Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Sağlık Bakanlığı sigara satışlarında yeni düzenlemeleri hayata geçirecek. Avustralya'nın kullandığı "düz paket" yöntemi Türkiye'de de uygulanacak. Paket üzerinde marka görünmeyecek, sadece uyarılar yer alacak. Sigaralar artık, tezgah altında kapalı dolaplarda satışa sunulacak.

Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Tütün ve Diğer Bağımlılık Yapıcı Maddelerle Mücadele Daire Başkanı Sertaç Polat, tütünle mücadelede yapılacak yeni düzenlemeleri anlattı.

Polat, 4252 sayılı Kanun'daki temel gerekçenin çocuk ve gençleri korumak olduğunu belirterek, düz paket uygulamasının da temel amacının özellikle çocukları korumak olduğunu söyledi.

Düz paket uygulamasının sigara paketleri üzerindeki reklamı engelleyen temel faktör olduğunu dile getiren Polat, uygulamaya ilk olarak Avustralya'da geçildiğini; İngiltere, Fransa ve Macaristan'ın da düz paket uygulaması yapan ülkelerden olduğunu belirtti.

MARKA YER ALMAYACAK, CEZBEDİCİ OLMAYACAK

Avustralya'da kullanılan düz paketi tanıtan Polat, paketin üzerinde sağlık uyarılarının boyutunun daha büyük olduğunu, hiçbir şekilde sigara markasının yer almadığını, paket üzerinde renkli ve cezbedici bir algının olmayacağını aktardı.

Türkiye'nin de yakında hayata geçirmeyi planladığı düz paket uygulamasında henüz renge karar verilmediğini ifade eden Polat, "Yeşil mi olur siyah mı olur ya da farklı uygulama mı olur, şu an bununla ilgili teknik çalışmalar devam ediyor." dedi.

Polat, 1 Mayıs 2010'dan itibaren resimli sağlık uyarılarının sigara paketleri üzerinde yer almaya başladığını anımsatan Polat, "Bizdeki uyarıların oranı yüzde 65. 2012 yılında yaptığımız küresel yetişkin tütün araştırmasında, sadece sağlık uyarılarına bakarak sigarayı bırakmayı düşünenlerin yüzde 53'ü üzerindeki resimlerden kaynaklı bu kararı verdiklerini belirtiyor. Resimler dahi insanların bu zehrin farkına varmasına sebep oluyor. Çocuk ve gençler açısından da önemli bir uygulama." diye konuştu.

SİGARALAR KAPALI DOLAPLARA TEZGAH ALTINA GİRECEK

Sigaranın kapalı dolapların içinde yer alacak olmasının en önemli nedeninin çocuk ve gençleri korumak olduğuna dikkati çeken Polat, özellikle satış noktalarında renkli, insanları cezbedici dolapların olmaması ve satış stantlarının görünürlüğünün kaldırılması gerektiğini söyledi.

Bu kapsamda, açıkta bulunan sigara stantlarının kaldırılacağını ifade eden Polat, şöyle konuştu:

"Çocuk ve gençlerin sigarayı görmesini tamamen engellemek istiyoruz. Temel amacımız, görerek bulaşan bu hastalığı, toplumdan mümkün olduğunca uzak tutmaktır. Tezgah altına girecek ve insanlar sigara istediği zaman satıcı, kasadaki görevli kişiye 'Bana şu sigara paketinden ver' dediği zaman o sigara paketini dolaptan çıkarıp satışını gerçekleştirmiş olacak. 'Ben alışverişimi bitirdim gidiyorum' diye insanlar belki sigara almayı unutacak. Biz hiçbir zaman teşvik etmeyeceğiz. Alışverişi tamamlarız tam kasadan geçerken gözümüze bir şey çarpar ve 'Ben bunu da alayım' dersiniz. Aslında almadığımız şey bizim ihtiyacımız değildir gözümüze çarpmazsa. Sigarada reyonların amacı da budur. İnsanların en çok tercih ettiği, en çok geçtiği alanlara kurulur. Amacımız insanların aklına getirmemek, çocuk ve gençlere özendirmemek."

Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın önderliğinde, sağlıkta dönüşümün ikinci fazının hayata geçeceğini belirten Polat, tütünle mücadelenin de çok daha fazla hız kazanarak ilerleyeceğini söyledi. Polat, tütünle mücadele konusunda yeni bir iletişim kampanyasının da yakında yürürlüğe gireceğini belirtti.

DÜZ PAKET UYGULAYAN ÜLKELER

Avustralya'da 1 Aralık 2011'de kabul edilen düz paket uygulaması, 1 Aralık 2012'de hayata geçti. Kanuni itirazlar Avustralya Yüksek Mahkemesince 15 Ağustos 2012'de reddedildi.

Düz paket, daha sonra İngiltere, Galler, Kuzey İrlanda ve İskoçya'da da uygulanmaya başladı.

Fransa, düz paketleme kanununu 17 Aralık 2015'te kabul etti. Kanun 20 Mayıs 2016'da yürürlüğe girdi. Macaristan ise 25 Haziran 2015'te Başbakanlık Ofisinden düz paketleme uygulamasının planlandığı açıklandı. Kanunun son hali 16 Ağustos 2016'da yayınlandı ve tam kapsamlı olarak 20 Mayıs 2019'da yürürlüğe girecek.

İrlanda, Norveç ve Yeni Zelanda da kanun aşamasında yer alan ülkeler arasında. Kanada, Singapur, Belçika, İsveç, Finlandiya ve Tayland düz paket uygulamasında resmi görüşme aşamasında olan ülkeler.

AA

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, tütün ve tütün ürünlerinin kullanımının önlenebilmesi amacıyla, ürün markasının paketin üstünde belli olmadığı "düz paket" ile bu ürünlerin satışlarının yapıldığı yerlere yönelik kısıtlamanın öngörüldüğü ayrı uygulamanın hayata geçirilmesinin planladığını bildirdi.

Akdağ, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Sağlık Bakanlığının 2017 yılı bütçesinin sunumunu yaptı.

Tütünle mücadele kapsamında yapılanlar hakkında da bilgi veren Akdağ, Türkiyenin tütünle mücadele programında dünya birincisi olduğunu anımsattı.

Akdağ, Türkiyenin Dünya Sağlık Örgütünün belirlediği kriterlerin tamamını karşılayan ilk ülke olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Dünya Sağlık Örgütünce 4 kez ödüllendirildik. Türkiye, tütünle mücadelede bir model ülke olarak kabul edildi ancak yapmamız gereken yeni hamleler var. Yürüyüş yolu ve çocuk parkı gibi kamuya açık alanlarda tütün kullanımının önlenmesine yönelik bir genelge düzenledik. Burada, yeni iki alanı önümüzdeki yıl, belki bu yıl huzurunuza getirmeyi düşünüyoruz.

Bunlardan birisi düz paket uygulaması dediğimiz uygulamadır. Avusturalyanın başlattığı bir uygulamadır. Markanın paket üzerinde hemen hemen hiç görülemediği, küçücük bir marka konularak sadece uyarılarla dolu bir paket sistemi.

PAKET DIŞARIDAN GÖRÜLMEYECEK

İkinci olarak tütünle ilgili kanunumuzda tütün mamüllerinin satıldığı yerlerin, dışarıdan görülemeyecek şekilde olması gerektiğine dair böyle bir hüküm var. Ama oradaki cümlenin yapısından dolayı, vitrinden görülmeyecek ancak içeriden görülebilecek şekilde satılıyor. Dolayısıyla, bunu da düzelterek, açıkta satılamayacak duruma getirmeyi, kapalı dolaplara konularak tütünün satılması gerektiğini de mevzuatımıza eklemeyi düşünüyoruz."

BÜTÇE 4.6 KAT ARTTI

"Herkes İçin Sağlık" prensibiyle 2003 yılında hayata geçirilen Sağlıkta Dönüşüm Programı hakkında bilgi veren Akdağ, programın hükümetlerce bugünde kadar kararlılıkla yürütüldüğünü dile getirdi. Akdağ, "Programın 13. yılı tamamlandığında doğumda beklenen yaşam süresi 72.5 yıldan 78 yıla yükseldi. Bebek ölüm hızı bin canlı doğumda 31.5ten 7.6ya geriledi. Anne ölüm oranı da yüzbin canlı doğumda 64ten 14.7ye geriledi." ifadelerini kullandı.

Bakan Akdağ, yıkıcı sağlık harcamalarında (katastrofik) ciddi bir azalmanın söz konusu olduğunu da vurgulayarak, bunun yüzde 81den 2014 yılı itibariyle yüzde 31e düştüğünü kaydetti. Akdağ, sağlık hizmetlerinden memnuniyetin ise 2003 yılında yüzde 39.5 iken bunun 2015te 72.3e çıktığına değindi.

Koruyucu ve temel sağlık hizmetleri için ayrılan bütçenin reel olarak 4.6 kat artırıldığını aktaran Akdağ, 2017 yılında bu alana ayrılan bütçenin 12 milyar 706 milyon lira olduğunu bildirdi.

"YENİ TARAMA PROGRAMI BAŞLATILACAK"

Aşılama hizmetleri açısından, Türkiyenin dünyanın en ileri ülkeleri arasında olduğunun altını çizen Akdağ, şunları kaydetti:

"13 ayrı aşı çeşidiyle çocuklarımızı ücretsiz olarak aşılıyoruz. En geniş aşılama programını uygulayan ülkeler arasındayız ve yüzde 97 oranında aşılamayı yakalamış durumdayız. Elektronik aşı takip ve soğuk zincir izleme sistemimiz var. Bu sistemde, bir aşının herhangi bir aşı merkezinde soğuk zincire uygun olarak saklanıp saklanmadığını elektronik olarak takip edebiliyoruz. Tüm aşı saklama dolaplarında elektronik aygıtlar var ve biz bunu merkezi olarak takip edecek durumdayız. Dünyada ikinci bir örneği de yok.

Anne ve çocuk sağlığı açısından doğum öncesi bakım hizmetlerimiz, sağlık kuruluşlarındaki doğum oranlarımız ve izlem sayılarımız gerçekten iyi. Bu konuda kaliteyi artırmak açısından daha yapmamız gerekenler mevcut. Tarama çalışmaları vardır. AK Parti olarak çalıştığımızda, yeni doğan bebeklerde bir tek hastalığa karşı tarama vardı ve yüzde 59 oranında gerçekleştirilebiliyordu. Hamilelere verdiğimiz ücretsiz demir desteğini 2017de biraz daha artırarak yüzde 90lara çıkartmak istiyoruz. Yeni bir hastalık grubu için yeni bir tarama programına 2017de başlayacağız."

Akdağ, çocuklarda ağız ve diş sağlığı programlarında özellikle yaşamın bir parçası olabilmesi için okullara diş macunu ve diş fırçası dağıtılacağını dile getirerek, 2008 yılından bu yana yürütülen Misafir Anne Projesinin devam edeceğini söyledi. Akdağ, bu kapsamda yatak kapasitesinin 2017de artırılacağını ifade etti.

"GEREKSİZ SEZARYENİN ÖNLENMESİ İÇİN DENETİM YAPILACAK"

Sezaryen uygulamalarına da değinen Akdağ, gereksiz sezaryen doğumların risk oluşturduğunu bildirdi. Akdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yapılan çalışmalarla 2010 ile 2012 yılları arasında bir mesafe katetmiştik. Özellikle ilk doğumlarda gereksiz sezaryenleri korumak lazım. Çünkü, anne ilk doğumunu sezaryenle yapmışsa sonraki doğumlarının da sezaryenle olması neredeyse kaçınılmaz. Sonraki doğumlar sezaryenle yapılmayabilir ama genellikle hekimlerimiz bu riske giremiyor. Bu nedenle ilk doğumların gereksiz sezaryenden korunması çok önemlidir.

Gebelerimizi bilgilendirecek sınıflar kurarak farkındalığı artırıyoruz. Ayrıca doğum eyleminde görev alan ebelerin hizmet içi eğitimlerini yapıyoruz. Sosyal Güvenlik Kurumu ile bir çalışma yapıyoruz şu anda. Normal doğumla sezaryene ödenen fiyatlar aynı. Aslında sezaryenin masrafı daha fazla olmasına rağmen, böyle bir politika izlemiştik. Bu politikanın yeterli olmadığını gördüğümüz için Sosyal güvenliğin ödeme tarifesinde normal doğum ücretinin yüzde 30 artırılması ve gereksiz sezaryen oranı yüksek hastanelerin hak edişlerinden kesinti yapılması konularını çalışıyoruz.

Normal doğum oranı çok düşük özel sektör kuruluşları var. Sezaryen oranı yüzde 80'lerin üzerine çıkmış özel sağlık kuruluşları var. Uzman hekimlerin doğum açısından yeniden eğitime alınmasını düşünüyoruz. Buradaki gözlemimiz şu: Normal doğum sayısı azaldıkça bir hekim uzmanlık öğrenciliğinden itibaren belli bir tecrübeye sahip değilse daha sonra bu cesaretini de kaybediyor. Dolayısıyla, böyle bir eğitim programına da başlamayı düşünüyoruz.

Öte yandan bilim dışı sezaryen doğumların önlenmesi için Bilim Kurulu aracılığıyla denetim yapılmasını planlıyoruz. Bu konu, tamamen bilimsel bir konudur. Geçtiğimiz ay Harvard Halk Sağlığı Okulunun yaptığı araştırmada, sezaryenle doğan bebeklerin diğer bebeklere göre daha sonraki yaşlarında daha şişman oldukları ortaya kondu. Sezaryen, anne ve bebeğin hayatı tehlikeye girmişse, anne ya da bebeğin ihtiyacı varsa yapılması gereken bir tıbbi işlemdir. Bunun kolaycılığa kaçıldığı için ya da maddi bir takım sebeplerle Türkiyede böylesine çılgınca devam etmesine müsade etmeyeceğiz. Bu hususta çok kararlıyım ve değerli komisyonumuzu, Meclisimizin de desteğini bekliyorum."

TUZ TÜKETİMİ AZALTILACAK

Akdağ, aile hekimliği uygulamalarına ilişkin olarak da değerlendirme yaparak, "Aile hekimi başına düşen nüfus ortalama 3 bin 520dir. Yıl sonuna kadar bir hekim başına düşen ortalama nüfusu 3 bin 250ye, 2017de 2 bin 900a indirmeyi düşünüyoruz." dedi.

Türkiye Sağlıklı Beslenme Hareketli Hayat Programının devam ettiğini dile getiren Akdağ, şöyle devam etti:

"Yeni ihtiyaçları, Dünya Sağlık Örgütünün eylem planlarını dikkate alarak 2017-2021 dönemi için güncelliyoruz. Tütünle mücadelede mesafe almak, hareketsizlik ve şişmanlık konusunda mesafe almaktan daha kolay. Meksikada, ABDnin bazı eyaletlerinde, İngilterede yürütülen çalışmalarda çok büyük başarılar göremiyoruz. Toplumda yaşam biçimini değiştirmeye yönelik çalışmalar, aslında kolay çalışmalar değil. Bunlar uzun soluklu çalışmalar ama bunu başaracağımıza inanıyoruz. Çok ciddi bir program hazırlıyoruz, 2017de bu programı yürürlüğe koyacağız. İyi hazırlanmış medya kampanyalarıyla birlikte bu programı, çok paydaşlı bir sorumluluk altında yürüteceğiz.

Bu hususta 2015 yılında bisiklet dağıtma kampanyamızda 2016da 275 bin bisiklet dağıttık ve yeni dönemde de buna devam edeceğiz. Belediyeleri bisiklet yolları yapması için teşvik etmek istiyoruz.

Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat programı kapsamında, okullarda ciddi tedbirler aldık. Bugün, okul kantinlerinde zararlı maddeler içeren kola ve gazlı içecekler, enerji içecekleri, cips ve gevrek çerezler, tüm şeker ve şekerleme tür ve benzeri gıdaların satışını yasakladık.

Kahvaltılık gevrekler, simit ve poğaça gibi unlu mamüller, buzlu içicekler gibi besin değeri düşük ancak yüksek kalorili gıdaları artık okul kantinlerinde sattırmıyoruz. Yeni bir beslenme rehberi hazırladık ve yayımladık. "

Bakan Akdağ, tuz tüketimin de azaltılabilmesi için çalışma yapıldığını belirterek, tuz tüketiminin kişi başı 15 gramdan 12 grama indirilebildiğine, ancak bunun hala yeterli olmadığına dikkati çekti. Gıdaların içerdiği tuz oranlarının azaltıldığının altını çizen Akdağ, "2020ye kadar tüm kategorilerde tuz oranlarını yüzde 20 daha azaltacağız." dedi.

 

DİYABETLİ KİŞİ SAYISI AZALTILMALI

Akdağ, konuşmasına başlamadan önce, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü dolayısıyla farkındalığı artırmak amacıyla "Diyabete Göz Yumma" yazılı kokart dağıtıldığını belirterek, diyabetin tüm dünya için önemli bir sağlık sorunu olduğunu söyledi. Diyabetin geçmişte daha çok gelişmiş ülkelerin, şimdi ise gelişmekte olan ülkelerin problemi haline geldiğini ifade eden Akdağ, Türkiyede bu alanda ciddi bir hastalık yükü olduğuna dikkati çekti.

Türkiyede diyabetli kişi oranının, 2010'da yapılan iki ayrı çalışmaya göre yüzde 11 ve yüzde 13 çıktığını anımsatan Akdağ, "Diyabetli kişilerin ancak yarısı kendi hastalığını biliyordu. Bunun azaltılabilmesi için bize düşen görevler var. Toplumun farkındalığını artırmak, her türlü koruyucu tedbirleri almak, hastalarımızın tedavilerine yönelik gerekenleri yapmak açısından herkese ihtiyacımız var." diye konuştu.

Akdağ, 2016-2017 bütçelerine ilişkin karşılaştırma yaparak, "Bu sene merkez yönetim bütçesi ve döner sermaye bütçesinden 64 milyar 43 milyon lira ödenek tahsisi talebiyle komisyona geldik. Merkezi yönetimden 32 milyar 302 milyon, döner sermaye bütçesinden 31 milyar 741 milyon lira bütçe yaptık. Merkezi yönetim bütçemiz yüzde 26.3 artarken döner sermaye bütçemiz 15.1 arttı. Toplamda yüzde 20.5lik değişimimiz var. Geçen yıllarda döner sermaye bütçesinde yer alan yatırım ödenek kalemi bu yıl genel bütçeye aktarıldı." dedi.

Bakan Akdağ, toplam bütçe kurumlara göre dağıtıldığında Halk Sağlığı ve Kamu Hastaneleri Kurumlarının en yüksek payı aldığını söyledi.

 

AA