Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Mehmet ÇALIŞKAN / HT MAGAZİN

        Alper Mestçi’nin yönettiği ‘Siccin’ adlı gerilim filmi bugün gösterime girdi. Ebru Kaymakçı, Pınar Çağlar Gençtürk, Koray Şahinbaş ve Merve Ateş’in başrollerini paylaştığı film gerilim ile dramı iç içe barındırıyor. Siccin’i yönetmeni Mestçi, başrol oyuncuları Kaymakçı ve Gençtürk ile konuştuk

        Türk sinemasında gerilim furyasının nedeni nedir sizce?

        Alper Mestçi: Neden olmasın ki? Bütün dünya sinemalarında korku, gerilim tarzı var. Türkiye’de son 15 yıldır gelişen bir tür. Bu türün gelişmesi değil gelişmemesi enteresan olurdu.

        Gerilim türünün gelişmesinde neden geç kalındı?

        A.M.: Denenmediğini düşünüyorum. Komedi ve dram sevdiğimiz için daha çok el tutan işlerin üzerine gidilmiş. Bu nedenle gerilim filmleri hep perde arkasında kalmış.

        Jenerasyon değiştiği için olabilir mi?

        A.M.: Onunla da ilgisi var tabii. ‘Paranormal Activity’ gibi,‘Saw’ gibi yabancı gerilim filmlerinin de etkisi var. Aslında Türk sinemasında gerilim filmi ‘Büyü’ ile başladı. Sonra ‘Dabbe’ ile ‘Musallat’ var. Bu sayede yapımcılar bu türe sıcak baktı.

        Toplamda gerilim filmlerinin izleyici kitlesi yaklaşık ne kadardır?

        A.M.: Bence 1 ila 2 milyon arasındadır. Ama hepsinin gerilim filmlerini sinema salonlarında izlediğini söyleyemeyiz. Tıpkı komedi filmi seven herkesin sinemaya gitmediği gibi. İnternetten, televizyondan izleniyor. Sinema salonuna giden gerilim filmi severlerin yaklaşık 800 bin kişi olduğunu tahmin ediyorum.

        ‘KORKU FİLMİ İZLEMİYORUM’

        Oyuncular arasında korku filmlerine karşı önyargı var mı?

        A.M.: Sanmıyorum.

        Ebru Kaymakçı: Bende önyargı vardı, bunun nedeni de önceki korku filmlerinin komik olduğu yönünde oluşan imajdır. Ne var ki Alper Mestçi olunca koşa koşa geldim. Pınar Çağlar Gençtürk: Ben hiç korku filmi izlemiyorum. Türk korku filmini de bilmem. Kulaktan dolma. Ama ben senaryoyu gördüğüm zaman, orada bir çarpılma sahnesi vardı o beni korkuttu. “Nasıl yapacağım, güzel olacak mı, doğal olacak mı?” diye bir korku yaşadım. Değişik bir deneyim olduğu için enteresan olabilir. Çünkü sinemada biraz ufak oynama üstüne bir şeyler yaparız ama mesela korku filminde onu deneyimledim. Daha büyük oynayabiliyorsunuz; korkular büyük, ihtiraslar daha büyük, yaşananlar daha büyük o yüzden değişik bir deneyim. Korkutucu değil ama.

        Oyuncularda aradığınız özellikler nelerdi?

        A.M.: Benim aradığım özellikler gözlerinin büyük olması ve bakışlardır. Onlar çok önemli bence, izleyiciye geçen şey o gözlerdeki bakışlardır. Bir de korku filminde korkutan kişi olmak değil korkan kişi olmak daha zordur. Seyirciye daha çok korkan kişinin korkusu geçer. İnsan ne kadar korkuyu geçirebiliyorsa ne kadar korkuyorsa seyirci de o kadar korkuyor diye düşünüyorum. Gözler ve mimik bu nedenle oldukça önemlidir.

        ‘SETTE KONUŞAMIYORDUK’

        Güzel bir oyuncu neden korku filminde oynar?

        P.Ç.G.: Her oyuncuda değişik şeyler oynama isteği vardır. Korku filmlerinde bayağı çirkinleştiğimiz sahneler oluyor. Bu nedenle cesaret isteyen bir iş.

        E.K.: Böyle bir algı var mı bilmiyorum ama rol yaparken çirkinleşmek güzel bir şey.

        A.M.: Şöyle söyleyeyim, güzel kadın korkutan değil korkan obje oluyor. Öyle olunca da daha çok üzülüyorsunuz ona. İzleyici daha üzülüyor, narin kadının, güzel kadının korkmasına. Daha çok üzülüyorsun acıyorsun ona.

        Gerilim filmi setinde neler yaşanıyor?

        P.Ç.G.: Benim için bir kere hem vücut olarak hem beyin olarak duygusal anlamda bir performans sergiliyorsunuz ve bu yorucu bir şey. Sabahlara kadar çalışıyorduk ve “yapamayacağım” dediğim anlar oldu. Burada keşfettiğim şey o yorgunluğun sizi çok iyi oynattığıydı.

        A.M.: Pınar’ın şöyle bir durumu var. Moda girdiği zaman çıkamıyordu. Sette kendisiyle konuşamıyorduk, yaklaşamıyorduk.

        E.K.: Kötü kadın olmayı yaşadım. Çok enteresan bir deneyim gerçekten. Çok gülen biriyim. Onu içime gömüp kendime nedenler bulmaya çalıştım daha kötü.

        ‘Ne büyüye ne cine inanırım’

        Hiç büyüye maruz kaldınız mı?

        A.M.: Bilmiyorum. Hiçbir fikrim yok. Sanmıyorum ama ipucu var mı yok mu düşünüyor bazen insan. Acaba diyor. Hayatınızda bazen kötü durumlar olur ya o zaman düşünüyorsunuz “Birisi bir şey mi yaptı” diye. Ama ben genelde şahit oldum.

        E.K.: Bildiğim kadarıyla yok. Tabii ki enerjiyle alakalı bir şey. Düşünürsen yaptı mı yapmadı mı diye çağırırsın ama hiç hissetmedim şu ana kadar.

        P.Ç.G.: Benim çocukluktan şöyle kötü bir anım var. Benim yengem çok giderdi, dayım onu aldattığı için. Çok fazla büyücülere giderdi. Ben küçük olduğum için, beni bir yoldaş diye belirler ve benimle birlikte giderdi. O yüzden nefret etmişimdir o tarz yerlerden, evlerden, fal baktırmalardan falan. Ki sonrasında da herhalde benim savunmam; böyle bir şeyin olmadığını, olmayacağını, nazardan bile etkilenmeyeceğimi; ben pozitif bakıyorum ve o tarz şeyler beni etkilemez diye düşünüyorum.

        Çekimler sırasında korku yaşadınız mı?

        P.Ç.G.: Ben gerçekten korkmadım. Bu bir enerji. Siz onu düşünürseniz zaten çağırırsınız, onunla birlikte yaşarsınız. Ne büyüye inanıyorum ne cine inanıyorum. Olmadığını düşünüyorum, bence yoklar. Çok düşünürsen mutlaka bir şey olur. Hiç korkmuyorum artık.

        A.M.: Sette yüz kişi var, herkes espri yapıyor ama filmi seyrettiğiniz zaman her şey soyutlanıyor. O zaman set görünmüyor, kamera görünmüyor, hiçbir şey kalmıyor. O zaman olay değişiyor.

        E.K.: Ben korktum. Gerilim filmleri beni geriyor. Böyle bir problemim var.

        ÖNERİLEN VİDEO

        Çanakkale Savaşları'nın ilk şehitleri anıldı

        Çanakkale Deniz Savaşı'ndan önce 3 Kasım 1914'te Çanakkale Boğazı girişine gelen İngiliz ve Fransız gemilerinden açılan ateş sonucu şehit olan 5 subay ve 81 er, törenle anıldı (AA)

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ