Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

HABERTÜRK SPOR | CÜNEYT HAYDAROĞLU

Hiçbir zaman dünya standartlarını yakalayamayan Türk futbolu, hiçbir zaman da bu kadar çalkantılı bir dönemden geçmemişti.

Federasyonun, Milli Takım hocasının, antrenörlerinin, futbolcusunun, hakemlerinin, taraftarının, medyasının, kulüp başkanlarının ve yöneticilerinin bu kadar tartışıldığı ortamda ülkemizdeki futboldan medet ummak da zaten fazlasıyla yersiz bir beklenti olurdu...

Günümüzde en popüler kavram haline gelen, kitleleri peşinden koşturan, ekonomisiyle de dünyada çok konuşulan futbol, neden ülkemizde yerinde sayıyor.

Milli Takım’ın EURO 2016’da ortaya koyduğu performansın yanı sıra böylesine büyük bir organizasyon esnasında prim kavgasına girmesi elbetteki Türk futbol yapısının ve eğitim seviyesinin gözler önüne serilmesi için yetti de arttı...

EN BÜYÜK PRİM AY YILDIZLI FORMA
78 milyon müthiş zaferler beklerken prim kavgasıyla sarsıldığımız Avrupa Şampiyonası’nda milyon Euro’lar kazanan futbolcuların böyle bir beklenti içine girmesi zaten sonun başlangıcının adeta habercisiydi. Asık suratlar, takım içerisinde yaşanan kavgalar... Eleştiriye tahammülü olmayan insanlar. Kendilerini dev aynasında gören, egolarının ancak ‘lego’ yapmaya yaradığının bile farkında olmayan ağa(!)beyler... Böylesine kritik bir turnuvanın göbeğinde maçlara odaklanması gerekenler, prim kavgasına tutuşunca dogal olarak da treni kaçırmış olduk... Peki, Türk futbolu neden bu halde, neden bir istikrar sağlanmıyor ve neden her seferinde kaos ile başbaşa kalıyoruz. Neden her defasında ‘yeni bir beyaz sayfa açalım’ klişelerine teslim olunuyor... Bunda tabii ki birçok etken başrol oynuyor. Türk futbolundaki sorunlara ve çözüm önerilerine hep birlikte göz atalım.

PARA BABASI İŞ BİLMEZ YÖNETİCİLER
Türk futbolunun içindeki sorunların en önemlileri arasında ise iş bilmez kulüp başkanı ve yönetici profilleri var... Futbolu sadece bir toptan ibaret sanan, sisteme inanmayan bu kişilerin varlığı en büyük yarayı veriyor Türk futboluna... Futbol gelirleri yüzde 300 artmış durumda. Bu paralar da kulüp yöneticileri tarafından sorumsuzca ve günü kurtarma adına harcanıyor. O yüzden yıldızları sönmüş futbolcuların son bir ‘vole’ vurma adına Katar ve Çin gibi tercih ettikleri bir ülke haline geldik. Kulüplerimiz sorumsuz harcamalar yüzünden batık durumuna düştü... UEFA kriterlerine kesinlikle uyulmalıdır. Ve bu kontroller önümüzdeki yıllarda kesinlikle Türkiye Futbol Federasyonu tarafından yapılmalıdır. Kayıtsız hiçbir ödeme olmamalı. Ve kulüplere bu konuda en ağır yaptırımlar uygulanmalıdır. Ayağını yorganına göre uzatmayan kulüplerin gözünün yaşına bakılmaması gerekiyor ki Türk futbolunun en büyük sorunlarından birinin önüne geçilebilsin. Mali disiplinden yoksun şekilde hareket etmenin yanı sıra altyapılara gerekli yatırımları yapmamak, amaca uygun olmayan antrenör ve futbolcu seçimleri, sürecin bir plan ve programa oturtulmaması, istikrarın yakalanması için sabır gösterilmemesi hatalar silsilesi olarak göze çarpıyor.

KAVGA, KAOS VE ŞİDDET ORTAMI SORUN YARATIYOR
Futbolun bir spor olduğu unutulup devamlı kavga, şiddet ve kaos dolu bir etkinlik haline gelmesi en büyük handikapların başında geliyor. Böyle olunca da gerçek sporsever ve futbolsever hem tribünlerden kaçıyor hem de ilgiyi azaltıyor. Bu da futbola yara veriyor. Holiganlık ve küfrün yerine saygı ve taraftarlık kavramının yerleştirilmesi için çaba harcanması gerekiyor. Burada görev başta TFF olmak üzere kulüp başkanları ile futbolculara düşmektedir. Fair-Play konusunda da UEFA’nın mali kriterleri gibi ödün verilmemeli. Buna uymayan yöneticiler, futbolcular ve taraftarlar için göstermelik değil, asla unutulmayacak cezalar verilmeli.

NEDİR BU HAKEMLERDEN ÇEKTİĞİMİZ
Geçtiğimiz sezonlara baktığımız zaman hakemlerin Türk futboluna verdiği olumsuz etkiler ortada. Yersiz, yetersiz ve gerekli donanıma sahip olmayan kişilerin ahbap -çavuş ilişkisi sonucu düdüğü eline alıp sahaya çıkmasının sıkıntısını çok yaşadık. Hakem de bir insan, tabii ki hata yapacak ancak bu hatalar akılalmaz boyutlara ulaşınca ister istemez sıkıntı da, kaos da büyüyor. Hepimizin yardımcı olması gereken hakemlik kurumunun önce kendi içinde kendisine çeki düzen vermesi gerekiyor. Merkez Hakem Komitesi’nin tamamen elden geçirilmesi şart. Kurum ve hakemler şamar oğlanı pozisyonundan çıkarılmalı. Hakemlere sıkı denetimlerle eğitim verilmeli ve makam saygın hale getirilmeli. Artık güvenilirliği kalmamış hakemlerden bir an önce kurtulmalı ve meslek, kamuoyu önünde de cazip hale getirilmeli. ‘Adamcılık’ ve ‘bölgecilikten’ bir an önce vazgeçilmeli. Türkiye değil, Avrupa standartları rehberlik etmeli. Yetersizler ayıklanmalı.



FUTBOLCUYA DAYALI DÜZEN TEHDİT
Son zamanlarda ülkemizde tamamen futbolcuya dayalı bir sistem yer almaktadır. Milyon Euro’lar kazanan oyuncuların kendilerini ilah gibi görüp kendi taraftarını ve hocalarını bile küçümseyen bir hal alması tehlikenin boyutunu da gözler önüne seriyor. Saygı ve sevgi ortamından uzakta kalan, eğitim seviyeleri zaten tartışılan futbolcuların eline futbol bırakılınca iş içinden çıkılmaz bir hal aldı. Teknik direktör ve antrenörleri ikinci plana atan ve futbola zarar veren bu yapı derhal yıkılmalıdır. Burada en büyük görev futbolun içindeki idarecilere düşmektedir. Gereken hiyerarşi ne olursa olsun kurulmak zorundadır. Son olarak bu sistemin Milli Takım’a da yansıdığını ne yazık ki yaşayarak öğrendik. Futbolcuya göre alınan kararlar, teknik direktör seçimi, oyun taktiği ve prim sistemi uygulaması yarar yerine kaos getirdi. Bu sistemin bir an önce son bulması olmazsa olmaz konuların başında geliyor.

SÜPER LİG'İ BIRAK ALT LİGLERE BAK
Süper Lig’de bir iki kulüp dışında büyük bir çoğunluk mali sıkıntı içinde. Ancak asıl büyük sıkıntı alt liglerde. Ligdeki hemen her kulübün hali harap durumda. Ancak bu kulüplerin durumu çok fazla dikkate alınmıyor. Her ligin şartlarına göre acil bir planlama yapılmalı. Bu kulüplerin maddi durumları belli bir çizgiye çekilmeli. Ekonomik şartlara göre mali yeterlilik sağlanmalı ve kısıtlayıcı ama çözücü şartlar getirilmeli. Altyapıları, tesisleri, bütçeleri kesinlikle yeniden planlanmalı. Gerekirse bazı kulüplerin kapısına kilit vurulmalı ve her lig kesinlikle yeniden yapılandırılmalı. Ve bu ligler futbolun milli politikası içine girmeli.

TFF'NİN SEÇİM SİSTEMİ DEĞİŞMELİ
Türk futboluna çağ atlatması beklenen kurum olan Türkiye Futbol Federasyonu tartışmanın odak noktası... Mevcut delegasyon sistemi ile çok eleştirilen bu yapının mevcut yöneticileri, sorunları çözüme kavuşturmak yerine halının altına süpürme sanatını çok iyi icra ediyor... Yıllardır TFF seçimleri çok konuşulur, tartışılır. Başkanı belirleyen 302 oyun büyük kısmı Süper Lig takımlarına ait. Yani Süper Lig takımları ve özellikle üç büyükler kimi işaret ederse o başkan adayı seçimleri kazanabilir. Tabii bu oyları kapabilmek için birçok sözler veriliyor. Üç büyük kulübün yöneticileri de böylece seçtirdikleri başkan üzerinde baskı kurabiliyorlar. Kongrenin geniş bir yelpaze içinde yapılması şart. Kulüplerin ya oy hakkı azaltılmalı ya da 302 olan delege sayısı daha yüksek sayılara çıkartılmalı. Eğer bu sayı yükselirse o zaman kongreyi baskı altına almak daha da zorlaşacak. Ve böyle bir durumda taviz veren değil, hak eden başkan adayı TFF başkanı olabilecek. Son olarak naklen yayın ihalelerinden muhteşem paralar kazanan TFF, elindeki bütçeyi EURO 2016’ya 900 kişiyi davet edip 13 milyon 500 bin lirayı umarsızca çarçur ederek değil de gerçekten Türk futbolunu kurtarmak için harcarsa, doğru insanlarla sistemli bir yapı kurarsa istenilen noktaya ulaşılabilir.