Fenerbahçe en kolay maçlarından birini oynadı. Takım olarak üst düzey bir oyun sergilediler. İlk yarı yüksek tempo ile rakibini sahasına hapsederek, istedikleri golleri buldular. Konyaspor maçını farklı bir skorla kazanmaları şampiyonluk yolunda ne kadar istekli olduklarını da gösterdi…

Taraftarın büyük desteği ile maça hızlı başlayan sarı-lacivertliler ilk dakikadan itibaren büyük baskı kurdular rakip alanda. Konyaspor, sağlı sollu gelen ataklar karşısında şaşırdı. Arka arkaya gelen goller maçın seyir zevkini arttırdı.

Fenerbahçe, sol kanattan getirdiği ataklarla ciddi tehlikeler yarattı. Bu atakların en önemli nedeni sol bek Hasan Ali’nin eski formunu yakalamasıydı. Elbette önünde oynayan Rodrigues’in maça damga vuran performansı oldu. Konyaspor’un sağ kanadını altüst eden ataklar, attığı gol ve verdiği gol pası dışında oldukça etkili bir oyun sergiledi. Bu sezon en iyi maçlarından birini ortaya koyan Rodrigues’i durdurmak mümkün olmadı…

Uzun süredir formasından uzak olan Moses ise beklenilenden uzaktı. Zaman zaman bireysel girişimler yapsa da topu kaptırdı. Atakların başlamadan bitmesine neden oldu. Görünen o ki, Moses henüz hazır değil. Sakatlık sorununu tam olarak atlatamamış. Biraz zaman gerekiyor. Yeteneklerini göstermek için yaptığı aşırı çabaya rağmen eksikleri ortada…

Ersun Yanal’ın en büyük şansı savunmada Serdar’ın form yakalaması. Sakatlanana dek çok iyi oynadı. Ters bir vuruşla kendi kalesine attığı gole rağmen, son anda araya girişleri, hamleleri ve topu oyuna sokma niyeti olumluydu. Böyle olunca sarı-lacivertliler savunma güvenliğini sağladı. Ayrıca istenilen dörtlüde yerini almış oldu…

39 yaşındaki Emre’nin kırık kaburgasına karşın büyük özveri ile oynaması takdir edilecek bir durum. Oyunda kaldığı süre içerisinde yine kendine has paslarını verdi. Oyunu rahatlattı. Uzun ve ters toplarla takımını atağa çıkardı…

Fenerbahçe, kolay bir takım olan Konyaspor karşısında iyi oyun sergileme dışında attığı gollerle de taraftarını mutlu etti. Uzun süredir kendi sahasında bu denli farklı bir skorla maç kazanmamıştı.

Sarı-lacivertilerin iyi oyunu elbette önemliydi. Ancak Konyaspor, kötü oyun dışında direnç gösteremeyen bir takım görünümü verdi. Böyle olunca Ersun Yanal’ın oyuncuları maçı diledikleri gibi yönlendirdi. Tempoyu ikinci yarı biraz düşürerek rakip takımın oyun kurmasına izin vermediler. İlk yarı atılan 3 gole karşın, ikinci yarı 2 gol atarak golcü kimliklerini de kanıtladılar…

Maçın özeti; Ersun Yanal, atak oynamayı futbolcularına aşılamış. Çok top çevirme yerine en kısa sürede rakip alana gitmelerini istemiş. Sol kanatta iki önemli oyuncu olunca iş çok kolaylaştı. Hasan Ali ve Rodrigues maçı koparan iki isimdi. Sonrası, takıma gelen özgüven ve taraftarın müthiş desteği ile atılan 5 gol vardı. Takım olarak iyi oynadılar. Gustavo’ya ayrı bir parantez açılmalı. Geldiğinden bu yana ,”İyi ki alınmış” dedirten yerinden bir transfer olduğu kanıtlandı. Direnç gösteremeyen Konyaspor’a daha çok gol atabilirlerdi. Açıkcası, sarı-lacivertliler kendilerini çok da sıkmadı. Kolay bir maç, rahat atılan goller vardı. Taraftar oyundan da sonuçtan da büyük zevk aldı.

1881 -
1938