Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem Soma davasının 5. oturumuna tutuksuz sanık maden mühendislerinin itirafları damgasını vurdu

        Neşet DİŞKAYA/HABERTÜRK

        Havalandırmadan sorumlu mühendisin savunmasında ocakta sadece bir vardiyada havalandırma mühendisinin çalıştığı ortaya çıkarken, 10 kilometre uzunluğundaki maden ocağında tek çalıştığını söyleyen mühendis mahkeme başkanına yetersiz olduğunu itiraf etti.

        Havalandırma mühendisi, iddianamede tutarsızlıklar gözlenen 111 sayfalık havalandırma defterinin sadece 19 sayfasını kendisinin doldurduğunu, olay günü doldurulan deftere sadece imza attığını söyledi. Havalandırma ve ateşleme mühendisleri gaz maskelerinin 5 yılda bir kere genel kontrol yapıldığını itiraf etti. Madende günde yarım ton dinamit patlatıldığı da ortaya çıktı. İfadeler sırasında mahkeme başkanından söz isteyen şehit madenci annesi Elmas Kaya, "Deniz olsam isyanım kıyılara vururdu, bize bunların yalanlarını, hikayelerini dinletiyorsunuz. Onlara bir şunu sorar mısınız: Siz hiç kucağınıza ölmüş bir evladınızı aldınız mı? Sen benim evladım yaşımdasın hakim bey. Söyle nasıl sabredeyim" demesi salondakileri göz yaşlarına boğdu.

        5. oturuma tutuklu sanıklar Soma Kömürleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan, genel müdür Ramazan Doğru, işletme müdürü Akın Çelik, mühendis Ertan Ersoy, teknik müdür İsmail Adalı, vardiya amirleri Yasin Kurnaz, Hilmi Kazık ve Mehmet Ali Günay Çelik, tutuksuz 37 sanıktan 31'i ile mağdur aileleri ve tarafların avukatları katıldı. Önceki oturumlarda görev yapan duruşma savcısı Oğuz Köktan'ın yerine Koray Keskin görev yaptı.

        HAVALANDIRMA MÜHENDİSİ: TEK MÜHENDİSTİM, YETERLİ DEĞİLDİM

        Duruşmada ilk dinlenen tutuksuz sanık havalandırma mühendisi Fuat Ünal Aydın, "Maden ocağı 10 km uzunluğunda bir koridordan ibarettir. Buranın bütün havalandırmasından ben sorumluyum. Madende başka havalandırma mühendisi yoktu. Ben gündüz vardiyasında çalışıyordum. Diğer vardiyalarda yetkili mühendis yoktu" dedi. Mahkeme başkanının "Peki sen tek başına yetiyor muydun?" sorusuna ise "Hayır yeterli değildim. Bir panoya gidene kadar zaten mesai bitiyordu" diye cevap verdi.

        "111 SAYFALIK DEFTERİN 19 SAYFASINI BEN DOLDURDUM"

        Mahkeme başkanı Aytaç Ballı, "İddianamede havalandırma defterinde tutarsızlıklar tespit edildiği yazıyor. Değerler bir gün önceki değerler kopyalanarak yazılmış gibi görünüyormuş. Buna ne diyeceksin?" sorusuna ise "111 sayfalık defterin sadece 19 sayfası bana ait. Olay günü sayfayı ise Harun Yıldırım doldurdu. Ben sadece imza attım" itirafında bulundu.

        "MASKELER 5 YILDA BİR KEZ KONTROL EDİLDİ"

        Mahkeme Başkanının "Gaz maskeleri kontrol ediliyor muydu?" sorusuna Aydın, "2009 yılında işe girdim. Sadece bir kere genel kontrol yapıldı" cevabını verdi. Aydın "Görevimi haftanın 6 günü tek başıma yerin altına girerek yaptım. Aynı risklere ben de maruz kaldım. Beni ilk olarak işe alan kişi Süleyman Sarı. Üniversite raporunu iddianamede öğrendim. Süleyman Sarı riskin farkındaysa beni neden işe aldı? Bu raporu ve riskleri bilseydim bu madende çalışmazdım" dedi.

        GÜNDE YARIM TON DİNAMİT PATLATMIŞLAR

        Madende dinamit atımı ile ilgili sorumlu olan mühendis Serkan Kocaman ise kendisinde karbonmonoksit ölçüm cihazı olmadığını, sadece metan gazı ölçümü yaptığını, ancak bunu defter tutma gibi bir sorumluluğunun olmadığını söyledi. Kanuna göre metan gazı yüzde 1 seviyesi olduğunda dinamit atışının yapılmadığını belirten Kocaman, "Biz, bunu yüzde 0.5 olarak kullanıyorduk. Yüzde 0,5 metan gazı varsa kesinlikle dinamit atımı yapmıyorduk. Görev alanımda bir mühendis vardı. Yetişmem mümkün değildi" dedi. Mahkeme başkanının günde ne kadar dinamit patlatıldığı sorusuna ise Kocaman, "Her vardiyada 150-200 kilo" diye cevap verdi. Kocaman'ın cevabı üzerine salonda bulunanlar "Yani günde üç vardiyada yarım ton dinamit patlatıyorlarmış" dedi.

        "SİZ HİÇ ÖLMÜŞ EVLADINIZI KUCAĞINIZA ALDINIZ MI?"

        Savunmalar sırasında mahkeme başkanına haykıran şehit madenci Kader Yıldırım'ın annesi Elmas Kaya ise mahkeme başkanından kendisine söz hakkı vermesini istedi. Kısa bir söz hakkı tanınan Kaya, "Deniz olsam isyanım kıyılara vururdu, bize bunların yalanlarını, hikayelerini dinletiyorsunuz. Onlara bir şunu sorar mısınız: ‘Siz hiç kucağınıza ölmüş bir evladınızı aldınız mı?' Sen benim evladım yaşımdasın hakim bey. Söyle nasıl sabredeyim" dedi. Acılı kadının sözleri salondaki bir çok kişiyi gözyaşlarına boğdu.

        "DENİZ OLSAYDIN EFKARIM KIYIYA VURURDU"

        Elmas Kaya duruşma sonrası yaptığı açıklamada, "Ben sadece ayaktayım gövdemi bir yere koyamıyorum. İntihar edeceğim de oğlumu göremem diye intihar edemiyorum. İçeridekileri dinledikçe içim şişiyor. Gerçekten bir deniz olsaydım efkarım kıyıya vururdu. Ama deniz değilim ki. İçime akıyor kanları. Adalet devletin temeliymiş. Hayır! Tek adaletine inanıyorum ancak gerisine asla inanmıyorum. Bizim adaletimiz yukarıdaki Allah. Bizi ancak o savunabilir haklıyı haksızı o ayırt edebilir. Bunlar vicdanını nefsini paraya değişmişler. Allah'ın adını bile bunlar paraya değiştirmişler. İki tane benim yetim torunum var. Bana telefonda soruyorlar, 'Babam orada var mı babaanne' diye. 'Benim babam kuş olmuş' diyor. Üç yaşındaki kızı kuş arıyor babasını görmek için. Oğlumun adı Kader Yıldırım. Nüfusta keder olmaz demişler Kader koymuşlar. Çok aç durdum ben ona hamileyken. Çok zorluklar çektim. Ben oğlumu çok zor büyüttüm. Çok bir şey istemedim ki ben hayattan. Ne mal taptım ne de mülk. Ben 20 milyonla mutlu olan bir insandım, benim oğlum da öyleydi. İçeride ifadeleri duydukça mahvoluyorum. Senaryo yazmışlar. 200 bölümlük senaryo. Okuyan imzalamış, okuyan imzalamış" dedi.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ