'Shrek' karakterinin ilham kaynağı olduğu düşünülen Fransız güreşçi Maurice Tillet'ın hüzünlü hikayesi
Shrek film serisini herkes bilir. Hani şu bataklığında tek başına yaşarken tek arkadaşı eşekle birlikte çıktığı onca maceradan sonra aşkı bulan büyük çirkin yeşil dev Shrek... Peki, Shrek karakterinin gerçek hayatta yaşamış bir insandan ilham alınarak oluşturulmuş olma ihtimaline ne dersiniz?
Kulağa garip geliyor farkındayız ama Shrek karakteri gerçek hayatta yaşamış birinden esinlenilmiş olabilir. Gerçek hayatta böyle biri nasıl olabilir diye düşünüyorsanız sizi 20. yüzyılın en ilginç insanlarından biriyle, Fransız güreşçi Maurice Tillet ile tanıştıralım. Ama baştan söyleyelim, Maurice Tillet'ın hikâyesi Shrek'in hikayesi kadar eğlenceli değil. Bu, biraz hüzünlü bir hikaye...
Maurice Tillet’in adı bugünlerde kendi kariyerine yön veren başarılarıyla değil de “Shrek’e ilham verdiği öne sürülen adam” olarak anılıyor. Ama Maurice Tillet'ın hayatı Shrek benzetmesinden çok daha önemli bir sürü hikayeden oluşuyor... 1940'lı yıllarda boks camiasında “Fransız Melek” adıyla tanınan Tillet, geçtiğimiz yüzyılda ünlenen profesyonel bir güreşçiydi.
Aslında Rusya’da doğmuş ama Fransa’da büyümüş olan, iki ağır sıklet şampiyonluğu kazanmış ve 1940’larda Amerika’da büyük ilgi gören sporcu, yaşadığı dönemde büyük bir fenomendi. Maurice Tillet'ın şöhreti o öldükten sonra söndü. Ya da söndü sanıldı. Shrek karakteri sinema dünyasına doğduktan sonra pek çok kişi bu devin Maurice Tillet'a ne kadar benzediğinden bahsetmeye başladı.
Maurice Tillet kimdir?
Maurice Tillet, 20. yüzyılın ilk yıllarında, 23 Ekim 1903’te, bugünün dünyasında Rusya sınırları içinde kalan Ural Dağları bölgesinde doğdu. Annesi ve babası Fransız olan Maurice Tillet, çocukken “Melek” lakabıyla sevilirdi çünkü yüzü o kadar yuvarlak ve o kadar sevimliydi ki ona bu ismi takmışlardı. 1917’de Rus Devrimi nedeniyle Fransa’nın Reims kentine taşındılar.
Tillet 17 yaşındayken ellerinde, ayaklarında ve başında açıklanamayan bir büyüme gerçekleşmeye başladı. Doktorlar kendisine akromegali teşhisini koydu. Akromegali, nadir görülen bir hastalık ve hipofiz bezinin aşırı miktarda büyüme hormonu salgılaması sonucu ortaya çıkıyor. Bu fazla üretilen büyüme hormonu da tıpkı Maurice Tillet'ta olduğu gibi ellerin, ayakların ve yüz kemiklerinin büyümesine, hatta maalesef fiziksel görünümün giderek değişmesine yol açabiliyor.
Hukukçu, asker ve 'Fransız Melek'
Hastalığı yüzünden görünüşü iyice değişen Tillet, eğitimini sürdürmeye tutundu ve Toulouse Üniversitesi’nde hukuk okudu ancak mesleğini yapmadı. Hukuk okuduktan sonra Fransız Donanması’na katıldı ve donanmada mühendis olarak görev yaptı. Beş yılın sonunda askerlikten de ayrılıp filmlerde oynamaya başladı.
Tillet'ın hayat çizgisi Litvanyalı yarı ağır sıklet şampiyonu Karl Pojello'nun 1937’de onu fark etmesiyle oldu. Karl Pojello, Tillet'ın görünüşünün ve gücünün güreş dünyasında büyük bir avantaj olacağını düşündü ve onunla çalışmaya başladı. Tillet Fransa’da kalmak istese de II. Dünya Savaşı’nın başlaması nedeniyle Pojello ile birlikte Avrupa’dan ayrılmak zorunda kaldı.
1939’da ABD'ye göç etmek zorunda kalması Tillet’in kariyerinin önünü açıldı. 1940’ta döneminin en etkili güreş organizatörlerinden biri olan Paul Bowser, Tillet’i büyük maçlara çıkarmaya başladı. Bebekken 'melek' lakabıyla sevilen Tillet, ringe 'Fransız Melek' takma adıyla çıktı ve çok kısa sürede büyük bir yıldıza dönüştü.
Dünya şampiyonluğundan büyük düşüşe
Güreş camiasında 19 ay boyunca yenilmez bir isim olarak ünlenen Tillet, 1940’ta AWA Dünya Ağır Sıklet Şampiyonluğu’nu kazandı. 1942’de Dünya Ağır Sıklet Şampiyonluğu’nu da aldı. Anca Tillet'ın hayat çizgisi bu ikinci büyük şampiyonluğunun ardından zedelenmeye başladı.
Tillet’in sağlığı da giderek bozuluyordu. Akromegali şiddetini artırmaya başlamıştı. 1945’e gelindiğinde artık eski halinden eser kalmamıştı ama o yine de ringi terk etmemek için epey mücadele etti. Son maçına 14 Şubat 1953’te, Sevgililer Günü’nde çıktı ve maçı kaybetti.
Tillet ringden ayrıldıktan bir sene sonra yani 1954’te, yakın dostu ve eski antrenörü Karl Pojello’nun öldüğünü öğrendi. Bu haber karşısında yıkılan Tillet kısa bir süre sonra ölümcül bir kalp krizi geçirdi. Maurice Tillet, Karl Pojello ile birlikte Litvanya Ulusal Mezarlığı’nda yan yana toprağa verildi. Ama daha da acı olanı bu iki büyük dostun mezarında “Ölümün bile ayıramadığı dostlar.” yazmasıydı.
Maurice Tillet’in acı dolu hikâyesi pek çok kimse tarafından unutulmuştu ki 2001’de Shrek diye bir film ortaya çıktı. Büyük yeşil dev Shrek'i görenler onu Tillet’a çok benzetti. Üstelik Tillet arasındaki benzerlik sadece dış görünüşleri de değildi. Tillet da tıpkı Shrek gibi dışarıdan kocaman ve kaba görünse de içinde çok nazik ve iyi kalpli bir insandı.
Bu konuda hiçbir zaman resmi bir açıklama yapılmadı. Yani Shrek için Tıllet'tan ilham alındığı söylenmedi. Ama bu iddia yalanlanmadı da. Medyada ve sosyal medyada bu tür iddialar uzun yıllar ortaya çıkmaya devam etti. İddialar bu efsane insanın üzerine bir karakter gölgesi düşürmüş olsa da Maurice Tillet zaten bundan bağımsız film gibi bir hayat yaşamış.