Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

İzmir'de beraatle sonuçlanan "askeri gizli bilgi ve belge bulundurma" davasının iki numaralı sanığı emekli Albay Coşkun Başbuğ, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) "yargı ayağı"na ilişkin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) müfettişine ifade verdi.

"Askeri casusluk" davası kapsamında 2,5 yıl kaldığı cezaevinden tahliye edildikten sonra FETÖ/PDY’nin emniyet, yargı, medya yapılanmalarına dair suç duyurularında bulunan Başbuğ, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "askeri casuslukta kumpas" iddianamesiyle emniyet ayağı mercek altına alınan örgütün yargı ayağı için de HSYK müfettişine ifade verdiğini söyledi.

Kendilerine kumpas kuranların hesap vermesi için mücadele içinde olduklarını dile getiren Başbuğ, "Bu işte dahli olan kim varsa, askeri, hakimi, savcısı muhakkak gün ve saat geldiğinde hesabını verecek' dedim. O gün geldi. Geçtiğimiz gün HSYK’dan bir telefonla adliyeye davet edildim ve bu davette benim adli personelle ilgili suç duyurusunda ifade ettiğim konularda somut belge ve bilgilerime başvuruldu. Bu davet şunu çok açık ve net gösteriyor, bu soruşturmanın emniyet bacağından yargıya atladığını söyleyebiliriz. Ben de bütün bildiklerimi aktardım.” diye konuştu.

Başbuğ, İzmir Adliyesinde gün boyu süren ifadesinde FETÖ üyesi olduğunu iddia ettiği adliye ve emniyet personeliyle ilgili bildiklerinin sorulduğunu belirterek, arama ve soruşturmalarla ilgili usulsüzlükler ve sanıkların tümünü aklayan DNA testlerine dair Adli Tıp Kurumu raporlarını da müfettişe sunduğunu anlattı.

"Askeri casusluk davası" sürecindeki hukuksuzlukların mahkemeye sunulmasına rağmen adli ya da kolluk güçlerinin hiçbir işlem yapmadığını savunan Başbuğ, şöyle konuştu:

"Örgütlü ve planlı olarak fütursuzca hareket ettiler. Dönemin 12. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Atilla Rahman, hukuksuzluk bütün belgeleriyle sunulmasına rağmen yok saydı, görmezden geldi ve suç işledi. Askeri casusluk davasının iddianamesini hazırlayan Savcı Zafer Kılınç'a hakkındaki suç duyurusunda defaten belirttiğim, 'örgüt savcısı' suçlamam vardı. Soruşturmada gizlilik kararı varken dava hakkında ne bize ne avukatlarımıza hiçbir bilgi ve belge vermiyordu. Kanun da bunu emrediyor zaten fakat buna rağmen iddianame ile kelime kelime aynı ifadeleri, gözaltına alınmanızın hemen ertesi gün gazetelerde okursanız, ortada bir gerçek vardır. Bunu birileri basına sızdırdı. Zafer Kılınç, iddianamenin tek hakimi ve kasanın anahtarının tek sahibi. Dolayısıyla bunu ondan başkasının yapması mümkün değil. Bunları aktardım.

Dava açılmamışken, iddianame kabul edilmemişken, soruşturmanın kapsamı belli değilken, suçlandığımız hard diskin dahi şifresi kırılmamışken gazeteler, ‘casusluk’ diye adını koydu. 'Örgütün kilit ismi Narin' diye günlerce sayfalar dolusu haberler yapıldı. Bizler kamuoyu önünde hiç yargılanmadan infaz edildik. Bu, kasıtlı olarak yapıldı, algı operasyonu olarak. Örgütün medya bacağı yaptı bunu ki bu bacakla ilgili de suç duyurusunda bulundum. Şu an hukuki işlemde."

"TÜBİTAK'TAKİ PARALEL İSİMLER"

Başbuğ, HSYK müfettişine verdiği ifadede, "askeri casusluk davası" kapsamında 12. Ağır Ceza Mahkemesinin TÜBİTAK'tan bilirkişi raporu isterken görevi olmamasına rağmen bilirkişi heyetini isim isim belirlediğini de anlattığına dikkati çekerek, bu isimlerin TÜBİTAK'taki paralel yapılanma kapsamında haklarında işlem yapılan isimler olarak karşılarına çıktığını dile getirdi.

HSYK müfettişine örgüt ve mensuplarına yönelik birçok delil sunduğunu, bütün bunların şu anda HSYK tarafından değerlendirildiğini belirten Başbuğ, "Bu örgüt adli ve emniyet teşkilatından mütevellit değil, ahtapot gibi devletin her kurumunu sarmış durumda. Binbir surat gibi her şekle girebilen bir örgüt. Ticarette, siyasette, adalette, hakim olmuş, paşa, savcı olmuş. Dağdaki eşkiya olmuş.” ifadelerini kullandı.

Coşkun Başbuğ, Fetullah Gülen'in ettiği bedduaların dönüp FETÖ/PDY'yi bulduğunu anlatarak, "Evlerinize ateşler düşsün, ocaklarınız sönsün, birlikleriniz dağılsın' dedi. Merak etmesin, bedduası tuttu. Örgüt, öyle bir dağıldı ki her biri bir yerde. Bir daha asla bir araya gelemezler. Devlet, kararlılıkla üstüne gidiyor. Bu süreçten ve gelecekten umutluyum.” görüşünü paylaştı.

AA