En son 1985 yılında başrolü birlikte paylaştıkları Kurbağalar filminin setinde görüşen ve 34 yıl sonra “Film Gibi Hayatlar” programında tekrar bir araya gelen Hülya Koçyiğit ve Talat Bulut sohbetlerine kaldıkları yerden devam ettiler.

Hülya Koçyiğit programını “Talat Bulut’un adeta film hikayesi gibi olan hayatını konuşalım diyerek” açarken sohbet Bulut’un Kars, Sarıkamış’ta geçen çocukluğu ile başladı, ailesiyle ve anılarıyla devam etti. Babası tayin olduğu için 1963 yılında Samsun’a taşınan ama ev bulamadıkları için 20 gün istasyonda yaşadıklarını söyleyen Talat Bulut, eğitim hayatıyla ilgili de “Tiyatro aşkı elektronik mühendisliğinden daha ağır bastığı için tiyatroyu tercih ettim, abim 3 yıl oyunlarımı izlemedi, keşke üniversiteyi bitirseydim dediğim oldu” dedi.

Onuncu çocuk olarak dünyaya gelen ve kalabalık bir ailede büyümesine rağmen tek çocuk istediğini belirten Talat Bulut kızı Hazal’dan bahsederken de kızının kendisini her zaman gururlandırdığını söyledi.

Talat Bulut sinema setlerine ilk adımını nasıl attığını da şöyle anlattı:

Türkan Şoray, Atıf Yılmaz’ın tavsiyesiyle tiyatro oyunumu izlemeye gelmişti. Kulise gönderdiği çiçekten anlamıştık orada olduğunu ve herkes ayrı bir heyecanla oynamıştı o gün. Ertesi gün otele bir telefon geldi Abdurrahman Keskiner’di arayan, yeni filmi için beni Türkan Şoray’la tanıştırdı ve ‘Hazal’ ilk filmim oldu.

"YEŞİLÇAM'DA VAR OLABİLMENİN ONURUNU YAŞIYORUM"

Set ahlakını Yeşilçam’dan öğrendiğini belirten Talat Bulut “Bugünün oyuncuları Yeşilçam’a dua etmeli. Kaybettiğimiz değerli sinemacılarımızla birlikte o ahlakta kayboluyor” derken, yer aldığı filmlerin Yeşilçam’da var olabilmenin onurunu sağladığını söyledi.

Yeşilçam’da kurdukları arkadaşlıkları ve değerleri bugün asla bulamayacaklarını söyleyen Talat Bulut yeni dönem oyuncularının Yeşilçam’a kurban olması gerektiğini söylerken “Şu an televizyonda popüler olanları alın götürün o koşullara, ne yaparlar acaba diye merak ediyorum” dedi. Bulut, Koçyiğit’e ise “En son 34 yıl önce “Kurbağalar” filmini yaptık şu an kaldığımız yerden sohbet edebiliyor, konuşabiliyoruz ama 20 yıl öncekiyle konuşamıyoruz, keşke sizi, bizi çoğaltsalar” dedi.

“Türkiye’de güzellik yetenek oluyor, yurt dışında ise yetenek güzelliği tetikliyor” diyen Bulut “Hiç bir teknoloji olmadan çektiğimiz bu filmlerin samimiyetini bu zamanda alabilir miyiz? Hiç Sanmıyorum” dedi.

Talat Bulut programda Yeşilçam anılarına dair şunları da paylaştı:  Firar filminde yönetmenimiz Şerif Gören’e rolün topal olmasını ben önermiştim, kabul etmişti. Kuyucaklı Yusuf’u 16 yaşında okumuştum, niye film olmuyor diye düşünmüştüm oysaki düşünülmüş Yılmaz Güney oynayacakmış ama kuruldan geçememiş, sonrasında 1985’te ben oynadım.

"İYİ Kİ DE YAPMIŞIM HELALİ HOŞ OLSUN"

Türkiye’nin ilk çevreci filmi Manisa Tarzanı hakkında konuşurken setteki koşullardan ve sahnelerden dolayı üç gün acilde yattığını, ölümden döndüğünü söylerken “İyi ki de yapmışım helali hoş olsun” dedi.

Ödül konusunda agresif olduğunu söyleyen Talat Bulut “Ben, siz doğru kabul ediyorsunuz, ekip beğeniyorsa, seyirci de beğeniyorsa, birkaç kişinin seçeceği ödülleri kabul etmiyorum. Bugüne kadar gitmedim, gitmiyorum ödül almaya” ifadelerini kullandı.

Özel hayatından da bahseden Talat Bulut, “Öfkemi biriktirerek patlatıyorum, neşemi öldürmeye çalışsalar da yaşatıyorum” derken Hülya Koçyiğit’in “Her biri birbirinden değerli çok güzel filmler yapmışsın” cümlesine “Temel sizlerden sağlam geldiği içindir” dedi.