Kabine Toplantısı kararları açıklandı! 6 Aralık 2023 Kabine Toplantısı kararları ve sonuçları
Kabine Toplantısı kararları Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklandı. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başkanlığında toplandı. Kritik konuların masaya yatırıldığı toplantıda gündeme dair birçok konu değerlendirildi. İşte, 6 Aralık 2023 Kabine Toplantısı kararları ve sonuçları hakkında detaylar...
"2028 YILINDA DÜNYANIN SAYILI ÜLKELERİNDEN BİRİ OLACAĞIZ"
85 milyon olarak birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize, huzurumuza sıkı sahip çıkalım, aramıza fitne fesat sokulmasına izin vermeyelim. Gerisi sadece sabır ve vakit işidir. inşallah 2028'i siyasi, ekonomik, beşeri ve askeri bakımından bölgesi ve dünyanın sayılı güçleri arasına girmiş bir ülke olarak karşılayacağız. Gerektiğinde bedel ödeme pahasına şahit olduğumuz kötülükleri yapabiliyorsak elimizle düzeltmenin, mümkün değilse dilimizle anlatmanın, ona da mani varsa kalbimizle buğz etme gayreti içinde olduk. Son 70 yılına baktığımızda bu yaklaşımın pekçok örneğini görüyoruz. Kore'ye bu hissiyatla gidip kan döktük can verdik. Kıbrıs'ta barış harekatı gerçekleştirdik. Irak, Suriye, Ukrayna'da başı dara düşenlere kapımızı açtık.
"NETANYAHU ZULMÜN HESABINI VERECEK NEREYE KAÇAR BİLEMİYORUM"
Karabağ'ın işgaline Türkistan'daki zulme, Keşmir ve Arakan'daki haksızlıklara bu düşünce ile rıza göstermedik. Bugün aynı onurlu duruşu Gazze'ye yönelik barbarlık karşısında Filistin halkının yanında yer alarak sergiliyoruz. Gazze'de öldürülen binlerce kadının yaşlının, masumun yanında yer almak için felsefi gerekçeler aramaya gerek yoktur. Gazze halkına uygulanan zulme karşı çıkmak için sadece insan olmak yeterlidir. İsrail 2. Dünya Savaşı'ndan bu yana Filistin coğrafyasında uyguladığı zulmün hesabını elbette verecektir. Netenyahu nereye kaçar bilemiyorum. 7 Ekim'den bu yana işlediği savaş suçları bu ülkeyi yönetenlerin yakın gelecekte yargılamalarda ayrı bir yere sahip olacaktır.
"ABD VE AVRUPA DESTEK OLMASAYDI BÖYLE HAREKET EDEMEZLERDİ"
İsrailli yöneticiler er ya da geç insanlık mahkemesinde yargılanacak, hak ettikleri cezaları çekecek, tarihin çöplüğündeki yerlerini alacaklardır. Netanyahu yönetimine bu cüreti veren Batılı ülkeler de aynı akıbeti paylaşacaklardır. Amerika ve Avrupa ülkeleri İsrail'e sınırsız siyasi, askeri, ekonomik destek vermemiş olsa bu terör devletin yöneticileri böyle pervasız ve acımasız hareket edemezdi. Batının tarihi bu bakımdan oldukça karanlık, çirkin, vahşi, gaddarlık örnekleriyle doludur. Biz bunların tıynetini Bosna, Makedonya, Yunanistan, Bulgaristan, Çanakkale, Filistin, Irak, Suriye'den, oralardaki vahşetlerinden, sinsi oyunlarından biliriz. Dünyayı batı değerleri safsatasıyla oyalayanlar kendi güvenlik ve refahları dışında hiçbir değerleri olmadığını ispatlamışlardır.
"ÇARESİZ İNSANLARI ÖLDÜRMEK KORKAKLARA MAHSUS ZAVALLILIKTIR"
İnanç, felsefe, hukuk ve bilim unsurlarının tamamı başka coğrafyalara ve toplumlara aittir. Sadece barbarlık gerçek anlamda Batı'ya ait bir vasıftır. Haçlı seferlerinde 4 milyon, sömürgelerinde 50 milyon dünya savaşlarında 70 milyon insanı katleden batı hep bu vasfını sergiliyordu. Gazze'deki vahşete ortak olan Batı mayasındaki barbarlık dürtüsüyle hareket etmektedir. İsrail'e en küçük söz söyletmeyip, Gazze'de yapılanların dile getirenlerin üzerine hoyratça giden Batı yönetimleri bireysel düzlemde insan olma kurumsal düzlemde devlet olma özelliklerini kaybetmiştir. BM Genel Sekreterin samimi çabaları güvenlik konseyinin kimi daime üyeleri tarafından engellenmiştir. Batının etekleri altına saklanan İsrail yönetimi zulmünü ne kadar tırmandırırsa sonuçta ödeyeceği bedeller de o kadar ağır olacaktır. Çocuk, kadın, yaşlı, silahsız ve çaresiz insanları öldürmek sadece İsrailli yöneticiler gibi korkaklara mahsus zavallılıktır.
"DEPREM GERÇEĞİYLE YÜZLEŞİP HAREKET ETMEMİZ LAZIMDIR"
Bölgeye huzur gelmesinin tek yolunun 1967 sınırlarında Doğu Kudüs'ün başkent olduğu bağımsız ve egemen Filistin devletinin kurulmasından geçtiğini bir kez daha hatırlatıyoruz. Bilindiği gibi Türkiye en fazla deprem riski taşıyan beşinci ülkedir. 6 Şubat depreminde 50 binden fazla insanımız hayatını kaybetti. Bu coğrafyada yaşamak demek deprem gerçeğiyle yüzleşmek, tehlikeyi kabullenmek ve ona göre hareket etmek demektir. Depreme dayanıklı binalar yapmak tek çözüm yoludur. Kentsel dönüşüm dediğimiz adımı attık. Maalesef ülkemiz uzunca süre bu toprakların hakkını vermek yerine hakkına giren anlayışla yönetildiği gibi deprem tehlikesi de gözardı edilmiştir. 1999 felaketi bu meselenin yeniden gündeme gelmesine vesile oldu.
"GÜVENLİ ŞEHİRLER İÇİN TEK ÇARE KENTSEL DÖNÜŞÜMDÜR"
Biz de bu süreci ileri taşıyarak 2012 yılında kentsel dönüşüm yasasını çıkardık. Konuyla ilgili mevzuatı güncelledik, geliştirdik. Kentsel dönüşüm yasasının çıktığı tarihten bugüne kadar 480 milyar liralık yatırımla 2 milyon 200 bin bağımsız bölümün dönüşünü tamamladık. Yaklaşık 400 bin bağımsız bölümün dönüşüm süreci devam ediyor. 31 milyon konut ve 5 milyon ticari alandan oluşan bağımsız bölüm var. 6 milyonu deprem riski altındadır. Güvenli şehirler için tek çare kentsel dönüşümdür. Bu hakikatı görmezden gelmek, ertelemek, siyasi çıkarlar için istismarına yeltenmek ülkemize ihanet etmek demektir. Kentsel dönüşüm Türkiye için tartışmasız beka meselesidir. Bu konu siyaset üstü, siyasi partiler üstü konudur.
"İFTİRA KAMPANYALARIYLA SÜREKLİ TAKOZ KOYDULAR"
İnancımızda tedbir tevekkülden önce gelir. Kentsel dönüşüm konusuna ilk günden beri bu zaviyeden baktık. Vatandaşlarımızı gecekondu denilen sağlıksız yapılardan kurtararak modern, güvenlik, dayanıklı binalarda yaşamaya hedefledik. TOKİ başkanlığımız sürecin öncüsü olarak kritik bir rol üstlendi. Onca haksız insafsız eleştirilere rağmen 1.3 milyon konutu tamamladık, hak sahiplerine teslim ettik. Attığımız her adımda tamamen ideolojik saiklerle hareket eden bir kesimi karşımızda bulduk. Akla hayale gelmedik bahanelerle, iftiraya varan kampanyalarla projelerimize sürekli takoz oldular. Kanundaki boşlukları kullanarak yalan ve yanlış bilgilerle insanımızın aklını bulandırarak kentsel dönüşüm projelerimizi sabote ettiler. Bunun acısını depremin yıktığı birçok şehirde yaşadık. Geçtiğimiz Eylül ayında geniş katılımla deprem gerçeği ve kentsel dönüşüm şurası düzenledik. Ortaya çıkan teklifler diğer çalışmalar ışığında yeni bir kentsel dönüşü yasası hazırladık. Kanun teklifimiz geçtiğimiz ay başında Meclisimizden onay aldı ve yürürlüğe girdi.
"YÜZDE 50'DİN BİR FAZLASIYLA İNŞAAT RUHSATI ALINABİLECEK"
Muhalefet ve malum çevreler hemen tezvirata başladı. Düzenlemenin tek gayesi vardır, o da kentsel dönüşüm sürecinde engelleri ortadan kaldırmak ve dönüşüm sürecini hızlandırmaktır. Bir binada oturanların yüzde 50'sinden bir fazlası onay verdiği zaman kentsel dönüşüm ve inşaat ruhsatı alınabilmesi mümkün hale getirildi. Tebligatların yapıların kapısına asılabilmesi, elektronik devlet üzerinden bildirilmesi, muhtarlıklarla ilan edilmesiyle süreç hızlandırıldı. İstanbul'daki kentsel dönüşüm için yarısı bizden kampanyası için yasaya mali yardım hükmü de eklendi. Anlaşmazlıkların çözümü için arabuluculuk sisteminin devreye alınmasından, ihtisas mahkemelerine kadar çeşitli mekanizmalar getirildi.
"AMACIMIZ İSTANBUL'DA 5 YIL İÇİNDE KENTSEL DÖNÜŞÜM"
Kentsel dönüşüm projelerine kamu desteği için yöntemler geliştirildi. Kentsel dönüşümü hızlandırarak milletin ve şehirlerimizin can ve mal güvenliği sağlamak amaçtır. Kentsel dönüşüm projelerin geciktirilmesinin önüne geçilmesi ancak bu şekilde mümkündür. Herhangi bir rant amacı, hak sahiplerinin başka bir bölgeye gönderilmesi sözkonusu değildir. Kim bunun aksini iddia ediyorsa müfteridir, yalancıdır, bu milletin iyiliğini istemiyor demektir. Süreci diğer şehirlerimizde yönetmek nispeten kolaydır ancak İstanbul'un içinde yer aldığı Marmara'da yaşanacak felaketin Allah korusun tüm Türkiye'ye ağır bedeli olacaktır. Amacımız İstanbul'da 5 yıl içinde acil dönüşüm gerektiren tüm binaları yenilemektir.
"DEPREMZEDE ŞEHİRLERİMİZE 1 TRİLYON LİRA KAYNAK AKTARDIK"
İnşaasına başlanan 250 bin bağımsız bölümden 46 binini yılbaşından önce hak sahiplerine deprem bölgesinde teslim edeceğiz. Vatandaşlarımızdan gelen taleplere kulak vererek yerinde dönüşümü kolaylaştıracak hibe ve kredi desteklerinde yeni modelleri devreye aldık. 2024 bütçemize depremzede şehirlerimiz inşasında 1 trilyon lira kaynak ayırdık. Sadece konut yapmakla kalmıyor bu şehirlere kimliğini veren ticari alanları, kültürel yapıları yeniden ayağa kaldırıyoruz. Depremde zarar gören yollar ve ulaştırma yatırımıyla ilgili sorunları yine biz giderdik, biz gideriyoruz. Şu an yapım süreci devam eden yeni yolların uzunluğu 180 kilometreyi buluyor. 81 vilayetimizin tamamında yol, otoyol, köprü, tünel, viyadük ve metro projelerimiz devam ediyor. Hava ve demiryolu ulaşımında açılışa hazır devasa yatırımlarımız var.
"MİLLETİMİZ SİYASİ İSTİSMARCILARA KULAK ASMAYACAKTIR"
Hiç kimsenin ülkemizi depreme hazırlamadaki en önemli aracımız olan kentsel dönüşüm projelerini yavaşlatmasına, sulandırmasına, izin vermeyeceğiz. Milletimizin siyasi istismarcılara kulak asmayacağına inanıyorum Bize destek veren herkese şükranlarımı sunuyorum. Rabbim yar ve yardımcı olmasını diliyorum. Sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla.