Katile uzanan sinyal! 2 bin 200 kilometrelik takip!
Bir sigara izmariti... Kayıp bir cep telefonu... Ve 11 yıl boyunca karanlıkta kalan bir cinayet... İstanbul'da yol kenarında bıçaklanarak öldürülmüş halde bulunan Zeynep Hanım'ın dosyası yıllarca faili meçhul olarak raflarda kaldı. Ancak Cinayet Büro Amirliği'nin deneyimli dedektifleri, olay yerinde bulunan sigara izmariti ile kayıp cep telefonunun kayıtlarının peşine düştü. İstanbul'dan Mersin'e, oradan Elazığ'a uzanan nefes kesen takipte yıllar sonra şüpheliye ulaşıldı. Olay yerindeki DNA eşleşmesi ise 11 yıllık sır perdesini tamamen araladı. Filmleri aratmayan bir çalışmayla 2016'da olayı çözen ekibin şefi cinayet uzmanı emekli polis memuru Orhan Kemiksiz detayları Habertürk'e anlattı. Mustafa Şekeroğlu'nun özel haberi..
Yıl 2005... Eylül ayının ilk haftası... İstanbul’da yağmur çiseliyordu. Edirne Sınır Kapısı’ndan Ankara istikametine doğru yük taşıyan bir TIR şoförü, Okmeydanı kavşağında ihtiyaç molası vermek için aracını yol kenarına çekti. O dönem TIR şoförlerinin kısa süreli dinlenme noktası olarak kullandığı bölgede araçtan inen şoför, yol kenarındaki çalıların arasında hareketsiz yatan birini fark etti.
Önce alkol alıp sızdığını düşündü. Ancak yaklaştığında, yerde yatan kişinin kanlar içinde bir kadın olduğunu gördü. Büyük panik yaşayan şoför hemen polisi aradı. O an yaptığı ihbarın, yıllarca faili meçhul kalacak ve yıllar sonra filmleri aratmayan bir çalışmayla çözülecek korkunç bir cinayetin başlangıcı olduğunu bilmiyordu.
BIÇAKLANARAK ÖLDÜRÜLMÜŞTÜ
Kısa süre sonra İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün telsiz kanalı hareketlendi. Önce ilçe ekipleri, ardından Olay Yeri İnceleme ekipleri ve son olarak Cinayet Büro Amirliği’nin önemli ekiplerinden biri olan 45 338 kodlu ekip anons edildi. Ekipler hızla olay yerine ulaştı. Yapılan incelemede kanlar içindeki kadının defalarca bıçaklanarak öldürüldüğü belirlendi.
DOSYA RAFLARA KALDIRILDI
Araştırmada maktulün 37 yaşındaki Zeynep Hanım olduğu tespit edildi. Ancak olay günü yapılan tüm çalışmalara rağmen cinayeti aydınlatacak kritik bir delile ulaşılamadı. Dosya, 2005 yılında İstanbul’daki onlarca faili meçhul dosyadan biri olarak raflara kaldırıldı. O dönem kimse, yıllar sonra bu cinayetin akıllara durgunluk veren bir çalışmayla çözüleceğini tahmin etmiyordu.
Cinayet uzmanı emekli polis memuru ve bilirkişi Orhan Kemiksiz11 YIL SONRA DOSYA YENİDEN AÇILDI
Aylar geçti, yıllar geçti... Zeynep Hanım’ın cinayeti çözülemedi. Dosya yıllar boyunca farklı ekiplerin önüne geldi ancak hiçbir çalışma soruşturmayı ileri taşıyamadı. Aradan tam 11 yıl geçti. Takvimler 2016 yılını gösterdiğinde, Cinayet Büro Amirliği’nin 45 338 kodlu ekibinde görev yapan deneyimli cinayet uzmanı ekip şefi Orhan Kemiksiz, geçmiş faili meçhul dosyaları incelemeye başladı. Önüne gelen dosyalardan biri de Zeynep Hanım cinayetiydi. Kemiksiz dosyayı baştan sona yeniden inceledi. O inceleme sırasında fark edeceği küçük bir ayrıntı, soruşturmanın yönünü tamamen değiştirecekti.
TELEFONU YOKTU, KATİL SİGARA İÇMİŞTİ
Cinayet uzmanı emekli polis memuru ve bilirkişi Orhan Kemiksiz, o günü şöyle anlattı: “Dosyayı baştan sona inceledim. Eksik yapılan bir çalışma var mı diye baktım. Olay yerinde bulunan bir sigara izmariti dikkatimi çekti. Sigaranın maktule ait olmadığı belirlenmişti çünkü DNA uyuşmuyordu. Yani elimizde muhtemelen katile ait bir DNA vardı. Ancak beni en çok düşündüren, maktulün cep telefonunun kayıp olmasıydı. Telefonla ilgili bazı çalışmalar yapılmıştı ama IMEI üzerinden detaylı bir çalışma yapılmadığını gördüm. Bu telefonu alan kişi SIM kartı çıkarıp cihazı kullanmış olabilir diye düşündüm. Hemen IMEI kayıtlarını istettim.”
CEP TELEFONUNUN İZİ ELAZIĞ’A UZANDI
Kemiksiz’in fark ettiği bu ayrıntı soruşturmanın kırılma noktası oldu. Gelen kayıtları inceleyen deneyimli dedektif, telefonun olaydan birkaç saat sonra yeniden kullanılmaya başlandığını gördü. “Telefonun içine başka bir SIM kart takılmıştı. Sinyal hareketlerine baktığımızda cihaz önce Sultangazi’ye, oradan Otogar’a, ardından Gazi Mahallesi’ne gitmişti. Sonrasında yeniden Otogar, Bolu derken telefon en son Elazığ’a kadar gitmişti. Ancak kullanılan SIM kart başka bir kadının adına kayıtlıydı. Önce o kişiyi bulmamız gerekiyordu.”
Cinayet uzmanı emekli polis memuru ve bilirkişi Orhan KemiksizMERSİN’E GİTTİLER
45 338 kodlu cinayet ekibi, savcılık talimatıyla Mersin’e gitti. Soruşturma artık polisiye filmleri aratmayan bir operasyona dönüşmüştü. Kemiksiz ve ekibi ulaştıkları kadının ifadesini aldı. Kadın, öldürülen Zeynep Hanım’ı tanımadığını söyledi. Yapılan araştırmada SIM kartın kadının bilgileri kullanılarak habersiz şekilde çıkarıldığı ortaya çıktı. Kadın serbest bırakıldı. Kemiksiz bu aşamayı şöyle anlattı: “Biz zaten kadının olayla ilgisi olduğunu düşünmüyorduk. Amacımız, puzzle'ın parçalarını tek tek yerine koyup gerçek şüpheliye ulaşmaktı.”
TELEFONU İKİ KİŞİ KULLANMIŞ
IMEI incelemesini derinleştiren ekip, olaydan sonra telefonun içine ikinci bir SIM kart daha takıldığını belirledi. Bu detay soruşturmayı Elazığ’a taşıdı. “Elimizde 11 yıl öncesine ait iki farklı telefon numarası vardı. Ancak o dönem birçok kişi kendi adına kayıtlı hat kullanmıyordu. Bu iki hattın ortak hareket noktası Elazığ’ın bir ilçesiydi.”
ELAZIĞ’DA ÇEMBER DARALTILDI
Kemiksiz ve ekibi bu kez Elazığ’a gitti. Amaç, yıllar önce bu telefonları kullanan kişilere ulaşmaktı. Ancak numaralar artık kullanılmıyordu. Bunun üzerine ekip farklı bir yöntem geliştirdi. Kemiksiz şöyle devam etti; “Bu numaraların en çok görüştüğü kişileri tek tek çıkardık. Yaklaşık 10-15 kişiyi karakola getirttik ve sırayla sorgulamaya başladım.”
SIRITAN ŞÜPHELİ DİKKAT ÇEKTİ
Sorgu sırasında yaşanan bir ayrıntı soruşturmanın yönünü değiştirdi. “Sırayla sormaya başladım, ‘Bu numarayı sen mi kullandın?’ diye. Kimse ‘Ben kullandım’ demiyordu. Sonra birine sıra geldi, baktım sırıtıyor. ‘Niye sırıtıyorsun?’ dedim. Bana, ‘Abi bunu niye sorduğunu anladım. Sen bunu arkadaki abiye sor. Bir kardeşi var’ dedi. Yaptığımız araştırmada, bize bunu diyen kişinin telefona ikinci SIM kartı takan kişi olduğunu tespit ettik. Adam telefoncu çıktı. Biz de hemen anladık. Şüphelimiz bu telefonu gelip ona satmıştı. Hemen arka sıralardaki kişiyi çağırttım. Ona, ‘Bu telefonu sen mi kullandın?’ dedim. ‘Yok’ dedi. Kardeşiyle arası bozukmuş. Ben de ona, ‘O zaman kardeşin mi kullandı?’ diye sordum. O da ‘Olabilir’ dedi.”
KAĞIT PARÇASINDAN ÇIKAN KRİTİK DELİL
Şüpheliye ulaşmak için ekip bu kez ailesinin yaşadığı köye gitti. Ancak şüpheli ortada yoktu. Yaşlı annesi ise Türkçe bilmiyordu. Kemiksiz, yılların tecrübesiyle farklı bir ayrıntıya odaklandı. “Eskiden insanlar telefon numaralarını kağıtlara yazardı. Evde böyle notlar olabileceğini düşündüm. Anneye sorduk. Kağıt parçalarını bulduk. O kağıtlardan birinin üzerinde, öldürülen kadının telefonuna takılan ilk hattın numarası yazıyordu. İşte o an doğru kişiye ulaştığımızı anladık.”
“BENİ KİMSE YAKALAYAMAZ”
Cinayet Büro ekipleri artık şüphelinin peşindeydi. Ancak yapılan bir telefon görüşmesi operasyonu riske attı. “Ben ekip arkadaşımı jandarmayla birlikte şüpheliyi almaya gönderdim. Ama jandarma komutanı şahsı telefonla aramış. Şüpheli telefonda ‘Kralı gelse beni bulamaz’ demiş. Meğerse uyuşturucu dosyası da varmış. Cezaevine gireceğini düşünüp kaçmış.”
YAKALANDI
Buna rağmen ekip kısa süre içinde şüpheliyi yakaladı. Kemiksiz yaşanan o heyecanı şöyle anlattı: “Biz de istesek telefonla arardık ancak adamı gidip alma taraftarıydık. Jandarma komutanı öyle yapınca yapacak bir şey kalmadı. Bir süre sonra ekip arkadaşım beni aradı, ‘Tamam abi, adamı yakaladık’ dedi. Hemen onu aldık. Jandarma bölgesinden çıkarak ilçeye doğru gitmeye başladık. Yolda kendisine sorular sordum. Hâlâ uyuşturucu işi nedeniyle gözaltına alındığını sanıyordu. Ben ona, ‘Biz İstanbul Cinayet Büro’dan geliyoruz. Zeynep’i hatırlıyor musun?’ dedim. Adam olayı unutmuş, gelip başka bir hayat kurmuş, çocuk sahibi olmuştu.”
ÖNCE KABUL ETTİ, SONRA İNKAR ETTİ
Polisin aradığı şüpheli artık ellerindeydi. Katil bu muydu? İtiraf edecek miydi? Olay yerinde bulunan sigara izmaritindeki DNA uyuşacak mıydı? Tüm bu soruların cevabı, Kemiksiz ve ekibinin yapacağı sorgu ile yürütülecek çalışmalara bağlıydı. Kemiksiz o süreci şöyle anlattı: “Biz yolda kendisine sorular sorduk. Önce kabul etmedi. Bir süre sonra ise cinayeti işlediğini anlattı. O sırada ilçeye gelmiştik. Biz bir gün sonra yola çıkıp dönecektik. Bu nedenle şüpheliyi ilçenin nezarethanesine koyduk. Ben de bu arada bize anlattıklarıyla ilgili tutanak tuttum. Savcı beyi arayarak durumu anlattım. Bir gün sonra şüpheliyi nezarethaneden çıkarttık. Hazırladığımız ifade tutanağını imzalatmak için uzattık ancak kabul etmedi. Meğerse o dönem FETÖ’ye yönelik operasyonlar vardı. Nezarethanede gözaltında bulunan eski emniyetçiler, şüpheliye ‘Sakın bir şey imzalama, delil yok’ demişler. O da onlara inanmış.”
İTİRAF SAVCILIKTA GELDİ
İstanbul’a döndüklerinde şüpheliye sorulmak üzere 14 soru hazırladığını belirten deneyimli dedektif Kemiksiz, o süreci şöyle anlattı: “Avukat eşliğinde ifadesine başladım. Hazırladığım 14 sorunun tamamında ‘susma hakkını’ kullandı. Daha sonra savcılığa götürdük. Savcı içeri girdi. Bir süre sonra yardımcım yanıma gelip, ‘Abi, senin hazırladığın 14 soruluk evrağı ver, savcı istiyor. Adam itiraf edecekmiş’ dedi. Kazıyarak, ince ince çalıştığımız bu dosyada itiraf da gelince olay çözülmüş oldu.”
DNA DA UYUŞTU
Şüpheli, Zeynep Hanım’ı ilişki sonrası çıkan tartışmada bıçaklayarak öldürdüğünü itiraf etti. Ardından alınan kan örneğiyle olay yerindeki sigara izmaritinden çıkan DNA karşılaştırıldı. Sonuç birebir uyuştu. 11 yıl boyunca faili meçhul olarak kalan dosya, Cinayet Büro Amirliği’nin deneyimli dedektif Orhan Kemiksiz ve ekibinin titiz çalışmasıyla çözüldü. Cinayet uzmanı Orhan Kemiksiz ve ekibi, yıllar boyunca çözdükleri birçok cinayet dosyasıyla İstanbul Emniyeti’nin en önemli ekiplerinden biri olarak hafızalara kazındı.