BİR KAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ!
haber,kaynak, etkinlik, konu, yazı vb.
LİSTELE
PAYLAŞ
Haber/makale'yi paylaşmak için aşağıdaki sosyal hesaplardan birini kullabilirsiniz!

Ülkenin yaşadığı bütün karışıklıklara rağmen komedi filmlerine ilgi hiç azalmadı. Gazete Habertürk'ten Mehmet Çalışkan'ın yazı dizisine göre daha önceki dönemlerde olduğu gibi komedi filmleri günümüzün zor zamanlarında da insanların gülme gereksinimini karşılama misyonunu yerine getirdi.

‘Bican Efendi Vekilharç’tan ‘Recep İvedik’e, ‘Hababam Sınıfı’ndan ‘Vizontele’ye, ‘Turist Ömer Uzay Yolunda’dan ‘G.O.R.A’ya, ‘Davaro’dan ‘Eyyvah Eyvah’a, ‘Dönme Dolap’tan ‘Düğün Dernek’e kadar komedi filmleri buhranlı günlerde halkın ilacı oldu. Kaoslu dönemlerde güldürerek moral veren, umut aşılayan komedi filmleri aynı zamanda 2000’den bu yana lokomotifi haline geldiği Türk sinemasını ayakta tutup ileriye taşıdı. İtilaf Devletleri’nin işgali altında olmasından dolayı morali oldukça bozuk olan İstanbullular, Anadolu’daki Kurtuluş Savaşı’ndan gelen şehit haberleriyle her gün biraz daha sarsılıyordu. Tiyatro oyuncusu Şadi Fikret Karagözoğlu, İstanbulluları güldürmek için komedi türünde bir oyun ararken Charlie Chaplin’in filmlerinden birini izlemek için gittiği sinemada fikrini değiştirdi.

İŞGAL ALTINDAKİ İSTANBUL’A KAHKAHA ATTIRDI

Şadı Fikret Karagözoğlu, 1918’de sahneye konulan İbnürrefik Ahmet Nuri’nin ‘Hisse-i Şâyia’ adlı komedisindeki ‘Bican Efendi’yi Charlie Chaplin’in ‘Şarlo’su gibi kısa skeçler halinde film yapmaya karar verdi. Bir köşkte vekilharç olarak çalışan Bican Efendi’nin yaşadığı komik olayları önce ‘Bican Efendi Vekilharç’ olarak senaryolaştırdı. Ardından hem yönetmen koltuğuna oturduğu hem de Şehper Karagözoğlu ve Vasfi Rıza Zobu ile birlikte başrol oyuncusu olarak kameranın karşısına geçtiğinde yıl 1921’di.

‘Bican Efendi Vekilharç’ın gördüğü ilgi üzerine Şadi Fikret Karagözoğlu ardı ardına ‘Bican Efendi Mektep Hocası’ ve ‘Bican Efendi’nin Rüyası’nı çekerek Türk sinemasının ilk seri filmlerine de imza attı. Karagözoğlu’nun ‘Bican Efendi’ serisi işgal günlerinde halkın gülme ihtiyacını karşılayan ilk sinema yapımları olarak Türk sinema tarihine geçti.

‘Bican Efendi’ serisinden sonra 1940’lara kadar komedi Türk sinemasında yer bulamazken İkinci Dünya Savaşı’nın yan etkisi olan ekonomik kriz nedeniyle morali hayli bozuk olan halkı güldürmek için yeni bir ‘kahraman’a gereksinim duyulmaktaydı. O gereksinimi de söze dayalı geleneksel Türk tiyatrosunda önemli bir yeri olan İsmail Dümbüllü karşıladı. Vedat Örfi Bengü’nün yönettiği Dümbüllü’nün ilk kez kamera karşısına geçtiği ‘Kılıbıklar’ Türk sinemasında komedi dönemini yeniden başlattı.

‘Türk Sinemasının En Güzel Filmi’

Rıfat Ilgaz’ın aynı adlı romanından senaryolaştırılan 6 filmlik ‘Hababam Sınıfı’ serisi, zaman zaman yapılan anketlerde ‘Türk Sinemasının En Güzel Filmi’ ile ‘Türk Sinemasının En Komik Filmi’ olarak seçildi.

ZOR GÜNLERİN KAHRAMANI KEMAL SUNAL

‘ERTEM Eğilmez Ekolü’nde bir kenara itilen ‘Yıldız Oyuncu’ kavramının içinde yer alan Kemal Sunal başka yönetmenlerin filmlerinde bireysel olarak da zor günlerin güldürücüsü olarak komedi filmlerinin moral verme misyonunu üstlenmeye devam etti. O dönemlerde Ertem Eğilmez’in ekibinden ayrılmanın kariyeri açısından büyük bir risk olarak görülmesine rağmen Sunal, ‘Yıldız Oyuncu’ kavramıyla çekilen filmlerde yeteneğiyle altın çağında olan komedi filmlerini deyim yerindeyse platin çağa taşıyarak ‘Bekçiler Kralı’, ‘İnek Şaban’, ‘Dokunmayın Şabanıma’, ‘İyi Aile Çocuğu’, ‘Yüz Numaralı Adam’ ile ‘Zor günlerin kahramanı’ payesini kelimenin tam anlamıyla yıldızlaştırdı.



Sadri Alışık, Turist Ömer karakteriyle hafızalara kazındı.

3 YENİ KAHRAMAN ‘BİZ GELDİK’ DEDİ

O dönemlerde Türkiye’nin tek büyük sorunu askeri darbe ve sonrasında yaşanan karışıklık değildi. Aynı zamanda kente göçün hayatın her düzleminde varlığını çalkantılı bir şekilde hissettirmeye başladığı bir dönem yaşanıyordu. O dönem de Türk sinemasının yeni güldürü kahramanları olacak 3 isim ‘Biz geldik, bu zor günler geçecek. Haydi hep birlikte kahkaha atalım’ dedi.

Pantolonundaki yamayla, boyacı sandığıyla, kepiyle özdeşleşen ve peltek konuşmasıyla ‘Yavyum’ diyen Osman F. Seden’in Feridun Karakaya’lı ‘Cilalı İbo’su kısa sürede izleyicinin gönlüne taht kurdu. Seden’in ‘Cilalı İbo’dan sonra Türk sinemasına kazandırdığı ‘Adanalı Tayfur’da ise Öztürk Serengil, doğaçlamanın egemen olduğu sıradan bir lahmacuncu tiplemesiyle izleyicide büyük bir etki bıraktı. Lümpen lahmacuncu Adanalı Tayfur’da Serengil’in doğaçlamaları sonucu ortaya çıkan ‘Temem’, ‘Abidik Gubidik’, ‘Şepkemin Altındayım’ ve ‘Yeşşee’ o dönemde günlük hayatta en çok kullanılan sözcükler oldu.

‘Cilalı İbo’ ile ‘Adanalı Tayfur’dan birkaç yıl sonra ortaya çıkan Hulki Saner imzalı Sadri Alışık’lı ‘Turist Ömer’ ise güldürme öğesini moral vermek için ara bulucu olmaktan çıkarıp kente savrularak çarpan insanların aidiyet arayıcısı ve bir düzen muhalifi olarak kullandı. “Turist Ömer derler benim adıma adıma, pişman olur bakmayanlar tadıma amaney... Sabahları 1 kadeh, akşamları 5 kadeh mangırı da bulunca dalgama da bakarım amaney... Turist Ömer diyerek peşimden geliyorlar amaney” şeklindeki şarkısıyla ezik, gariban, serseri bir ruh taşıyan ‘Turist Ömer’, Türk sinemasındaki komedinin mihenk taşlarından biri olarak adını günümüze kadar taşıdı.

DÜMBÜLLÜ 27 MAYIS DARBESİNDE DE GÜLDÜRDÜ

İsmail Dümbüllü, savaş sonrasındaki karışıklıkta ‘Halkı güldüren kişi’ özelliğini 27 Mayıs 1960’ta askeri darbeyle tanışan Türkiye’ye moral vermekle sürdürdü. ‘Dümbüllü Macera Peşinde’, ‘Keloğ- lan’, ‘Dümbüllü Sporcu’, ‘Dümbüllü Tarzan’, ‘Vur Çatlasın Çal Oynasın’, ‘Memiş’ gibi filmlerle güldürmeye devam ederken ‘kahramanlara’ ve ‘mutlu sonlara’ dayalı Amerikan güldürü sinemasının etkilerini ‘salon güldürüleri’ haline getirmesiyle de Türk sinemasında yeni bir akım başlattı. Zeki Alpan, Settar Körmükçü, Vahi Öz ve Orhan Erçin de Dümbüllü’nün başlattığı akımı takip edip zor günlerin güldürenleri olarak Türk sinemasındaki yerlerini aldı.



KARIŞIK GÜNLERDE KOMEDİ FİLMLERİNİN ALTIN ÇAĞI

ÜRKIYE bir kez daha zor günler geçirmektedir. 12 Mart 1971 muhtırasıyla başlayıp ülkenin sağ ve sol olarak ikiye ayrılarak kahvehanelerin tarandığı, bombaların patladığı karanlık günlere bir de Kıbrıs çıkarması eklenmişti. O zor günlerde halkı güldürme misyonunu bu kez Türk sineması tarihine ‘Ertem Eğilmez Ekolü’ olarak geçecek filmler üstlendi. ‘Tatlı Dillim’ ile başlayıp ‘Hababam Sınıfı’, ‘Gülen Gözler’, ‘Köyden İndim Şehire’, ‘Salak Milyoner’, ‘Mavi Boncuk’, ‘Yalancı Yarim’, ‘Süt Kardeşler’, ‘Şabanoğlu Şaban’, ‘Oh Olsun’ ile devam eden Ertem Eğilmez imzalı komedi filmleri sadece gösterime çıktığı dönemlerde kahkaha attırmakla kalmayıp, güldürme misyonunu günümüze kadar taşıdı.

Aşklar, kaoslar, dramlar, karışıklıklar, kurulan hayaller, beslenen umutlar Ertem Eğilmez’in Arzu Film’i çatısı altında izleyiciye hızlı kurguyla, İstanbul kenar mahallelerinin arka fon oluşturduğu kısa planlar estetik kaygısı olmadan ve ‘Yıldız Oyuncu’ kavramı bir kenara itilerek toplu kadroyla sunuldu. Sıcak, insancıl bir dünya yaratılmasında yapımcısından yan roldeki oyunculara kadar herkesin senaryoya katkıda bulunduğu, dolayısıyla ekip çalışmasının egemen olduğu bu yenilikçi anlayış, kaynağını daha çok tuluat sanatının motifleriyle beslenen karakterlerden aldı. Ki o karakterleri canlandıran kişiler Metin Akpınar, Zeki Alasya, Ayşen Gruda, Halit Akçatepe, Hulusi Kentmen, Münir Özkul, Adile Naşit, Kemal Sunal ve Şener Şen olunca Türkiye bir iç savaşın eşiğinde de olsa Türk sinemasında komedi filmlerinin ilk altın çağını yaşattı.

 

YORUM YAP0
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ
300