Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
AA

2010-2050 yılları için yayımlanmış ulusal ve uluslararası güneş ve rüzgar enerjisi sektör raporlarından derlediği bilgilere göre, yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimi ve sürekli elektrik sağlayan altyapı sistemleri, ekonomik ve sosyal aktivitenin devamı için kritik konuma yükseliyor.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını dolayısıyla yenilenebilir enerji sektörü yatırımlarının bu yıl 20 yılın en düşük seviyesinde öngörülmesine rağmen, teknolojik gelişmelerin de desteğiyle kriz ortamında enerji sektöründeki tüm alanlar içinde kendini en çabuk toparlayan sektörünün yenilenebilir enerji kaynakları olması bekleniyor.

Küresel ölçekte, enerji sistemlerinin karbonsuzlaştırılması için yeni teknolojiler geliştirilirken, yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, elektrifikasyon, şebekeler ve esnek mekanizma ve ilgili teknolojilerin alt yapılarına 2050'ye kadar her yıl 3,2 trilyon dolar yatırım yapılması planlanıyor.

Ayrıca, yenilenebilir enerji kapasitesine en büyük katkının son yıllarda maliyetleri düşen ve daha verimli teknolojiler kullanılan rüzgar ve güneş enerjisi sektöründen gelmesi bekleniyor.

Ülkelerin enerji ihtiyacının karşılanması açısından önemi sürekli artan ve gelişen teknolojiler sayesinde yatırımları karşılama oranları da hızla yükselen yenilenebilir enerji alanlarının başında gelen rüzgar ve güneş enerjisi sektörlerindeki teknolojik gelişmelerin, önümüzdeki yıllarda da bu iki kaynaktan elde edilen elektrik üretimini daha avantajlı hale getireceği öngörülüyor.

"TEKNOLOJİ SİSTEM MALİYETİNİ DÜŞÜRÜYOR"

Güneş Enerjisi Sanayicileri ve Endüstrisi Derneği (GENSED) Yönetim Kurulu Başkanı Halil Demirdağ, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "15 yıl önce standart boyutta bir güneş panelinin kapasitesi 150 watt iken teknolojik gelişmelerle beraber bugün aynı büyüklükteki panel 450 watt üretim gücüne sahip." dedi.

Panellerdeki verimlilikte yaklaşık 2,5 katlık bir gelişme sağlandığını belirten Demirdağ, "Eskiden bir panelden 1 watt enerji üretebiliyorken, aynı metrekarede 2,5 watt alabilir duruma geldik. Dolayısıyla güneşte de ciddi teknolojik ilerlemeler var. Ayrıca teknolojik gelişmeler fiyatlara yansıdı ve maliyetleri düşürdü. Sadece güneş panelinde hücre maliyeti düştü demek doğru olmaz. Önceden 1 panel için 2,5 kat konstrüksiyon kullanırken şimdi ciddi bir konstrüksiyon azalması gerçekleşti. Dolayısıyla kurulum maliyetleri de çok düştü. Kısacası bütün bir sistem maliyetleri çok ciddi düşüş gösterdi."

Demirdağ, teknolojinin gelişimiyle eski malzemelerin sökülüp atılmasının zorunlu olmadığını, ham maddelerin uzun süre kullanılmasının enerji sistemleri için avantaj olduğunu söyledi.

"AYNI YERDE YÜKSEK ENERJİ ÜRETİMİ MÜMKÜN"

Teknolojinin güneş enerjisi sektöründeki kapasite potansiyelini de değerlendiren Demirdağ, "Türkiye haritasında parmağınızı koyduğunuz bir yeri düşünün. Koyduğunuz yerin altında kalan alan, neredeyse Türkiye’nin bütün enerjisini sağlayacak bir alana denk geliyor." ifadelerini kullandı.

Demirdağ, teknolojinin gelişimiyle, hiçbir nakil hattı yatırımı yapmadan, aynı yerde daha fazla enerji üretilebileceğini belirterek, şunları kaydetti:

"Farklı ışık spektrumlarından elektrik üretebilen paneller geliştirildi. Böylelikle daha kapasiteli hücreler yapılıyor. Bu anlamda da önümüzde artı verimlilik değerleri var. Hepsini üst üste koyduğumuz zaman, zaten güneş santrallerinin uygulamaları inanılmaz düşük fiyatlarda elektrik üretebiliyor. Güneş artık piyasa fiyatının altında elektrik üretebilir noktaya geldi. Güneşten üretilen elektriğin piyasadan aldığınız elektrikten daha ucuz olmasından dolayı bir hareketlenme var. Bu da önümüzdeki dönemde ülkemize çok ciddi ekonomik değer katacaktır."

RÜZGAR ENERJİSİNDEKİ GELİŞMELER

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Başkanı Hakan Yıldırım da rüzgar enerjisi sektöründeki teknolojik gelişmelerin, rüzgar enerjisinin verimliliği, kapasitesi ve kurulum maliyetlerinin düşmesi üzerinde etkili olduğunu söyledi.

Türkiye'nin karasal rüzgar enerjisi potansiyeline yönelik çalışmaların yeni teknolojiler kullanılarak tekrar hesaplanması gerektiğini ifade eden Yıldırım, "İleri teknoloji içeren türbinler, kanat ve jeneratör kullanımıyla Türkiye'nin karasal alandaki mevcut 48 bin megavat kapasitesi artırılabilir." dedi.

Yıldırım, yıllar önceki önceki ölçümlerin, santrale bağlı kanat uzunlukları, kule yükseklikleri, jeneratör kapasiteleri ile değiştiğini, bu teknolojilerin 10 yıl önceki sistemlerden oldukça farklı olduğunu anlatarak, şu bilgileri verdi:

"Rüzgar türbini güçleri 10 yıl önce ortalama 2 megavat, kanat uzunlukları 40-45 metre, kule yükseklikleri ise 80 metre seviyesindeydi. Bugün ise 5-6 megavat seviyesinde jeneratörler, 70-80 metre uzunluktaki kanatları taşıyor. Rüzgar santralleri 150-160 metre yükseklikteki kulelere monte edilebiliyor. 10 yıl önce belirlenen 48 bin megavatı yerleştirecek 24 bin türbin pozisyonu var ise bu 24 bin pozisyona bugün 5 megavatlık türbinlerden yerleştirsek 120 bin megavat kapasite elde edebiliriz."