Sosyal medya artık pek çokları için gerçek hayatın bir uzantısı. Gittiğimiz yerleri, yediklerimizi, aslında hemen hemen her şeyi etrafımızdakilerle paylaşıyoruz. Hatta manzaranın tadını çıplak gözle çıkarmak yerine, hemen telefonumuza sarılıp iyi bir Instagram fotoğrafı çekiyoruz. Peki gitgide sosyal medya bağımlısı mı oluyoruz? Paylaşımlarımızda ne kadar dürüstüz? Gazete Habertürk'ten Nalan Koçak, avucumuzun içindeki dünyayı daha yakından anlamak için Houston Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden Dr. Mai-Ly Steers’e ulaştı.

Dr. Mai-Ly Steers, sosyal medyanın insan psikolojisine etkisi üzerine pek çok araştırma yaptı. Vardığı sonuçlardan bazıları şöyle: “Facebook alkol tüketimini artırabiliyor, kötü şeyleri normalleştirebiliyor. Ayrıca depresyona neden olabiliyor çünkü hayatımızla ilgili sadece iyi şeyleri paylaşıyoruz.” Daha fazla teşhis için Dr. Mai-Ly Steers’e kulak verelim... 

- Sosyal medya, kullanıcıları nasıl etkiliyor? Olumlu yönleri var mı? Mesela yalnızlık hissini azaltıyor mu?

Facebook kullanımının hem olumlu hem olumsuz yönlerini araştırdım. Tabii ki aidiyet hissini artırıyor, yalnızlığı azaltıyor. Ama son yaptığımız araştırmalar ortaya koyuyor ki sosyal medya asla gerçek, yüz yüze insan ilişkilerinin bir alternatifi değil. İnsanların sosyal olması biyolojilerinde gizli. Yaşamınız, hatta ölümünüzün kalitesi bile sıkı sosyal bağlarınız olup olmadığına bağlı. Fakat sosyal medya vakasında sorun şu, insanlar bunu gerçek ilişkilerin alternatifi ve ana iletişim aracı olarak görüyor. Son yapılan araştırmalar bağımlılık yarattığını da ortaya koydu. Çünkü sosyal medyadaki pek çok mekanizma onaylanma hissi veriyor. Facebook’taki like yani beğenme tuşu ya da yorum kısmı gibi. Özellikle gençlerin özgüveni çok etkileniyor çünkü akranlarının onayını almak onlar için önemli. Başka insanların düşünceleri, onayları üzerinde kontrolümüz yok. Eğer özgüveniniz onaya dayanıyorsa, özellikle sosyal medya üzerinden, duygularınızda kolayca dalgalanma yaşayabilirsiniz. Bu da psikolojiniz için çok zararlı olabilir.

- Neden yüz yüze iletişim yerine sosyal medya tercih ediliyor? İmajınızı istediğiniz gibi manipüle edebildiğiniz için mi? Mesela fotoğraflarınıza filtre yapıyorsunuz, eğitiminizi olduğundan abartılı gösterebiliyorsunuz...

Aslında platforma göre değişebiliyor. Facebook’ta kendini olduğundan başka göstermek, mesela eğitiminiz hakkında yalan söylemek kolay değil. Çünkü arkadaşlarınız ya da aile bireylerinizin anlaması mümkün. Ama Twitter gibi platformlarda kimlik saklaması daha kolay. Fakat “Neden sosyal medya tercih ediliyor?” sorusuna bazı yanıtlarım var. Mesela iletişimi sürekli ve kontrol altında kılabiliyorsunuz. Yani mesajınızı okuyorum ve istediğim zaman yanıt verebiliyorum. Ya da bir yerde yalnızım, iletişim kurmak istiyorum. O anda telefonu elime alıyorum ve birine mesaj yazıyorum. O anda hemen yanıt almasam da biriyle bağlantıya geçtiğimi hissediyorum. Hem de tamamen kontrolüm altındaki koşullarda. Fakat unutmamak gerek, bunları yaparken çoğu zaman etrafınızdaki büyük resmi kaçırıyorsunuz. Yeni bir araştırma yapıldı; cep telefonunun önünüzdeki masada sadece durması bile karşınızdaki kişiyle iletişiminizin kalitesini düşürüyor. Çünkü telefona düşen mesajlar bile dikkatinizi dağıtıyor.

‘FACEBOOK’TA SADECE GÜZEL ŞEYLER PAYLAŞILIYOR’

- Araştırmanıza göre, Facebook’ta geçirilen zaman arttıkça depresyon da artıyor değil mi?

Evet, nedeni “sosyal kıyas”. Özellikle bizim için önemli olan konularda kendimizi hep çevremizdeki insanlarla kıyaslıyoruz. Facebook’ta kendi hayatınızla ilgili güzel şeyleri paylaşıyorsunuz çünkü diğer insanların da kıyas yaptığını biliyorsunuz. Ama çoğu zaman unuttuğumuz bir şey var: Diğer insanlar da çoğu zaman kendileriyle ilgili iyi şeyleri paylaşıyorlar! Sonuçta başkalarının idealize edilmiş imajlarıyla kendinizi karşılaştırmaya başlıyorsunuz ve kendinizi kötü hissediyorsunuz.

‘BAŞKALARININ İDEALLERİNE GÖRE YAŞAMAYA BAŞLIYORUZ’

- Yani başkalarının ideallerine göre mi yaşamaya başlıyoruz?

Evet. Mesela anneyim ve bebeğim sürekli ağlıyor. Sosyal medyada “Bebeğim saatlerce ağlıyor ve kendimi iyi hissetmiyorum” deme ihtimali yüksek değil çünkü dediğim gibi sadece iyi şeyleri paylaşıyoruz. Ama arkadaşlarım bebeklerinin gülümseyen fotoğraflarını, mutlu anlarını paylaşıyor, ben görüyorum ve tabii ki “Nerede hata yapıyorum, hayatım neden daha kötü?” diye düşünüyorum.

 

‘KİMSE GERÇEK HAYATTAKİ MÜCADELESİNİ ANLATMIYOR’

- Instagram’da, Facebook’ta hep tatiller, gidilen lüks restoranlar paylaşılıyor. Sanki kimse çalışmıyor, mutsuz olmuyor...

Evet, ayrıca normalde hiç duymayacağınız bilgilere de maruz kalıyorsunuz. Mesela yakın bir arkadaşımın işini yeni kaybettiğini bilsem “Yaşasın terfi ettim” diye bir paylaşım yapmam. İşin özü şu: Kimse hayattaki gerçek mücadelelerini açık etmiyor. Sosyal medyaya baksanız herkes harika hayatlar yaşıyor, hele ki ünlüler. En iyi yerlere gidiyorlar, hep onların bebekleri en güzeli...

- Evet filtreler sayesinde her daim de güzeller değil mi?

(Gülüyor) Aynen.

- Like yani beğenme konusuna gelmek istiyorum. Black Mirror dizisinde bir bölüm vardı, herkes aldığı like’lara göre sosyal statü kazanıyordu. Sosyal kabulün bununla da ilgisi var değil mi?

Evet. Daha fazla yorum ve beğeni aldıkça, toplumun sizi daha çok kabul ettiğini, daha çok beğenildiğinizi düşünüyordunuz. Belki daha iyi hissediyorsunuz ama yeni doğmuş bebeğinizin fotoğrafını koyuyorsunuz ve fazla beğeni almıyorsunuz. Diğer arkadaşınız koyuyor ve daha çok beğeniliyor. O zaman mutsuz oluyorsunuz, yine kıyas meselesi devreye giriyor. Yani sosyal kabul ve kıyas başta iyi gelebilir ama mesele derinleştikçe mutsuzluğa neden oluyor.

‘SOSYAL MEDYA DEĞİL ONU KULLANMA ŞEKLİMİZ KÖTÜ’

- Sosyal medyanın tehlikesi de bu bataklık etkisinde mi?

“Sosyal medya kesinlikle kötüdür” demek istemiyorum. Sadece onu kullanma şeklimiz iyi değil. Mesela iyi amaçlar için de kullanılabilir. Zor durumda, hasta olan insanlara destek için kurulmuş pek çok Facebook grubu var.

‘PAYLAŞIMLAR SEÇMEN DAVRANIŞINI ETKİLEYEBİLİR’

- Sosyal medya seçmen davranışını bile etkileyebilir yani?

Ne kadar etkilediğine dair hâlâ elimizde somut bir veri yok. Ama tabii ki etkileme potansiyeli mevcut. Tüm bunlar paylaşımların hedef kullanıcının dikkatini çekip çekmediğine bağlı. Alkol meselesine dönecek olursam, ağır alkol alan bir arkadaşınız var diyelim, her hafta sonu içki masasından fotoğraf paylaşıyor. Sizin görüp çok alkol almayı kafanızda normalleştirmeniz mümkün. Çünkü sürekli maruz kalıyorsunuz ve sosyal medya özellikle gençler için artık gerçek hayatın bir uzantısı.

- Sadece alkolle mi ilgili? Aynı şekilde şiddeti de normalleştirebilirsiniz değil mi?

Kesinlikle.

- Bir sosyal medya bağımlısını nasıl tanırız?

Sosyal medyadan 1 hafta uzak kalabilir misin? Günlük hayatını etkiliyor mu? Eşinle, arkadaşlarınla ilişkini etkiliyor mu? İnsanlar paylaşımlarına sürekli yorum yapıyor mu? O yorumları kafana çok takıyor musun? Sabah uyandığında ilk baktığın şey sosyal medya mı? Cevap bu sorularda gizli. Günlük hayatınızı ne kadar etkilediğine bakmanız lazım. Özellikle eşiniz, sevgiliniz size “Sürekli sosyal medyadasın” diyorsa dinlemekte fayda var. Özellikle sizi mutsuz ediyorsa, başkalarının paylaşımlarını dert ediyorsanız bir sorununuz var demektir.

‘TROL ACIMASIZLIĞININ NEDENİ ANONİMLİK’

- Trolleri de sormak istiyorum. İnsanlar sosyal medyada nasıl bu kadar acımasız olabiliyor?

Sadece sosyal medya değil internetteki tüm portallar böyle, haberlerin altındaki yorum kutuları bile. En önemli nedeni kimliğinizin anonim olması. Karşınızda gerçek bir insan yok aslında, bir bilgisayar ekranı var. Ayrıca bir yorum diğerini de tetikliyor, biri kötü bir yorum yapıyor, diğeri de cesaretleniyor. Kötü konuşma normalleşiyor. Bir toplantıyı dinlemiştim, bir kadın kendisi hakkında kötü yorumlar yapan trole ulaşmayı başarmıştı. Ona “Neden bunu yapıyorsun, seni tanımıyorum bile?” diye sorduğunda “Çok üzgünüm, sadece kendimi daha iyi hissettirmek için yaptım. Seni ne kadar üzdüğümü anlayamadım” diye yanıt vermiş. Yani dijital ortamda o paylaşımları yaptığımızda aslında hepsinin adresinin gerçek bir insan olduğunu unutuyoruz. Ayrıca başkalarının özgüvenini azaltarak kendinizinkini artırdığınızı düşünüyorsunuz.

‘TELEFONUNUZDAN UZAKTA DOĞAYLA BAŞ BAŞA KALIN’

- Kendimizi sosyal medyanın olumsuz etkilerinden nasıl koruruz?

Öncelikle bir sorununuz varsa onu hemen teşhis etmeniz lazım. Hayatınızdaki gerçek anları sosyal medya yüzünden kaçırıyor musunuz? İnternette geçirdiğiniz zamanı hesaplayan uygulamalar var, yükleyebilirsiniz. Ayrıca teknoloji detoksu yapabileceğiniz yerler var, telefonunuzdan uzak durarak doğayla baş başa kalabilirsiniz. Mesela arkadaşlarımla yemeğe çıktığımda telefonumu asla masaya koymam.

SOSYAL MEDYA BAĞIMLISINI TANIMA REHBERİ

Facebook’tan 1 hafta uzak kalabilir misin?

Günlük hayatını etkiliyor mu?

Eşinle, arkadaşlarınla ilişkini etkiliyor mu?

Yorumları kafana çok takıyor musun?

Sabah ilk baktığın şey sosyal medya mı?