Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem Güncel İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında 20'nci duruşma | Son dakika haberleri

        "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne ilişkin 92'si tutuklu 5'i müşteki sanık olmak üzere 414 sanığın yargılandığı davanın 20'nci duruşması başladı.

        AA'da yer alan habere göre İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

        REKLAM

        Bir kısım tutuksuz sanıklar ile avukatların da hazır bulunduğu duruşmada, bazı CHP'li milletvekilleri ve tutuklu sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

        Duruşmada söz alan sanık Ekrem İmamoğlu, tutuklanmasının ardından Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney ve bir kısım arkadaşının bu dosyaya eklendiğini söyledi.

        Bu sanıklarla aynı cezaevinde kaldıklarını belirten İmamoğlu, "Duruşmaya ne zaman katılacağı konusunda bir bilgi sahibi olmadığını dün gece bana ifade etti. Aynı şekilde bir eylem eklenecek mi ya da olan bir eyleme mi dahil olacak? Bu hususlarda da bilgi sahibi değil. Bunların hepsi doğal olarak beni ilgilendirdiği için de bunu burada ifade ediyorum." şeklinde beyanda bulundu.

        İmamoğlu, bazı sanıkların 11 aydır tutuklu olduğunu, bugün 2 sanığın savunmasının bitebileceğini, dinlenen sanıklar hakkında karar çıkmasında bir engel olmadığını düşündüğünü belirtti.

        Geçen hafta savcının kendisine "Haddinizi aşarsanız, haddinizi bildiririz." dediğini anımsatan ve mahkemenin savcının söylemi karşısında nasıl hareket edeceğini soran sanık İmamoğlu, "Çünkü tavrınız ve alacağınız kararlar benim kişisel hak ve hürriyetim açısından önemlidir. 'Hayır, biz bir tedbir almıyoruz, kişisel tedbirini al.' derseniz ben kişisel tedbirimi de almak için elimden gelen gayreti göstereceğim." dedi.

        REKLAM

        Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan'ın, bu konuya ilişkin bir tedbirlerinin olmadığını söylemesi üzerine İmamoğlu, "O tehdide karşılık da gerekeni yapacağımdan hiç kuşkunuz olmasın." diye cevap verdi.

        "İDDİANAMEYE GÖRE SUÇ BANA GÖRE YATIRIM"

        Duruşma, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun siyasi danışmanlığını yapan tutuklu sanık Necati Özkan'ın savunmasının alınmasıyla devam ediyor.

        DHA'da yer alan habere göre Necati Özkan "Rüşvet verme suçundan tutukluyum. Dolayısıyla rüşvete aracılık etme konusu benim tutuklanmamla ilgili bir konu değil. Peki Eylem 4 ne. Eylem 4, tam 9 yıl önce benim yaptığım bir yatırım işi. İddianameye göre bu bir suç eylemi, ama benim tarafımdan baktığınız zaman bu bir yatırım. Eylem 4 kapsamında isnat edilen suçla ilgili olarak bana kollukta, hakimlikte tek bir soru sorulmadı tam 7 ay boyunca. Üstelik Eylem 13 ve üyelik meselesinde de olduğu gibi bunlarla ilgili bana soru sorulmadı. Ayşe Hitchins’i gözaltına aldılar. Kim Ayşe Hitchins. Ayşe Hitchins benim 40 yıldır aile dostum, çocuklarımız beraber büyüdü. Benim şirketime yatırım yapmak istediler. Biz de kabul ettik; bir şirketimizin yüzde 15 hissesini aldılar. O günden beri benim ortağım; bunu dilekçemde ısrarla yazdım, her iki dilekçemde de yazdım; 'Ayşe Hitchins benim ortağımdır, şöyle oldu' diye. Bakın 4 gayrimenkulden bahsediyoruz; Eylem 4 kapsamında o 4 gayrimenkulün 3’ünün bugünkü malikleri gözaltına alınmadı. Benim ortağım Ayşe Hitchins gözaltına alındı" dedi.

        "HERŞEYİ USÛLÜNE UYGUN YAPTIM"

        Özkan, "Adem Kameroğlu kim. Kameroğlu İnşaat’ın ortağı, yöneticisi. Aynı zamanda Kameroğlu Kuyumculuk’un sahibi. Aynı zamanda çeşitli başka projelerin yöneticisi ve AVM işletmecisi. İlk ifadesini veriyor. Kameroğlu ne benden bahsediyor ne burada herhangi bir olaydan bahsediyor. Benim aleyhime verdiği tek bir ifade bile yok, tek bir suçlama yok; ama sonra iş değişiyor. Birileri bu arkadaşın kulağını çekiyor ve arkadaş tehditleri ve riskleri anlıyor. Ondan sonra Kameroğlu bir yalan makinesine dönüşüyor, bir iftira makinesine dönüşüyor. Etkin pişmanlık ifadesi veriyor. Kameroğlu İnşaat ile 2005 yılında çalışmaya başladım. Kameroğlu ve Keleş İnşaat beraber bir projeye başlıyorlar. Bu projenin tanıtımının yapılması gerekiyordu. Bu proje Büyükçekmece’de, göle bakan çok büyük bir arazide yapılacak olan 810 malikanelik bir proje. Logosundan tutun kurumsal kimliğine, televizyon kampanyalarından basın kampanyalarına kadar herşeyi biz yaptık. Dolayısıyla delillerin eklerinde bunu göreceksiniz. Hem ekstreleri göreceksiniz hem de aynı zamanda yaptığımız işlerin örneklerini göreceksiniz, sözleşmeleri de göreceksiniz. 21 yıl önceki olaydan bahsediyorum başkanım, bugünün olayı değil. 2017 başlarında Kameroğlu İnşaat beni arıyor, diyor ki; 'Biz yeni projeye başlıyoruz, bu konuda sizinle çalışmak istiyoruz' Gidiyoruz satış ofisine, Adem Bey de orada. Bize projenin ne olduğunu anlatıyorlar; bin 700 tane daire. Ben kabaca dedim ki; bu işin satış bütçesi 9 milyon dolar olmak zorunda; ama Kameroğlu grubunun parası çok değerlidir, 9 milyon dolar vermezler bunlar. Başka birşey önerelim; 3 yıl için 3 artı 2 artı 1. 3 milyon dolar, 2 milyon dolar ve 1 milyon dolar; ve dedim ki; '3 milyon doları da saklamanız lazım, ne olur ne olmaz. Ekonomi kötüye giderse, satışlar düzgün gitmezse ilave 3 milyon doları da kullanacağımızı bilmeniz lazım. Yani sizden kabaca 9 milyon dolar istiyoruz; yani hemen cebinizden çıkarıp koymanız gerekmez' Bütün sözleşmelere bakın, 2019’da bitecek projeydi, 2023’te bitirilebildi. Reklam ajansına vermesi gereken bütçeden çok daha fazlasını bankaya faiz olarak vermek zorunda kaldı, kredi faizi ödeyerek vermek zorunda kaldı. Dolayısıyla hikaye kabaca bu. Ben sorumlu bir vatandaş ve makul bir ticaret insanı olarak herşeyi usulüne uygun yaptım’ şeklinde konuştu.

        "YALAN SÖYLEMEK KOLAYDIR SÜRDÜRMEK İMKANSIZDIR"

        Özkan, "Adem Kameroğlu’nun ifadelerindeki tutarsızlıklara gelmek istiyorum. Kameroğlu verdiği her ifadede başka bir yalan söylemek zorunda kaldı. Yalan söylemek kolaydır, ama yalanı sürdürebilmek imkansızdır; hele ki karşınızda hakikatin belgeleri varsa. Örneğin, etkin pişmanlık ifadesinde şöyle diyor: '15 Nisan 2025 günü ifademi vermiştim ama gerçekleri söylemedim, işin ciddiyetini bilmiyordum.' Yine aynı ifadede, 'O döneme kadar Necati Özkan’ı tanımıyordum, sadece adını duymuştum,' diyebiliyor. Oysa ki biz 12 yıllık iş ortağıyız. Öte yandan Adem Kameroğlu, 2019’daki o projeyi para bulamadığı, insan kaynağını organize edemediği ve satışları doğru dürüst yapamadığı için bankalara gitmek zorunda kalarak 2,5-3 yıl geciktirerek bitirdi. 2 bine yakın insanı perişan etti, üstelik ayıplı mal teslim etti. Bu süre içerisinde kendisiyle defalarca kavga ettik" dedi.

        "İDDİANAME HAZIRLANIRKEN NASIL BU KADAR TEMELSİZ DAVRANILABİLİR"

        Özkan savunmasının devamında "Eylem 13; başından beri hepimizin anlamak için çabaladığı ama gün geçtikçe içinin ne kadar boş olduğunu gördüğümüz bir başka vakadır. Hangi kişisel verileri ele geçirmişim ve yaymışım. Dosyaya bakıyorsunuz; Eylem 13’te, Sayın İddia Makamının ve Başsavcılığın yorumu olarak bir başında varım, bir de sonunda varım. Eylem 13’ün içeriğinde hiçbir yerde ben yokum; ama bu eylemden dolayı, üstelik 'Resmen vasfı haiz örgüt üyesi' olarak artırılmış şekilde cezalandırılmam talep ediliyor. Ben verileri neyle ve nasıl almışım; 'İstanbul Senin' adlı aplikasyonla. Bu uygulama Kasım 2021’de lanse ediliyor. Örgüt üyeliği isnadında ve Eylem 4’te olduğu gibi, bu isnatla ilgili olarak da soruşturmanın hiçbir aşamasında bugüne kadar bana tek bir soru sorulmadı. '27 kişiyle biraraya gelmişsiniz, milletin verilerini toplamışsınız, yetmemiş bir de yabancı istihbarat servislerine satmışsınız' demediler. İddianamede şöyle diyor; 'Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla özel vasfa haiz örgüt üyeleri Necati Özkan, Melih Geçek ve örgüt yöneticisi Hüseyin Gün birlikte çalışma yapmıştır.' Hoppala. Nerede, hangi gün, hani belge, hani ifade. İnsan bir iddianame hazırlanırken bu kadar temelsiz ve bu kadar çürük nasıl davranabilir, şaşırıyorum. Ankara’da okudum; hukuk 1. sınıf öğrencilerine verseniz böyle yazmazlar. Bu nasıl yazıldı. 'İstanbul Senin' uygulamasının ne yazılımını bilirim, ne çalışma metotlarını, ne de güvenlik yapısını anlarım. Bu aplikasyon hangi tür veriyi nereden toplar, nerede saklar; anlamam. Teknoloji alanındaki kapasitem, bu konuları kavramaktan oldukça uzak. Ben 67 yaşına basacağım; internetin ve teknolojinin içine doğmuş Z kuşağından değilim. Diğer yüzlerce İBB hizmeti veya projesinde olduğu gibi, 'İstanbul Senin' projesinin ve içindeki uygulamaların yapılmasıyla ilgili alınmış herhangi bir kararda veya uygulamanın idari tarafında asla bulunmadım. Teknolojik alanlarda bir yetkim, yönlendirmem ya da talebim sözkonusu olamaz" dedi.

        İDDİANAMEDEN

        İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

        Ayrıca iddianamede, 16 kişi "müşteki", 89'u tutuklu, 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor. Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar Türk lirası ve 24 milyon ABD doları, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor.

        İddianamede yer alan örgüt şemasında, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", tutuklu sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve tutuksuz sanık Ertan Yıldız, başka suçtan tutuklu Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor. Şemada 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak, örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

        İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor. İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

        Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor. İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor. Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

        İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor. Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

        ÖNERİLEN VİDEO

        Beylikdüzü'nde araçta çocuğu olan kadının otomobiline saldıran sürücü kamerada

        Beylikdüzü'nde araçta çocuğu olan kadının otomobiline saldıran sürücü kamerada

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ