Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Nisan ayında müzik sektöründe büyük karmaşa yaşandı.

Müzik eserlerinin sahiplerinin maddi ve manevi haklarını korumak için kurulmuş olan MESAM(Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği) başkanı Orhan Gencebay, 'Bir sanatçı topluluğuna yakışmayacak davranışlarla karşılaştım. Şeffaf ve denetime açık yönetim olmasını, toplantıların kayıt altına alınmasını istedim ama kabul edilmedi. Bu isteğimizi içeren dilekçemiz Arif Sağ, Cahit Berkay, Ali Rıza Binboğa, Metin Karataş, Ali Haydar Timisi ve Celal Ulusu'nun oy çokluğuyla reddedildi' diyerek istifa etti.

Orhan Gencebay'ın istifasından sonra Kültür ve Turizm Bakanlığı MESAM'da yaptığı inceleme sonrasında Yavuz Bingöl, Recep Ergül, Polat Yağcı, İpek Açar, Turhan Taşan, Fuat Güner ve Coşkun Sabah'tan oluşan kayyum atadı.

Kayyumun görevini tamamlamasından sonra haziranda yapılan seçimlerde Orhan Gencebay'ın başkanlığı sırasında yönetim kurulunda olan ve kendisinin şeffaflaşma isteğine karşı çıkan Arif Sağ, Cahit Berkay, Ali Haydar Timisi, Metin Karataş, Ali Rıza Binboğa, Celal Ulusu yönetim kuruluna seçildi.

Fuat Güner, Sertab Erener, Recep Ergül, Coşkun Sabah, Işın Karaca, Ahmet Selçuk İlkan ve Selahattin Karaca'dan oluşan yönetime aday diğer ekipse usulsüzlük olduğu gerekçesiyle seçimlerin iptalini isteyerek mahkemeye başvurdu. Hukuki süreç başlarken Arif Sağ başkanlığındaki yönetim kurulu MESAM'da iş başı yaptı.

Peki MESAM neden bu kadar önemli?  Yönetimi konusunda neden bu kadar çok tartışma yaşanıyor?

Çünkü müzik eseri sahiplerinden oluşan 9 binden fazla üyesi var.  Ve ortada telif gelirlerinden elde edilen para var.
Bunun yanı sıra farklı dünya görüşünde olanlar kendi ideolojilerini herkes tarafından benimsenmesi için kıyasıya mücadele ediyor.  Hal böyle olunca da gürültü patırdı eksik olmuyor.  Orhan Gencebay ile MESAM'da asıl derdin ne olduğunu konuştuk.  Kısaca özetledi: 'Onlardan ne köy olur ne de kasaba.'

MESAM'dan istifa ettiniz ama takip ediyorsunuzdur. Şu anki durum nedir?

Sanatçıyı yaşatacağız ki sanat yaşayacak. Benim derdim sanat. Şu anda asıl mesele olan, bir an önce üzerine gidip gerekeni yapmamız gereken iş yasadır. Şu anki telif yasası sanatı ve sanatçıyı koruyan bir yasa değil. Yasanın sanatı ve sanatçıyı koruyan halde biçimlenmesi gerekmektedir. Ne yazık ki sanatçılar kendi haklarını ve mesleklerini koruyacak olan yasayla pek ilgilenmiyorlar.

'HUZUR HAKKINA TENEZZÜL EDİLMESİNE ÜZÜLÜYORUM'

Haklarını koruyacak yasayla ilgilenmiyorlarsa neyle ilgileniyorlar?

Meslek birliklerinde görev yapanlar bunlarla ilgilenmeli ama bilerek ilgilenmeli. Ben onu vurguluyorum. Sadece huzur hakkını almak için gelenler varsa onlar meslek birliklerine zerre kadar katkıda bulunmaz. Aksine zarar verir. Onlardan ne köy olur ne kasaba. Bunu hep söylüyorum. Meslek birliklerinde görev yapanlar neyle ilgilenmeleri gerektiğini bilmeli, kendisine verilen görev için emek harcamalı, mesleğine ve meslektaşlarına sahip çıkmalı. Meslek birliğinde huzur hakkı almak için görev yapmamalı. Huzur hakkı konusunda üzüldüğüm nokta şu: Bir sanatçının huzur hakkına tenezzül etmesi, ona ihtiyaç duyması beni oldukça üzüyor.

Huzur hakkı dediğiniz nedir? Maaş mı?
Her hafta görev yaparken alınan belli bir para.

Huzur hakkı kaç TL'dir?
3 - 5 bin TL. Göreve göre değişir. 5-10 bin TL de olur. Buna ihtiyaç duyan biri meslek birliğinde görev yapamaz.

Sonuçta bir iş yapıyorlar, zaman harcıyorlar. Karşılığında maaş almasınlar mı?
Meslek birliklerinde görev yapan sanatçılar neden huzur hakkına gereksinim duyuyor biliyor musun?

Hayır, bilmiyorum.

Eğer ki sistem yürüyebilse, tabii ki bilgiyle yürüyebilse ve işler gereği gibi yapılıp görevler yerine getirilebilse o zaman sanatçılar zaten asli mesleklerinin haklarını alır. Öyle olursa hiçbir sanatçının önceliği görev yaptığı meslek birliğinden huzur hakkı olmak olmaz. Asli mesleğinin maddi haklarını alamadığı için huzur hakkının peşine düşüyorlar. Yazık... Az önce de söylediğim gibi bir sanatçının meslek birliğindeki önceliğinin huzur hakkı olması kendisine, mesleğine ve meslektaşlarına zarar verir. Çünkü huzur hakkının peşine düşenin meslek birliği aracılığıyla kendisini, sanatını ve meslektaşlarını nasıl koruması gerektiği konusunda bilgi sahibi değildir.

'HUZUR HAKKI OLMAK İÇİN GELEN ÇOK'

9 binden fazla sanatçının haklarını korumak için seçilen sanatçılar bilgileriyle değil de neleriyle göreve getiriliyor?
Huzur hakkını almak için geliyorsa o kişiden köy de olmaz, kasaba da. Huzur hakkı almak için gelen çok.

O halde siz meslek birliklerinin bir iş yeri gibi yönetildiğinden şikâyetsisiniz...
Meslek birlikleri, sıradan bir yer değildir. Neden kurulmuşlardır? Sanatçılar haklarını maddi ve manevi alarak alabilsin, bunun sonucunda da korunabilsin, sanatına devam edebilsin, üretsin diye. Özellikle MESAM, eser üreten sanatçıların meslek birliğidir. Kuruluş amacı eser sahibi olanların haklarını aramaktır. Ne yazık ki şu anda örneğin hakkı 50 TL olan bir sanatçının aldığı para 1 TL'dir. Manevi haklarını da alamamaktadırlar. Dünyada meslek birliklerinin çok güzel örnekleri var. Sanatçıların haklarını en iyi şekilde korumak için o örneklere bakmamız yeterli. Ama örnekleri bilen kim? Bakan kim? İlgilenen kim? Sanatçıların hakkı olan telifleri alamaması durumunda müziğimizin düzelmesi, gelişmesi imkan ve ihtimal dahilinde değildir. Müzik sanatını ve sanatçıyı yaşatacak tek unsur teliftir. On binlerce sanatçının varlığını sürdüreceği alan olan bu alanın yani telif gelirlerinin son derece kötü olduğunu söylüyorum. Bu vaziyette giderse bir nesil sonra asimilasyon kaçınılmazdır. Kendi değerlerimizi kaybedeceğiz.



Telif gelirleri ile asimile olmak arasındaki bağlantı nedir?

Sanatçılar maddi gelire sahip olmazsa sanatını nasıl icra edecek? Nasıl üretecek? Mevcut sanatını nasıl koruyacak? Sanat korunamadığı için asimile olup değerlerimizi kaybedeceğiz.

Meslek birliklerini sanatçıların değil de yönetim konusunda sanatçı olmayan profesyonel kişilerin yönetmesi daha doğru olmaz mı?
Belli ölçüde daha doğru olur. Yasaya göre meslek birliklerini yönetecek kişiler sanatçılardan seçiliyor. Neden? Çünkü sanatçıların hakları söz konusu olduğu için, sanatçılar sahip çıksınlar diye. Ama yönetim bir profesyonel işidir. Meslek birliklerini profesyoneller yönetmelidir. Meslek birlikleri ticarethane değil ama para akışı söz konusu. Bu nedenle sanatçılar yine yönetim kurulunda olsun ama onların altında profesyonel bir ekip olmalı. Bu şekilde bir sistem kurulmalı.

O halde sanatçılar kendi manevi haklarının, profesyonel ekipse onların maddi haklarını peşine düşsün. Öyle mi?

Avrupa, bu işi öyle mükemmel bir hale getirmiş ki... Oradan buraya taşıyalım bu uygulamaları. O zaman hiçbir sorun kalmaz. Taşıdığımızı sanıyoruz. Hayır, taşınmıyor. Birileri bunu ezbere konuşuyor. Maddi hakları toplayamayınca sanatçı yaşayamıyor. Dolayısıyla sanat yücelemiyor.



MESAM'da teliflerin yeterince toplanamamasının nedeni yönetim zafiyeti mi?
Yönetimin bu konuyu gereği gibi bilmemesi, gereği gibi buna sahip çıkmaması, bildiğini sanması. Bir de ukalalık var. Asil olmayan üyeler yönetim kuruluna giremez. Mevzuat öyle. Asil üye olmayanların yönetim kurulunda ne işi var? Bir örnek vereyim; Batı'da bir meslek birliğine asil üye olabilmek için belli miktarda para yatırması gerekir. Almanya'nın GEMA'sına, Fransa'nın SACEM'ine, İsviçre'nin SUISA'ya asil üye olabilmek için kişilerin 30 bin Euro para yatırmaları gerekir. Biz de 3 bin TL. Hatta bazı kişiler 3 bin TL'yi bile getirmeden yönetim kuruluna giriyor. Oysa ki kurallara aykırı.

30 bin Euro yatırabilen mi yönetim kuruluna girmeli?
Getirebilen girmeli. Çünkü o kadar parayı verebilen sanatçının maddiyatla ilgisi yoktur. O zaman ne olur? Mesleğinin ve meslektaşlarının hakları için emek de harcar zaman da.

Yönetim kuruluna girmek için 30 bin Euro veren kişinin maddiyatla ilgilenmeyeceğine emin misiniz?

Öyle olmalı. Bir meslek birliğinin yaşaması için yılda yaklaşık 15 milyon TL harcaması gerekir. Peki bu para nereden bulunuyor? MESAM, sanatçıların telif haklarının gelirinin %30'unu alıyor. %17'sini de stopaja kesiyor. Sanatçının telif gelirinin yarısı gitti. Madem MESAM, sanatçıların telif gelirleriyle ayakta duruyor o halde telif geliri olmayanların yönetimde ne işi var? Telif geliri olanlarsa yönetimde değil.

 


MESAM ile bağlarınız tamamen koptu mu?
Ben camiayı düzeltmek adına emek verenlerden biriyim. Bundan vazgeçmedim ki. Ben 'Böyle olmaz' diyerek MESAM'dan ayrıldım. Karşı olduğum düzenin bir an önce değiştirilmesi gerekiyor. İşlerin bu şekilde yürüyeceğini sanmasınlar. Sanata ve sanatçıya zarar veriliyor. Orası bir meslek birliğidir. Ne var ki orada Kişisel düşüncelere sahip bencil olan arkadaşlarımızın olduğunu söylemekten kendimi alamıyorum.

Telif haklarınızı tam olarak alabilseydiniz şu anda ne kadar paranız olurdu?

Beni karıştırma. Şükürler olsun birikimi olan biriyim. Benim kaybım en büyük kayıp ama paranın peşinde değilim, hiçbir zaman olmadım. Son derece zorda olan sanatçılarımız var. Benim derdim zorda olan, bu nedenle sanatını icra edemeyen, üretemeyen sanatçı arkadaşlarım. Gerçek eser sahipleri haklarına sahip çıksınlar. Bunu özellikle rica ediyorum. Eğer haklarına sahip çıkmazlarsa bu kötü durum böyle sittin sene gider ve bir nesil sonra asimile oluruz. Her şey biter. Büyük tehlike söz konusu. Ama bunları söyleyen benden başka kimseyi göremeyeceksin.