Cumhurbaşkanlığı için ne dedi?
Büyükanıt Cumhurbaşkanı adayı ile ilgili soruya şu yanıtı verdi:
Genelkurmay Başkanı Org. Büyükanıt basın toplantısında Cumhurbaşkanlığı ile ilgil soruya şu cevabı verdi: Cumhurbaşkanı adayı sözde değil özde bizim inandığımız değerlere inamalıdır. Cumhuriyetin temel değerlerine bağlı birisinin seçilmesini umuyoruz. İşte Org. Büyükanıt'ın o açıklaması
TIKLAYIN
SÜRPRİZ TOPLANTIDA ÖNEMLİ MESAJLAR
Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, Genelkurmay Karagahı'nda bilgilendirme toplantısı gerçekleştirdi. İşte Büyükanıt'ın Türkiye'ye ve dünyaya verdiği mesajlar...
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, ''Etnik bir yapının üzerine siyasi amaçlı bir söylem yüklerseniz bu etnik bir milliyetçilik oluşturur. Esasen, bu etnik milliyetçilik, teröre giden yolun da başlangıcıdır'' dedi.
Orgeneral Büyükanıt, Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'nda düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında, bugün Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı en büyük
sorunlardan birinin terör sorunu olduğunu söyledi.
''Terör dediğimiz zaman bu kelimeden hepimiz aynı anlamı çıkarabiliyor
muyuz? Yoksa farklı algılamalar var mı?'' diyen Orgeneral Büyükanıt, bu konu
üzerinde durmak istediğini söyledi. Orgeneral Büyükanıt, şunları kaydetti:
''Önce, PKK terörü nedir, bunu cevaplandırılmamız lazım. Bu bağlamda
soracağımız diğer bir soru da 'etnik yapı nedir' sorusu. Etnik yapı bilindiği
gibi insanın iradesi içinde olmayan, doğal ve sosyolojik bir olgudur. Siyasi bir
yönü yoktur. Bir ülkede yaşayan değişik etnik yapılarda insanlar olabilir. İkinci
olarak şunu sorabiliriz, etnik bir yapı, etnik bir milliyetçiliğe nasıl dönüşür?
Bunun cevabı basit. Etnik bir yapının üzerine siyasi amaçlı bir söylem
yüklerseniz bu etnik bir milliyetçilik oluşturur. Esasen, bu etnik milliyetçilik,
teröre giden yolun da başlangıcıdır. Üçüncü soru, etnik milliyetçilik, nasıl
bölücü bir terör örgütüne dönüşür? Bu sorunun cevabı çok açıktır. Siyasal amaçlı etnik milliyetçiliğin üzerine belirli bir amacı, şiddete dayalı, silaha dayalı
gücü olarak gerçekleştirmek isterseniz etnik milliyetçiliğe dayalı bölücü bir
hareket ortaya çıkar. Başka bir ifadeyle ırkçı bir terör örgütü ortaya çıkar.
Bugün, Türkiye'nin karşı karşıya olduğu sorun bu dur. Etnik milliyetçiliğe
dayalı, şiddete dayalı bir terör olayıdır, ırkçı bir harekettir.''
IRKÇI, ÇAĞ DIŞI, ŞİDDETE DAYALI TERÖR
Irkçı, çağ dışı, şiddete yönelik bir terörle karşı karşıya bulunduğunu
kaydeden Orgeneral Büyükanıt, ''Ülkemizde halen gerçek anlamda bir ırkçı terör örgütü varken PKK... Türk toplumunun ulusal değerlerine sahip çıkacak şekilde gösterilen en ufak bir tepkisine bile 'Türkiye'de milliyetçilik yükseliyor'
şeklinde yorumlar yapılmasının ulusal güvenliğimize çok zarar vermiştir'' diye
konuştu. Orgeneral Büyükanıt, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Türkiye'de 'milliyetçilik yükseliyor' endişeleri Atatürk'ü tanımamanın,
anlamamanın bir itirafıdır.
Bizim milliyetçiliğimiz Atatürk milliyetçiliğidir. Bu da hiçbir zaman etnik
temele dayalı bir milliyetçilik anlayışı olmamıştır. Bizim milliyetçiliğimiz
kendi insanımızı, vatanımızı, bayrağımızı, devletimizi sevmek demektir. Yani
bizim milliyetçiliğimiz, vatanseverliktir. Bunda endişe duyulacak hiçbir şey
yoktur. Tam aksine bu milliyetçilik, gurur duyulacak, ifade edildikçe mutlu
olunacak bir milliyetçiliktir.
Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran halka 'Türk' denir demiştir. Hiçbir
etnik ayrım yapmamıştır. Zaten Anayasamız da bu anlayıştadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, hiçbir zaman soydaşlık esasına dayalı bir Anayasa değildir, yurttaşlık esasına dayalı bir Anayasa'dır. Bu coğrafyada yaşayan bütün insanların hepsini birden kapsar, etnik ayrımcılık yoktur.
Türkiye'de bizim anladığımız milliyetçilik anlayışıyla Avrupa olaya farklı
bakar. Bugün İngiltere'de milliyetçilik dediğiniz zaman, nasyonal ırkçılık
algılanır, yabancı düşmanlığı olarak algılanabilir. Bugün bir çok ülkede siyahi
futbolcular sahaya bile çıkamıyor yuhalanıyorlar. Türkiye'de hiçbir zaman böyle
bir olmamıştır. Bundan sonra da olmaz. Irkçılığa dayalı bir yaklaşım, Türk
milletinin yapısına da terstir.''
TERÖRLE İLGİLİ GENEL DEĞERLENDİRME
Orgeneral Büyükanıt, ''Bu genel yaklaşımdan sonra terörün bugün geldiği
noktadaki genel değerlendirmeleri özetle ifade etmek istediğini'' söyledi.
Orgeneral Büyükanıt, ''Unutulmamalıdır ki, terör çok boyut bir sorundur.
Terör, sadece silahlı mücadele sorun değildir. Terörün, sadece askeri ve güvenlik boyutu yoktur. Ekonomik, sosyal, siyasal ve toplumsal boyutları vardır. Bu boyutların tümünde gerekenler yapılmazsa terörle mücadele başarılı olma şansı düşük olacaktır'' diye konuştu. Orgeneral Büyükanıt, şunları kaydetti:
''Bu nedenle terörün tüm boyutlarıyla aynı zamanda mücadele edilmesi
kaçınılmaz bir sorumluluktur. TSK, bugün tüm gücüyle terörle mücadeleye devam ediyor. Bu konuda kararlılığı kesindir. Üzülerek ifade ediyorum, bu mücadelenin tabiatında olan acılarını da çekiyoruz. Bin teröristi etkisiz kılsak ve
karşılığında bir şehit versek biz üzülürüz ve ızdırap çekeriz. Son günlerde Son
günlerde 10 şehit verdik, karşısında 29 teröristi etkisiz hale getirdik. Bu bizim
için bir teselli değildir. Ancak mücadelemiz devam edecektir ve maalesef bu acıyı çekmek terörle mücadelenin tabiatında bu vardır.''
CUMHURİYETE SÖZ DEĞİL ÖZDE BAĞLI BİR KİŞİ OLMALI
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, seçilecek cumhurbaşkanının aynı zamanda Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) de başkomutanı olduğunu belirterek, ''Hem vatandaş hem TSK'nın bir personeli olarak cumhuriyetin temel değerlerine sözde değil özde bağlı olan bir kişinin cumhurbaşkanı seçilecek olmasını umut ediyoruz'' dedi.
Konuşması bittiğinde ilk olarak hangi sorunun sorulacağını bildiğini
kaydeden Orgeneral Büyükanıt, o konudaki görüşlerini açıklamak istediğini
söyledi. Orgeneral Büyükanıt, şöyle devam etti:
''Şimdiye kadar bu konuda hiçbir şekilde, hiçbir zeminde, hiç kimseyle
konuşmadım. Bir hususu belirtmek istiyorum: Türk Silahlı Kuvvetleri'ni yalnız
basın mensupları değil Türk milleti de yakından tanıyor. Bizim temel düşünce
yapımızı, inandığımız temel değerleri, cumhuriyet ilkelerine, laiklik ilkesine
bağlılığımızı bilmeyen kimse yoktur herhalde. Olamaz... Bu konulardaki
hassasiyetimizi Türk milleti biliyor. Onun için bunları tek tek saymaya gerek
yok. Bu değerler manzumesine sahibiz.
Bir diğer önemli husus, seçilecek cumhurbaşkanı aynı zamanda TSK'nın
başkomutanıdır. Bu yönüyle TSK'yı yakından ilgilendirmektedir. Biz hem
cumhurbaşkanımızın hem de aynı zamanda başkomutanımızın Silahlı Kuvvetler ve Türk milletinin sahip olduğu cumhuriyetin temel değerlerine, anayasamızda ifadesini bulan laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti idealine, devletin üniter yapısına bağlı ama sözde değil özde, bunu davranışlarına yansıtacak şekilde bir cumhurbaşkanının oraya seçileceğine olan inancımı belirtmek istiyorum.
Tabii ki yasal mevzuatı, anayasayı, hukuku, cumhurbaşkanı nasıl seçiliyor,
bunların hepsini biliyoruz. Hem vatandaş hem TSK'nın bir personeli olarak
cumhuriyetin temel değerlerine sözde değil özde sahip olan bir kişinin
cumhurbaşkanı seçilecek olmasını umut ediyoruz. Bunu biz bilemeyiz. Karar
Meclis'in kararıdır. Cumhurbaşkanlığı konusunda zaten bundan başka da bir şey söyleme durumunda değilim. Hukuken de hakka sahip değilim.''
PKK, MAYIS'TA FAALİYETLERİNİ YOĞUNLAŞTIRACAK Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, ''Dünyada hiç zayiat vermeden terörle mücadele eden bir ülke olmamıştır. Tekrar ediyorum bir tane dahi şehit vermeyi arzu etmeyiz. Kayıplarımız olmuştur. Ancak bedeli terör örgütü yönünden de bir o kadar ağır olmuştur'' dedi.
Orgeneral Büyükanıt, Genelkurmay Karargahı'nda düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında, terör örgütünün Mayıs ayından itibaren faaliyetlerini yoğunlaştıracağına dair istihbarat bilgileri edindiklerini bildirdi. Orgeneral Büyükanıt, bu nedenle havaların normale dönmesiyle birlikte kara, hava kuvvetleri komutanlıkları ile jandarma genel komutanlığının bölgedeki faaliyetlerine ağırlık verdiğini söyledi.
Birçok bölgede şu anda büyük çaplı operasyonlarını yapılmakta olduğunu ifade
eden Orgeneral Büyükanıt, şöyle konuştu:
''Çok hassas bölgelerin hepsinde operasyonlar yapılıyor. Belki şu anda dahi
o büyük operasyon yapılan bölgelerin birinde çatışma devam ediyor olabilir.
Amacımız baharla birlikte daha fazla bölgelere kök salmasını önleyip, onların
tertip ve düzenlerini bozmak, etkisiz hale getirmektir. Bu nedenle çok sayıda
temas sağlanmaya başlanmıştır. Terörle mücadelede en zor şey teması sağlamaktır. Çünkü terörist ufak gruplar halinde kendini saklama imkanına sahip. Yapacağı eylemin yerini, zamanını, şeklini kendi inisiyitafiyle seçer. Nokta istihbaratı almadığımız zaman daha büyük kuvvetlerle araziye çıkıp kendimizi saklama imkanımız da yoktur. Onları arayıp bulmaya çalışırız. İşte bu şeylerde arzu edilmeyen sonuçlar da bazen oluyor.''
TERÖRÜN BOYUTU VE RAKAMLAR
Terörün nereden nereye geldiğini görmek için biraz geriye bakmak gerektiğini
söyleyen Orgeneral Büyükanıt, 1991 yılındaki Körfez harekatından sonra Kuzey
Irak'taki 36. paralelin kuzeyinde bırakılan bölgede, bitme noktasına gelen terör
örgütü PKK'nın orada güç kazanmaya başladığını, 1992'den itibaren terörün
boyutunun zirveye çıktığını söyledi.
Orgeneral Büyükanıt, 1-2 rakam vermek istediğini söyleyerek, sözlerini şöyle
sürdürdü:
''1992 yılında zayiatımız 496 şehit, 955 yaralı toplam bin 451, 93 yılına
baktığımız zaman 538 şehit, 996 yaralı toplam bin 534, 1994 yılına baktığımız
zaman 867 şehit, 206 yaralı toplam 2 bin 927 bu yaralılardan bir kısmı tedavi
edilmek suretiyle tekrar hayata döndü. 1995 yılında 615 şehit, bin 342 yaralı,
bin 957 zayiat var. Bu rakamlar gerçekten çok ürperticiydi. Son iki yıla
baktığımız zaman 2005 yılında 92 şehit, 2006 yılında 87 şehit, 2007 yılı yaklaşık
4 aylık süre içinde 13 şehit verdik. Bu 13 şehidin 10 tanesi Nisan ayının ilk
haftası içinde oldu. Tabii ki rakamın düşük olması, içimizdeki acıyı azaltmaz.
Hain bölücü terör örgütüne karşı yaptığımız mücadelede bunlarla maalesef karşı karşıya kalma durumu vardır. Yoksa hiçbir şey yapmamamız lazım.''
TERÖRLE MÜCADELEDE BAŞARININ PARAMETRELERİ
Terörle mücadelenin ve başarının bazı parametreleri bulunduğunu belirten
Orgeneral Büyükanıt, şunları kaydetti:
''Ben bu parametreleri 6 grupta topluyorum. Birincisi, başarılı olmak için
siyasi ve askeri kararlılık. Kararlılık çok önemlidir. İkincisi, milis güçlerini
veya işbirlikçilerin etkisiz hale getirilmesi. Bu da çok önemli bir noktadır.
Teröristi dağda tutan bu işbirlikçilerdir. İhtiyacını karşılar, yardım götürür,
haberleşme yapar, patlayıcı döşenecekse patlayıcı döşenecek yerleri hazırlar
önceden terörist gelsin rahat bulsun diye. Milis güçlerinin, barındıkları yerler,
şehirler, kasabalar, halkın içindeler. Yani silahlı kuvvetlerin etki planı
dışındadır. Bunların mutlaka etkisiz hale gelmesi lazım. Üçüncüsü, psikolojik
harekat. Dördüncüsü, dış desteğin kesilmesi. Dış destek derken yalnız maddi
destek olarak ifade etmiyoruz. Hem siyasi hem maddi boyutunu etkisiz hale
getirmek lazım. Bugün, PKK 3 alanda faaliyet göstermektedir. Birinci alan Kuzey
Irak. Burası PKK için yaşama, eğitim ve lojistik destek alanıdır. İkinci alan,
Türkiye, bu alan PKK için mücadele alanıdır. Üçüncü alan, Avrupa, burası da
PKK'nın siyasi alanıdır.
Dış desteğin kesilmesi derken bunların hepsini kapsayacak şekilde ifade
etmenin doğru olduğu kanaatini taşıyorum. Beşincisi, terörist örgütün ümidinin
kırılmasıdır. Başarılı olmanın en önemli parametrelerinden bir tanesi terör
örgütünün başarılı olması ümidinin ortadan kaldırılmasıdır. Maalesef son yıllarda ülke içinde ve dışında ortaya çıkan bazı oluşumlar ümitlenmesine yol açmıştır. Bir yerde terör örgütü, 'tamam bu iş herhalde oluyor' noktasına getirilmiştir. Bu ümidin mutlaka kırılması lazım. Bu ümit kuvvetlendikçe örgütün pervasızlığı artar. Bu örgütü destekleyen organizasyonların, partilerin hatta partinin pervasız tutum ve davranışlarını hepimiz görüyor ve yaşıyoruz. Bu terörle mücadele için olabilecek en kötü atmosferdir.''
YASAL YETKİLER
Terör konusundaki altıncı hususunda güvenlik güçlerinin yasal yetkileri
olduğunu ifade eden Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt, şunları söyledi:
''Altıncı husus da güvenlik güçlerinin, yasal yetkileri... Tabii yasaların
zamana bağlı olarak yenilenmesi değiştirilmesi çok doğaldır. Yasalar yaşayan
olgulardır. Bir yasa yapıldıysa o yasayla yaşamak mümkün olmayabilir. Fakat, bazı olgular var terörle mücadelemizi olumsuz olarak etkilemektedir. Bir örnek
vereyim, bir yerde operasyon yapılıyor. Çok sert bir arazi. Bir terörist örgütten
kaçıyor ve teslim oluyor. Orada operasyon yürüten komutan arkadaşımıza diyor ki 'ben yuvalandıkları yeri biliyorum' diyor. Alıyorlar bu teröristi gidiyorlar.
Üstlendikleri bölgeleri görüyorlar. Oraya doğru operasyon yapılacak. O sırada
teröristlerin atışı başlıyor. İlk açılan ateşte yeri gösteren terörist hayatını
kaybediyor. Şu andaki yasalara baktığımızda böyle bir olay vuku bulursa o
operasyonu yapan komutan mahkemeye gider. Çünkü yer gösterme diye bir şey yok. Neden yok? Yakaladığınız teröristi savcıya teslim edeceksiniz. Ama dağın başındasınız. Dağdan aşağıya indireceksiniz hemen savcıya göstereceksiniz. Yer göstermesini istiyorsanız savcıdan izin isteyeceksiniz. Bunu şunun için söylüyorum; Böyle bir şekilde terörle mücadele etmek, kabul edersiniz ki çok zor. Biz mevcut yasaları da ihlal etmeden yasal çerçevede kalarak bu mücadelemizi sürdürmek istiyoruz.''
TSK'YI YIPRATMA ÇABALARI
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, ''Bugün PKK'yı Kuzey Irak'tan, Kuzey Irak'ı Irak'ın bütününden ayrı düşünerek çözümler üretemezsiniz, hepsi birbiriyle organik ilişki içinde'' dedi.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, ''Asker olarak baktığım zaman Kuzey Irak'a operasyon yapılmalı. Fayda sağlar mı? Evet, sağlar. Bir hudut ötesi operasyon yapılması için bir siyasi kararın ortaya çıkması lazım. TSK, yasal zeminde görev verildiğinde bu operasyonları yapma gücüne fazlasıyla sahiptir'' dedi. Orgeneral Büyükanıt, terörle mücadelede mevcut yasaları ihlal etmeden yasal çerçevede kalmak suretiyle bu mücadeleye devam ettiklerini kaydetti. YASALARA BAĞLI KALMAK ZORUNDAYIZ
Orgeneral Büyükanıt, ''Zaten yasal çerçevede kalmak zorundayız. Yani kanunları kendi keyfimize göre benimseyip benimsememek diye bir yaklaşım olamaz ama aynı zamanda orada o mücadeleyi verenlerin de hukuken korumamız lazım'' diye konuştu.
Daha önce yaptığı bir konuşmada, ''TBMM ile teröristlerin hala irtibatı var'' sözlerinin yanlış anlaşıldığını ifade eden Orgeneral Büyükanıt, ''Oysa konuşma metninin dip notunda kimi kastettiğim vardı'' dedi. Orgeneral Büyükanıt, şunları kaydetti: TERÖRİSTİN EMEKLİLİK HAKKI OLAMAZ
''Devletin maalesef bazı terör örgütü mensuplarına, bazısı Avrupa siyasi sorumlusu, şu anda bunların bir kısmı emekli milletvekili maaşı alıyor, bir kısmı temsil tazminatı alıyor, bir kısmı ikisini de alıyor. Biz o sözü söylediğimizde bazı kişiler 'Ne yapalım. Bunlar kazanılmış hak' dediler. Teröristin emeklilik hakkı olabileceğini kabul edemiyorum. Hem de teröriste Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin milletiyle bölünmez bütünlüğünü korumak için bu teröristlerle mücadele ederken sakat kalanlara veya şehit ailelerine ödenen miktarın bir kaç kat maddi hak sağlanmasını da hiç kabul edemiyorum.'' ''TERÖR SORUNUNUN ÜÇ DÖNEMEÇ NOKTASI''
Konuşmasının ''Kuzey Irak ve Güvenlik'' bölümüne ''Bu bölüm bir kısmıyla belki de bir öz eleştiri olarak da kabul edilebilir'' diyerek başlayan Orgeneral Büyükanıt, terör sorununun üç dönemeç noktası olduğunu belirtti.
Birinci dönüm noktasının birinci Körfez Savaşı olduğunu ifade eden Orgeneral Büyükanıt, ''Bu savaşta Türkiye Cumhuriyeti koalisyon güçlerine destek vermiştir. Ancak sonucunda Türkiye zarar görmüştür'' dedi.
Savaş sonunda Saddam'ın Kuzey bölgeye saldırısı sonucunda 100 binlerce insanın Türkiye'nin hudutlarına yığıldığını belirten Orgeneral Büyükanıt, ''Bunlara en büyük desteği Türkiye verdiği halde Türkiye suçlanmıştır ve o yığılan insanlar 'burada bir Kürt sorunu var' diye dünya kamuoyuna mal olmuştur'' dedi. 36. PARALEL, PKK'YA KORUNMA BÖLGESİ OLUŞTURDU
İkinci aşamanın; 36. paralelin kuzeyinin Saddam'a yasaklanmasıyla, bunun, kuzeydeki insanları korumakla birlikte aynı bölgede PKK'ya korunma bölgesi oluşturduğunu ve bugünkü durumu da yarattığını vurgulayan Orgeneral Büyükanıt, ''Hala da bu durum artarak devam etmektedir. Biraz önce zayiatları açıklarken işte dönüm noktası burasıdır. O karakolların basılması, kitle halinde zayiat verdiği dönemler hep bu döneme rastlar'' dedi.
Orgeneral Büyükanıt, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Maalesef üçüncü aşama yine bir Körfez Savaşı sonrası olmuştur. İkinci Körfez Savaşı'ndan sonra Türkiye yine iki nedenle zararlı çıkmıştır. Bir; coğrafyasına hapsolmuştur. İki; PKK çok büyük bir serbestlik kazanmıştır ve çok miktarda silah ve malzeme, dağılan Irak ordusundan ele geçirilmiştir. Daha önceleri PKK ile mücadele içinde olan Kuzey Irak'taki Kürt gruplarından bir tanesi ki bir zamanlar KYB, PKK ile birlikte o Kürt grubuna saldırıyordu,şimdi doğal bir müttefik haline gelmiştir ve Kuzey Irak'ta çok büyük bir hareket serbestisine sahiptir. Eskiden katırlarla gittikleri yere şimdi taksilerle gidiyorlar. Buna ait görüntüler elimizde. Bu da ikinci Körfez harekatının Türkiye açısından olumsuz bir sonucu olmuştur.
Yine Kuzey Irak'a baktığımız zaman şöyle bir durum ortaya çıkıyor; hazırlanmış olan bir taslak anayasa var. Bu iyi incelendiğinde şu görülmektedir: Kağıt üzerinde federal bir yapı oluşturuluyor. Güney Şii bölgesi, Sünni bölgesi ve Kürt bölgesi diye üç bölge. Ama anayasanın içindeki hükümleri iyi incelediğinizde, bunun değil federasyon, konfederasyon bile olmadığı, gevşek bir konfederasyon yani kopmaya hazır bir konfederasyon şeklinde olduğu görülmektedir. Zaten tarihe de baktığımızda konfederasyonların uzun süreli yaşamadıklarını görüyoruz. Ya kopmuşlardır ayrı devletçikler kurmuşlardır ya da üniter bir yapıya kavuşmuşlardır. Bunların örnekleri var. IRAK DEĞİL KÜRT BAYRAKLARI VAR
Başka bu anayasadan kaynaklanan, uygulamalarından kaynaklanan ne durum var? PKK'nın varlığı orada kök salmıştır. Çünkü Kuzey Irak'ta, Irak güvenlik kuvvetlerinden bir tane silahlı insan dahi bulunmamaktadır. Bugün Süleymaniye hava meydanına indiğiniz zaman, ziyarete gidiyorlar, onu sadece Kürt bayrakları karşılar. Irak bayrağı yoktur. Karşılama töreninde de Kürt milli marşı çalar. Irak'ın marşı yoktur. Şu anda Kuzey Irak'ta durum budur. Federal bir yapıda bazı şeyler merkezi olur. Kuzey Irak'ta merkez bankası kuruldu. Bunun anlamı her yönüyle diğerlerinden ayrı müstakil bir yapı oluştu. Merkez bankası para basıyor. Kendi parasını kullanıyor. Böyle bir yapı var.'' ''KUZEY IRAK'A OPERASYON YAPILMALI'' Kürt gruplarından birinin sözde liderinin Türkiye ve TSK hakkında söylediklerinin herkes tarafından bilindiğini ifade eden Orgeneral Büyükanıt, ''Bazı yetkililer buna cevap da verdi. Asker olarak olaya baktığımız zaman, o söylediklerini kabul etmemiz mümkün değildir'' diye konuştu.
Orgeneral Büyükanıt, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Şu soruyu bana sorabilirsiniz: 'Peki Kuzey Irak'a bir operasyon yapılmalı mı?' Yapılmalı. Olayın iki boyutu var. Birincisi sadece asker olarak baktığım zaman, evet yapılmalı. Fayda sağlar mı? Evet, sağlar. Olayın ikinci boyutu, siyasi olaydır. Bir hudut ötesi operasyon yapılması için bir siyasi kararın ortaya çıkması lazım. TSK, yasal zeminde görev verildiğinde bu operasyonları yapma gücüne fazlasıyla sahiptir.
Bu tür söylemler güvenlik unsuru olan bizleri üzdüğü gibi Türk insanını da rencide etmektedir. Tabii bu sözlerin arkasında onları bu duruma getiren, tabirimi mazur görün, şımartan, kimler olduğunu sizler benden daha iyi biliyorsunuz. Onlar bu noktaya getirmiştir.
TSK mensupları, bütün komutanları, hepsi terörle mücadelede artan bir azimle mücadeleye devam ediyor, edeceğiz. Türkiye'nin başındaki bu belayı def etmek zorundayız. Çocuklarımıza bırakacağımız Türkiye'de bu terör belası olmamalıdır.''
SORULARI YANITLADI Orgeneral Büyükanıt, Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'nda düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Orgeneral Büyükanıt'a yöneltilen sorular ve yanıtları şöyle: AA
Soru: ''Cumhuriyetin temel değerlerine sözde değil özde bağlı bir
cumhurbaşkanı seçilmesini umut ediyorum'' dediniz. Bundan bir kuşkunuz mu var?
Cevap: Yok, hayır. Niye kuşkum olsun? Türkiye'de bu uzun zamandır bir
tartışma konusudur. Ben de diyorum ki, bu niteliklere haiz birisinin oraya
seçilmesini umut ediyoruz.
Soru: Belli adayların ismi dolaşıyor ortalıkta. Hele bir tanesi ön planda.
Onlar sizin bu tanımınıza uyuyorlar mı?
Cevap: Sizden şunu istirham ediyorum: Ben kişiler bazında konuşmuyorum.
Sonuçlandığı zaman ancak konuşurum. Sonuçlanmadı. Sonuçlanmadan benim bu konuda bir yorum yapmam sanıyorum doğru olmaz. Kusura bakmayın.
Soru: Seçilecek şahsın bu kriterlere uyup uymadığına nasıl karar
vereceksiniz? O anda Meclis cumhurbaşkanını seçmiş olacak...
Cevap: İstirhamım şu: Cumhurbaşkanlığı ile ilgili konudaki düşüncemi
söyledim. Bunun üzerine daha fazla yorum yapmak istemiyorum.
ÖZKÖK'ÜN AÇIKLAMALARI
Soru: Sizden önceki Genelkurmay Başkanımız Hilmi Özkök'ün dün Anadolu
Ajansı'na bir açıklaması oldu. Öncelikle şunu söylemek istiyorum, biz Türk
Silahlı Kuvvetleri'ni koordineli ve planlı bir kurum olarak tanıyoruz. Sizlerin
arasında bir koordinasyon var mıydı? Sizinle Hilmi Özkök arasında bir
koordinasyon var mıydı? Sizin basın toplantınızdan bir gün önce böyle bir
açıklama yapacağını biliyor muydunuz? Bunu nasıl değerlendireceksiniz? Hilmi Özkök, Özden Örnek Paşa'nın günlüğüyle ilgili 'bu iddialara da saygı duymak
lazım' ifadesini kullanıyor açıklamada...
Cevap: Sayın komutanımızla benim herhangi bir temasım olmadı. Dün gece başka konularda çalıştım, hatta televizyon bile izlemedim. Sabah gazetede okudum. Bunu samimi olarak itiraf ediyorum. Zaman zaman tabii ki konuşuyoruz. Ama bu konuda herhangi bir temasımız olmadı. Sabah evden çıkmadan önce gazeteyi açtım, gazetede gördüm. Bunun değerlendirmesini ben yapmak istemem. O düşünceler tabii ki kendisine aittir ve saygı duyarım. Şu anda görevde ve sorumlu bir kişiyim. Her attığım adım yasalar çerçevesinde olmalı. Hukuken doğru olmalı. Yanlış adım atmamalıyım. Onun için de hukukun genel kapsamı içinde dediğim gibi şu anda elimizde hiçbir bilgi ve belge yok. Tek bir tane belge ve bilgi yok. Dolayısıyla elimize bilgi ve belge gelmeden hiçbir şey yapmamız mümkün değildir. 'Ama bilgi ve belgede o yer alan bölümleri ispat ederim' diyor. O zaman belgeleri ortaya koyar, bu belgeleri bizlere dayanarak da neyi öngörüyorsa o yapılır. Başka bir şansınız yok, onu yapmak zorundasınız.
Soru: Aslında Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili görüşlerinizi söylediniz
ama, şu soruyu sormadan geçemeyeceğim. Türk Silahlı Kuvvetleri'nde subay eşlerinin türban takması yasaktır. İhlal ettiği takdirde Silahlı Kuvvetler'den ihraç ediliyor. Acaba TSK'nın başkomutanının eşi türbanlı olursa başkomutanın altında çalışan subay, astsubay ve komutanların tavrı, bakış açıları nasıl olur?
Cevap: Cumhurbaşkanlığı konusunu bitirdim, ama sorunuzu aldım. Teşekkür ederim.
SINIR ÖTESİ OPERASYON
Soru: Açıklamalarınızda dikkat çeken bir ifade de sınır ötesi operasyon
konusunda oldu. 'Operasyon yapılmalı' dediniz, ancak, açıklamanızın hemen
devamında eklediniz 'siyasi karar ortaya çıkarsa, görev verildiğinde', daha sonra
devam ettiniz, 'yasal olarak verildiğinde' dediniz. TSK'nın bir operasyon yapma
kabiliyetine haiz olduğunu kaydettiniz. Daha önce bir operasyon konusunda size bir talimat verildi, yasaya mı uygun olmadı, yoksa daha önce benzer bir şekilde sizin bir talebiniz oldu ya da operasyon konusunda yetki almamanız söz konusu oldu mu?
Cevap: Yasal derken şunu kastettim: Türkiye hudutları dışında bir askeri
harekat yapmak, uluslararası anlaşmalara bağlı bir harekat değilse, NATO
kapsamında, BM kapsamında değilse, Meclis'in onayına tabidir, anayasa gereği... Yasal olarak bunu kastettim. Yani yasal olarak bu yetkiyi bize verirse bu operasyonu biz yaparız, başarılı oluruz dedim.
Soru: 2002 ile 2006 arasında TSK'yı yıpratma kampanyasına örnek verirken Şemdinli'den başlayıp Atabey operasyonu, andıç, günlük, bütün bunları sayarken tek bir merkezden yönetildiğine mi inanıyorsunuz bunun? Eğer öyleyse bunun yurtdışında yaşayan bir cemaat bağlantısı olabilir mi? 15 bin telefona mesaj geçilmesinden söz ettiniz. Bunu yapabilecek Türkiye'de sayılı kurum ve kuruluş var, bunda çok spesifik bir hedefiniz var mı? Bunları hükümetle paylaştınız mı?
Cevap: Şunu ifade ediyorum: yalnız asker olarak değil insan olarak da sahip olduğum temel felsefenin en başında açıkça fikir sahibi olmadığım hiçbir konuda kimseye yafta yapıştırmam. Şimdi aklımızdan geçen ipuçları yok mu? Var, ama tek bir merkezden mi geçiliyor, iki merkezden mi, onun hakkında 'bilmiyoruz' diye cevap verebiliriz. Ama bazı ipuçlarının olduğunu siz de görüyorsunuz. Bunu da ifade edeyim.
14 NİSANDA ANKARA'DA YAPILACAK MİTİNG VE YÜRÜYÜŞ
Soru: Buraya gelmeden önce TBMM Başkanı Bülent Arınç basın toplantısı
düzenledi. Orada şöyle bir şey soruldu. Kendisi, ''14 Nisandaki yürüyüş, ADD
tarafından düzenleniyor, başında Eruygur Paşa var, hakkında darbe yapacağı
yönünde iddialar var. Bu iddialar çok ciddi. Bu nedenle miting tartışmalı hale
geliyor'' dedi. Siz bu miting ve yürüyüş hakkında ne düşünüyorsunuz?
Cevap: Şimdi tabii benim yorum yapma yetkim yok. Bu çeşit toplantı ve
gösteriler kanunla düzenlenmiş durumda. Yasal olarak izin alınmışsa, şiddete
başvurmayan, sadece düşüncelerin açıklanacağı bir toplantıdan ürkmek anlaşılır bir şey değildir yasal olarak yapılıyorsa. Kaldı ki Türkiye'de illegal çok
gösteri yapılıyor. Terör örgütünün bayrakları açılıyor, bilmem ne yapılıyor... Ve
benim bir vatandaş olarak benim yetkim de yok. O bir dernek, yasal prosedürü
tamamlamış, yasalara uygun, şiddet içermeyen bir gösteri yapılıyorsa, ben buna demokratik bir girişim derim. Herkes demokratik hakkını kullanma, hakkına, hukukuna sahiptir. Ben, bu olayın siyasi boyutu olarak bakmıyorum. Ben olaya hukuki açıdan bakıyorum. Eğer usulüne göre yapılmışsa hiç kimsenin rahatsız olmaması gerekir. Ama içeriği, şusu, busu onlar bizim görev alanımızda değil. Onlar için bir şey söyleyemem.
Soru: Sayın Örnek ve Sayın Eruygur ile birebir hiç görüştünüz mü bu konuda?
Nasıl bir imaj edindiniz?
Cevap: Sadece bir kere eski Deniz Kuvvetleri Komutanımız Özden Örnek ile
görüştüm. Kısa bir görüşme oldu. Onun dışında başka kimse ile görüşmedim.
Üzgündü. 'Yasalara başvuracağım, mahkemeye vereceğim' dedi. 'Bunlar senin
vatandaşlık hakların' dedim. O kadar...
ANDIÇ
Soru: Andıçın çalınması olayıyla ilgili olarak ''asteğmen yakalandı''
dediniz. Mahkeme karşısına çıkartıldı mı? Tutuksuz mu yargılanıyor?
Cevap: Soruşturması devam ettiği için herhangi bir yorum yapma hakkına sahip değilim.
Soru: Herhangi bir örgüt bağlantısına ulaştınız mı?
Yanıt: Eğer ben buna cevap verirsem hep tenkit ettiğim şeyi kendim yapmış
olurum. Çünkü, bir olay ortaya çıkıyor, hazırlık soruşturması başlıyor. Bütün
bilgiler gazetelerde... Bu yasal değil. Hazırlık soruşturması gizlidir.
Dolayısıyla ben şunu açıkça söylüyorum ben asker olarak askeri adalet sistemini çok beğeniyorum. Sivil adalet sistemi konusunda bir şey söyleyemem, değerlendirme yapamam ama, askeri adalet sisteminde ben savcıyı çağırıp şunu soramam 'ne oluyor, ne dedi'... Çok açıklıkla ifade ediyorum, ne aldıkları ifadeleri gördüm, ne bir şey gördüm. Ben, hakim sınıfından adli müşavirimle görüştüm. Çünkü, onun görevi bana hukuki destek sağlamak. Onun dışında ne savcıyla ne hakimle ben görüşemem. İfadelerini almışlar, gazetelerden okuyorum. Dört saat sürmüş. Ben ne oldu, ne demiş bir şey sormadım. Soruşturma da devam ettiği için herhangi bir yorum da yapma imkanına sahip değilim.
SINIR ÖTESİ HAREKAT
Soru: TSK sınır ötesindeki bir harekat için Meclisten bir talepte bulundu da
verilmedi mi? Yoksa siz bir siyasi iradeden bahsettiniz, böyle bir talebi oldu mu
TSK'nın?
Cevap: Hayır.
Soru: Başbakan, Hilmi Özkök Paşa'ya 'hocam' diye hitap ederdi. Siz böyle bir
hitaba maruz kaldınız mı?
Cevap: Yok, hayır...
''SÖYLETTİRENE BAKIYORUM''
Soru: Kuzey Irak'taki liderlerden birinin Diyarbakır'a yönelik sözlerini
anlatırken tanımlar yaptınız ve neden kaynaklandığını ifade ettiniz. Hepimiz de
çok iyi anladık. Biraz önce bunu şımartan bir güçten bahsettiniz. Onların hangi
güç olduğunu biliyoruz. Fakat, bu güç de uzun bir süre boyunca Türkiye'nin önemli müttefiki olarak tanımlandı. Dolayısıyla, bu Kuzey Irak'taki mücadele bir
taraftan hem Kuzey Irak'ta silahlı gruplarla veya siyasi otoriteyle devam ederken
bir boyutuyla da bu şımartan güçle de devam edecek mi? Türkiye'nin o şımartan güce yönelik tepkisi, ton ve tarz olarak daha şiddetlenecek mi, şiddetlenmeli mi?
Cevap: Şimdi eski görevlerim gereği bildiğim bir bölge. Her iki zatı da
tanıyorum. Geldiğimiz noktaya da ibretle bakıyorum. Şimdi gerçekten bir kere sarf ettiği sözler çok seviyesizdir. Ama ben ona söylettirene bakıyorum, ona
bakmıyorum. Dolayısıyla ben şunu söyleyeyim her şeyden önce Irak'a bütün olarak baktığınız zaman en önemli tehlikelerden biri bölünme tehlikesi. Bölünürse kaça bölünür, üçe bölünür. Bakın bugün Irak Meclisinde patlama oldu, kaç kişi öldüğünü öğrenemedim, herhalde çok sayıda olması lazım. Parlamenterlerinin yemek yediği salonun altında patlamış. Bunlar artarak devam edebilir, böyle değerlendiriyorum.
Bu üç grup, artık mantıklı olmamız lazım bir arada yaşamaları zor. Çünkü araya
kan girmiş. Sonradan bu gruplar, özellikle Sünni gruplarla Kürtler arasında da
çatışmalar çıkabilir. Çünkü, Sünni gruplar, Kürtleri ABD'nin maşası olarak
görüyor. Bir aralık gündeme geldi, Amerika Kuzey Irak'ta birlik oluşturup
konuşlandırır mı? ABD orada birlik konuşlandırırsa arkasından terörü de çeker
getirir oraya. Ondan sonra ayrı şeyler ortaya çıkar. Dolayısıyla, kısa vadede
veya orta vadeli Irak'ta bir çözüm olabileceği kanaatinde değilim. Bunun daha
kötüye gitme ihtimalini daha fazla görüyorum.
NOTLAR
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın basın toplantısı
Genelkurmay Karargahı'nın ''Orbay Salonu''nda gerçekleştirildi.
Toplantıyı aralarında medya yöneticileri ve köşe yazarlarının da bulunduğu
kalabalık bir gazeteci grubu izledi.
Genelkurmay Genel Sekreteri Tümgeneral Salih Zeki Çolak, girişte ve çıkışta
salonun kapısında basın mensuplarını tek tek ellerini sıkarak karşıladı ve
uğurladı.
Basın toplantısına Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ, Deniz
Kuvvetleri Komutanı Oramiral Yener Karahanoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı
Orgeneral Faruk Cömert ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Işık Koşaner de katıldı.
Basın toplantısı için salona gelen Orgeneral Büyükanıt, konuşmasına
başlamadan önce kısa süreyle kuvvet komutanlarının arasına oturdu. Bu sırada basın mensuplarının yakından görüntü ve fotoğraf almalarına izin verildi.