İzmir'in neyi meşhur? İzmir'de ne yenir, ne alınır, neresi gezilir?
Ege'nin masmavi sularına nazır bir inci gibi uzanan, özgürlüğün, hoşgörünün ve tarihin harmanlandığı o eşsiz kıyı şehrine doğru bir yolculuğa çıkıyoruz. İzmir, sadece Türkiye'nin üçüncü büyük metropolü değil, aynı zamanda binlerce yıllık geçmişiyle Akdeniz kültürünün en canlı, en enerjik ve en karakteristik duraklarından biridir. Kordon boyunda esen imbat rüzgarının serinliğinde, palmiye ağaçlarının gölgesinde ve her biri ayrı bir hikaye anlatan tarihi mahallelerinde İzmir'in kendine has ruhunu hemen hissedersiniz.
Homeros’un "Gök kubbenin altındaki en güzel şehir" olarak tanımladığı bu topraklar, Levanten köşklerinden Rum evlerine, antik kentlerin ihtişamından modern yaşamın ritmine kadar çok katmanlı bir dokuya sahiptir. Şehrin her köşesinde karşınıza çıkan boyoz kokusu, aslında bir kahvaltı öğününden ziyade İzmirli olmanın, sabahın o huzurlu saatlerinde dostlarla bir araya gelmenin sembolüdür.
İzmir, sadece denizi ve güneşiyle değil, aynı zamanda demokratik duruşu, sanatla iç içe geçmiş sosyal hayatı ve her sokağında hissedilen o medeni tavrıyla ziyaretçilerini kendine aşık eder. Alsancak’ın cıvıl cıvıl sokaklarından Karşıyaka’nın asil duruşuna, Kemeraltı Çarşısı’nın tarih kokan labirentlerinden Foça’nın dingin limanına kadar her durak ayrı bir keşif vadeder. Bu yazımızda, İzmir mutfağının zeytinyağlı zenginliklerinden kentin simgesi haline gelmiş tarihi yapılarına, Çeşme’nin altın kumsallarından Selçuk’un dünya mirası kalıntılarına kadar tüm önemli noktaları ele alıyoruz.
İZMİR MUTFAĞI
İzmir mutfağı, tipik bir Akdeniz mutfağı olmasının ötesinde, Yahudi, Rum, Levanten ve Anadolu kültürlerinin muazzam bir sentezidir. Bu mutfağın sabah saatlerindeki en büyük temsilcisi tartışmasız boyozdur. İspanya’dan 15. yüzyılda göç eden Sefarad Yahudilerinin İzmir’e kazandırdığı bu mayasız hamur işi, yanında fırınlanmış yumurta ve demli bir çay ile İzmirlilerin vazgeçilmez kahvaltı ritüelidir. Boyozun yanına eşlik eden bir diğer meşhur lezzet ise gevrek adı verilen ve pekmezli suda haşlanıp susamla kaplanan İzmir simididir. Sokak lezzetleri denince akla gelen kumru ise özel ekmeği, içindeki tulum peyniri, domatesi ve biberiyle (veya şarküteri ürünleriyle hazırlanan Çeşme usulüyle) öğle öğünlerinin en pratik ve lezzetli tercihidir.
Sebze ve ot yemekleri konusunda İzmir dünyada eşi benzeri olmayan bir zenginliğe sahiptir. Özellikle şevketibostan, kuzu etiyle pişirildiğinde veya zeytinyağlı olarak hazırlandığında bölgenin en şifalı ve lezzetli yemeklerinden biri olarak öne çıkar. Deniz börülcesi, radika, arapsaçı ve ebegümeci gibi otlar, en kaliteli zeytinyağları ve bol limonla harmanlanarak sofraların vazgeçilmez mezelerine dönüşür. Deniz ürünleri ise İzmir için bir yaşam biçimidir; kordondaki balık restoranlarında servis edilen taze levrek, çipura ve kalamar tavalar akşam yemeklerinin en keyifli anlarına eşlik eder. İzmir köftesi, patates ve etin salçalı suyla fırında buluşmasıyla evlerin en sevilen yemeği olurken, söğüş ise Kemeraltı’nın gizli lezzet hazinelerinden biri olarak meraklılarını bekler. Tatlı olarak ise İzmir bombası gibi modern akımların yanı sıra, şerbetli ve hafif bir tatlı olan şambali veya lor tatlısı kentin gastronomi turuna tatlı bir son verir.
TARİHİN VE MODERNİZMİN BULUŞMA NOKTALARI
İzmir’i gezmeye şehrin kalbi ve en önemli simgesi olan Konak Meydanı’ndaki İzmir Saat Kulesi’nden başlamak bir gelenektir. 1901 yılında inşa edilen ve zarif mimarisiyle dikkat çeken bu kule, İzmir’in buluşma noktasıdır. Meydanın hemen arkasında uzanan Tarihi Kemeraltı Çarşısı ise dünyanın en eski ve en büyük açık hava alışveriş merkezlerinden biri olarak binlerce dükkana, tarihi hanlara ve camilere ev sahipliği yapar. Çarşının içindeki Kızlarağası Hanı, Osmanlı döneminin ticaret ruhunu yansıtan atmosferi ve meşhur fincanda pişen kahvesiyle dinlenmek için en ideal duraktır. Şehri kuşbakışı izlemek isteyenler için ise Tarihi Asansör, 1907 yılından bu yana hizmet veren ve iki caddeyi birbirine bağlayan yapısıyla Karataş semtinin en romantik noktasıdır.
Kültürel derinliğe inmek isteyenler için İzmir Arkeoloji Müzesi ve hemen yanındaki Etnografya Müzesi, bölgenin kadim tarihini gözler önüne serer. Şehir merkezinden biraz uzaklaşıp Selçuk ilçesine gidildiğinde ise dünyanın en önemli antik kentlerinden biri olan Efes sizi karşılar. Celsus Kütüphanesi, devasa antik tiyatrosu ve Hadrian Tapınağı ile Efes, Roma döneminin ihtişamını günümüze taşıyan bir dünya mirasıdır. Efes’in hemen yakınındaki Meryem Ana Evi ve Saint Jean Bazilikası ise inanç turizmi açısından büyük önem taşır. Bergama ilçesinde yer alan ve dik bir yamaç üzerine kurulu olan Pergamon Antik Kenti ise dünyanın en dik antik tiyatrosu ve Zeus Altarı (kalıntıları) ile bir diğer görkemli gezi noktasıdır. Modern İzmir’i yaşamak için ise Alsancak sokaklarında yürüyüş yapmak, Kültürpark’ın yeşil alanlarında nefes almak veya Karşıyaka sahilinde gün batımını izlemek gerekir.
İZMİR'DEN NE ALINIR?
İzmir seyahatinden dönerken yanınıza alabileceğiniz ürünlerin başında yöresel lezzetler ve el sanatları gelir. Kemeraltı Çarşısı’ndan alabileceğiniz taze çekilmiş kahveler, kuruyemişler ve özellikle İzmir’e has tulum peyniri mutfağınıza Ege lezzetini taşıyacaktır. Zeytinyağı üretimin merkezi olan bölgeden, ödüllü soğuk sıkım zeytinyağları ve bu yağlarla hazırlanan doğal sabunlar almak, sevdikleriniz için hem sağlıklı hem de kaliteli bir hediye seçeneğidir. El sanatlarına ilgi duyanlar için Nazarboncuğu köyü olarak bilinen Kurudere (Görece) köyünden el işçiliği nazar boncukları ve seramik ürünler tercih edilebilir. Ayrıca Tire ilçesinin meşhur el dokuması kumaşları ve iğne oyaları da kentin zanaat mirasını yansıtan zarif hatıralardır.
İzmir’de mutlaka yapılması gerekenlerin başında, güneş batarken Kordon’da çimlerin üzerine oturup dostlarla sohbet etmek ve körfezden esen rüzgarın tadını çıkarmak gelir. Karşıyaka iskelesinden vapura binip Konak’a doğru giderken martılara simit atmak, İzmir’i denizden seyretmek paha biçilemez bir keyiftir. Tarihi Asansör’ün terasında kahve içmek, Kemeraltı’nın dar sokaklarında kaybolup beklenmedik bir dükkandan alışveriş yapmak ve sabahın ilk ışıklarıyla sıcak bir boyoz yemek kentin ruhunu anlamanızı sağlar. Yaz mevsimindeyseniz Çeşme ve Alaçatı’nın turkuaz sularında serinlemek, taş evlerin arasında yürüyüş yapmak ve sakızlı dondurma yemek de İzmir deneyimini tamamlayan unsurlardır. Selçuk’ta Şirince köyüne uğrayıp tarihi evlerin arasında yürümek ve mürver şurubu denemek de gezinize farklı bir renk katacaktır.