Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Kültür-Sanat Edebiyat Haftanın Kitapları
        1

        KIRK YIL II. CİLT
        (Halid Ziya Uşaklıgil)

        Halid Ziya Uşaklıgil’in, çocukluğundan edebiyatın zirvesine uzanan yaşamını ve yazarlık serüvenini samimi bir dille anlattığı Kırk Yıl II. Cilt, açıklamalı orijinal metniyle Can Yayınları etiketiyle okurla buluştu. “Bugün, ta uzaklardan, uzun yılların türlü türlü vukuatla dolu fasılasının beri tarafından, bu henüz genç, henüz hayatın boğuşmalarından yıpranmamış, ancak kırk yaşlarında, daha geçtiği yollarda ayakları kendisini yere kapanacak kadar sarsan taşlara ilişmemiş, henüz bir daha kalkılamayacak sukutlarla sendeleyip baş aşağı düşüp yuvarlanmamış adamı görüyorum. Yüreğinde azîm bir duygu izdihamının sıkleti, ciğerlerinde elastikiyetini kaybeden bir nefes darlığı, uykusunun içinde yürüyen bir hasta halinde, beyni donuk, gözleri görmeden bakar, diz bağlarında dakikadan dakikaya daha ziyade çözülüp gevşeyen bir istidatla onu ilk defa ateşe karşı yürüyen bir genç nefer gibi mihaniki bir cisim duygusuzluğunda buluyorum. Ve böyle uzaklardan ona bakarken, adım adım onu takip ederken sanki yanı başında ona refakat ediyormuşçasına kulaklarına fısıldıyorum: ‘Çocuğum, bu karanlık, daracık yolun ifadesini anlıyor musun?’"

        2

        RECAİZADE MAHMUT EKREM'İN UNUTULMUŞ MEKTUPLARI

        Modern Türk edebiyatının kurucu mimarlarından, Tanzimat Dönemi'nin velut ve usta kalemi Recaizade Mahmut Ekrem’in (1847-1914) zengin külliyatı, edebiyat tarihinin tozlu sayfalarında kalmış saklı bir hazineyle taçlanıyor. Romanlarından şiirlerine, tiyatro oyunlarından edebi tenkitlerine kadar her türde adından söz ettiren Mahmut Ekrem, bugüne dek tamamlanamamış külliyatının en mahrem ve kıymetli halkası nihayet okurla buluşuyor. Antolojilerde, eski mecmualarda ve hususi arşivlerin kuytularında unutulmuş resmî ve şahsi mektuplar, titiz bir çalışmayla gün ışığına çıkarıldı. Timaş Yayınları'ndan çıkan ve Nur-ı Aynım, Efendim / Recaizade Mahmut Ekrem’in Unutulmuş Mektupları adını taşıyan bu eser, yazarın daha önce hiçbir kitapta yer almamış yaklaşık 40 mektubunu ilk kez okurla buluşturuyor. 1868-1913 yılları arasındaki geniş bir zaman dilimine yayılan bu mektuplar, yalnızca Ekrem’in biyografisindeki boşlukları doldurmakla kalmıyor; aynı zamanda büyük ustanın dil ve üslup dünyasındaki estetik dönüşümü gözler önüne seriyor.

        3

        KABİLE
        (Michael Morris)

        Neden başkalarına değil de sadece bizden olana güveniyoruz? İnsanlık tarihinin büyük bir kısmı, hayatta kalmanın tek yolunun kabileye sadakatten geçtiği karanlık ve vahşi coğrafyada yazıldı. Bugün, gökdelenlerde çalışıyor, kıtalararası mesajlar gönderiyoruz ancak beynimiz hâlâ kadim savana düzlüklerinde, etrafını çitlerle çevirdiği küçük bir grubun güvenliğini arıyor. Kültürel psikoloji uzmanı Michael Morris, Domingo Yayınevi'nden çıkan Kabile’de bizi bu evrimsel mirasla yüzleştiriyor. İnsanı diğer türlerden ayıran en güçlü özelliğin kabile kurma yetimiz olduğunu savunan Morris’e göre, kabile kavramı bir anıdan çok daha fazlası. Modern şirketlerin yönetim kurulları, siyasi kitleler, devasa dijital topluluklar ve gündelik hayatımızdaki görünmez ağlar dahi kabile dinamikleriyle işliyor. Davranışlarımızı şekillendiren kabile güdüleri, basit bir aidiyet hissini değil, kime güveneceğimizi, değişime nasıl tepki vereceğimizi, performansımızı ve düşünme biçimimizi de etkiliyor.

        4

        ZAMANIN MANZARASI
        (Mehmet Eroğlu)

        İnsanın savaşırken iyi kalması mümkün değildir… Savaşta, doğru olandan çok gerekli olanı yapmak zorunludur. Ve her savaş, beraberinde yıkımı getirir… Barış Utkan için de savaş, bir yıkımdır. Çocukluğundan beri eksikliğini taşıdığı sevginin, merhametin ve ait olma duygusunun son kalıntıları da savaşın karanlığında yok olup gitmiştir. Geride, ölülerle, anılarla yaşayan bir adam ve anlamını kaybetmiş bir hayat kalır. Hayatının yönü, ağır bir hastalığı atlatan balerin Elif’le kesiştiğinde değişir. Zarafetiyle olduğu kadar kırılganlığıyla da büyüleyici olan bu kadın, Barış’ın karanlık dünyasına hiç bilmediği bir duyguyu taşır: umut. Ancak Elif’in varlığı bir kurtuluş değil; aynı zamanda geçmişin, pişmanlıkların ve derin yaralarının yeniden açılacağı uzun bir yüzleşmenin de başlangıcıdır. Mehmet Eroğlu, İnkılap Kitapevi'nden çıkan ve 1988-2002 Türkiye’sinin toplumsal kırılmaları eşliğinde ilerleyen romanında; aşkı, savaşı, yazgıyı, hesaplaşmayı ve insanın kendi karanlığıyla mücadelesini benzersiz bir derinlikle anlatıyor.

        5

        BURGER
        (Carol J. Adams)

        Hamburger “özbeöz Amerikan yemeği” unvanını istikrarla koruyor olsa da, içinde her daim değişime gebe bir unsur barındırır ve bu sadece fiziksel özellikleriyle (bozulabilirlik vb) ilgili değildir. Popüler kültürde kazandığı anlamlardan Bill Gates gibi yatırımcıların dünyayı besleyebilecek hayvansal olmayan burger arayışına kadar; burgerin kimliği de proteinli köftesinin ızgaraya atılmadan önceki hali gibi şekilden şekle girmeye müsaittir. Kim bilir, belki burgerin kendisiyle birlikte beslediği vatandaşlar da sürekli değişmektedir. Ayrıntı Yayınları'ndan çıkan bu kısa ama derin çalışma, hamburgerin bir ilerleme ve demokrasi sembolünden şiddet, sömürü ve çevresel bozulma temalarıyla iç içe geçmiş bir ikona evrilmesinin eleştirel bir incelemesini sunarak salt tarihsel bir anlatının ötesine geçiyor. Etin Cinsel Politikası’nın yazarı Carol J. Adams, meseleyi hamburgerle sınırlı tutmayıp Vatandaş Burger, Kadın Burger, hatta Creutzfeldt-Jakob Burger gibi daha önce hiç duymadığınız seçeneklerle başlayan zengin bir menü eşliğinde; burgerin geçmişten günümüze yolculuğunu, kimlik krizlerini, veji burgerlerden devrim niteliğindeki “bitki bazlı et” ve “temiz et” yaklaşımlarına kadar uzanan “hayvansızlaşma” serüvenini anlatıyor.

        6

        NEMESİS
        (Isaac Asimov)

        "Altın Çağ Bilimkurgusu"nun en büyük mimarlarından olan, kurduğu evrenlerle edebiyat tarihinde kendine eşsiz bir yer edinen Isaac Asimov, bilimin rasyonel kesinliğini kurgunun sınırsız gücüyle harmanlayan unutulmaz bir deha. "Vakıf" ve "Robot" gibi ölümsüzleşmiş serilerinden bağımsız olarak kaleme aldığı ve ölümünden sadece üç yıl önce tamamlayabildiği Nemesis ise insanlığın evrendeki yerini sorgulayan geç dönem yapıtlarından... Yirmi üçüncü yüzyılda öncüler, aşırı kalabalıklaşan ve çöküşün eşiğine gelen Dünya'dan kaçarak kendi kendine yeten yörünge kolonilerinde yeni bir yaşama yelken açar. Bu kolonilerden biri olan Rotor, geliştirdiği çığır açıcı teknolojinin de yardımıyla Güneş Sistemi'ni arkasında bırakarak Nemesis adı verilen gizemli bir yıldızın yörüngesinde kendi asi ütopyasını kurmayı amaçlar. Ne var ki Nemesis, Rotor için yeni bir başlangıcı, Dünya içinse korkunç bir sonu beraberinde getirmektedir... İthaki Yayınları'ndan çıktı.

        7

        BOĞAZ'IN KIYAMETİ
        (Erdinç Akkoyunlu)

        1979'da Independenta tankerinin Boğaz'da yanışı günlerce sürer. Göğe yükselen duman, denize yayılan petrol ve kıyıya vuran is... Bu yangın yalnızca bir gemiyi değil, bir dönemin güven duygusunu da yakar. Arap Şakir, geçimini denizden sağlayan bir balıkçı olarak felaketin en somut yüzüyle karşılaşır: kirlenen su, azalan balık, zorlaşan hayat. Kartal ise bu kararan göğün altında dolaşan bir tanıktır; denizin üstündeki değişimi, kıyıdaki telaşı, insanların yüzündeki dönüşümü sessizce izler. Everest Yayınları'ndan çıkan Boğaz'ın Kıyameti, "Independenta Faciası"nı merkezine alarak Boğaz'ın kıyısında şekillenen bir hesaplaşmayı anlatıyor. Doğanın hoyratça kullanılışını, felaket anında açığa çıkan çıkar ilişkilerini, devletin ve toplumun reflekslerini; insanın fırsat karşısındaki gerçek yüzünü gösteriyor. Yanan tanker söner, petrol zamanla dağılır; ama Boğaz'ın hafızasında ve insanların içindeki tortu kolay kolay silinmez...

        8

        CUMHURİYET'İ FOTOĞRAFLAMAK
        (İsmet Meltem Çetinkök)

        Fotoğraf, icadıyla birlikte, Osmanlı İmparatorluğu topraklarında da hem sarayda hem toplumda büyük merak uyandırdı. Fotoğrafa duyulan ilgi, kurulan yeni rejimle birlikte erken Cumhuriyet'te de hız kesmeden devam etti. Üstelik fotoğraf, kadraja dahil edilenlerle ve dışarıda bırakılanlarla farklı boyutlar kazanıp, ülkenin yeni belleğinin inşasında en önemsenen ideolojik aygıtlardan biri haline geldi. "Cumhuriyet kendini nasıl görünür kıldı?" sorusunun peşine düşen İsmet Meltem Çetinkök Afşar, İletişim Yayınları'ndan çıkan Cumhuriyet'i Fotoğraflamak'ta yeni bir devletin kuruluş sürecinde, Cumhuriyet ideallerinin ve anlatısının oluşturulmasında fotoğrafın üstlendiği rolü ele alıyor. Bunu yaparken fotoğrafın nasıl araçsallaştırıldığı konusuna geniş bir perspektiften bakarak bellek ve ideoloji kavramlarını kültür, sanat ve kitle iletişimiyle ilişkileri çerçevesinde değerlendiriyor. Çetinkök Afşar, cumhuriyetin ilanıyla fotoğraf alanında yürütülen çalışmaların sadece yeni rejimin ve Atatürk imgesinin inşasına değil, fotoğraf sanatının gelişimine sağladığı katkıları etraflı biçimde yansıtıyor... Cumhuriyet'i Fotoğraflamak, erken Cumhuriyet'in kendisini nasıl gördüğü kadar nasıl görünmek istediğini de sergileyen bir eser.

        9

        HAYATA DAİR ŞEYLER
        (Paul Guimard)

        Otoyolda saatte 140 kilometre hızla giden bir araba, aniden önüne çıkan bir kamyonete çarpar ama hikâye bundan ibaret değildir: Ağır yaralı sürücünün bir avukat, bir sevgili, bir baba, bir insan bilincinde, asla indirgenemeyecek ve tek bir anla silinemeyecek, eşsiz hayatı devam eder. Bu bilincin, okur için birkaç dakikalığına aralanan perdelerinin ardında çok tanıdık bir şey, yaşama coşkusu, hayattaki her şeye karşı heyecan kıpırdanmaktadır. Paul Guimard'ın, İş Kültür Yayınları'ndan çıkan ve sıradan insanın biricik hayatına bir aşk mektubu niteliğindeki bu eseri, yayımlandıktan üç sene sonra, 1970 yılında aynı adla beyaz perdeye uyarlandı ve Louis-Delluc Ödülü'ne layık görüldü.

        10

        ANILAR EVİ
        (Tony Judt)

        Anılar Evi, daha önce okuduğunuz hiçbir şeye benzemeyen bir anı kitabı. Her deneme, Tony Judt'ın olağanüstü zihninin süzgecinden geçirilerek geçmişe dair bir deneyimi veya anıyı ele alıyor. Gençlik yıllarındaki belirli bir Londra otobüs hattına olan sevgisi, kamusal nezaket ve savaşlar arası dönem şehir planlaması üzerine bir düşünceye dönüşüyor. 1968 Paris öğrenci ayaklanmalarının anıları, Avrupa'nın farklı cinsiyet politikaları arasında dolanıyor ve sonunda kendi kuşağının "devrimci bir kuşak olduğunu, ancak devrimi kaçırdığı" sonucuna varıyor. Financial Times'ın "İnsancıl, korkusuz, acımasızca dürüst" diye tanımladığı kitap Alfa Yayıncılık'tan çıktı.

        11

        CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK ROMAN TAHLİLERİ 2
        (Nurullah Çetin)

        Prof. Dr. Nurullah Çetin. Korkut Yayınları'ndan çıkan bu çalışmasında Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının önde gelen romanları arasında yer alan şu romanlar, modern roman çözümleme yöntemine göre her yönüyle çözümlüyor: Ebubekir Hazım Tepeyran: Küçük Paşa, Halide Edip Adıvar: Ateşten Gömlek, Yakup Kadri Karaosmanoğlu: Sodom ve Gomore, Peyami Safa: Biz İnsanlar, Peyami Safa: Canan, Abdülhak Şinasi Hisar: Fahim Bey ve Biz, Samiha Ayverdi: Ateş Ağacı, Ahmet Hamdi Tanpınar: Huzur, Hüseyin Nihal Atsız: Bozkurtlar, Emine Işınsu: Cumhuriyet Türküsü...

        12

        ÖLÜMCÜL OYUN
        (Soren Sveistrup)

        1992 yılında okul gezisi için ormana giden bir grup çocuk saklambaç oynarken bir ceset bulur. Otuz yıl sonra bir kadın, bilinmeyen bir numaradan saklambaç oyunundaki gibi, birden ona sayan mesajlar alır. “Sobe” mesajı geldiğinde kadın ortadan kaybolur. İki tecrübeli dedektif, Naia Thulin ve Mark Hess, kayıp kadını aramaya başlar. Bu vakayı rafa kaldırılmış eski bir vakayla ilişkilendirdiklerinde soruşturmaları çok daha karanlık bir hal alır. Thulin ve Hess başka kurbanların da peşine düşen katili bulmak için kılı kırk yaran bir soruşturmaya girişirler... Soren Sveistrup'un Doğan Kitap'tan çıkan romanı, "Sarsıcı, soluk kesici ve duygusal derinliğiyle öne çıkan roman, İskandinav polisiyesinin en iyi örneklerinden biri" olarak tanımlanıyor...

        ÖNERİLEN VİDEO

        Gün Başlıyor - 9 Temmuz 2026 (ABD-İran Ateşkesi Bozulur Mu?)

        ABD-İran ateşkesi bozulur mu? Yeni bir savaş mı başlıyor? ABD ve İran arasında Hürmüz Boğazı Krizi: Ateşkes Neden Çöktü? ABD-İran savaşı yeniden mi başlıyor? Gün Başlıyor'da Kübranur Uslu sordu;Siyaset Bilimci Dr. Mehmet Bozkuş anlattı.  

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ