Türkiye'de beyin pili ameliyatı olan Parkinson hastalarına dünyanın bir ucunda bile pil ayarı mümkün
1980'li yılların sonunda uygulanmaya başlanan beyin pili ameliyatları Parkinson ve benzeri hareket bozukluklarında daha önce görülmemiş bir etki yaratmıştı. O günden bugüne bu boyutta bir tedavi yöntemi ortaya çıkmadı. Ameliyat süresinde kısalma, daha modern elektrotlar, beynin hedeflenen noktasına uyarı kolaylığı, daha küçük ve şarj edilebilir piller tedaviyi çok kolaylaştırdı. Günümüzde Türkiye'de ameliyat olan ve Amerika'ya dönen bir hastanın beyin pili ayarları, o pile Türkiye'den bağlanılarak bile yapılabiliyor. Kriterlere uygun hastalara uygulanan ameliyat sonrası kişide meydana gelen değişim ise şaşırtıyor. Habertürk Sağlık Yazarı Ceyda Erenoğlu'nun haberi.
Başta Parkinson olmak üzere çok sayıda insanın yaşamını değiştiren ve halk arasında beyin pili olarak bilinen "derin beyin stimülasyonu" ameliyatları 80'li yılların sonlarından beri gerçekleştiriliyor. O günden bugüne dek meydana gelen gelişmeler; ameliyat süresinden, ameliyat tekniğine ve takılan pilin özelliğine kadar pek çok değişiklik içeriyor. Bir de geleceğe dair öngörüler var ki heyecan yaratıp "keşke hemen gerçekleşse" dedirtiyor.
11 Nisan Dünya Parkinson Günü'nde beyin pili ameliyatları konusunda Türkiye'nin sayılı isimlerinden olan Atlas Üniversitesi Rektörü, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak ile makamında bir araya geldik. Kendisiyle beyin pili ameliyatlarındaki yenilikler ile geleceğe yönelik öngörülerini konuştuk.
Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ersoy KocabıçakLisede ders aldığı müzik hocasına, cerrah bir meslektaşına, arkadaşlarının annelerine beyin pili takarak yaşamlarını değiştiren Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak 900'e yaklaşan hasta sayısıyla beyin pili ameliyatlarını en çok yapan isimlerden olmasına karşın; "Yaptığımız ameliyat sayısıyla değil bunların sonuçlarıyla övünmemiz gerek"diyor.
İşte Kocabıçak'ın Parkinson hastalığı ve beyin pili ameliyatlarına ilişkin açıklamaları:
BEYİN PİLİ AMELİYATLARININ YÜZDE 85'İ PARKİNSON HASTALARINA
Beyin pili, Parkinson hastalığı türü hareket bozukluklarının tedavisinde kullanılan cerrahi bir yöntem olarak tanımlanıyor. Beyne yerleştirilen elektrotlar aracılığı ile düşük voltajlı elektrik uyarıları gönderilmesini içeriyor ve uygun hastaya uygulandığında yüz güldürücü sonuçlar veriyor. Bu noktada en önemli şeyin, yapılan işte tek kişinin değil deneyimli bir ekibin ortak çalışmasının getirdiği fark olduğu belirtiliyor. Dünyada bugüne dek beyin pili uygulamasından yararlanan insan sayısı 300 binin üzerinde. 1987 yılından beri yapılan bu ameliyatın uygulandığı kişilerin yüzde 85'inin Parkinson hastası olması ameliyatın bu hastalara sağladığı katkının en önemli göstergesi olarak kabul ediliyor. Parkinson nedeniyle hareketleri yavaşlayan, kas sertliği, titreme ve yürüme sorunları yaşayan kişiler beyin pili ameliyatı sayesinde adeta yeni bir yaşama kavuşuyor.
VÜCUDU SAĞLAM BEYNİ SORUNLU BİREYLER ARTACAK
Günümüzde bazı hastalıklarda teşhis ve tedavi alanında önemli gelişmeler olurken bazı hastalıklarda göreceli bir yavaşlık oluşu dikkat çekiyor. Kanser ve kardiyolojik hastalıklarda meydana gelen kimi gelişmeler çığır açıcı bulunurken, nörodejeneratif hastalıklardaki iyileşmeler henüz buna eşlik edemiyor. Günümüzde ortalama yaşam ömrünün, ilerlemiş ülkelerde 80-85 yaş aralığında olduğu biliniyor. 2050 yılında Orta Avrupa'da her iki kadından birinin 100 yaşına kadar yaşayacağı öngörülüyor. Bu, vücut olarak sağlam ancak beyin olarak bazı sorunları olan bireylerin artacağı anlamına geliyor. Son yıllarda bu alanda gerçekleştirilen medikal tedavilerde çok önemli değişiklikler olmasa da beyin bilgisayar arayüzleri ile cerrahi tedavi yöntemleri bazı gelişmeler içeriyor. Bunlar günümüzde paradigma değişikliğine yol açacak ve bir hastalığı tamamen yok edecek çok büyük gelişmeler olmasa da önemli görülüyor.
PARKİNSON'DA EN ÖNEMLİ GELİŞME
Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, "Seksenli yılların sonlarından beri uygulanan beyin pili ameliyatları (derin beyin stimülasyonu) Parkinson hastalığının tedavisinde önemli bir paradigma değişikliğine neden oldu. Beyinde üretilen dopamin maddesinin eksikliği nedeniyle oluşan hastalıkta 1960'lı yıllara kadar dopaminin beyne geçişi sağlanamıyordu. Bunu gerçekleştirecek ilaçların bulunması uzmanlarda bir süreliğine 'hastalık bitti!" düşüncesine yol açtı. Parkinson hücre kaybıyla ilerlediği için hastalar zaman geçtikçe aldıkları ilaçlardan eskisi kadar yarar görmemeye başladı. Beyin pili ameliyatları tam da bu dönemde gündeme geldi" diyor.
BEYİN PİLİNDE NELER DEĞİŞTİ?
Peki uygulanmaya başlandığı ilk günden bugüne kadar beyin pilinde ne tür gelişmeler meydana geldi? Günümüzde sistemin daha rafine hale gelmesinin hem hekimler hem de hastalar açısından avantajları bulunuyor. Daha modern elektrotlar kullanılması ve beyinde istenilen noktaya stimülasyon (uyarı) yapılması bunlar arasında yer alıyor. Bu hem tedavinin etkisini artırıyor hem de yan etki görme olasılığını azaltıyor. Yenilik olarak, boyutları çok büyük olan ve şarj edilemeyen beyin pillerinin yerini artık daha küçük ve şarj edilebilir pillerin aldığına dikkat çekiliyor.
AMERİKA'DAKİ HASTAYA TÜRKİYE'DEN PİL AYARI
Halk arasında çok karıştırılan şeyin beyin pili ameliyatında beyne pil değil elektrot yerleştirilmesi olduğu belirtiliyor. Bu sistemin 3 parçası bulunuyor. Bunların birincisi beyne yerleştirilen elektrotlar, ikincisi göğüs bölgesine yerleştirilen pil, üçüncüsü ise bunları birbirine bağlayan uzatma kablosu olarak sıralanıyor. Söz edilen şey tamamen kapalı bir sistem olup dışarıdan telemetrik bir ölçüm cihazıyla elektriğin düzeyini artırıp azaltmaya yarıyor. Yakın zamanda hastalara takılan pillere uzaktan da bağlanmaya başlanıldığını söyleyen Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak; "Hastamızın Türkiye'ye ABD'den geldiğini düşünelim. ABD'ye geri döndüğünde uzaktan piline bağlanarak istediğimiz ayarlamaları gerçekleştirebiliyoruz. Bu son iki üç yıldır meydana gelen çok önemli bir gelişme. Onun kadar önemli olan bir başka gelişme ise şarj edilebilir piller. Şarj edilemeyen piller hastanın ihtiyacına göre harcanan elektrik nedeniyle ortalama 5-6 yılda (daha kısa ve daha uzun da olabilir) bitiyordu. Bu durumda daha küçük bir cerrahi uygulayarak hastanın pilini değiştirmek zorunda kalıyorduk. Şarj edilebilir piller sayesinde buna gerek duymaz olduk" diyor.
MR UYUMU ARTAN PİLLER
Zaman geçtikçe beyin pili takılan kişilerin yaşadıkları zorlukların geride kaldığı görülüyor. Bunun bir örneği olarak geçmişte hastaya takılan beyin pillerinin MR uyumlu olmadığına dikkat çekiliyor. Hasta beyin pili ameliyatı geçirdikten sonra her MR'a giremezken bu engelin aşılması çok önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. 10 yıl önce ameliyat olup uygun kriterlere sahip hastalar sadece 1.5 Tesla MR gibi daha düşük çözünürlüğü olan MR'lara girebilirken, özellikle son 3-4 yıldır yine bazı kriterlere uygun olmaları şartıyla daha yüksek çözünürlüklü 3 Tesla MR'a girebiliyorlar.
UYGULANAN DİĞER HASTALIKLAR
Beyin pili ameliyatı sadece Parkinson hastalarına uygulanmıyor. Uygulanan diğer hastalıklar arasında esansiyel tremor (vücudun belli bölgelerinde meydana gelen istemsiz titreme), distoni (istemsiz kasılma) Tourette Sendromu (tekrarlayan hareketler ve tikler) son yıllarda obsesif kompulsif bozukluk (OKB), diğer adıyla takıntı hastalığı ve dirençli depresyon gibi psikiyatrik hastalıklar da bulunuyor.
Distoni ve tremor hastalıklarında da Parkinson hastalığı kadar başarılı sonuçlar alındığını söyleyen Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak; "Diğer saydığım hastalıklarda rutin kullanımı olmadığını söylemeliyim. Bu, seçilmiş hastalarda yapılması gereken bir ameliyattır" diyor ve devam ediyor; "Son yıllarda Epilepsi hastalarında yapılan ameliyatların da yüz güldürücü sonuçları bulunuyor. Türkiye'de uygulaması fazla olmasa da Avrupa ve Amerika'da uygun vakalarda neredeyse rutin kullanıma girmiş durumda. Bunun dışında dünyada vaka düzeyinde anoreksiya nervoza, otizm, post travmatik beyin hasarı ve bağımlılıkta da uygulanıyor. Alzheimer özelinde Kanadalı bir grubun yaptığı çok önemli çalışmalar şimdilik beklenen sonucu vermese de gelecekte Alzheimer ile ilgili olarak da bazı şeyler değişebilir."
PARKİNSON'UN ÇOK VE AZ BİLİNEN BELİRTİLERİ
Kronik ve ilerleyici bir hastalık olan Parkinson beyinde bulunan bir bölgede üretilen "dopamin eksikliği" olarak tanımlanıyor. Dopamin rahat hareket etmemiz için vücudumuzdaki akışkanlığı sağlayan kimyasal bir madde. Bu maddenin azalmasıyla bazı bulgular ortaya çıkıyor. Akışkanlığın olmaması kişide hareket yavaşlığına, titremeye, eklemlerde katılığa ve yürüyüş bozukluğuna neden oluyor. Bunlar motor bulgular olarak görülüyor. Bir de non-motor bulgular adı verilen ve hastalığın başlangıcında görülen; koku almada azalma, kabızlık, uyku bozuklukları, depresyona meyilli olma gibi sorunlar bulunuyor. Bu noktada her bulgunun bu hastalığın habercisi olmayabileceğini bilmek gerekiyor.
İKİNCİ BEYİN İLE BAĞLANTISI VAR MI?
Parkinson hastalığının tanısını nörologlar koyduğu için bu semptomlardan bazılarının bir arada olması durumunda bir nöroloji uzmanına başvurulması öneriliyor. Teşhis için beyin cerrahisi uzmanına gidilmesi sık yapılan bir yanlış olarak görülüyor. Parkinson hastalığı özellikle 60 yaş ve üstünde ortaya çıkıyor. 100 kişiden birinde görülen hastalığa 65 yaş sonrasında giderek daha fazla rastlanıyor. Son yıllarda, genetik geçişin ön planda olduğu 'Genç Parkinson' ile karşılaşma oranı artsa da bu sorunda çevresel faktörler ve yaşam tarzının da etkili olduğunu düşündüren çalışmalar bulunuyor. Özellikle "İkinci beyin" olarak adlandırılan bağırsak mikrobiyatasının bozuk oluşunun Parkinson ile ilgili bulunduğunu düşündüren çalışmalara dikkat çekiliyor. Bu durum sağlıklı ve düzenli beslenmenin önemini gösterirken, uzmanlar özellikle Akdeniz tipi beslenme önerisinde bulunuyor.
AMELİYATI GEREKTİREN BELİRTİLER
Parkinson tanısı alan hastaya ilk olarak bir nörolog tarafından karar verilen ilaç tedavisi uygulanıyor. Hasta ilk yıllarda kullandığı ilaçların eskisi kadar etkili olmaması ve etki süresinin kısalması halinde (geçmişte 4-5 saat etki eden ilacın etki süresinin 30 dakikaya düşmesi gibi) daha fazla ilaç almak zorunda kalıyor ve buna bağlı olarak ilaçların yan etkileri (istemsiz hareketler vb) konusunda dikkatli olmak gerekiyor. Bunun dışında hareketsiz olunan dönemlerin sıklığının artması gibi belirtiler ameliyat zamanının gelmiş olduğuna işaret ediyor.
Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak; "Bu ameliyat uygun hastalarda bir hasta hakkı olarak düşünülmeli ve öyle kabul edilmelidir. Bu noktada konusunda tecrübeli ve kendisini belirli bir alana adamış hekimlere ihtiyacımız var. Ülkemizde çok kıymetli hareket bozukluğu nörologlarımız olsa da hastalarımız ilk anda onlara ulaşamayınca çoğunlukla konu ile ilgili farkındalığı daha az olan nörologlara başvuruyorlar. Bu konunun önemi nedeniyle bizler de boş durmuyor; eğitim seminerleri, kongreler ve konferanslar aracılığı ile farkındalık yaratmayı ve beyin pilinden yarar görecek hastalarımızın bizlere zamanında ulaşmasını hedefliyoruz. Bu vesile ile bu ameliyatı yapmayı bizden daha fazla teşvik eden nörologlarımızın varlıklarını çok önemli gördüğümü söylemek isterim" diyor.
İLAÇTAN YARAR SAĞLAMAYAN HASTAYA BEYİN PİLİ TAKILIR MI?
"İlaçtan yarar sağlamayan hastalara beyin pili takılır mı" konusunun tartışmalı olduğu belirtiliyor. Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, ilaçtan hiç yarar sağlamayan bir hastaya, ameliyattan yarar görme olasılığının yok denecek kadar az olduğu bilgisinin verilmesi gerektiğini söylüyor ve devam ediyor, "Hastaların ilaçtan hiç fayda görmese de ameliyattan yarar görebileceğini iddia eden yayınlar olsa da bunların vaka düzeyinde olduğunu belirtmek gerekir. Biz kliniğimizde ilaçtan 15 dakika bile yarar gören hastalara beyin pili ameliyatı uyguluyorken, görmeyenlere bu ameliyatı yapmıyor, yapılmasını da önermiyoruz" diyor.
KIRMIZI ÇİZGİ GEREKTİREN DURUMLAR
Beyin pili ameliyatına karar verme aşaması, ameliyat süreci ve sonrasındaki dönemde dikkat edilmesi gereken durumlar bulunuyor. Yapılan beyin pili ameliyatı bazen kişideki bilişsel fonksiyon bozukluğunu artırabiliyor. Bu nedenle bu ameliyatın demansif semptomları olan kişilere uygulanmaması gerekiyor. İntihar girişiminde bulunanlara, dirençli depresyonu olanlara (beyin pili ameliyatının bazı depresyonlu kişilerde yapılıp bazılarında yapılmaması beyinde farklı yerlerin hedeflenmesinden kaynaklanıyor.) ameliyat uygulanmadığı belirtiliyor. Kırmızı çizgi olarak değerlendirilen bu durumda ameliyat ancak ilgili kişilerin sorunlarının giderilmesi sonrasında gerçekleşiyor.
EN ÖNEMLİ İKİ KRİTER
Doğru beyin pili ameliyatının doğru merkezde titiz bir cerrahi ile yapılması büyük önem taşıyor. Bu noktada en önemli kriterler; doğru hasta seçimi ve cerrahinin titizlikle gerçekleştirilmesi olarak sıralanıyor. Ekip çalışması ve ameliyat sonrasındaki programlama gibi unsurlar çok önemli görülse de söz konusu iki kriterin diğerlerinin üstünde olduğuna dikkat çekiliyor.
HER 5 HASTADAN BİRİ AMELİYAT OLUYOR
Beyin pili ameliyatına karar veren ekibin içinde hareket bozukluğu özelinde çalışan nörolog, beyin ve sinir cerrahisi uzmanı, psikiyatrist, psikolog, konuşma terapisti, fizyoterapist, özel eğitimli hemşire ve diyetisyen gibi görevliler bulunuyor. Bir merkezde yapılan beyin pili ameliyatı ile multidisipliner yaklaşım içermeyen bir ameliyatın başarı oranı arasındaki önemli farka dikkat çekiliyor. Çözümün beyne iki adet elektrot yerleştirmenin çok ötesinde olduğu ve multidisipliner olmayan bir yaklaşımla sonuç almanın mümkün olmadığı belirtiliyor.
"Biz bu konuyu kendi toplantılarımızda ve düzenlediğimiz kongrelerde sıklıkla dile getiriyoruz" diyen Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, bu tedavinin olumsuz sonuçlarının, tedaviden yararlanabilecek kişilerin ameliyattan vazgeçmelerine bile neden olabildiğini söylüyor. Bu ameliyatların başarısının yarısının cerrahın becerisi, diğer yarısının ise ekibin içindeki her bireyin görevini eksiksiz yerine getirmesinden kaynaklandığını belirten Kocabıçak "Bu farkındalığı oluşturmak için yıllardır kongreler düzenliyoruz. Benim de başkanlığını yaptığım 'Derin Beyin Stimülasyonu Derneği'ni bu amaçla kurduk. Ayrıca diğer ülkelerden bu konuda en saygın bilim insanlarıyla birlikte kurduğumuz 'Uluslararası Derin Beyin Stimülasyonu Derneği'nin' hem kurucu üyesi hem de yönetim kurulu üyesiyim. Amacımız tüm disiplinleri bir araya getirip aynı dili kullanmak ve ortak akılla hareket etmek olmalı" diyor.
8 SAATTEN İKİ SAATE İNEN AMELİYATIN ÖZELLİKLERİ
Beyin pili ameliyatı sırasında hastalar çoğunlukla uyanık oluyor. Hastanede ameliyat öncesinde bir iki gün, ameliyat sonrasında ise yaklaşık 5 gün kalınıyor. 10. Günde hastanın dikişleri alınıyor. Hastalar hastaneden taburcu edildikten sonra 3 ay içinde 3 kez kontrole çağrılıyorlar. Ameliyatın sonuçları ilk günden itibaren görülmeye başlasa da ameliyat geçiren kişi en iyi haline 3 ay sonra ulaşıyor. Kontroller bundan sonraki dönemde de devam ediyor. Bazı hastaların şikâyetleri yıllar sonra geri gelebiliyor. Bu noktada ameliyat olan ve olmayan hastaların uzun yıllar boyunca yapılan karşılaştırmaları, ameliyat olanların yaşam konforunun olmayanlara göre çok daha yukarıda olduğunu gösteriyor. Şikâyetlerin yıllar içinde geri gelmesi hastalığın ilerleyici özelliğinden kaynaklanıyor. Buradaki hedefin hastalığı durdurmak değil hızını azaltmak olduğu belirtiliyor. Beyin pili ameliyatı ilk uygulanmaya başladığı dönemde 8 saat sürerken, sürenin günümüzde 2-2.5 saate inmiş olması da olumlu özellikler arasında bulunuyor.
SEVİNÇTEN AĞLATAN HASTA HİKÂYELERİ
Sayıları çok az olsa da Multıpl skleroz (MS) hastalarına da beyin pili ameliyatı uygulandığı belirtiliyor. Türkiye'de böyle 7-8 vaka olduğunu söyleyen ve bu ameliyatı en çok yapanlardan birinin de kendisi olduğunu belirten Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, "MS teşhisi almış genç bir hastamızın ciddi titreme sorunu vardı. Ameliyatını konuşarak yaptığımız sırada sevinçle; 'Artık kendi meyvemi soyup, kendime yemek yapıp, yaptığım yemeği kendim yiyebileceğim' dedi ve ağlamaya başladı. Bu durum ameliyathane ortamında ben dahil tüm ekibi ağlattı. Yakın zamanda ise 19 yaşında Tourette Sendromu (tik hastalığı) olan bir genci ameliyat ettim. Sonuçtan öyle mutlu oldu ki 'Hocam eğer bir gün çocuğum olursa sizin isminizi vereceğim' dedi. Mesleğimizin bu yönleri bizi çok mutlu ediyor" diyor.
BEKLENEN GELİŞMELER
Beyin pili ameliyatları çok başarılı olsa da giderilmesi gereken eksiklikler bulunuyor. Günümüzde teknolojinin hızı ve ulaştığı nokta düşünüldüğünde bunların daha ileri düzeyde olabileceği belirtiliyor. En iyi ameliyatın henüz yapılmamış olduğuna inandığını söyleyen Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak bu inanışını şöyle açıklıyor, "Tıp çok hızlı ilerliyor. Biz şu anda hep elektrik tabanlı tedavileri uyguluyor ve konuşuyoruz. Oysa ışık tabanlı tedaviler ve nano partikül tabanlı tedaviler de geliyor. Pillerin küçülmesi, elektrotların incelmesi gibi beklentilerimiz var. Aradaki uzatma kablosu dediğimiz sistem olmayıp bluetooth ile yapılan bağlantıların daha fazla artacağı öngörüsündeyiz. Buna rağmen bu beklentilerimizin gerçekleşeceği gün bugün değil. An itibarı ile en büyük silahımız uyguladığımız tedaviler olsa da hayal ettiklerimizin gerçekleşeceğine inanıyoruz."
TATMİN DUYGUSUNUN EN YÜKSEK OLDUĞU AMELİYAT
Beyin cerrahisinin tüm ameliyatları içinde beyin pili uygulaması tatmin duygusu en yüksek ameliyatlardan biri olarak değerlendiriliyor. Bu ameliyat sırası ve sonrasında çok ciddi titremesi olan, yemeğini yiyemeyen, gömleğini ilikleyemeyen, ağır tikleri bulunan hastaların sorunlarının geçtiğini anında görmenin ve onlara yeni bir yaşam hediye etmenin karşılığının olmadığı belirtiliyor. "Bundan 6 -7 yıl önce tik hastalığı nedeniyle küfür etmesini engelleyemeyen bir genç kızımıza yaptığım ameliyat sonrasında ondan 'Ben artık bir kütüphanede sessizce oturup dersimi çalışabiliyorum.' cümlesini duymuştum" diyen Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak devam ediyor, "Bu tür sıkıntıları olan insanların yaşamlarına dokunmanın verdiği mutluluk tarif edilemez. Parkinson özelinde bahsedecek olursam öz bakımını yapamayan insanların yaşamlarının değişmesine aracılık etmek çok özel bir his" diyor.
11 NİSAN PARKİNSON FARKINDALIK GÜNÜ
11 Nisan Dünya Parkinson Günü, Türkiye'de ve dünyada hastalıkla ilgili farkındalık oluşturmayı hedefleyen bir gün. Bu özel gün nedeniyle Atlas Üniversitesi Hastanesi Nöromodülasyon Merkezi'nde multidisipliner yaklaşımın önemine dikkat çeken bir panel düzenlendi. Aynı gün hastalar ile hasta yakınları her konuda bilinçlendirildikleri Parkinson Hasta Okulu'nda bir araya geldi. Hasta ve hasta yakınlarının farkındalığına katkı sağlayan Parkinson Okulu bu özelliğinin dışında aynı sorunu yaşamış hastalar arasında yarattığı yakınlık ve destek hissiyle de özel dokunuşların önemini göstermiş oldu.