VE SAUNA İLE ÖZEL KUVVETLER'E GİRMEK İSTEDİLER
Daha önce de Atabeyler ve Sauna operasyonlarıyla özel kuvvetlere yine girilmek istendi.
Ama beceremediler.

Bunu mahkeme söylüyor. Seferberlik Tetkik Kurulu’na girip oradaki evraklarda arama yapmaları gerektiği konusunda.
Başsavcı vekili ısrarla arama yapmak istedi.
Fakat girdikleri yer bir kez daha söyleyelim Ankara Bölge Başkanlığı.

İki subayımız Ankara Bölge Başkanlığı’nda çalıştığı için giremediler Seferberlik Tetkik Kurulu’na.
Bu nedenle Genelkurmay Seferberlik Tetkik Kurulu’na girmelerine izin vermedi.

ASIL HEDEF ÖZEL KUVVETLER'Dİ
Oraya girselerdi Özel Kuvvetler’in ana karargahına da girebilirlerdi. Uzun zamandan beri Özel Kuvvetler ile ilgili bilgi isteniyordu. Özel Kuvvetler’in çalışma metotları öğrenilmek isteniyordu.
Hedef orasıydı.

Genelkurmay Başkanı’mız ile de Özel Kuvvetler Komutanı ile de görüşüldü.
Aslında İlker Paşa Ankara Bölge’ye de sokmayabilirdi. Öyle bir hakkı vardı. Çünkü mahkeme olmamıştı henüz. Silahlı Kuvvetler’e güvensizlik ortadan kalksın diye, oradaki evraklar da çok önemli evraklar değil aslında. Bu nedenle müsaade edildi. Bence hiç sokulmaması daha iyiydi.

Birçok komutanın hatta Kara Kuvvetleri Komutanı’nın bile görmediği şeyler vardı orada.   

O İMAJLAR GENELKURMAY'DA BİR KASAYA KİLİTLENDİ
Geldiler önce kozmik oda dışında bilgisayarlardan imaj aldılar.
Onlarla ilgili bir sorunumuz yoktu zaten. Israrla kozmik odaya girmek istediler. Yanlarına askeri savcı verdik.
Kozmik odada Nazmi Albay isimli bir albayımız vardı. O devamlı orada bulundu.
Hiçbir evrak verilmedi kendilerine. Bazı kritik evraklardan özet çıkarıldı, fotokopi çekildi, öyle verildi. Fakat bütün imajlar çekildi. Öte yandan bu imajlar teslim edilmedi. Genelkurmay Başkanlığı’nda bir kasaya kilitlendi bu imajlar.
İçinde bir 7 evrak daha var.
Mahkeme devam etti.

İKİ YIL SONRA TÜBİTAK'A GÖNDERİLMİŞ, TÜBİTAK'TAN NEREYE GİTTİ?
Daha sonra aldığım bilgiye göre 2 yıl sonra mahkeme bu bilgileri istemiş. Bu belgeler, TÜBİTAK’a gönderilmiş çözümlenmek üzere. Çözümlendikten sonra o belgeler nereye gitti? O zamanki Seferberlik Tetkik Kurulu Başkanı Kısacık’la biraz önce görüştüm. Bu imajların bir listesinin kendisinde olduğunu, bir suretini de emekli olduktan Özel Kuvvetler’e bıraktığını söyledi.
Bu iki subayımız, şimdi emekli oldular, diğer 8 kişiyle birlikte büyük ihtimalle tazminat davası açacaklar."