Konya'da sevgilisini darbeden kişiyi, engellemek isterken öldüren genç, “meşru müdafaa” tartışmasını açtı, konu sosyal medyada trend oldu.

AA'nın haberine göre, üniversiteye hazırlanan Kadir Şeker (20),merkez Selçuklu ilçesi Kosova Mahallesi'ndeki parkta, bir kişinin sevgilisini darbettiğini gördü. Çifti ayırmaya giden genç, bu sırada saldırgan Özgür Duran'ın sözlü ve fiziki müdahalesiyle karşılaştı. Genci bir süre kovalayan ve darbeden Özgür Duran, boğuşma sırasında aldığı bıçak darbesiyle yere yığıldı. Göğsüne aldığı yara nedeniyle olay yerine çağrılan ambulansla Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırılan Duran, müdahaleye rağmen hayatını kaybetti.

"DAYANAMADIM, MÜDAHALE ETTİM"

Polis ekipleri, olay yerindeki kan izlerini takip ederek, Kadir Şeker'i ikamet ettiği teyzesinin evinde gözaltına aldı. Gencin, polisteki sorgusunda, bir kadının darbedildiğini gördüğünü, buna dayanamayarak müdahale ettiğini, saldırganın kendisini de darbetmesi üzerine olay yerinden kaçtığını ve kendisini kovalayan saldırganla aralarında boğuşma yaşandığını anlattığı öğrenildi.

"KASTEN ÖLDÜRME"DEN TUTUKLU

Darbedilen Ayşe D.'nin de Kadir Şeker'in, kendisini kurtarmaya çalıştığı yönünde ifade verdiği belirtildi. Asayiş Şube Müdürlüğüne getirilen ve göz yaşlarını tutamayan gencin yüzünde ve boğazında darp izleri olduğu dikkati çekti. Emniyetteki işlemleri tamamlanan ve adliyeye sevk edilen Kadir Şeker, çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliğince, "kasten öldürme" suçlamasıyla tutuklandı.

MAKTUL 19 AYRI SUÇTAN SABIKALI

Öte yandan, maktul Özgür Duran'ın, 19 suçtan kaydının bulunduğu kaydedildi. Baba Cengiz Ş. ise gazetecilere yaptığı açıklamada, oğlunun üniversiteye hazırlanan başarılı bir öğrenci olduğunu söyledi. Gece yaşanan olaydan dolayı çok sarsıldıklarını anlatan gözü yaşlı baba, şöyle konuştu:

"OĞLUM KARINCAYI İNCİTMEZ"

"Oğlum karıncayı dahi incitmeyen, bugüne kadar kavga ve tartışma yaşamamış bir çocuk. Akşehir Fen Lisesi mezunu, tıp fakültesine girmek için üniversite sınavına hazırlanıyordu. Darbedildiğini görünce kadını kurtarmak için araya giriyor. Bu sırada saldıran kişi oğlumu dövmüş ve kovalamış. Oğlumun yüzünde ve boynunda ağır yaralar var. Boğazını sıkmış, elinden zor kurtulmuş. Arbede anında ise bıçaklama olayı olmuş. Nasıl olduğunu bilmiyoruz. Çok üzgünüm. Ölenin ailesine de başsağlığı diliyorum."

Cengiz Şeker "Çok sıkı çalışıyordu. Bu talihsiz olay başımıza geldi. Oğlum orada kadını kurtarmaya çalışıyordu. İnsanı kurtarmaya çalışıyordu ve bunun için adeta kendini feda etti. Bunların yargılamada göz önünde bulundurulmasını istiyorum." diye konuştu.

SOSYAL MEDYADA TREND OLDU

Konu sosyal medyada #kadiricinadalet etiketiyle trend oldu. Sosyal medya kullanıcıları, Kadir Şeker'in yeni bir kadın cinayetini önlediğini yargılanırken bunun göz önünde bulundurulması gerektiğini savundu. Kimi yorumlarda da cezasızlık uygulanması gerektiği görüşü dile getirildi.

“MEŞRU MÜDAFAA KAPSAMINDA”

Görüşünü aldığımız Avukat Osman Erusta, olayın Türk Ceza Kanunu (TCK) 25. madde kapsamında meşru müdafaa olduğunu belirterek TCK 27/2’deki cezasızlık halinin uygulanabileceğini söyledi. Avukat Erusta, TCK’nın 25. Maddesinde, “Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez” denildiğini aktararak şöyle devam etti:

“Bir kısım hukukçu tarafından olayın meşru müdafaanın sınırının aşıldığı yönünde görüşleri olsa da bu görüşe katılmam mümkün değildir. Şöyle ki; TCK 27/2. maddesi, ‘Meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmiş ise faile ceza verilmez.’ İlgili madde kapsamında değerlendirme yapıldığında, şahsın eyleminden dolayı cezalandırılmaması gerektiği kanaatindeyim.

Hukuk mantık dışı bir uygulamayı kabul etmez. Ceza yargılamasında, delillerin mutlak surette adaletli bir şekilde değerlendirmesinin yanında, olayın oluşu itibarıyla vicdani kanaatin de oluşması gerekir. Mevcut eylem gerek oluş, gerekse eylemin gerçekleşmesi itibarıyla; eylemi gerçekleştiren şahsın; TCK kapsamında cezalandırılmaması gerektiğini düşünüyorum.

Burada şekil ve oluş itibariyle meşru müdafaanın aşılması hali bir an için düşünülse de, şahsın sabıka kaydının fazla oluşu, olayın oluş şekli ve diğer hususlar göz önünde bulundurulduğunda TCK 27/2. maddesi kapsamında sınırın aşılması halinin kanun kapsamında mazur görülecek boyutta olduğu değerlendirmesi yapılarak, şahsa ceza verilmemesi gerektiğini düşüncesindeyim.”

“MEŞRU MÜDAFAA DENİLEMEZ”

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 90. Maddesinde yakalamanın nasıl ve kimler tarafından yapılacağı açıklandığını kaydeden Avukat Ejder Demir de şu görüşü dile getirdi: “Kişiye suçu işlerken rastlanması ve suçüstü bir fiilden dolayı izlenen kişinin kaçması olasılığının bulunması veya hemen kimliğini belirleme olanağının bulunmaması hallerinde herkes tarafından geçici olarak yakalama yapılabilir. Burada kanun herkes demek suretiyle suç işleyen bir kişiye rastlanılması halinde herkesin yani sıradan bir vatandaşın bile yakalama işlemi yapabileceğini salık vermektedir. Geçici yakalamaktan kasıt ise yakaladıktan sonra derhal kolluk kuvvetlerine haber vermektir. Aksi halde TCK 278’de düzenlenen suçu bildirmeme suçu gündeme gelecektir. Bu sebeple habere konu olayda sıradan bir vatandaşın suç işlediğini gördüğü bir kişiyi yakalamaya çalışması aslında kanundan gelen bir vatandaşlık görevidir. Fakat habere konu olayda sadece yakalama işleminin yapılmadığı suçun işlenmesine engel olunmaya çalışıldığı da görülmektedir.

Meşru müdafaa Türk Ceza Kanunu’nda ‘Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez’ şeklinde tanımlanmıştır. O halde sadece kendisine karşı gerçekleşen veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırının değil başkasının bir hakkına yönelmiş saldırının da defedilmesi meşru müdafaa kapsamında değerlendirilmelidir.

Söz konusu olayda meşru müdafaanın şartlarının bulunup bulunmadığının iyice değerlendirilmesi gerekmektedir. Aksi halde toplumun, çevresinde işlenen suçlara karşı duyarsızlaşması dolayısıyla Türk toplum yapımızın bozulmasına ve yozlaşmasına neden olacak sonuçlar ortaya çıkabilecektir.”

Haksız tahrik hükümlerinin en üst hadden uygulanması gerektiğini kaydeden Avukat Demir, “Meşru müdafaa olarak değerlendirilemez, orantısal müdahale olmamış ama haksız tahrik hükümlerinin en üst hadden uygulanması gerekir” ifadelerini kullandı.