Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Kültür-Sanat Sinema San Francisco’nun etkisi altında

        KEREM AKÇA /HABERTURK.COM

        keremakca@haberturk.com

        Son dönemde Avrupa turuna çıkıp bütün nefretini döken Woody Allen, bu kez soluğu San Francisco’da alıyor. Sinir krizinin eşiğinde bir kadının, Jasmine’in evlilik, aile, sadakat ve yasak ilişkiyle örülü psikolojik travmasına bakıyor. Cate Blanchett’in ustalıkla portrelediği bu karakter, “Mavi Yasemin”de dramatik yapıyı tek başına sürüklüyor. Doğuştan New York entelektüeli Allen ise İtalya ve İspanya’nın ardından ırkçı ve tepeden bakan tavrını San Francisco insanı için devreye sokuyor. Oscar’lı “Mavi Yasemin”in uzun zamandır beklenen DVD’si nihayet raflarda!

        New York’ta yaşayan sonradan görme Jasmine kimlik bunalımına girince şizofrenik ve nevrotik eğilimler göstermeye başlar. Lüks içinde geçen zengin hayatından kopup sınıfsal bir düşüşle soluğu eski göz ağrısı olan San Francisco sahilinde almak kaçınılmazdır. Aslında bu dönüş, onu kaostan kurtarmak için bir araçtır. Bencil Jasmine’in gerçekleri kendi içinde, sindire sindire çözümlemesine olanak tanıyacaktır. “Mavi Yasemin” (“Blue Jasmine”, 2013), bir kimlik bunalımının, psikolojik bir dramanın, bir terapi seansının filmleştirilmiş hali gibi… Aynen Cassavetes’in “Etki Altında Bir Kadın”ı (“Woman Under the Influence”, 1974) misali, tek bireyi merkeze yerleştiren bir anlatı tercihiyle yürüyor.

        ALLEN’A GÖRE ‘ŞEHİRDEN KÖYE DÜŞTÜM’ HİKAYESİ

        Ancak bu formül, Allen’ın mizah ile dramı dengeleyen geleneğiyle gözden geçiriliyor. İlişkileri, aileleri, evliliği, kadınları ele alma becerisi ile bildiğimiz yönetmen, bu sefer Avrupa turundan dönüyor. Ama özünden ziyade ABD’nin batısına, yani bilmediği yöresine bakış atıyor. New York’un daha sosyetik yaşamından oranın ‘köy’ kültürüne geçen bir kadının, kardeşiyle iletişimini ve aşk arayışını mercek altına alıyor. Ama işin tuhafı, San Francisco bir eyalet olmasa da Kaliforniya’nın en fazla nüfusa sahip şehirlerinden biri. Yani orada da ‘gelişmişlik’ ve ciddiye alınması gereken insanlar var.

        Allen için aslında çözümlemesi kolay bir tablo önümüzde duran... Bunu da diyalog ve karakter yaratma becerisinin yanında oyuncu yönetimiyle de bir şekle sokuyor senarist-yönetmen. Javier Aguirresarobe’ye teslim edilen sinematografi ise es vermiyor. Yönetmenin büyük oranda üşengeçlikten kaynaklanan stilini iyi kavrıyor. Uzun planlar ve pan hareketi bir yana, sabit çerçeveler ve tek çekimde halledilen planlar da ‘özensiz’ durmuyor.

        İKİ FARKLI ZAMAN DİLİMİNE ODAKLANMAK YARAMIŞ MI?

        Allen’ın 2.35:1 formatında “Manhattan” (1979) ile “Anything Else”den (2003) sonra üçüncü filmi –ki 2014 ve 2015’te bu teknik tercihin devamı geldi- böylece HD yoluyla canlanıyor. Ancak bu noktada bazı sıkıntılar da hissediliyor. Öncelikle yönetmenin iki farklı zaman dilimi arasındaki geçişleri “Kahire’nin Mor Gülü” (“The Purple Rose of Cairo”, 1985) ve “Paris’te Gece Yarısı” (“Midnight in Paris”, 2011) gibi fantastik/bilimkurgusal bir deformasyon dışında becermesi biraz zor gözüküyor.

        Çünkü kendisi ne renk ayrımı yapar, ne kurgu ile bir şeyler gösterir. Her şeyi kalemine bırakıp geri çekilen bir isimdir. Ama eğer diyaloglara ve müthiş performanslara kapılıp gitmezseniz zaaflar ortaya çıkıyor. “Mavi Yasemin”de koca ile anlara odaklanan geçmiş zaman ile şimdiki zaman arasındaki kurgusal bağlarda hangi paydanın nereye düştüğünü uzun süre çözemiyorsunuz. Bir anormallik olduğunu, hikayenin lineer akmadığını anlasanız da ‘bağlar’ net durmadığı için kaçınılmaz bir problem devreye giriyor.

        Bu da Blanchett’in iki karakterli kimliğinin içine girmemizi biraz engelliyor. Allen, bu kafa karışıklığı için ‘özel bir tercih’ diyebilir. Ama doğrusunu söylemek gerekirse 2.35:1’le gelen boşlukların sadece böylesi bir hamleyle aktif hale geldiğini kabul edebiliriz. Doğal renkler, ışık yalıtımı patlaması ve beyaz-sarı arasında gidip gelen renk paletinden beslenen görsel yapının en azından ‘görünüm’ünde bir sıkıntı yok.

        İTALYA VE İSPANYA’DAN SONRA SAN FRANCISCO DA NASİBİNİ ALMIŞ

        Ama sanki bu ilişkisel açmaz filmin ruhuna zarar verip Allen’ın kaldıramayacağı bir görsel müdahale boşluğunu devreye sokuyor. İkinci püf noktası ise kendisinin İtalya ve İspanya için gösterdiği, yukarıdan bakan tavrını, ırkçılığını, New York entelektüelliğini gösteren kafa yapısını açığa çıkarması... San Francisco’yu ahlaksızlık yuvası olarak görüp, bütün pisliklerin, evlilik dışı ilişkilerin, seks arkadaşlıklarının orada olabileceğini ima etmesi. Buna gelişmemiş ve alt sınıfları eklemek aslında son darbe gibi. Bobby Cannavale ile onun kısa boylu arkadaşı yoluyla gelen küçük düşürme de gözden kaçmıyor.

        Bu iki karikatürize karakterin Alec Baldwin’in centilmen New York’lusu ile yer değiştirmesi de çok manidar. Araları açma bir yana, Sally Hawkins ve eşinin de Blanchett tarafından sevilmemesi ile birlikte aslında ‘New York’ta sosyete yaşar, San Francisco’da ise aldatmaya meraklı ve kafası çalışmayan köylüler’ kadar boyutsuz bir söyleme uzanıyoruz.

        NEW YORK’TA YASAK İLİŞKİ YOK MU?

        Sınıfsal düşüşü yaşayan Blanchett, Sarsgaard’dan Stuhlbarg’a uzanan metresler arasında bir artistik patinaj yapıyor. Ama bu keskin ayrım için Allen’e yönetilmesi gereken sorular var: New York’ta yasak ilişki olmuyor mu? Bunu düşünmeden kent burjuvazisini değil de orta sınıfı küçük düşürmenin manası nedir?... Bana kalırsa burjuva aklının ya da oturduğu yerden ahkam kesen yozlaşmış entelektüellerin sığ bir karşılığı bu durum.

        Çok uzatmadan Cannavale gibilerinin artmaması için ‘filmin yararına’ yorumu yapılabilir. Hawkins-Blanchett arasındaki Oscar adaylığı getiren ilişki inandırıcı bir oyunculuk birlikteliğiyle filmi sürüklüyor. Bunlardan Blanchett, sondaki dönüşle çok inandırıcı olmasa da özellikle evden çıktığı sahnedeki locked-down shot yetisi ve monolog anlamlı. Filmi Blanchett bir yere kadar götürüyor orası kesin. “Etki Altında Bir Kadın”ının farklı bir versiyonu son derece etkili bir performansla akılda kalıyor.

        FİLMİN NOTU: 5.5

        Künye:

        Mavi Yasemin (Blue Jasmine)

        Yönetmen: Woody Allen

        Oyuncular: Cate Blanchett, Sally Hawkins, Alec Baldwin, Bobby Cannavale, Tammy Blanchard

        Süre: 98 Dk.

        Yapım Yılı: 2013

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ