Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Kültür-Sanat Sinema Türk sinemasının Eylül resitali

        KEREM AKÇA /HABERTURK.COM

        keremakca@haberturk.com

        100. yılında Cannes, Venedik, Mar del Plata, Saraybosna gibi festivallerden önemli zaferlerle/ödüllerle ayrılan ülke sinemamız formunda! Türk sineması Venedik ve Toronto’ya çıkartma yapacak adeta. Altın Aslan yarışmasının favorilerinden “Abluka” ve Toronto’nun prestijli Gece Yarısı Çılgınlığı bölümüne giren “Baskın” en büyük gururu yaşatacak filmler. Cumartesi günkü Saraybosna zaferinin ardından umarız Eylül de ödüllü geçer.

        Sinemamız şüphesiz ki dalya dediği 2014’ü mükemmel geçirdi. Altın Palmiye’ye ek olarak Mar Del Plata, Saraybosna zaferleri ve Venedik’te Jüri Özel Ödülü geldi. Bu başarıyı getiren yönetmenler bir gurur tablosuna imza attı. Ama elbette SEYAP’ın yoğun katkılarını, uluslararası bağlarını ülkemizin yönetmenleri için kullanmasını unutmamak lazım.

        2015’İN İLK SEKİZ AYI ÇOK GÜZELDİ

        Bu sene de Sundance’in ‘Dünya Sineması’ yarışmasına “Sarmaşık” ile girerek bir açılış yaptık. Berlin Film Festivali’nde “Nefesim Kesilene Kadar” ile “Kar Korsanları” gösterilirken, Cannes Film Festivali’nin Yönetmenlerin 15 Günü bölümünde “Mustang” Label Europa Cinemas Ödülü’ne layık görüldü. Saraybosna Film Festivali’nde üçüncü zaferimizi yine Deniz Gamze Ergüven’in filmiyle Cumartesi günü yaşadık. Tunç Davut’un “Dolanma”sı da onun rakipleri arasındaydı üstelik…

        Daha ne isteriz? Dur durak bilmeyen bir üretim var sinemamızda şu sıralar. Bunun ulusal alanda da takdir görebileceği, geri dönüş alabileceği uzlaşmacı ve soğukkanlı bir tutumla desteklenmesi şart bana kalırsa.

        ALTIN ASLAN GELEBİLİR

        Genelde bir ‘resital’ haline getirdiğimiz Eylül festivalleri (öncelikli olarak Venedik, Toronto ve San Sebastian) dönemi de bu sene yine şaşaalı geçecek. 72. Venedik Film Festivali’nin ana yarışmasında Emin Alper’in “Abluka”sı şansını deneyecek. Bana kalırsa çıkıştaki Skolimowski ve Bellochio, geçen seneki Roy Andersson gibi ustalığını hissettirmezse Altın Aslan şansımız yüksek.

        Luca Guadagnino’nun yükselişini, Tom Hooper’ın ve Cary Fukunaga’nın bu platformda her zaman şansı olan Amerikan bağımsız sineması girişlerini de unutmamak lazım. “Sivas”ın (2014) ilk film olma dezavantajını Alper lehine çevirecektir. Sevilen bir reji metodu, siyasi göndermeler Venedik jürisi tarafından es geçilmez. Nuri Bilge Ceylan’ın jüri üyesi olması ise bir ‘kayırma’ya yol açmayacaktır. Ceylan kendi fikirlerini söyler.

        Festivalde “Abluka”nın yanı sıra Senem Tüzen’in “Ana Yurdu” da Eleştirmenler Haftası bölümünde görücüye çıkacak. Aynı seçkide Muhammet Uzuner’in rol aldığı İngiliz filmi “Light Year” da var. “Mustang” LUX Ödülü için yarışırken, Orhan Pamuk’un Grant Gee imzalı ‘Masumiyet Müzesi’ belgeseli ve “Umut”un (1970) yenilenmiş kopyası da programda yer alıyor. Onur Ünlü’nün son filmi “Bankası” ise markette destek arayacak.

        TORONTO’NUN PRESTİJLİ BÖLÜMÜNDE BİR TÜRK!

        Kuzey Amerika’nın Sundance ile birlikte en önemli festivali Toronto, 40. yaşını kutlayacak bu sene. Programda Sundance’ten “Sarmaşık”, Cannes’dan “Mustang”, Venedik’ten “Abluka” var. “Mustang”, Cannes, Saraybosna, Venedik ve Toronto’dan ödüllü bir sene geçirebilir.

        Bunların yanı sıra “Baskın”ın da prestijli ‘Gece yarısı Çılgınlığı’ bölümünde dünya galasını yapacak olması büyük bir gurur. Zira orada 25 senelik, şarkılarla, çığlıklarla, alkışlarla yürüyen bir gelenek var. 1000 kişilik salon hıncahınç doluyor… Can Evrenol’un büyük başarısını es geçmemek, sinemamızdaki alternatif çıkışları önemsemek gerek. Seyirci Ödülü şansı da var. Derya Durmaz’ın ‘Gri Bölge’ ile Berlin Film Festivali’ne seçildikten sonra burada Talent Lab’e çağrılması ise ayrı bir detay.

        TESELLİ ARMAĞANI FESTİVALİ MONTREAL’İ DE BOŞ GEÇMEDİK

        Toronto’nun teselli armağanı festivali Montreal Dünya Filmleri Festivali’nin yarışmasında ise “Saklı”, “Misafir” ve “Eksik” var. Ödül şansları yüksek. “Bakur”, “Çalsın Sazlar”, “Çekmeceler” yan bölümlerde. 27 Ağustos-7 Eylül arasındaki festival Türk filmlerinin genelde bir yere alınmadığında başvurduğu ve pek reddedilmediği bir platform. Büyük festivallere giremeyen, esaslı etkinlikleri es geçen filmler Eylül’de burada şansını deniyor genelde. Ama kalıcı olamıyor.

        Eylül ayı Türk sinemasının ayı oldu çoktan. Ama bunu ödüllerle de taçlandırırsak kimse hayır demez. 2000’lerde “Bal” (2010) ve “Kış Uykusu”nun (2014) Berlin ve Cannes zaferlerine bir de Venedik’ten Altın Aslan, o olmazsa da Jüri Büyük Ödülü veya Gümüş Aslan eklenmeli. Emin Alper umarım eline geçen fırsatı iyi değerlendirir. Çünkü “Tepenin Ardı” (2012) ile yeteneğini ispatlamıştı. Venedik’te en üst noktayı gören ilk Türk olmak ona çok yakışır!

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ