Yazının başlığına bakıp bunun bir Patrick Süskind röportajı olduğunu düşünmüş olabilirsiniz. Olmadığı için özür dilerim ama inanın üç özel “burun”la buluştum bu hafta. Bir parfüm yapsam üçünü de koyarım içine, o derece. Şimdiye kadar binlerce formüle imza atan bu özel burunlara soracağım o kadar çok şey var ki... Mesela güzel kokan birine âşık olunur mu? En güzel kokan kadınlar nereli? Ya da İstanbul bir parfüm olsaydı...
Kolombiyalı 43 yaşındaki muhteşem burun, geleceği için hiç plan yapmayanlardan. Benim de burnum böyle koku alsa, Chanel “Gel bizim için parfüm yap” dese ben de plan yapmam herhalde. Dünyayı gezmiş. Kolombiya’daki kahve ağaçlarının çiçek açarken saldığı kokuyu, bergamotlar filizlendiğinde Güney İtalya’yı, Umman’da amber satanların pazarını yüklemiş beynine, şimdi İstanbul’da yaşıyor. Mutlu ve mesut. Aslında ekonomi okudu. New Jersey’de bir bankada çalışırken “Ben ne yapıyorum” dedi. İşten ayrıldıktan sonra – kaderin cilvesi bu olsa gerek – bir kozmetik firmasından teklif aldı ama pazarlama kısmından. Tabii çok geçmeden burnu fark edildi. Devamı malum, dünyaca ünlü markaların “Al beni” diye bağıran parfüm şişelerinin içinde Jorge’nin parmağı, pardon burnu var!