Futbolcuları rahat bırakırsanız güzel maçlar izleyeceğimizi sürekli dile getirdik. Beşiktaş- Trabzonspor karşılaşması, son yıllardaki en iyi maçlardan birisiydi… Temposu yüksek, heyecanlı, bol pozisyonlu, topun sürekli oyun içerisinde kalması, mücadele gücü yüksek bir karşılaşmaya tanıklık ettik… Her iki takımı da ortaya koydukları güzel oyundan dolayı tebrik etmek gerekir. Futbol içerisinde olması gereken her şeyi gördük. Öncelikle oyuncuların iyi niyetli oluşu, sürekli golü düşünmeleri, hakemle, rakiple uğraşmak yerine topu oyunda tutma istekleri kelimenin tam anlamıyla harikaydı…

Bu tür maçlara hasret kaldığımızı söylemek gerekir. Bu nedenle oynanan oyuna işte futbol diye şapka çıkarmak gerekiyor…
Keyifli maçın elbette kazananı olmadı. Atılan 4 gol sahada ki güzel oyunu taçlandırdı bir anlamda.
Trabzonspor aldığı bir puanla şampiyonluk yolunda emin adımlarla yürüyor. Bir maçının eksik olması kendileri adına büyük avantaj…

SÖRLOTH’U TUTAMADILAR

Maç öncesi, Sergen Yalçın’ın nasıl bir taktik uygulatacağı merak konusuydu. Trabzonspor’un gücü belliydi. En önemli silahı golcü Sörloth’ü etkisiz kılmak için plan yapacakları öngörülüyordu. Vida’nın kontrolünde olacak, gerekirse adım adım takip edilecekti… Ancak geldiği günden bu yana performansını sürekli yükselten bir oyuncu Sörloth. 1.94 boyunda olduk.a iri yapılı bir oyuncunun bu denli estetik vuruşları yapması ilginçti. Çok hızlı oluşu, oyunu okuyuşu, kendine boş alan yaratması Sörloth’un oyun zekasını da gösteriyor. Attığı iki golde kendi çabasının ürünüydü. İkinci golde pozisyonu tamamen hazırlayandı. Kısacası kendi pişirdi, kendi yedi denir bu gol için. Sörloth, temiz suratlı bir oyuncu. Attığı gollere ve skoru değiştirme becerisini göz önüne aldığımızda melek yüzlü canavar dersek abartmış olmayız…

Trabzonspor, İstanbul’a rahat gelmişti. Hedef yenilmemekti. Nasıl olsa, gol atar en azından 1 puan alırım düşüncesi hakimdi. Maçın başında gelen golden sonra, çok fazla savunmada kalıp kontra toplarla pozisyon bulmaya çalıştılar. Zaman zaman oyunun tüm hakimiyetini yitirdiler. Özellikle ikinci yarının ilk 20 dakikası Beşiktaş’a tam anlamıyla teslim oldular. O dakikalar kendileri adına şanslı geçti. Beşiktaşlı oyuncular çok fazla gol pozisyonu yakaladılar. Bunları gole çeviremediler…

TUTAN UĞURCAN, ATAN SÖRLOTH

Bir takım için en önemli şey, tutan ile atanın olması. Trabzonspor bu sezon ikisine de sahip. Kaleci Uğurcan, harika maçlar çıkarıyor. Genç yaşına rağmen, neredeyse hatasız oynuyor. Beşiktaş karşısında en az 4-5 net gollük pozisyona geçit vermedi. Uğurcan’ın kurtarışları arkadaşlarını oyunda tutarken, forvette ki golcülerine olan güven de kendiliğinden yükseliyor. Şampiyonluk hesapları yapan Trabzonspor, Beşiktaş karşısında daha farklı bir kadro ile istediği sonucu olabilirdi belki. Oyunu çok fazla savunmada kabullenmek her zaman iyi sonuçlanmaz. Şans yanlarındaydı açıkçası…

BEŞİKTAŞ TAKIM OLARAK İYİ OYNADI

Sergen Yalçın, ideal kadroya güveniyor. Gökhan ve Caner birer savunma oyuncu olmanın çok ötesinde bir oyun çıkarıyorlar. Tüm ataklar bu oyuncularla başlıyor. Beşiktaş’ın itici güçleri bir anlamda. Devre arası gelen Boateng ise, iyi bir futbolcu olduğunu ilk maçında göstermişti. Trabzon karşısında yine en iyilerin başındaydı…

Siyah-Beyazlılar bu denli güzel ve üstün oyuna rağmen neden kazanamadı sorusunun en önemli yanıtı Burak’ın tek kalmasıydı. Bir de gol şansı yanlarında değildi. Diaby, N’Koudou, Lens’in gole katkısı hiç yok. Böyle olunca tek umut Burak oluyor. Yakalanan o kadar değerli fırsatlar harcandı ki, Uğurcan ne denli başarılı olduysa, Beşiktaşlı oyuncularda son vuruşlarda o denli başarısızdı…

Her şeye rağmen keyifli bir maç izledik. Futbolun ülkemizde istenirse yüksek seviyede oynandığını gördük. Futbolun kalitesini bu tür maçlarla arttıracağımız ortada…