Kastamonu'nun neyi meşhur? Kastamonu'da ne yenir, ne alınır, neresi gezilir?
Karadeniz'in hırçın dalgalarını arkasına alıp Ilgaz Dağları'nın vakur duruşuna yaslanan, her sokağında Selçuklu'dan Osmanlı'ya uzanan bir zaman tüneli barındıran Kastamonu, Anadolu'nun ruhunu en saf haliyle koruyan nadir şehirlerden biridir. Şehre adım attığınızda sizi karşılayan şey sadece tarihi konakların estetiği değil, aynı zamanda havaya sinmiş olan o kadim mutfak kültürü ve Taşköprü sarımsağının karakteristik kokusudur.
Burası, evliyalar şehri olarak anılmasının verdiği manevi derinliği, doğanın cömertçe sunduğu kanyonlar ve yaylalarla birleştiren, keşfettikçe derinleşen bir coğrafyadır. Kastamonu’da zaman, diğer şehirlerdeki gibi gürültülü bir telaşla değil, zanaatkarların bakır dövme sesleri ve ahşap işçiliğinin sessiz zarafetiyle akar. Arama motorlarında Karadeniz’in bu saklı hazinesini merak edenlerin yanıt aradığı Kastamonu'nun neyi meşhur, Kastamonu'da ne yenir, ne alınır ve neresi gezilir soruları, aslında beton yığınlarından kaçıp gerçek bir Anadolu atmosferine sığınma isteğinin sonucudur. Şimdi, Mahmut Bey Camii’nin çivisiz işçiliğinde ve banduma tepsisinin dumanı üstünde kokusunda Kastamonu’yu derinlemesine tanımaya başlıyoruz.
Kastamonu, sadece coğrafi bir bölge değil, aynı zamanda Milli Mücadele döneminin en stratejik yollarından biri olan İstiklal Yolu’nun başlangıç noktasıdır. Şehre girdiğinizde hissettiğiniz o dinginlik, aslında asırların getirdiği bir devlet terbiyesinin ve kültürel birikimin yansımasıdır. Burası, sadece görülmesi gereken yerleriyle değil, aynı zamanda her bir tabağında gizli olan yüzyıllık tarifleri ve çarşısındaki geleneksel esnaf kültürüyle hafızalara kazınır. Bu yazımızda, Kastamonu’nun dünyaca ünlü Taşköprü sarımsağından Valla Kanyonu’nun nefes kesen derinliğine, el emeği şimşir kaşıklardan kentin karakteristik mutfak geleneğine kadar şehri özel kılan tüm unsurları paylaşıyoruz.
TAŞKÖPRÜ SARIMSAĞINDAN BANDUMAYA LEZZET DURAKLARI
Kastamonu mutfağı, Anadolu’nun en zengin ve en özgün mutfaklarından biri olarak kabul edilir; öyle ki bu mutfağın çeşitliliği yüzlerce farklı yemekle ifade edilir. Şehrin dünyadaki en güçlü imzası tartışmasız Taşköprü sarımsağıdır. Diğer sarımsaklardan farklı olarak yoğun aroması, yüksek mineral değeri ve uzun saklama ömrüyle bu ürün, Kastamonu sofralarının temel direğidir. Ancak Kastamonu mutfağı denince akla gelen en görkemli ana yemeklerin başında banduma gelir. Özel olarak hazırlanan hindi eti ve suyuyla ıslatılan kuru yufkaların kat kat dizilmesi, aralarına bolca tereyağı ve ceviz serpilmesiyle hazırlanan bu yemek, bir lezzet şölenidir. Bir diğer yöresel simge ise etli ekmektir; ancak bu bildiğiniz diğer şehirlerin etli ekmeklerinden farklı olarak, incecik açılan hamurun içine kıyma konularak sac üzerinde pişirilen ve üzerine tereyağı sürülerek servis edilen kapalı bir börek türüdür.
Hamur işleri konusunda Kastamonu’nun yaratıcılığı sınır tanımaz. Kastamonu pastırması, Kayseri pastırmasından farklı olarak daha az çemenli ve daha yoğun et tadıyla öne çıkar; incecik dilimlenmiş haliyle hem kahvaltıda hem de yemeklerde kullanılır. Simit tiridi ise bayatlamış simitlerin kemik suyuyla ıslatılıp üzerine sarımsaklı yoğurt ve kıyma dökülmesiyle yapılan, israfı önlerken lezzeti zirveye taşıyan bir dehadır. Padişah yemeği olarak bilinen ecevit çorbası ve meşhur Kastamonu döneri de et severlerin favorileri arasındadır. Tatlı faslında ise çekme helva, tel tel dökülen yapısı ve ağızda dağılan yumuşaklığıyla Kastamonu’nun en sevilen ikramıdır. Cırık tatlısı ve oğmaç çorbası gibi yöresel tatlar da Kastamonu sofralarının doğallığını ve bereketini yansıtan diğer önemli unsurlardır. Yemekten sonra ise mutlaka bölgenin dağlarından toplanan bitkilerle demlenen bir çay veya meşhur üryani eriği hoşafı içilerek bu gastronomi yolculuğu tamamlanır.
AHŞAP CAMİLERDEN NEFES KESEN KANYONLARA
Kastamonu seyahatinin en büyüleyici ve mimari açıdan eşsiz durağı, Kasaba köyünde bulunan Mahmut Bey Camii’dir. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bu cami, 1366 yılından beri tek bir çivi çakılmadan inşa edilen ahşap yapısı ve içindeki kök boyalı süslemeleriyle ziyaretçilerini hayretler içinde bırakır. Caminin kapısı ve tavan işçiliği, Türk ahşap sanatının ulaştığı zirve noktalarından biridir. Şehir merkezinde yükselen Kastamonu Kalesi ise şehri kuşbakışı izleyebileceğiniz en heybetli noktadır. Kalenin burçlarından aşağı baktığınızda, tarihi konakların çatılarını ve yeşilin her tonunu bir arada görebilirsiniz. Hemen kalenin eteklerindeki Saat Kulesi ve Nasrullah Camii de şehrin manevi ve tarihi siluetini tamamlayan duraklardır.
Doğa tutkunları için Kastamonu tam bir macera sahasıdır. Pınarbaşı ilçesinde bulunan Valla Kanyonu, dünyanın en derin ve en zorlu kanyonlarından biri kabul edilir. Kanyonun üzerine kurulu olan seyir terasından aşağı bakmak, doğanın o sarsılmaz gücünü hissetmek için yeterlidir. Yine aynı bölgedeki Horma Kanyonu ise ahşap yürüyüş yolu sayesinde her yaştan ziyaretçinin bu doğal güzelliği keşfetmesine olanak tanır. Ilıca Şelalesi, ormanın derinliklerinde dökülen sularıyla bir vaha gibi huzur verirken, Küre Dağları Milli Parkı biyolojik çeşitliliğiyle doğaseverleri ağırlar. Sahil kesiminde ise İnebolu, kendine has kırmızı boyalı evleri ve İstiklal Yolu hatırasıyla bambaşka bir atmosfer sunar. Cide ve Gideros Koyu, denizin ve ormanın kucaklaştığı, Karadeniz’in en sakin ve en güzel koyları arasında yer alır. Kastamonu Müzesi ise arkeolojik buluntularıyla bölgenin kadim tarihini kronolojik bir sırayla ziyaretçilerine açar.
KASTAMONU'DAN NE ALINIR?
Kastamonu seyahatinden dönerken yanınıza alabileceğiniz en değerli ürünlerin başında kuşkusuz Taşköprü sarımsağı gelir. Dayanıklılığı sayesinde aylarca tazeliğini koruyan bu sarımsak, mutfağınızın vazgeçilmezi olacaktır. Kastamonu, ahşap işçiliğinin de başkentidir; dolayısıyla Münire Medresesi El Sanatları Çarşısı’ndan şimşir kaşıklar, oyma tepsiler, sandıklar ve dekoratif ahşap objeler almak, bu kadim zanaatı evinizde yaşatmanızı sağlar. Kastamonu pastırması ve çekme helva da şehirden götürülebilecek en lezzetli hediyelikler arasındadır. Dokuma kültürüne ilgi duyanlar için ise meşhur İnebolu bezi ve el işlemeli tırnak bağları, yöresel motifleriyle dikkat çeken zarif seçeneklerdir. Ayrıca üryani eriği kurusu ve bölgenin doğal balları da çanta içerisinde taşınabilecek şifalı lezzetlerdendir.