Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem İnanç Emeğin karşılığı ödenmelidir

        Ekonomik ahlakı bozan en önemli konu, emeğin karşılığının ödenmemesi, akıtılan terin boşa akıtılmasıdır. Yüce Allah, kulunun harcadığı emeği, sarf ettiği gayreti karşılıksız bırakmayacağını ayetleriyle kanuna bağlamıştır

        EMEK yılda bir gün kutlanmamalı. İnsanlığın bütün günleri emek bayramı olarak kutlanmalı ve emeğin en yüce değerlerden biri olduğu hatırlatılmalıdır. İşçinin emeği ile işverenin emeği birbirine rakip, birbirine düşman olarak gösterilmemelidir. İşveren de bir işçiye iş vermenin, aş bulmanın yüce bir değer olduğunu hayata geçirmektedir.

        Bir insana evine getirecek ekmek bulma kapısını açmak yüce bir iş ve yüce bir faaliyettir. Onun için İşçi Bayramı’nı kutlamak, işveren ile işçiyi karşı karşıya getirmek anlamını ve amacını gütmemelidir. Ama bizim için emek ve ter en çok önemsenen değerlerden biri olmalıdır. Dünyamız ekmek kapısı üretenler ile ter akıtanların omuzlarında yücelecektir.

        Onun için ekonomik ahlakın üzerinde oturduğu temel direklerden biri ve olmazsa olmazı “emek”tir. Bu emek “kas emeği” olacağı gibi “beyin emeği” de olabilir. Kimi bedensel emekle, kimi de beyin emeğiyle iş görür. İkisi arasında bir fark gözetmemek gerekiyor.

        “Emek” görmezlikten gelinemez. Emeğin karşılığı mutlaka ödenmelidir. İşte, ekonomik ahlakı bozan en önemli konu emeğin karşılığının ödememesi, akıtılan terin boşa akıtılmasıdır. Yüce Allah, kendisinin bile emeği değerlendirdiğini ve karşılığını vereceğini gündeme getirmektedir. Ayetler şöyledir:

        “Bilsin ki, insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur. Çalışması da ileride görülecektir. Sonra onun karşılığı tastamam ödenecektir.” (Necm, 39-41)

        Yüce Allah, kulunun yani insanın harcadığı emeği, sarf ettiği gayreti karşılıksız bırakmayacağını, ödemesinin yapılacağını, görmezlikten gelinemeyeceğini bu ayetlerle kanuna bağlamaktadır. Bu kanuna bağlayış insanlar içindir. Onlara, akıtılan terin, harcanan emeğin mutlaka görülmesi ve karşılığının ödenmesi gerektiğini öğretmektedir.

        Akıtılan terin, sarf edilen emeğin görülmemesi ve karşılığının ödenmemesi toplumları ekonomik ahlaksızlığa ve zulmün karanlığına götüreceğinden, çürüme ve helake doğru gidişin başlangıcı olacaktır. Sarf edilen emeğin, akıtılan terin görülüp karşılığının ödenmemesi, kul hakkı yemenin en kötüsü olmaktadır. Sarf edilen emek, akıtılan ter “hak” denen şeyi doğurur. Onun için, “hak” çiğnenemez, görmezlikten gelinemez, karşılıksız bırakılamaz.

        Günümüzde, sarf edilen emeğin ve akıtılan terin görmezlikten gelindiğine, karşılığının ödenmediğine şahit oluyoruz. İhmal edilen emek ve ter, toplumun veya toplumların ahlak ve erdemlerinin dibine zehir olarak dönmektedir. Çalışanların devre dışı bırakılmasını en çok üniversitelerde görüyoruz.

        Emeğin ve terin önü kesilmekte, hakkı ödenmemekte, kıskançlığın pençesinde canı alınmaktadır. Yüce Allah, emek sarf edenin, ter akıtanın hakkını veren toplumlara öncelik vermekte ve onları dünyanın lideri haline getirmektedir.

        Diğer taraftan, emek ve ter faydalı işi doğurmalı, insanlığa yarayan bir işe yönelik olmalıdır. Zararlı bir iş üreten emek için bir hak doğmaz. Emek ve ter ne denli faydalı iş üretiyorsa, o denli hakka sahip olmaktadır.

        Netice olarak diyebiliriz ki, çalışan toplumlar, emeğini ve terini faydalı ve doğru amaçlar uğruna akıtanlar insanlığa en faydalı işlerden birini yapmaktadırlar. Peygamberler bile çalışmadan, emek sarf etmeden, ter akıtmadan faaliyetlerini yapmamışlardır. Onlar da oturdukları yerden hiçbir iş yapmadan, ter akıtmadan başarma yoluna gitmemişlerdir.

        Hz. Peygamber gibi çöllerde hicret etmiş, savaştan savaşa koşmuş, gerektiğinde yaralanmış ve büyük emekle İslam’ın nurunu dünya insanlığına ulaştırmıştır. Onun ümmeti olan bizler çalışacağız ama durmadan çalışacağız ve onun insanlığa getirdiği ilahi ilkeleri beyinlere ve gönüllere aktaracağız. İş hayatındaki ilkeleri iş hayatına öreceğiz ve böylece insanlığı ufuktan ufuğa uçuracağız.

        Üniversitelerimiz beyin emeğiyle yeni şeylerin peşine koşacak, yeni düşünceler ve teknolojiler üretecek, yeni bilgilerle insanlığa ışık saçacaklardır. Aksi takdirde çalışan toplumların sömürgesi haline gelecek, durmadan ezilecek, durmadan akıl arayacak ve emeksiz olarak bu dünyadan geçip gideceğiz. Allah katında en büyük günahlardan biri O’nun bize verdiği aklı kullanmamak, düşünce üretmemek, onu insanlığın temellerine akıtmamaktır.

        Bence İşçi Bayramı bir emek bayramı, bir akıl bayramı ve bir aydınlık bayramı olmalıdır. Zaten insanlığın faydasına olan beyin ve kas emeklerimizle yerimizi alacağız ve cennetteki yerimize kavuşacağız. Aksi takdirde insanlığın zararına kullanılan emek, cehennemin ateşine dönüşecektir.

        BAYRAKTAR HOCA YANITLIYOR

        İslam’da evlat edinme var mı?

        * Evlat edinmeye dinimizin bakışı nasıldır? Evlat edinmek mi yoksa koruyucu aile olmak mı daha uygun? O.B.

        - Evlat edinmek Allah tarafından Kuran’la kaldırılmıştır. Yetim, öksüz bir çocuğa buluğ çağına gelene kadar bakılıp büyütülebilir. Buluğ çağından sonra serbest bırakılması lazım. İslam’da hukuken evlat edinme yoktur.

        Ölümden sonra ruh ne oluyor?

        * Ölümden sonra kıyamete kadar geçen zamanda ruhlar yaşamına devam ediyor mu? Z.K.

        - İnsan ölürken ruhu Allah’a dönüyor. Ama nasıl bir hayat yaşadığını bilemiyoruz. Kıyamet kopunca ruhlar bedenlere girerek dirilecektir.

        Deccal ile mehdi savaşacak mı?

        * Hocam, deccal ve mehdinin yeryüzüne geleceği ve birbirleriyle savaşacağı doğru mu? O.K.

        - Deccal ile ilgili haberlere hiç inanmayın, ama her çağda İslam’ın bir düşmanı, bir Firavun’u olacaktır. Mehdi yani Hz. İsa tekrar dünyaya gelmeyecektir. Böyle bir şey Kuran’da yoktur.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ