Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem 3. Sayfa Şifreli notlardan 300 kemiğe! Türkiye’yi sarsan cinayetlerin ayrıntıları ilk kez Habertürk’te

        Yıl 2013… Mart ayının ilk günlerinde Bursa Asayiş Şube Müdürlüğü’nde dikkat çekici bir hareketlilik yaşanıyordu. Yıllardır raflarda bekleyen eski dosyalar yeniden açılıyor, çözülememiş olaylar tek tek incelenmek üzere masaya yatırılıyordu.

        Eski dosyalar arasında dikkat çekici bir ayrıntı emniyet müdürünün gözünden kaçmadı. İznik’te tam 5 yıl önce, yani 2008 yılında, ilçenin vergi rekortmenlerinden 86 yaşındaki Ahmet Refik Öner ile 80 yaşındaki eşi Emine Öner esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolmuştu.

        CİNAYET DEDEKTİFLERİ DOSYAYI DEVRALDI

        Karı kocanın kaybolmasıyla ilgili aradan geçen 5 yıla rağmen herhangi bir gelişme yaşanmadığını gören Asayiş Şube Müdürü ve yardımcısı harekete geçti. İznik’te yürütülen kayıp dosyası ilçeden alınarak Bursa Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği’ne devredildi. Dosya, Cinayet Büro Amirliği’nin deneyimli ekiplerinden birine verildi. Kayıp dosyasını önlerine alan dedektifler, başladıkları bu soruşturmanın akılalmaz cinayetleri ortaya çıkaracağından ve Türkiye gündemini sarsacak bir seri katile uzanacağından henüz habersizdi.

        REKLAM

        “KARDEŞİM GÖRÜŞTÜRMEDİ”

        Biri ekip şefi olmak üzere 3 kişiden oluşan ve daha sonra 2’ye düşecek olan cinayet dedektiflerinin ilk işi, dosyayı en başından incelemek oldu. Dosyadaki bilgilere göre 62 yaşındaki Zeliha Bedel, uzun süredir haber alamadığı anne ve babası için kayıp başvurusunda bulunmuştu. Zeliha Bedel, ifadesinde İznik dışında yaşadığını, anne ve babasının ise 56 yaşındaki kardeşi Kenan Öner ile birlikte yaşadığını belirterek şunları söyledi: “Annemi ve babamı telefonla aradığımda kardeşim beni sürekli oyalıyordu. ‘Annem şurada, babam dışarıda’ diyerek onlarla görüşmeme engel oluyordu. Daha sonra eve gidip baktığımda annem ile babamın kayıp olduğunu gördüm.”

        EVİN BAHÇESİNDE KAZI YAPILMIŞ

        Dosya üzerinde yapılan incelemede, İznik İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin şüphelerin odağındaki Kenan Öner hakkında daha önce bazı çalışmalar yaptığı, ancak yeterli delile ulaşamadığı görüldü. Üstelik yaşlı çiftin yaşadığı evin bahçesinde kazılar yapılmış, ancak herhangi bir ceset ya da ize rastlanmamıştı. Cinayet dedektiflerini oldukça zorlu bir soruşturma bekliyordu. Yıllardır kayıp olan yaşlı çiftten geriye tek bir iz dahi bulunamamıştı. Üstelik şüphelerin odağındaki Kenan Öner de İznik’ten ayrılmış ve İstanbul’da yaşamaya başlamıştı.

        BİR CİNAYET VE BİR KAYIP DAHA

        Kayıp çiftin 3 çocuğu vardı. Çocuklardan biri Zeliha Bedel, diğeri Kenan Öner, üçüncüsü ise 60 yaşındaki emekli astsubay olan ağabeyiydi. Cinayet dedektifleri tüm aile bireylerini mercek altına aldı. Ancak anne ve babasının kaybolmasıyla ilgili şüphelerin odağındaki Kenan Öner hakkında daha kapsamlı bir araştırma başlatıldı.

        REKLAM

        Ortaya çıkan ayrıntılar şaşırtıcıydı. Ulaşılan bilgilere göre Kenan Öner, Türkiye’de yaşanan siyasi olaylar nedeniyle 1988 yılında yasa dışı yollarla Fransa’ya kaçmıştı. Burada alacak verecek meselesi yüzünden tartıştığı arkadaşı Mehmet Yılmaz’ı başından vurarak öldürmüş, delilleri yok etmek ve cesedin kimliğinin belirlenmesini engellemek için maktulü yakmaya çalışmıştı.

        Ancak Fransız polisi cesede ve cinayetin izlerine ulaşmıştı. Interpol aracılığıyla hakkında kırmızı bülten çıkarılan Kenan Öner, Türkiye’ye döndükten sonra yakalanarak müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı. Ancak 2004 yılında yürürlüğe giren şartlı salıverme düzenlemesinden yararlanarak cezaevinden tahliye olmuştu.

        Kenan Öner
        Kenan Öner

        KARISI DA YILLARDIR KAYIP ÇIKTI

        Kan donduran bilgiler bunlarla sınırlı değildi. Kenan Öner, 2004 yılında cezaevinden çıktıktan sonra eşi Canan Öner ile şiddetli geçimsizlik yaşamaya başlamıştı. Çiftin boşanma süreci devam ederken Canan Öner, İstanbul’da esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolmuştu.

        O günden sonra kadından bir daha haber alınamamıştı. Eşinin kaybıyla ilgili sorgulanan Kenan Öner, Canan Öner’in Romanya’ya kaçtığını iddia etmişti. Ancak aradan geçen yıllara rağmen kayıp kadın bulunamamıştı. Cinayet dedektiflerinin önünde artık karanlık bir tablo vardı. Geçmişte bir kişiyi öldürdüğü için müebbet hapis cezasına çarptırılan Kenan Öner’in önce eşi, ardından anne ve babası esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolmuştu.

        REKLAM

        APS İLE GELEN İHBAR

        Cinayet dedektiflerinin şüpheleri Kenan Öner üzerinde yoğunlaşmıştı. Ancak şüphe tek başına yeterli değildi. Somut delillere ulaşılması gerekiyordu. Daha da önemlisi, ortada yıllardır kendilerinden haber alınamayan iki kayıp insan vardı. Çalışmalar sürerken Bursa Cinayet Büro Amirliği’ne esrarengiz bir mektup geldi. Mektubun içinden çizilmiş bir kroki çıktı. İhbar mektubunda Ahmet Refik Öner ile eşi Emine Öner’in öldürüldüğü öne sürülüyor, cinayeti işleyen kişilerin oğlu Kamil Öner ile ihbarda adı verilen başka bir kişi olduğu iddia ediliyordu.

        HER ŞEY DAKTİLOYLA YAZILMIŞTI

        Mektubun Eskişehir’den postaya verildiği ve Cinayet Büro Amirliği’ne bir an önce ulaşması için APS ile gönderildiği belirlendi. Krokide, öldürüldüğü iddia edilen karı kocanın gömüldüğü yer işaretlenmişti. Mektupta ayrıca Ahmet Refik Öner ile Emine Öner’in başlarına silahla ateş edilerek öldürüldüğü ileri sürülüyordu. İhbarda adı geçen diğer kişi de mercek altına alındı. Yapılan araştırmada bu kişinin Kenan Öner ile aynı dönemde cezaevinde kaldığı ve Kamil Öner’i de tanıdığı belirlendi. Ancak mektupta dikkat çeken önemli bir ayrıntı vardı. İhbarın tamamı daktiloyla yazılmıştı. Dedektiflere göre birileri soruşturmanın yönünü değiştirmeye ve cinayet şüphesini başka kişilerin üzerine çekmeye çalışıyordu. Onlara göre bu oyunu oynayan kişi Kenan Öner’den başkası değildi.

        REKLAM

        ANNESİNİN PARASINA KONMAK İSTEMİŞ

        Bursa Emniyeti’nin tecrübeli cinayet dedektifleri tek bir isim üzerinde hemfikirdi: Kayıp çiftin en küçük oğlu Kenan Öner. Ancak ellerinde, anne ve babasının kaybolmasıyla Kenan Öner arasında doğrudan bağlantı kuracak somut bir delil yoktu. Araştırmalar derinleştirildiğinde Kenan Öner’in dolandırıcılık suçundan kesinleşmiş 3 yıllık hapis cezası olduğu ortaya çıktı. Dolandırıcılığın ayrıntıları ise akıllara durgunluk verecek cinstendi. El yazılarını ve imzaları oldukça iyi taklit eden Kenan Öner, annesi kaybolduktan sonra ancak henüz hakkında kayıp başvurusu yapılmadan önce bankadaki parasını ele geçirmek için bir oyun kurmuştu.

        İddiaya göre annesinin imzasını taklit ederek bir senet hazırlamış, annesini kendisine borçlu göstermişti. Ardından bu sahte senedi tahsil etmek için annesinin banka hesabına haciz koydurmuştu. Ancak kurduğu düzenek ortaya çıkarılmış ve Kenan Öner, bu suçtan 3 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

        DOLANDIRICILIK BAHANESİ

        Kenan Öner hakkında kesinleşmiş hapis cezası bulunması, cinayet dedektiflerine aradıkları fırsatı verdi. Dedektifler, Kenan Öner’i yakalamak için İstanbul’daki evine gidecek, bu sırada yapılacak aramada yıllardır çözülemeyen kayıp olayıyla ilgili bir ipucuna ulaşmaya çalışacaktı. Bu, cinayet dedektifleri için adeta büyük bir kumardı. Tarih 24 Nisan 2014’tü… Bursa Asayiş Şube Müdürü’nün talimatıyla İstanbul’a giden iki cinayet dedektifi, düzenlenecek operasyonla ilgili İstanbul Cinayet Büro Amirliği’ne bilgi verdi. İstanbul Cinayet Büro ekiplerinin eşliğinde, birkaç gün sonra tüm Türkiye’yi sarsacak korkunç cinayetlerin ortaya çıkarılacağı adrese doğru hareket ettiler.

        REKLAM

        EV ZİFİRİ KARANLIKTI

        Kenan Öner, Bayrampaşa’da bulunan dubleks bir apartman dairesinde tek başına yaşıyordu. Dedektifler kapıya geldi ve zile bastı. Ancak kapıyı açan olmadı. Çelik kapı çilingir yardımıyla açtırıldı. Karşılarına çıkan ikinci kapı da kırılarak içeri girildi. Kenan Öner, koltukta oturmuş, büyük bir sakinlik içinde polislere bakıyordu. Ev zifiri karanlıktı. Kenan Öner’in faturalarını ödemediği için yıllardır elektriksiz yaşadığı ortaya çıktı.

        ŞAŞIRTAN ODA

        Cinayet dedektifleri üst kata çıktıklarında büyük bir şaşkınlık yaşadı. Karşılarında dev bir çalışma odası vardı. Yüzlerce evrak, hukuk kitapları ve raflara büyük bir titizlikle yerleştirilmiş, numaralandırılmış klasörler…Kenan Öner, hayatının son 30 yılında yaşadığı hemen her şeyi daktilo ve el yazısıyla kayıt altına almış, büyük bir titizlikle tasnif etmişti. Kayıtların önemli bölümünü mahkemeler ve hukuki süreçlerle ilgili belgeler oluşturuyordu. Evde yalnızca bu çalışma odasında elektrik vardı. Çünkü Kenan Öner, apartmandan kaçak elektrik hattı çekmişti.

        3 DAKTİLO, GÜNLÜKLER VE APS MAKBUZU

        Dedektiflerin dikkatini ilk olarak evde bulunan 3 daktilo çekti. Ardından klasörler dolusu günlük ortaya çıktı. Kenan Öner, yıllarca günlük tutmuştu. Üstelik bazı günlüklerinde şifreli kelime ve ifadeler bulunuyordu. Kenan Öner son derece rahattı. Dedektiflerin herhangi bir delile ulaşamayacağından emin görünüyordu. Ancak kısa süre sonra evde bir yere sıkıştırılmış küçük bir kâğıt parçası bulundu. Bu, sıradan bir makbuz değildi. Cinayet Büro Amirliği’ne gönderilen esrarengiz ihbar mektubunun Eskişehir’den postaya verildiğini gösteren APS makbuzuydu. Dedektifler aradıkları ilk önemli ize ulaşmıştı.

        REKLAM

        “BANYODA VE BAHÇEDE ÇALIŞMA” NOTLARI

        Cinayet uzmanı dedektifler, kendilerini adeta bir kütüphanenin arşivinde çalışıyor gibi hissediyordu. Kenan Öner, yıllar boyunca çok sayıda günlük ve not tutmuştu. Sabırla yürütülen inceleme sonunda çok önemli bir ize ulaşıldı. Kenan Öner, anne ve babasının kaybolduğu İznik’teki evin bahçesinin krokisini çizmişti. Üstelik kroki, adeta bir mimarın elinden çıkmış gibiydi. Tek katlı ev, geniş bahçesi ve yörede “kurutmalık” olarak adlandırılan depolar büyük bir titizlikle çizilmiş ve numaralandırılmıştı. Kenan Öner, 2’nci ve 3’üncü kurutmalığın birleştiği noktanın ön tarafını özellikle işaretlemişti. Başka bir sayfada ise iki ayrı not vardı. İlkinde “09.45’te banyoda çalışma”, ikincisinde ise “Akşam 16.40’ta bahçede çalışma” yazıyordu. Cinayet dedektifleri, yıllardır çözülemeyen kayıp olayının şifresinin bu iki notta gizli olabileceğini düşünüyordu.

        KEPÇEYLE KAZMAYA BAŞLADILAR

        Cinayet dedektifleri, evde ele geçirilen belge ve malzemelerle birlikte Kenan Öner’i de gözaltına alarak Bursa’ya döndü. İstanbul’dan getirilen dokümanları inceleyen Bursa Asayiş Şube Müdürü, aylardır dosyanın peşinde olan iki cinayet uzmanına döndü: “Kepçeler hazır. Hemen İznik’e gidiyorsunuz. Olayın şifresi, ‘Akşam 16.40’ta bahçede çalışma.’ Bu adam cesetleri bahçeye gömmüş.”

        Tarih 25 Nisan 2014 Cuma günüydü. Saat 13.00 sıralarında iş makinesiyle İznik’teki kayıp çiftin evine gidildi. İznik polisi, evin bahçesinin daha önce 3 kez kazıldığını, ancak herhangi bir ize ulaşılamadığını söyledi. Bursa’dan gelen dedektifler ise kararlıydı. Çünkü bu kez ellerinde Kenan Öner’in çizdiği kroki vardı. İş makinesinin kepçesi, krokide işaretlenen noktaya vuruldu. Kazı başladı. Ancak ilk başta hiçbir şey bulunamadı.

        REKLAM

        LAHDİN ALTINA GÖMMÜŞ

        Kazının yapıldığı bölge tarihî bir alandı ve çevrede lahit mezarlarla karşılaşılabiliyordu. İş makinesi kazmaya devam etti. Birkaç metre derinliğe inildiğinde kazının seyri bir anda değişti. Bir lahit mezara ulaşıldı. Kazı büyük bir dikkatle sürdürüldü. Lahdin altında önce bez parçaları görüldü. Ardından bir kafatası kepçeye takıldı.

        Kazı devam ettikçe onlarca kemik parçası ortaya çıktı. Topraktan protez dişler ve yaklaşık 300 kemik parçası çıkarıldı. Cinayet dedektiflerinin aylardır peşinde olduğu kayıp çift bulunmuştu.

        Ahmet Refik Öner ile eşi Emine Öner’in parçalanmış cesetleri, yıllardır evlerinin bahçesinde bir lahit mezarın altında saklanıyordu.

        O ŞİFRELERLE UYUMLU ÇIKTI

        Cinayet Büro’nun deneyimli dedektifleri, bulunan yaklaşık 300 kemik parçasının kesici bir alet kullanılarak birbirinden ayrıldığını ilk incelemede fark etti. Parçalanan kafatasları ayrı bir yerde duruyordu. Yaşlı babaya ait protez dişler ile annenin yıllar içinde adeta plastik bebek saçına dönüşen saçları da kemiklerin arasındaydı.

        Kemikler son derece düzgün, neredeyse hatasız bir şekilde kesilmişti. Elde edilen bulgulara göre Kenan Öner, anne ve babasını öldürdükten sonra cesetlerini banyoda elektrikli çarkla parçalara ayırmış, ardından kemikleri evin bahçesine gömmüştü.

        REKLAM

        Ortaya çıkan korkunç tablo, günlüklerdeki şifreli ifadelerle de örtüşüyordu. “09.45’te banyoda çalışma” ifadesinin cesetleri banyoda parçaladığı, “16.40’ta bahçede çalışma” notunun ise parçalanan cesetleri lahdin altına gömmeye başladığı saati gösterdiği değerlendirildi. Kenan Öner’in yıllar önce günlüklerine düştüğü şifreli notlar, bahçeden çıkarılan yaklaşık 300 kemik parçasıyla korkunç bir anlam kazanmıştı.

        CİNAYET GÜNÜ: 17 NİSAN 2008

        Ceset parçaları bulunmasına rağmen Kenan Öner cinayetleri itiraf etmedi. Ancak cinayetlerin işlendiği tarih, soruşturmayı yürüten iki dedektifin dikkati sayesinde ortaya çıkarıldı. Evde yeniden inceleme yapan polislerin dikkatini, duvarda asılı duran yapraklı bir takvim çekti. Takvim, 17 Nisan 2008 tarihinde kalmıştı. Yapraklar o günden sonra bir daha koparılmamıştı. Dedektiflere göre bunun tek bir anlamı vardı: Ahmet Refik Öner ile eşi Emine Öner, 17 Nisan 2008’den sonra o evde bir daha yaşamamıştı.

        DAKTİLO YAZISIYLA UYUMLU ÇIKTI

        Adli Tıp Kurumu’nda yapılan incelemelerde Ahmet Refik Öner ile eşi Emine Öner’in enselerinden vurularak öldürüldüğü belirlendi. Bu sonuç, Eskişehir’den APS ile gönderilen ihbar mektubunda yazılanlarla da örtüşüyordu. Yapılan kriminal incelemede ise ihbar mektubundaki yazıların Kenan Öner’in evinde bulunan 3 daktilodan biriyle uyumlu olduğu tespit edildi. Böylece cinayetlerin sorumluluğunu başka kişilerin üzerine atmaya çalışan esrarengiz ihbarcının da Kenan Öner olduğu ortaya çıktı.

        REKLAM

        Kenan Öner, şüphe çekmemek için İstanbul’dan Eskişehir’e gitmiş, sahte bir isim kullanarak hazırladığı ihbar mektubunu APS ile Bursa Cinayet Büro Amirliği’ne göndermişti. Ancak günlükleri, şifreli notları, APS makbuzu ve evinde bulunan daktilo, kurduğu oyunu ortaya çıkarmıştı. Tüm delillere rağmen cinayetleri itiraf etmeyen Kenan Öner tutuklanarak Bursa E Tipi Cezaevi’ne gönderildi.

        KARISININ AKIBETİ HÂLÂ BELLİ DEĞİL

        Kenan Öner, yargılama sürecinde de hakkındaki suçlamaları kabul etmedi. Yapılan yargılama sonucunda anne ve babasını öldürdüğü gerekçesiyle iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Kenan Öner, 2017 yılında cezaevinde hayatını kaybetti.

        Ancak geride yanıtı bulunamayan karanlık bir soru bıraktı. 2005 yılında esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolan eşi Canan Öner’e ne olmuştu? Canan Öner’in akıbeti hiçbir zaman belirlenemedi. Mahkeme, 2016 yılında Canan Öner hakkında gaiplik kararı verdi. Kenan Öner öldü. Anne ve babasının cinayeti çözüldü. Ancak Canan Öner’in başına ne geldiği hiçbir zaman ortaya çıkarılamadı.

        TARİHE GEÇEN CİNAYETİ ÇÖZEN EKİP

        Türkiye’nin kriminal tarihine damga vuran bu korkunç cinayet dosyası, Kenan Öner’in günlüklerindeki şifreleri çözen Bursa Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği’nin deneyimli dedektifleri tarafından aydınlatıldı. Yüzlerce evrakı sabırla inceleyen, daktiloyla yazılmış sahte ihbarın izini süren ve daha önce 3 kez kazılmasına rağmen sonuç alınamayan bahçede aradıkları noktayı bulan cinayet dedektifleri, yaklaşık 6 yıl karanlıkta kalan çifte cinayeti çözüp parçalanan cesetlere ulaştı.

        Cinayet tarihine geçen bu soruşturma, polisin sabrının, dikkatinin ve en küçük ayrıntının peşini bırakmamasının yıllar sonra bile kusursuz görünen cinayetleri aydınlatabileceğinin en çarpıcı örneklerinden biri oldu.

        Fotoğraflar: DHA

        ÖNERİLEN VİDEO

        'Yenidoğan Çetesi' davasında mahkemeye sunulan Adli Tıp raporu: 3 bebek kuratılabilirdi

        'Yenidoğan çetesi' davasının duruşmasında, 10 bebeğin ölümüne ilişkin Adli Tıp Kurumu 3'üncü Üst Kurul tarafından hazırlanan raporlar mahkemeye sunuldu. Raporda 'Serdarova', 'Karakoç' ve 'Helvacı' bebeğin, uygun tanı ve tedavi durumunda yaşayabilecekleri değerlendirmesi yapılırken, 7 bebek için bunu...
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ