Kutlu ESENDEMİR/ GAZETE HABERTÜRK

CHP’de, Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin’in istifasıyla, ana muhalefet cephesinde derin bir çalkantı oluştu. 2009 yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adaylığı sürecinde birlikte yola çıkan, partinin bir numarası, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile partinin iki numarası Tekin’in arasındaki mesafe, 12 Haziran genel seçimlerinde açılmıştı. Kopuş ise geçen hafta yaşandı. Bunun nedeni olaraksa 13 Mayıs’ta yapılacak İstanbul İl Kongresi’nde genel merkezin İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı’nın adaylığına destek vermesi, bu süreçte Genel Başkan Yardımcıları Erdoğan Toprak ve Nihat Matkap’ın aktif bir biçimde rol oynaması gösteriliyordu. Partide krizin odağında bulunan isim CHP İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı, Tekin’in istifasının ardından ilk kez Habertürk’e konuştu.

İl başkanı adaylığınızın parti yönetiminde böyle bir fırtına yaratacağını tahmin eder miydiniz?
Sayın Gürsel Tekin’in benim ismim üzerinden bu istifa tasarrufunu kullandığı henüz kendi ağzından söylenmiş değil. Dolayısıyla ben onun üzerinden çok fazla yorumyapmak istemem. Ama Gürsel Bey’in istifa etmiş olmasına üzüldüm açıkçası. Partimize emek vermiş bir insan. Vermiş olduğu emeğin karşılığında hâlâ parti meclisi üyemiz. Bu nedenden dolayı istifa ettiğini düşünmek istemem. Böyleyse üzülürüm. Çünkü bunları oturup konuşabilirdik. Sorun nedir, nerede bir eksiklik olduğunu düşünüyor ya da nerede bir problemolduğunu görüyor? CHP’de parti içi konular, parti hiyerarşisinde farklı konumlarda olan insanlar arasında konuşulabilir. Bizim de medeni bir ilişkimiz var kendisiyle.

Tekin, İstanbul’da örgütlerin haksız yere görevden alındığını söylüyor.
Biz sadece 2 ilçeyi görevden aldık: Kağıthane ve Kadıköy. Bizim almış olduğumuz kararlar, Merkez Yönetim Kurulu’ndan (MYK) geçiyor. İstanbul tek başına bir tasarruf kullanmış ve bunu hiçbir yere haber vermeden yapmış değil. Hatta bu ilçelerimizden, görevden alınan Kadıköy yönetimi, genel merkeze itiraz etti. Genelmerkez de itirazlarını yersiz buldu.

CHP’NİN ‘GÖRÜNTÜSÜ’

“CHP enerjisini parti içi iktidar mücadelesine harcıyor” eleştirisi için ne dersiniz?
Kesinlikle katılıyorum. Şu anda parti bir değişim süreci içinde. Bu değişim süreci sancılı olur. Dünyadaki bütün değişimler sancılıdır. Dolayısıyla bu değişim sürecinde 26 Şubat’ta yapılan kurultayı hatırlatmak isterim. 26 Şubat kurultayı yapılana kadar partinin içinde açık ya da gizli bir genel başkanlık tartışması vardı. Sayın Kılıçdaroğlu, 2010 yılında seçildi. 2010 yılından 26 Şubat 2012’ye kadar, bir genel başkanlık tartışması, “Parti ekseni kaydı” tartışması yürütüldü. Aslında parti ekseninin kaydığı yoktu. Genel başkanlık tartışmasına siyasi bir kılıf uyduruluyordu “Eksen kaydı” tartışması ile birlikte; bugün CHP’de ne liderlik tartışması vardır, ne de CHP’nin nasıl bir yere gittiğine dair bir tartışma vardır.

CHP İl Başkanı olarak değil de bir seçmen olarak baktığınızda CHP’nin bu görünümünden rahatsız değil misiniz?
Rahatsızım. Çünkü dışarıdan bakanlar, “CHP’liler yine birbirleriyle kavga ediyorlar” diye düşünüyor. Ben bu görüntüye karşıyım. Bu rahatsızlığın ortadan kalkması için CHP’de 13 Mayıs’taki il kongresinden sonra dışa dönük olarak kavgalı bir parti görüntüsü veren tartışmaları engelleyeceğiz. Elimizden geleni yapacağız.

Nasıl engel olacaksınız?
Parti içinde var olan disiplin mekanizmalarını uygulayacağız. CHP’yi eleştirebilirler, bunda bir sakınca yok, ama parti suçu anlamına gelebilecek olan mekanizmalar varsa bunlarla ilgili gerekli şeyler yapılır.

GEÇİŞTEKİ ‘ARIZALAR’

Tekin’in iddiaları, parti içi demokrasinin rafa kaldırıldığı yönünde...
CHP İstanbul Örgütü’nde şimdiye kadar, parti açıldığından beri, 1995’ten beri, olmadığı kadar çok demokrasi var.Mahalle delegelikleri seçimleri için sandıklar kuruldu ve bu sandıkların sonucunda seçilen ilçe yönetimleri var. “Hiç demokrasi yoktur” demek haksızlık olur. Şu söylenebilir: “Hiç demokrasinin olmadığı bir ortamdan tamdemokrasiye geçerken bazı arızalar olmuştur” denebilir.

Gürsel Bey’i arayacak mısınız Kongre’den önce?
Gürsel Bey’i istifasını öğrendiğim gün aradım. Ama pek çok basın mensubunun ulaşamadığı gibi ben de ulaşamadım kendisine. Ama bu günlerde tekrar aracağım.

Dışarıdan bakıldığında Kemal Kılıçdaroğlu’nun beklediğiniz etkiyi yarattığını düşünüyor musunuz?
Genel başkan olduktan sonra Sayın Kılıçdaroğlu’nun beklenen etkiyi yarattığı kanaatindeyim. Aynı zamanda da bu etkinin yeterince örgütlenemediği kanaatindeyim. Toplumda bir ilgi varsa ve biz bu ilgiyi parti örgütleri olarak yeterince örgütleyemediysek, bu ilginin düşmesi gibi bir sonuçla karşı karşıya kalabiliriz ki, kaldığımız sonuç bence o. Parti içi eğitimle, partinin sosyal demokrat bir çizgiye çekilmesi süreciyle beraber örgütlendiği zaman, bu ilginin çok daha fazla yukarıya doğru yükselebileceği kanaatindeyim.

‘Kendimi demokratik sosyalist olarak tanımlayan bir insanım’

CHP içerisinde merkez sağdan gelen Aydın Ayaydın’ın, DSP’den gelen Erdoğan Toprak’ın sizi desteklediği ileri sürülüyor.
Aydın Bey’in bir görevi yok. Erdoğan Bey’i daha önceden tanıyordum. Erdoğan Bey MYK üyesi. Beni destekleyenler arasında; ya da şöyle ifade edeyim: Benim tekrardan seçilme sürecime destek olan kişiler arasında bir ayrıştırma yapma gibi bir lüksüm yok. Ben, bana destek olan arkadaşlarla beraber bu süreci yürütürüm. Doğru tavır budur. “Hayır ben sizin desteğinizi istemiyorum” diye bir şey olmaz. Hiçbir siyasetçi bunu söylemez. Benim nereden geldiğim belli, siyaseten nereden geldiğim belli. Ben soldan bakan bir insanım. Kendisini demokratik sosyalist olarak tanımlayan bir insanım. Benim bu siyasi çizgimi bilerek, nasıl bir insan olduğumu bilerek destek veren arkadaşlar varsa ben herkesin desteğini alırım. Bana uzatılan bütün elleri de sıkarım.

‘Hedefim 2014 İstanbul Büyükşehir Başkanlığı'

İl başkanı seçilirseniz ne gibi projeleriniz var?
Amacımız 2014 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı kazanmak. Bunu kazanmak için de, İstanbul örgütünü bu seçime hazırlamak, daha diri, daha görünen, sokağa inip insanlarla bire bir temas eden, insanlara dokunan bir çalışma yürütmek istiyoruz. Bu çalışmadan kastım bir seçim kampanyası değil; bu, 14 Mayıs günü başlayacak olan bir çalışma. Tüm ilçe kongrelerini bitirmiş olan örgütümüzde bu çalışmaların bir kısmı başlamış durumda. Fakat bunların bir kısmı mutfak aşamasında. Tam olarak net bir şekilde insanlara görünmüş değil.

‘CHP çalışmıyor algısını yok edeceğiz’ 

“CHP örgütleri çalışmıyor, AKP örgütleri çalışıyor” gibi bir algı var.
Ama bu sadece bir algı, gerçek değil. Bu algıyı ortadan kaldırmak için İstanbul’daki 200 bin CHP üyesi net bir şekilde sokak çalışması yapacak. İnsanlara dokunacağız. CHP iktidarında insanların hayatı nasıl değişecek, bu sorunun cevabını onlara anlatmamız lazım.

Kafanızda nasıl bir belediye başkanı adayı var?
İki yıl önceden bir başkan adayının ismini telaffuz etmek ya da tanımını yapmak siyasette mümkün olan bir şey de değil, doğru olan bir şey de değil. Ama şöyle ifade edeyim, bir profil olması lazım. Profil şu: CHP örgütünü bilen, CHP örgütünün onayını alan, aynı zamanda kamuoyunda CHP’nin oylarını kendi adaylığı ile birlikte yükseltebilecek bir popülariteye sahip bir adayla çıkması lazım CHP’nin. Bu. sadece büyük şehir için değil tabii. Bütün diğer ilçelerde de belediye başkanı adayının bu profile uygun olması lazım.

‘Parti muhafazakârlaşıyor görüşü yanlış’

Son dönemde Afyon Valiliği’nin içki yasağı gündeme geldi ve CHP’den hiç ses duymadık. Cumhuriyet tarihinde ilk defa CHP Cumhuriyet resepsiyonunda alkol vermedi. CHP muhafazakârlaşıyor mu?
CHP muhafazakârlaşmıyor. Bence tam tersi olarak sosyal demokratlaşıyor. Bu söylemiş olduğunuz örnekler Türkiye’nin çok hızlı değişen gündeminin içindeki birkaç olay... Afyon örgütümüzün buna ciddi bir tepkisi oldu. Lokal siyasetle ilgili yapılması gerekenler var, ulusal siyasetle ilgili yapılması gerekenler var. Başbakan lokal bir mevzuya müdahale ediyor yukarıdan. CHP oradaki lokal mevzuya genel merkezden müdahale etme gereğini duymamıştır.

Peki aynı yasak İstanbul’da olsa?
Yıkarım ortalığı... İçki yasaklanamaz, insanların gündelik hayatlarına müdahale etmektir bu! Sigarayı kapalı ortamda yasaklayabilir ve buna da bir açıklama yapabilirsiniz. Bütün dünyada bunun örnekleri var ve demokratik. Ama bir ülkede insanların alkol tüketimi ile ilgili yasağı açıklamanız mümkün değil. Biz nereye gittiğimize, nereye gitmek istediğimize göre bakarız. Biz AB üyesi olmak istiyor isek AB standartlarının ülkemizde olmasını isteriz ki burada da içki yasağının bir yeri var, müdahale etmenin bir yeri var.