Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Ekonomi İş-Yaşam Kadınlar Günü Neden Var? Boyner Grup Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Boyner, “Sadece kutlanacak değil, eşitlenecek bir gelecek için sorguluyoruz” - İş-Yaşam Haberleri

        2009 yılından bu yana 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde hayata geçirdiği çalışmalarla toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dikkat çeken Boyner Grup, bu yılki kampanyasında izleyiciyi sarsıcı bir ‘yüzleşme’ye davet ediyor. Kameranın vizörünü erkeklere çeviren ve “Kadınlar Günü Neden Var?” diye soran film, küçük bir kız çocuğunun babasına sorduğu bu naif soru ile başlıyor. Her yıl farkındalık kampanyalarıyla kadın sorununu farklı açılardan gündeme taşıyan Boyner Grup, bu kez sorunun en önemli paydaşı olan erkek üzerinden bir sorgulamaya gidiyor. Film, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanabilmesi için zihniyet dönüşüm ihtiyacını gözler önüne seriyor.

        REKLAM

        “SADECE KUTLANACAK DEĞİL, EŞİTLENECEK BİR GELECEK İÇİN SORGULUYORUZ”

        2009 yılından bu yana kadınların maruz kaldığı sorunları yüksek sesle dile getiren kampanyalar gerçekleştirdiklerini belirten Ümit Boyner, bu yıl en temel soruyu sorma nedenlerini ise şöyle açıklıyor: “Yıllardır kadın cinayetlerinden, iş gücüne katılımdan adaletsizliğe, çocuk yaşta evliliklerden cam tavanlara kadar her sorunu yüksek sesle dile getiriyoruz. Ancak 2026 eşiğinde durup tabloya baktığımızda, toplumsal cinsiyet eşitliğinde hala gidilecek çok mesafe olduğunu görüyoruz. Bu kendimizle yaptığımız dürüst bir muhasebe. Artık kadın erkek eşitliğinin sağlanması için bir zihniyet dönüşümünün başlaması gereken noktadayız. Bu yüzden bugün sadece bir kampanya yapmıyoruz; herkesi kendini sorgulamaya davet ediyoruz.” dedi.

        "DÖNÜŞÜM ERKEKLER OLMADAN MÜMKÜN DEĞİL"

        Bu yılki kampanyanın odağına erkeklerin ‘sessiz paydaşlığını’ alan Boyner Grup, filmde eğitimli ve sevgi dolu bir babanın, kızının “Kadınlar Günü neden var?” sorusu karşısında dona kaldığı anları işliyor. Ümit Boyner, filmdeki bu sessizliği şu sözlerle anlatıyor:

        “Filmdeki baba eğitimli, sevgi dolu, kızının üzerine titreyen bir baba. Ancak en bilgili babanın bile o saf soru karşısında vereceği yanıtı bilememesi, aslında hepimizin sessizliği. Sadece şiddet uygulayan değil, bu tabloya ses çıkarmayıp konforlu alanına çekilen her erkek de bu tıkanıklığın bir parçası. Bizim amacımız suçlu aramak değil, o sessizliğin içine sığınan 'paydaşı' uyandırmak. Çünkü bir dönüşüm istiyorsak, bunu erkekler olmadan asla başaramayız.”

        “EŞİTSİZLİĞİ GİDERMEK İÇİN ÖNCE KENDİ YETERSİZLİĞİMİZİ ANLAMA CESARETİ GÖSTERMELİYİZ”

        Toplantıda Ümit Boyner’e eşlik eden Psikolog Gökhan Çınar ise toplumsal hafızadaki bu ‘dona kalma’ halini şu sözlerle değerlendirdi:

        “Erkeğin çocukluktan itibaren 'güçlü kalma' zorunluluğuyla kuşanmaya başladığı hissizleşme maskesi, zamanla toplumsal eşitsizliği besleyen en büyük konfor alanına dönüşüyor. Oysa kadının maruz kaldığı emek, güven ve temsil eşitsizliğini gerçekten anlamak; erkeğin bu sahte güçten vazgeçip kendi yetersizliğiyle yüzleşebilecek cesareti göstermesiyle mümkün. Kadının özgür olmadığı bir dünyada, erkek de ne yeterli ne de gerçekten değerli. Toplumsal dönüşüm, erkeğin bu adaletsiz terazideki yerini sorgulaması ve sorumluluk alarak gardını indirmesiyle başlayacak. Kadın hakları mücadelesi sadece kadınların omuzlarında yükselen bir süreç değil, erkeklerin de kendi özgürlükleri için sahiplenmesi gereken bir varoluş meselesidir.

        ÖNERİLEN VİDEO

        Tel Aviv'de siren sesleri!

        İran'ın israil'e doğru bir füze salvası fıralatışı gerçekleştirmesiyle kudüs ve tel aviv'de sirenler çalıyor.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ