Rüzgar tersine döndü...
Nihal Bengisu Karaca, bloğunda yazdı...
IMF'nin kayıp kuşak olarak nitelendirdiği gençlik İspanya'da günlerdir sokakta. Belli ki üstlerinde Tahrir rüzgarları esiyor. Ellerinde Tahrir pankartları, 15 Mayıs'tan beri başkent Madrid'in 'Güneş Kapısı' meydanını dolduruyor oturma eylemi ve gösteriler yapıyorlar.
Bu hareketi oluşturan birçok oluşum var, hiçbiri de belli bir parti veya sendikaya ait değiller. Son derece spesifik bir mücadele içinde bir araya gelmişler. İspanya'da % 21'i, gençler arasındaysa %40'ı bulan işsizlik oranına karşı sokaklara dökülüyorlar. Bu Avrupa için çok yüksek bir oran. 'Geleceği Olmayan Gençlik' bu oluşumlardan sadece biri. Bildirgelerinde ailelerinin yaşadığından çok daha kötü koşullarda yaşayacakları gerçeğini değiştirmek için bir araya geldiklerini söylüyorlar. İşsizlik, ve işsiz kalındıkça uzayan emeklilik sistemini protesto eden büyük bir çoğunluğu gençlerden oluşan hareket bir haftayı aşkın bir süredir meydanı terketmiyor.
Görünen o ki Arap dünyasındaki rüzgarlar İspanya'dan başlayarak Avrupa'ya da sıçradı. İspanya'dan başlayarak çünkü, küresel kriz patlak verdiğinden beri bugün İspanya'da uygulanan sosyal güvenlik ve eğitim harcamaları tasarrufu gibi politikalar Yunanistan, Fransa, İngiltere, ve İtalya'da da yürürlükte. Hatta oralarda da bazı öğrenci hareketlerine tanıklık ettik. Dolayısıyla bu dalganın devamının gelmeyeceğini kimse garantileyemez.
İspanya'da meydanları dolduran, ve 22 Mayıs günü gerçekleşen genel seçim yasağına aldırış etmeden yerinden kıpırdamayan gençlik 'Sokağa çık' sloganları atıyor. Büyük bir 'medya diktatörlüğünü' dünyaya haykırıyorlar. Protestonun kendisi kadar yöntemi de göz dolduruyor.
Göstericilerin oturma eylemini sürdürdükleri meydan kendi çapında bir yaşam alanına dönüşmüş durumda. Bu meydanda ihtiyaçlar karşılanıyor, yemek dağıtılıyor. Hatta küçük bir kütüphane bile kurulduğu söyleniyor. Çevreden yemek ve yardımlar da geliyor.
Özetle söylemek gerekirse hükümetin krizi atlatmak için yaptığı politikaları eleştiriyorlar. Bu politikaların kurbanı olmak istemediklerini diretiyorlar. Onlara göre seçimlere giren 'Halk Partisi' (PP) ve 'Sosyalist İşçi Partisi' (PSOE) iki ayrı taraf gibi gözükseler de aynı sistemin bir parçası. İkisine de oy vermeyi reddediyorlar. Kapitalist düzenin krizle başa çıkma faturasını ödememeye kararlılar çünkü bu krizin sorumlusu onlar değil.
22 Mayıs Pazar yapılan seçimlerin sonucuna göre uzun süredir iktidar olan Sosyalist İşçi Partisi yenilgiye uğrarken Halk Partisi seçimi kazanıyor. Meydanlardaki onbinlerce genç için ise bu sonucun yeni bir soluk getireceği anlaşılan pek yok.
İspanya'da daha sadece ilk haftasına giren mücadelede çoğunluk geleceğinden emin olamayan ama sahip çıkma iradesi gösteren genç, onbinlerce protestocu gerçek bir demokrasi istediklerini bir kez daha ifade ediyorlar. Bakalım önlerindeki süreç tıpkı Arap dünyasında olduğu gibi haftalar ve aylar süren bir ayaklanma şeklinde mi cereyan edecek ve talepleri ne ölçüde karşılanacak?
Kaynaklar: http://bianet.org/bianet/bianet/130053-dans-olmadan-devrim-olmaz
http://bianet.org/bianet/dunya/130159-sosyalist-parti-kaybetti-sosyalistler-sokakta-devrim-istiyor
http://www.marksist.org/dunya/avrupa/3738-ispanyada-bir-hayalet-dolasiyor
http://www.marksist.org/haberler/3730-tahrirden-puerta-del-sola-ispanyada-ogrenciler-meydanlari-terk-etmiyor