Esin Övet: Serenay Sarıkaya örnek olsun
HT MASA ekibi bu hafta, eski sevgililer Çağatay Ulusoy ile Serenay Sarıkaya'nın ödül töreninde karşılaşmalarını ve güzel oyuncunun açıklamalarını masaya yatırdı
HABERTURK MAGAZİN / HT MASA
HT MASA ekibi bu hafta Arda Turan’ın esnaflığa soyunmasını, Pirelli takviminin radikal değişikliğini, Antalya Film Festivali’ni, Altın Kelebek töreninde Çağatay Ulusoy ile Serenay Sarıkaya’nın karşılaşmasını, Bülent Ersoy’un VIP minibüsüyle sokağı kapatmasını ve İbrahim Tatlıses’in albüm projesini masaya yatırdı.
"ARDA TURAN YATIRIM İŞİNDE DE BAŞARILI"
Milli yıldız, yakın arkadaşı Cemal Sarıhan ile birlikte Şişli’de modern esnaf lokantası açmak için kolları sıvadı. “Yeni nesil esnaf lokantası”yla başarılı olur mu?
ESİN ÖVET: Arda ticareti çok seviyor. Bir dönem internet sitesine de yaptığı ortaklıkla kendinden söz ettirmişti. Sonuç olarak yatırım yapması iyi bir şey. Özellikle esnaf lokantası her dönem çok popülerdir ve bu konu üzerinde bir yer açması çok akıllıca olmuş.
KADİR KAYMAKÇI: Arda’nın yeşil sahadan sonra mutfakta da başarılı olmasını diliyorum. ‘Esnaflık’ sahada rakiplere çalım atmaya benzemez! Konu Tayfun’un uzmanlık alanı ama bence gerçek esnaflık futbolculuktan zordur. Umarım Arda ‘yeni nesil esnaf lokantası’nda müşterilere bacak arası atmaz ve onlara en lezzetli yemekleri sunar...
OBEN BUDAK: Bu proje Arda Turan’ın adı Cemal Sarıhan’ın tadı kafasında ilerleyecek sanırım. Cemal Sarıhan’ın restoran bilgisi Arda Turan’ın tanıtımıyla bir başarı getirir. Arda Turan’ı görebilmek için gidilen bir mekân olarak kalmaması için bir düşünceleri vardır herhalde.
REŞAT BALCIOĞLU: Sonuçta futbolcular için de ticaret yapmak, paralarını değerlendirmek, bir nevi ekonomiye katkı yapmak anlamına geliyor. Arda Turan’ın da parasını yatırımla değerlendirmesi güzel bir davranıştır. Sonuçta hazıra dağ dayanmaz. İşletmecilik yapacaksa inşallah onun için de çok iyi olur.
BÜLENT İPEK: Arda futbolda olduğu kadar yatırım işinde de başarılı. Bilmediği işe girip parasını batıran eski futbolcu örneklerini biliyoruz. Ama Arda, parasını işini bilen arkadaşlarına yatırıyor. Ortak olduğu aksesuvar sitesi birçok ödül aldı. Esnaf lokantası işini yapacağı kişi de başarılı bir mekân işletmecisi.
"SERENAY'IN ÜZÜNTÜSÜ ÇOK GEREKSİZ"
Pantene Altın Kelebek Ödül Töreni’ne eski sevgililer Çağatay Ulusoy ile Serenay Sarıkaya’nın karşılaşması damgasını vurdu. Serenay, “Adımın Çağatay’la geçmesi beni üzüyor” diyerek dert yandı.
E.Ö.: Serenay yine olduğu gibi samimi, içten bir konuşma yapmış. Üstelik bir önceki nesil “Eski sevgilim orada, kulisten girer kulisten çıkarım” derken Serenay’ın bu tavrı harika. Bence ablaları da Serenay’ı örnek almalı.
O.B.: Ayrılan çiftlerin genel sorunu bu galiba. Biri yoluna devam ediyor, diğeri “Onunla anılmak beni üzüyor” diyor. Bence rahat olsun Çağatay denince akla Serenay gelmiyor.
R.B.: Rahatsız olmasına gerek yok. Belli ki Kerem Bürsin’le ilişkisini gölgelemek istemediği için böyle söylüyor.
B.İ.: Kameraların karşısında Çağatay’a seslenerek şirinlik yapması, arkadaşlık göstermesi ne kadar sempatikse Çağatay yanında yokken onunla anılmaktan üzüntü duyduğunu açıklaması o kadar gereksiz geldi.
"DÜNYADA BİR TEK KENDİSİ VARMIŞ GİBİ DAVRANIYOR"
Nişantaşı’nda modacısını ziyaret eden Ersoy, sokağı 5 saat VIP minibüsüyle kapatınca vatandaşların tepkisini çekti.
E.Ö.: Bülent Ersoy’un şoförü de arabayı başka yere çekseymiş. Çok saçma bir durum. Sokağın ortasında durmasını Bülent Ersoy mu istemiş. Anlamadım.
K.K.: Eee sonuçta koskoca Diva, dükkân önüne mal indiren esnaf gibi “5 dakikaya gidiyorum” diyecek hali yok! Az bile kapatmış.
O.B.: Bülent Hanım bazen dünya üzerinde bir tek kendisi yaşıyormuş gibi davranıyor. Ama yol kapatmak biraz abartı olmuş.
R.B.: Bunlar klasik Bülent Ersoy davranışlarıdır. Sevgili Diva’mız biraz gösterişi seviyor doğrusu. Eğlenirken de alışveriş yaparken de çok gösteriş içinde takılıyor.
B.İ.: Bülent Ersoy’un sesini ve şarkılarını özledik. Bu tür haberler yerine artık şarkıları ve konserleriyle konuşulması gerekmez mi?
"PİRELLİ KADINA BAKIŞ AÇISINI DEĞİŞTİRDİ"
50 yıldır yayınlanan Pirelli takviminde bu sene bir ilk yaşanıyor. Ünlü takvim 2016 yılında güzellikleriyle değil, başarılarıyla adından söz ettiren güçlü kadınlara yer verdi. Başarı ve zekânın değişen dünyada artık ‘yeni seksi’ kabul edildiğini düşünüyorlar. Pirelli takvimi hakkında ne düşünüyorsunuz?
E.Ö.: Bence geç bile kaldı. Güzellik tabii ki önemli. Kapıları açar. Ama başarılı değilseniz yok olur gidersiniz. Örnekleri çok var. Artık bu tarz çalışmalarda güzellikten çok başarılı kadından söz edilmesi gerekiyor ki yeni nesil de “Ben güzel olduğum için değil başarılı olduğum için var olurum” mantığıyla yetişsin. Öbür türlü “Ben güzelsem her kapıyı açarım” düşüncesi hâkim oluyor.
K.K.: Pirelli 2016 takvimi insanları ters köşeye yatırdı. Sayfalarında alışılagelmiş ‘seksi’ modeller yerine hayattaki duruşlarıyla öne çıkan kadınlara yer vermesini ben sevdim doğrusu. Ancak şimdiden tartışmalar da çıktı. “2017’de takvimin yapraklarında ‘çıplak’ güzeller olursa bu bir geri adım olur” diyenler var. Bunu düşünmek için önümüzde daha 365 gün var. Bu yüzden bugüne bakıp ‘kadına bakış açısında yarattığı farklılıktan dolayı’ fotoğrafçı Annie Lebovitz’in ellerine sağlık diyorum.
O.B.: Fotoğrafçı Annie Leibovitz’in kareleri o kadar çok şey anlatmış ki, Pirelli takvimi bu kadar ağırlığı kaldırabilecek bir şey mi onu bilemedim. Dünyada yeni seksi denilen şeye geçebilmek için tüm reklamların, filmlerin, dizilerin, kliplerin yeniden planlanması gerekir. Photoshop çılgınlığı artık gündelik hayatlara inmişken bu hareketin nasıl başarı getireceğini anlamadım. Olsa olsa markanın reklamı için başarılı bir adımdır. Burada bile konuşuyoruz sonuçta.
R.B.: Oldukça olumlu buluyorum. Çünkü hep seksi ve çıplaklığı ön plana çıkaran takvimler yapılıyordu. Hem kariyerli hem de şöhretli kadınları takvime koyarak onları onurlandırmış oldular.
B.İ.: Sadece Türkiye’de değil dünyada da çıplaklığın, kadın vücudunu teşhir eden yayınların popülerliğinde bir gerileme var. Pirelli takvimi akıllıca bir hamleyle adından söz ettirmeyi başardı. Yılların Playboy Dergisi bile artık kâğıda basılı yayınlarına son verdi.
"SON GÜNLERİN EN GÜZEL HABERİ"
İbrahim Tatlıses uzun bir aradan sonra yeni albümle piyasaya döneceğinin müjdesini verdi. Tatlıses’in çıkaracağı albüm nasıl bir etki yaratır sizce?
E.Ö.: İbrahim Tatlıses için uzun süredir yapılan bir haber bu. Bence kendi adına yakışır bir şekilde albüm yapacaksa yapmalı ya da olmayacaksa içine sinmiyorsa “İstediğim gibi olmuyor” diye bu tarz çıkan haberleri durdurmalı.
O.B.: Tatlıses özlemini gidermek isteyen hayranları albüme asılacaktır. Yaşadığı kötü günleri unutturacak şeyler yaşatır umarım bu albüm.
R.B.: İbrahim Tatlıses şüphesiz çok zor bir dönem geçirdi. Hayranlarının da bu habere oldukça sevineceklerini düşünüyorum. Umarım hem müzik dünyası için hem de sevenleri için güzel bir albüm olur.
B.İ.: Haftanın en güzel haberlerinden biriydi. ‘Kurşun Beni Öldürmez’ adındaki şarkıyla dönecek olması da anlamlı. Bir arkadaşım dinlemiş öve öve bitiremedi. Tatlıses demek ki şarkı söyleme kabiliyetinden bir şey kaybetmedi ya da müthiş özelliğini geri kazandı.
"ANTALYA FİLM FESTİVALİ YAP BOZA DÖNDÜ"
52. Uluslararası Antalya Film Festivali’ni nasıl buldunuz? Jeremy Irons, Kathleen Turner, Catherine Deneuve ve Mena Suvari gibi dünyaca ünlü yıldızlarda geceye katıldı. Geçmiş yıllardaki Altın Portakallarla bunu kıyasladığınızda neler söylersiniz?
E.Ö.: Ben geceye katıldım. Gayet güzeldi. Tabii eksiklikleri yok değildi. Umarım kapanış gecesinde bu eksiklikleri de tamamlayacaklar.
K.K.: Ya ben öncelikle sanki günler torbaya girmiş gibi Altın Portakal’ın açılışıyla Altın Kelebek Ödülleri’ni aynı geceye denk getirenleri kutlamak istiyorum! Kültür-sanat hayatımızın bu iki ‘geleneksel’ ödülünü aynı geceye denk getirmeyi başaran herkes birer tane Altın Portakal ve Altın Kelebek’i hak ediyorlar! Bravo.
O.B.: Antalya Film Festivali’ne karşı heyecanımı uzun süre önce yitirdim. Film yasakları, anlamsız jüri başkanları derken Altın Portakal’ın içini boşalttılar. Sadece ünlü yabancı oyuncuları çağırıp tören yapmakla bitmiyor bu iş. Tamamen yenilenmesi lazım. Bu seneki töreni izlemedim, çünkü net olarak önyargılıyım.
R.B.: Antalya Film Festivali’nin özelliğini kaybettiğini düşünüyorum. Bu yıl yapılan festival açılışında gördük ki ülkemizi dünyaya tanıtılacak birçok sanatçı gecede yoktu. Bütün sanat dünyası bu festivallerde bir araya getirilmeli. Sözde uluslararası bir festival olmasına rağmen, yıllar geçtikçe yerel bir festival olmaya doğru ilerlediğini düşünüyorum.
B.İ.: Memleketin en köklü film festivali, birtakım yenilenme, değişim çabalarına kurban gidiyor. Yapboza döndü. Neredeyse birkaç yılda bir değişen düzenleme komiteleri festivali geleneklerinden koparıyor. Biri geliyor ödül heykelciğini değiştiriyor, diğeri adındaki ‘Altın Portakal’ı atıyor. Biri dış dünyaya kapatıyor, diğeri dışarıya açarken Yeşilçam geleneklerinden uzaklaştırıyor. Filmler konuşulmuyor. Sinemamız Jeremy Irons’ın sevdiği yemeklerin gölgesinde bırakılmayacak kadar değerli.
MASA'NIN ALTINDAKİLER
Başrolünü Rus bir oyuncuyla paylaştığı klibini Rusya’yı protesto etmek için yakan türkücü Aydın Aydın.
Türkan Şoray kuralları olduğunu söyleyip öpüşme sahnesinde oynamayı reddeden, sahnenin çekilmesi için ısrar eden rol arkadaşı Nurgül Yeşilçay’a “Öpüşmeye ne meraklıymışsın” diyen Erkan Petekkaya.
MASA'NIN ÜSTÜNDEKİLER
Nisan ayında kaybettiği eşi Kayahan’ın kendisi için yaptığı son beste olan ‘Sen Varsan Varım’ şarkısının single’ı için stüdyoya girip rahmetliye ahde vefa gösteren İpek Açar.
Cezaevinde açılan kursta gitar dersi ve drama eğitimleri almasının yanı sıra prematüre bebekler içinde tişört tasarlayarak mahkûmlara ışık olan Deniz Seki.