Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

SELÇUK VE EMEĞE SAYGI!
ATİLLA TÜRKER
Hollanda dönüşüydü. Milli takımımız uçağa binmek üzereydi. Son kontrolden geçiyordu. İşte tam bu sırada 18 yaşlarındaki bir genç, 1 futbolcumuzun yanına kadar geldi, “Sizin hayranınızım. Formanızı bana verir misiniz?” dedi. Futbolcu gülümsedi. “Havaalanına kadar gelmişsin. Tüm kontrolleri geçmişsin. Emek sarfetmişsin. Emeğe saygı göstermek gerekir” dedi. Çantasını açtı. Formayı çıkarttı. Verdi. Formaya kavuşan genç de sevinç çığlıkları atarak uzaklaştı.

Formayı veren bu futbolcu kim miydi? Selçuk İnan... Milli takımımızın ve Galatasaray’ın göz bebeği olan Selçuk İnan... Emeğe saygı konusunda müthiş titizlik gösteren Selçuk İnan...

İşte bu Selçuk İnan, saygın yapısı ve üstün özellikleri ile tüm takdirleri fazlasıyla hak ediyor.

Selçuk dün de maça damgasını vurdu. Güzel oynadı. Bitirici ortalar yaptı. Gollere hem imza hem de paraf attı.

Selçuk’u bir kez daha kutladıktan sonra şu konuyu önemle belirtelim: Galatasaray bu savunma kurgusu ile yola devam ederse Muslera önümüzdeki sezon mental anlamda büyük sıkıntılar yaşayabilir. İnanılmaz dağınık bir savunması var Galatasaray’ın... Zaten dikkat ediyor musunuz, Muslera eskisine nazaran çok daha gergin... Agresif. Sürekli söyleniyor. Ne de olsa savunmadaki arkadaşlarının yetersizliği ve dikkatsizliği yüzünden ligin en çok gol yiyen kalecilerinden biri oldu.

Galatasaray aldığı bu 3 puanla ligde ilk 5’e girme yolunda önemli bir engeli aştı. Ama insan yine de merak ediyor, bu kadroyla ve de bu mali yapıyla Galatasaray yeni sezonda toparlanabilir mi! Ayağa kalkabilir mi! Zor... Son derece zor. Çünkü bunları yapabilmek için her şeyden önce iyi, kaliteli, işi bilen ve de olaylara vakıf bir yönetim kurulunun olması gerekiyor. İşte bu da Galatasaray’da yok.

Kasımpaşa’ya gelelim. 3. gole kadar Paşa başa baş oynadı. Ama sonra dağıldı. Bir kez daha yazmakta yarar var. Paşa ağır oynuyor. Çok yan pas yapıyor. Haliyle rakip savunma iyice oturuyor. Paşa hızlı oynadığı zaman pozisyona giriyor. Golü bu şekilde attı. Fırsatları da bu şekilde yakaladı.

Paşa’da bazı oyuncular dün formalite gereği sahaya çıkmış gibiydi. Kanatlarda oynayan isimler yine aksadı. Savunmanın göbeğinde görev yapan Veysel de bir kez daha kırık not aldı. Savunma tüm gollerde hatalıydı.

Şu kesin: Yeni sezon öncesi Paşa’da önemli bir revizyon gerekiyor. Şöyle ki... Takımda birileri her daim su getirirken, birileri de testiyi sürekli kırıyor. Açık konuşmak gerekirse... Sürekli cepten yiyen bazı futbolcular iyi bir çizgi yakalasaydı eğer, Paşa şimdi çok daha güzel bir yerlerde olurdu.

SORUMLULUK ALANLAR VE ALMAYANLAR
HALİL ÖZER
İki farklı profil var.

Birinci yarıda tamamen hatalı bir taktik. İkinci yarıda ise tam rakibe göre sistem.

Galatasaray ilk yarıda Kasımpaşa’ya ne yapılmaması gerekiyorsa onu yaptı. Rakibine garip bir şekilde gereksiz ve yorucu bir baskı uyguladı. Oysa Kasımpaşa’nın ayağa iyi top oynayan, iyi pas yapan ve iyi organize olan bir takım hüviyeti varken bu şekilde oynamak, kendini yıpratmanın dışında bir işe yaramadı.

Bunun bedelini ödüyordu neredeyse Galatasaray. Kasımpaşa özellikle golü bulduktan sonra rakip alana çok rahat gitti. Ancak gerek final paslarında, gerekse de final vuruşlarında eksik kalınca ikinci golü bulamadı. İkinci gol gelseydi Galatasaray’ın bu maçı döndürmesi çok zordu.

İkinci yarı Galatasaray tam tersini yaptı. Topun rakipte olmasına izin vermedi. Hem iyi pas yaptı hem de bu sezonun en iyi mücadelesini sergiledi. En önemlisi ikinci topları hep Galatasaray aldı. Tempoyu da yükseltince rakibinin tüm yerleşim planlarını ve dengesini bozdu.

Ama tabii Galatasaray’da öne çıkan Podolski ve Selçuk faktörü vardı. Sahanın en yetenekli oyuncularıydı. Tüm ağırlıklarını ortaya koydular. Selçuk ile Podolski’nin ikinci golü gerçek vuruş ustalarının ayağından çıkan gollerdi.

Galatasaray’ın ligde yedi hafta sonra galip gelebilmesi gerçekten enteresan bir durum. Ama şöyle bir derinlemesine baktığınız zaman bunun anormal bir tarafı yok. Haftalar boyunca o kadar kötü oynamak, konsantre olamamak, seyircinin kopması, hoca değişiklikleri, yönetimin UEFA’ya takılıp kalması, mental olarak ortaya büyük bir çöküntü çıkardı. Ama sanıyorum ki dün kupa finalinin riskini düşünerek, ligde bu yıl devre dışı kalarak UEFA cezasının bir yıl daha uzaması olasılığının farkına vardılar. Ben ustaların da o yüzden sorumluluk aldığını düşünüyorum.

Ama peki bazı oyuncular bu sorumluluğu alırken Sabri Bey’in durumu nedir? Saha içinde kaptanlığı kabul etmemek de ne demek? Afran tafran kime. Seyirci sana bağırır da, seni sever de. Galatasaray’da ben bugüne kadar böyle bir şey görmedim. O kaptanlık bir onurdur. İnsanın hayatı boyunca çocuklarına devredeceği bir mirastır. Takmak istemiyorsan, için bu kadar öfkeyle doluysa o zaman sana bu camiadan arkana bakmadan gitmek düşer.

MUSLERA

Bu adamdan ne yazık ki ülkemizde bir tane var. Herkese lazım bir kaleci. Galatasaray tarihinin en önemli kalecilerinden birisi. Ama onu Muslera yapan bence sadece kurtarışları değil, profesyonelliği ve adamlığı...

BARIŞ ŞİMŞEK

Her zaman söylüyorum; Barış Şimşek’ten orta hakem olmaz. Sadece yan hakem olur. Orada da her maça vermeyeceksin. Hiç kimseye güven vermiyor. Her kararını insanlar şüpheyle karşılıyor. Saha içi iletişimi berbat. Sıkıntılı ve özgüveni eksik bir hakem.