Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

Eşine kızan, haksızlığa uğradığını düşünen veya çaresiz hisseden bir kadının dilinden dökülen "Allah belanı versin", "Günün yüzü görme" gibi beddualar, o anlık bir rahatlama sağlasa da sonrasında büyük bir vicdan azabına dönüşebilir. Öfke dindikten sonra geriye kalan pişmanlık ve korku, mümin bir kalbi "Acaba büyük bir günah mı işledim, bu sözler tutar mı?" sorusuyla baş başa bırakır.

İslam ahlakında "dilin afetleri" konusu oldukça geniş bir yer tutar. Müslümanın ağzından çıkan her sözün bir sorumluluğu vardır. Beddua, yani "kötü dua", bir başkasının başına musibet, bela veya kötülük gelmesini istemek demektir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), müminlerin lanet edici ve bedduacı olmamaları gerektiğini defalarca vurgulamıştır. Ancak söz konusu eşler arası hukuk olduğunda, işin içine "kul hakkı" ve "zulüm" kavramları da girer. Haksız yere edilen bedduanın gökyüzü kapılarından geri dönüp sahibini bulacağı uyarısı, bu konudaki en büyük caydırıcı unsurdur. Bu yazımızda, bedduanın dindeki yerini, kocaya edilen bedduanın geçerlilik şartlarını, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın aile içi iletişim ve beddua konusundaki uyarılarını ve pişmanlık durumunda yapılması gerekenleri tüm detaylarıyla ele alıyoruz.

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ