Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem TÜİK enflasyon rakamlarını sahada böyle tespit ediyor

        Dün başladığımız yazı dizisinin ilk bölümü çok büyük bir ilgiyle karşılaştı. Neredeyse tüm medyada alıntılandı, insanlar bu konuyu konuştu.

        Böyle olması normal, zira TÜİK herkesin hayatını doğrudan etkileyen bir kurum.

        Enflasyon da her mutfağın dikkat kesildiği bir konu.

        TÜİK’in enflasyon rakamlarına yapılan itirazların önemli nedeni, vatandaşın hissettiği enflasyon ile TÜİK’in açıkladığı rakamın birbiriyle tutmaması.

        Enflasyonu tartışma konusu yapan bir diğer konu ise, Prof. Veysel Ulusoy’un kurup yönettiği Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) rakamları.

        ENAG, enflasyonu Kasım ayı itibariyle yüzde 58 bulurken, TÜİK yüzde 21 buluyor. Bizler de vatandaş olarak yüzde 50-60 hissediyoruz.

        Bu kadar uçurum nasıl olabilir?

        Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkanı Prof. Dr. Sait Erdal Dinçer
        Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkanı Prof. Dr. Sait Erdal Dinçer

        ALTERNATİF ÖLÇÜM YAPAN ENAG NASIL ÇALIŞIYOR?

        ENAG aslında bir doktora tezi için ölçme değerlendirme yapılması için kuruldu. Yani alternatif bir ölçme organizasyonu değildi. Ancak birden alternatif ölçme sistemi haline geldi (www.enagrup.org).

        Prof. Ulusoy, çalışmalarında kullandıkları ürün çeşitlerinin, hesaplama yönteminin TÜİK ile aynı olduğunu söylüyor.

        Prof. Dr. Veysel Ulusoy
        Prof. Dr. Veysel Ulusoy

        Sepetteki ürünler, hesaplama yöntemleri aynı ama ürün fiyatlarının toplanma yöntemleri farklı. ENAG verileri internet üzerinden rastgele (random) yöntemiyle topluyor, sahadan almıyor.

        ENAG bu ürünlerin fiyatları, ağırlıklandırma şekli, örneklemler ve hesaplamalar konusunda detaylı bilgi yayınlamıyor.

        Ulusoy, bunun nedenini çalışmanın bir doktora tezi olduğunu, verileri, fiyatları bu yüzden yayınlamadıklarını, ancak arşivlediklerini söylüyor. İsteyen isimlere de açacaklarını belirtiyor.

        “ENAG ÖLÇÜMLERİNİN CİDDİYE ALINIR TARAFI YOKTUR”

        Ekonomi yazarlarından Alaattin Aktaş, Dünya gazetesindeki köşesinde (6 Aralık 2021) TÜİK’in araba fiyatları konusunda, Kasım ayında yaptığı hesabın yanlış olduğunu anlattı. TÜİK Başkanı da, Aktaş’ı arayarak yıllardan beri süren bu hesaplama yöntemindeki o ayki sorunu kabul etti ve Aralık ayında bunun değiştiğini söyledi.

        Aktaş ayını yazının ikinci kısmında, ENAG’ın enflasyon hesaplamaları konusunu da gündeme getirdi.

        Hesabın nasıl yapıldığını bilmediğini, kimsenin de hesaplama detayını bilmediğini söyleyerek şöyle yazdı:

        “…ENAG 'Bu ayki enflasyon oranı şudur' diyor, o kadar!

        Ortada ne metodoloji var, ne hangi maddelerin kapsandığı var, ne hangi maddenin ağırlığının ne olduğu var, ne bu maddelerin fiyatı var!

        Olan ne peki, açıklanan oran!

        Hani adeta 'İnanmıyorsan sen de ölç' dercesine.

        TÜİK daha şeffaf.

        Birileri enflasyon hesaplaması konusunda TÜİK’in kapalı kutu olduğunu ileri sürüyor. Hayır, hiç de öyle değil. TÜİK bu konuda çok daha şeffaf.

        TÜİK’in web sayfasında her bilgi mevcut...

        Daha önce bu köşede ENAG’ın oranlarına niye hiç yer vermedik sanıyorsunuz?

        TÜİK’in itibarsızlığı üstünde yükselerek bir yere varılması mümkün değil.

        Şunu da söyleyelim; TÜİK'in oranlarına güven duyulmuyorken yapılan bir çalışma çok daha ciddi ve ayakları yere sağlam basan bir şekilde yürütülmeliydi. Bu, ölü doğmuş bir çalışmadır ve bu haliyle ciddiye alınır bir tarafı yoktur.”

        ENAG Başkanı Ulusoy, önümüzdeki aylarda Alaattin Aktaş dahil gazetecileri ve uzmanları davet ederek çalışmalarını anlatacaklarını söyledi. Ayrıca çalışmaları hakkında bir bilimsel makale de yayınladıklarını belirtti.

         Image Title 1  Image Title 2
        Description

        Fotoğraflarda TÜİK çalışanları sahada fiyatları tespit ederken görülüyor.

        ENAG İLE TÜİK ARASINDAKİ RAKAM FARKININ NEDENİ?

        İki ölçüm arasındaki farkın nedeninin her iki tarafla yaptığım görüşme sonrasında şu olduğu kanaatindeyim:

        ENAG sepetteki ürünlerin fiyatlarını internet üzerinden, satıcı kurumu rastgele (random) seçerek yapıyor. Her ölçümde fiyat alınan şirket değişebiliyor.

        TÜİK ise Eurostat kurallarına göre rastgele yöntemini kullanmadıklarını söylüyor. Aynı ürün, aynı kalite, aynı marka ve aynı satış noktasından bu ürün fiyatını alıyor.

        TÜİK uzmanına göre rastgele seçim kargaşaya ve hesap hatalarına neden olur. Bu nedenle Eurostat rastgele seçimi yasakladı.

        ENAG Başkanı ise istatistik kurallarına göre rastgele yönteminin kullanılması gerekir diyor.

        Başka kötü niyet yoksa, arada çıkan rakam farkının bu olduğu kanaatindeyim.

        Ancak asıl gerçek, ENAG ekibiyle, TÜİK yetkililerinin yapacağı toplantı sonrasında anlaşılacak.

        TÜFE-ÜFE RAKAMLARININ ARASI NEDEN BU KADAR AÇIK?

        Çok tartışılan konulardan biri de Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE enflasyonu yüzde 54.6) ile Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE yüzde 21.3) enflasyonu nasıl bu kadar farklı oluyor? Önceki yıllarda böyle bir fark görülmezdi. Şimdi neden arada bu kadar fark var?

        Bu soruya TÜİK’in cevabı:

        - Haklısınız bu kadar açık orana pek rastlanmaz. Ancak bunun sadece bize özgü olmadığını bilmelisiniz. Son birkaç yıldır Almanya, İtalya, Fransa, Japonya gibi neredeyse tüm OECD ülkelerinde de benzer durum söz konusu (OECD ülkelerindeki ÜFE-TÜFE farklarını gösteren OECD linki https://stats.oecd.org/index.aspx?DataSetCode=PRICES_CPI).

        Bu ülkelerde de tıpkı bizdeki gibi arada büyük farklar olduğu görülüyor.

        Bunun en önemli sebebi, Pandemi nedeniyle dünyada hammadde ve üretim sorunu olması. Çin’de konteyner, Süveyş Kanalı’nda gemi krizi derken, tüm dünyada emtia fiyatları arttı, bir kargaşa oldu. Bu üretim fiyatlarını etkiledi.

        Bir önemli konu da enerji zamları genelde sanayi tarafına yapıldı, tüketici kısmını devlet sübvanse etti. Bu hem bizde hem de Avrupa’da bu şekilde gerçekleşti. Tüketici korunmak istendi.

        Üretici de gördüğü zamları, satışlar etkilenmesin diye tüketiciye birden yansıtamadı.

        Ancak ÜFE-TÜFE farkı bir süre sonra kapanacaktır. Aralık ayında yaşadığımız zamların nedeni biraz da budur.

        ESKİ TÜİK BAŞKANI’NIN İDDİALARI

        Eski TÜİK Başkanı Birol Aydemir, konuştuklarım arasında TÜİK’i en sert eleştiren isimdi.

        Kendisi TÜİK başkanıyken benzer tartışmalar yine vardı ve bu sorulara muhatap olmuştu.

        “Hükümet TÜİK verilerine müdahale ediyor mu?" sorusuna, “Bunlara cevap vermeyi bile gereksiz görüyorum. Bunlar çok cahilce iddialar” diye cevap vermişti (Ekonomist Dergisi 14.04.2013).

        Aydemir kurumdan ayrıldıktan sonra şöyle bir demeç verdi: “İnsanlar, artık açıklanan verilere güvenmez hale geldi. İşin doğrusu, evet, ben de TÜİK'in enflasyon, istihdam, büyüme gibi alanlarda yayınladığı verilerin artık çok şüpheli ve tartışmalı olduğu konusunda hemfikirim. TÜİK bağımsızlığını kaybetti” (10 Aralık 2020 Sputnik).

        Birol Aydemir ile görüştüğümde teknik olarak müdahalenin nasıl olabileceğini sordum. Bölge müdürlerinin rakamlara müdahale edebileceğini ileri sürdü. Bunu da teknik ekibe sordum. Dün cevaplarını yayınladım. 26 bölge müdürünü ve 350 anketörü eş zamanlı olarak ayarlayıp düşük fiyat göstermek pek mümkün gözükmüyor.

        TÜİK, EUROSTAT’TAN DENETLEME İSTEDİ

        Aydemir, mevcut başkanın yetersiz olduğunu söyleyerek, “Eğer kurumun bağımsız ve verileri eksiksiz verdiğine inanıyorsa, benim yaptığım gibi EUROSTAT denetlemesi istesin de sonucu görelim” dedi.

        Bunu da mevcut başkana sordum.

        Şöyle cevapladı: “Eurostat’tan denetleme için talepte bulunduk. Bu tartışmalara son vermek için denetleme yapılmasını istiyoruz. Onlarla mutabık kaldık. 2022'de bu denetleme olacak”.

        Birol Aydemir de ENAG enflasyon rakamlarına atıf yapıyor. “Muhalefet hep buna atıf yapıyor ama ya onlarınki yanlışsa?” diye sordum. “Muhalefetin görevi ENAG rakamlarının doğru olup olmadığını araştırmak değildir. Bunu TÜİK ya da iktidar araştıracak” dedi.

        Bence eski başkanı da TÜİK’e davet edip sorularını cevaplamalı yeni yönetim.

        SİYASETİN TÜİK’E MÜDAHALESİ

        Geçtiğimiz aylarda Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan bazı marketlere ve araba firmalarına enflasyon yüksek çıkmasın diye, zam yapmamaları konusunda telefonların gittiği iddiaları çok konuşuldu. Ancak bu telefonu alan kişiler kamuya bir açıklama yapmadılar.

        Ankara’da bürokrasiden bazı kişilerin böyle telefonlar edebileceğine inanıyorum. Fakat bunun beyhude bir çaba olduğunun farkında değiller. Zira bu ay zam yapılmazsa sonraki ay yapılacak ve yıl sonuna doğru enflasyon yine yüksek çıkacaktır.

        Yine enflasyonda ağırlığı yüksek olan ekmeğin fiyatı yüksek olmasın diye TMO’ya ucuz buğday sattırıp, fırıncılar odasına da zam yapmaması için baskılar olduğunu da biliyorum.

        Ancak bunların TÜİK ile ilişkisi bulunmuyor. Siyasi iktidarla ilgili konular.

        Bugüne kadar TÜİK’ten fiyatların değişmesi konusunda telefon aldığını ya da baskı gördüğünü açıklayana denk gelmedim. Belki de ben kaçırmış olabilirim.

        Ancak siyasetin Merkez Bankası dahil, tüm bağımsız kurumlara müdahale etme hakkını kendisinde gördüğünü hepimiz biliyoruz. Önceki iktidarlarda da böyleydi.

        Bu nedenle siyaset TÜİK’e de müdahale etmek isteyebilir.

        Bu konuda yeni başkanın bölge müdürlerine siyasi baskı yaptığı ve dinlemeyenleri görevden aldığı iddiasıyla bir yazı kaleme aldı Korkusuz Gazetesi Yazarı Ahmet Takan (05.11.2021).

        TÜİK sert bir dille iddiaları yalanlandı ve tazminat davası açtı. Görevden alınan bölge müdürlerinin açıklamasına da denk gelmedim.

        AÇIKLAMALARDAN İKNA OLDUM MU?

        Şahsen istatistik uzmanı ya da finans gazetecisi değilim. Konu hakkında ne kadar araştırma yapsam, ne kadar ilgilisiyle konuşsam da eksik bir tarafım muhakkak olacaktır.

        Başkan Dinçer’i dinlediğimde apolitik, göz önünde olmayı sevmeyen, ömrü akademide geçmiş, zihni de bu alanda çalışan biri olduğunu gördüm. Yüksek lisans ve doktorasını istatistik alanında yapmış, birikimli bir akademisyen.

        Belki de siyaset ve medyadan bu kadar uzak olması bir handikap.

        Kurumu siyasi tartışmalardan uzak tutma çabası yüzünden Kılıçdaroğlu ile görüşmemesinin, daha büyük siyasi tartışmalara neden olacağını bahsettim handikapları yüzünden göremedi.

        Başkan Dinçer’in kuruma siyasi müdahale edilmesine karşı direnç gösterebileceğine kanaat getirdim.

        TÜİK KENDİNİ ANLATMALI VE ŞEFFAF OLMALI

        Benim röportajım, kurumun bu dönem iletişim çalışmalarının ilki oldu.

        TÜİK’in daha fazla ve proaktif iletişim çalışmalarına ihtiyacı var. Kendisini anlatmalı ve daha şeffaf olmalı.

        EUROSTAT’tan talep edilen inceleme çok önemli. Onun sonuçları kurumun itibarını temize çıkarmak açısından etkili olacaktır.

        ENAG Başkanı Prof. Veysel Ulusoy ve ekibi davet edilecek. Karşılıklı uzmanlar olarak tartışacaklar.

        Ayrıca ekonomi yazarlarının TÜİK’e gelerek tüm sorularını yöneltmeleri de çok yerinde olur. Bunu da gerçekleştireceklerini söyledi Başkan Dinçer.

        TÜİK ÜLKE İÇİN İMAJINI DÜZELTMELİ

        Her ne olursa olsun, bu ülkede yaşayan herkesin hayatını etkileyen bir kurum TÜİK. Zarar gördüğünde sadece iktidar değil, hepimiz zarar görürüz. Bu yüzden zaman zaman kurumu eleştiren bir yazar olarak, bizzat yerinde çalışmaları görüp, bunları aktarmayı önemsedim.

        Yanlışa yanlış, doğruya doğru diyen biri olarak sorularımı sordum, cevapları da olduğu gibi aktardım.

        Şu anda kuruma karşı büyük bir güvensizlik var. Bunu değiştirmeli TÜİK.

        Kesinlikle kendisini temize çıkarması gerekiyor.

        Bu kurum garibanların, düşük ücretle çalışanların, yetimin alacağı maaşa etki edecek kadar büyük sorumluluk taşıyor.

        Ayrıca devletin en kritik kurumlarından biri.

        Siyasetin de bu kuruma karıştığında tüm dengeleri bozabileceğini görmesi gerekir. Tıpkı Merkez Bankası’nda olduğu gibi.

        Umuyorum önümüzdeki günlerde TÜİK hak ettiği itibarı geri kazanır.

        Takdir okuyucunun.

        Son

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ