Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Hemen her gün binlerce insanın önünden geçtiği, meslektaşlarımızın 'bir gün giderim' diye ertelediği, birçoğumuzun bilmediği Basın Müzesi, 32 yıldan bu yana 'Türk basın tarihinin hafızası' olarak hizmet etmeye devam ediyor. 





İstanbul'un tarihi caddesi Divanyolu'nun Çemberlitaş bölgesinde bulunan Basın Müzesi'ni yaklaşmakta olan 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü öncesinde ziyaret edip, bilgi almak istedim. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Genel Sekreteri Sibel Ateş'e birkaç gün öncesinden konuyu açtığımda 'memnuniyetle' diyerek yanıt verdi. 




SOĞUK KIŞ GÜNÜNDE SICAK KARŞILAMA

İlk durağımız Basın Müzesi ardından Türkiye Gazeteciler Cemiyeti oluyor.  Soğuk bir İstanbul gününde müze müdürü Saadet Altay'ın oldukça sıcak karşılamasıyla karşılaşıyoruz. Bize sunulan sıcak, taze ve demli çaylarının ardından bir parça soluklandıktan sonra söyleşiye başlıyoruz.  Basın Müzesi, basın teknolojisinin başlangıçtan günümüze değişimini gözler önüne seriyor. Müzede, dönemin çeşitli gravürlerine ve tarihçesine bakarak Türkiye'deki ilk basım olayı olarak bilinen 1728'da İbrahim Mütefferrika'nın kurmuş olduğu matbaanın maketi ve bastığı örnekler, taşbaskı, düz baskı makinesi, rotatif, giyotin ve çeşitli dönemleri yansıtan baskı makinaları göze çarpıyor. 

2. MEŞRUTİYET'TEN CUMHURİYET'E 

Müzedeki odaların hemen her birinde tarihi solukluyorsunuz. Türk gazetecilik tarihinin başlangıcı kabul edilen 1828 tarihli Vekayi-i Mısriye gazetesi ile basın tarihinin ilk basamaklarını anlatan belgeler, gazeteler, 2. Meşrutiyet'le birlikte gerçekleşen basın patlaması, TBMM'nin açılışı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu, Latin harflerine geçiş ve günümüze kadar olan süreci içeren belge ve fotoğraflara bakarken bir film seyreder gibisiniz. 



Basın Müzesi'nde duayen gazeteci Abdi İpekçi'nin katledildiği gün cebinden çıkan kırık kalemi de sergileniyor...

KATLEDİLEN GAZETECİLERİN ANISINA

Basın Müzesi acı hatıraları da bünyesinde barındırıyor. 6 Nisan 1909'da Galata Köprüsü üzerinde katledilen ilk gazeteci Serbesti gazetesi yazarı Hasan Fehmi Bey'den 19 Ocak 2007'de hunharca yaşamına son verilen Hrant Dink'e  değin gazetecilerin fotoğrafları, "Öldürülen Gazeteciler" bölümünde sizlere bir şeyler fısıldıyor sanki...  Öldürülen gazetecilerin adeta saf tuttuğu bu köşeden usul adımlarla üçüncü kata çıkıyoruz. 



Basın Müzesi yaklaşık 30 bin kitabı, gazete ve dijital arşiviyle araştırmacılar başta olmak üzere her kesime haftanın her günü ücretsiz olarak hizmet veriyor...

25 BİN KİTABI BULUNAN KÜTÜPHANE

Müzenin bu katında uzmanlık kütüphanesi yer alıyor. Saadet Hanım bizi kütüphane görevlisi Ezgi Hanım'la tanıştırıyor. Ezgi Hanım kütüphaneyle ilgili bilgileri aktarıyor. Kütüphanede gazeteciler tarafından bağışlanmış, 25 bin kitap, 1923'ten bu yana basılı, mikrofilm ve CD-DVD olarak gazete ve dergilerin koleksiyonları mevcut.  Bunlara ek olarak Osmanlıca gazete ve dergi örnekleri de kütüphane koleksiyonunda bulunuyor. Müzede ayrıca Nezih Demirkent Konferans Salonu ve cep tiyatrosu dikkat çekiyor.  Ezgi Hanım haftanın her günü kütüphanenin açık olup, gazeteci, öğrenci, öğretmen ve araştırmacılara açık olduğunu söylüyor. 



SANSÜR BİNASINDAN MÜZE SÜRECİNE

Basın Müzesi, 1865 yılında dönemin Maarif Nazırı Safvet Paşa tarafından İstanbul mimarisinde önemli katkıları bulunan  İtalyan Mimar G. Fosatti'ye neo klasik tarzda yaptırıldı. Maarif-i Umumiye Nezareti (Milli Eğitim Bakanlığı) ve İstanbul Darülfünu'nun günümüzün ifadesiyle dekanlık binası hizmetlerinde kullanılan bina II. Abdülhamit dönemine gelindiğinde Sansür Heyeti'nin çalışmalarına vakfediliyor. Bu dönemde yasaklanan kitaplar binanın hemen arkasında bulunan hamamın külhanında yakılıyor. 



32 YILDAN BU YANA HİZMET VERİYOR

1908'de ise Şehrülemaneti'ne (İstanbul Belediyesi'ne) devredildi. Görkemli tarihi bina duayen gazeteci merhum Nezih Demirkent'in başkanlığındaki Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu ile İstanbul Belediye Başkanı merhum Abdullah Tırtıl arasında yapılan anlaşmayla günümüzdeki hüviyetine büründü. Bina 1983 yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'ne tahsis edildi. 1984-1988 yılları arasında restore edilen bina 9 Mayıs 1988 tarihinde hizmete açıldı. Yetkililerin verdiği bilgilere göre  Basın Müzesi'nin yıllık ziyaretçi sayısı, yaklaşık 12 bin kişi civarında...



Müzede yer alan ilgi çekici bölümlerden biri de tanınmış gazetecilere ait olan ilk sarı basın kartı örnekleri...

BENZERLERİNE BENZEMEYEN MÜZE

Basın Müzesi'nin dünyadaki benzerlerinin ya basın teknolojisine yönelik olmakta ya da basın yayın dünyası ile ilgili eserler içerdiğini söyleyen yetkililer TGC bünyesinde bulunan Basın Müzesi'nin ise hem basın teknolojisi hem de bu teknoloji ile üretilen eserleri içermesi bakımından dünyadaki emsallerine fark attığını kaydediyor.  Vaktimiz kısıtlı olduğundan ilk fırsatta buraya gelip sindire sindire gezmeyi düşünerek müzeden ayrılıyoruz. Şimdiki rotamız Cağaloğlu yokuşunda bulunan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin merkez binası. 




"BASININ HAFIZASI OLMA KİMLİĞİ ÇOK GÜÇLÜ"

TGC binasının birinci katında bizi karşılayan Genel Sekreter Sibel Güneş'le burada kısa bir sohbet gerçekleştiriyoruz. Güneş, Türk basın tarihiyle müzenin arasında bire bir ilişki olduğunu söylüyor.  Müzenin benzerlerinden ayırt edici özelliğini "basının hafızası olma kimliği çok güçlü"  diye özetleyen Güneş şöyle konuşuyor: 



HALDUN TANER'İN TABLOSU BASIN MÜZESİ'NDE...

Türk basın tarihinin önemli isimlerinden biri Haldun Taner'in yağlı boya tablosu  geçtiğimiz sene Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Basın Müzesi'ne asıldı. Çemberlitaş'ta bulunan Basın Müzesi'ne konulan tablo, ressam Ebülfez Ferecoğlu'na yaptırılmıştı...


"ÜYELERİNİN AİDATIYLA AYAKTA DURABİLİYOR"

Dünyadaki sayılı basın müzelerinden birisi. Basının hafızası olması özelliğini taşıyor. Basının ilkel zamanlardan günümüze olan evrimini ortaya koyan bir serüveni yansıtıyor. Gazeteci ailelerinin müzeye yapılan bağışlar çok önemli. Basın tarihinde iz bırakmış 77 gazetecinin yer aldığı bir galerimiz var. Öldürülen 66 gazetecinin orada ismi ve resmi var. Her siyasi görüşten gazeteciler bunlar. Özellikle İletişim Fakültesi öğrencilerinin orayı görmelerini çok önemsiyoruz. Türk basın tarihiyle Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin tarihi de eşdeğer gelişmiş. Basın tarihi açısından kıymetli olan TGC'nin de orada bölümü var. Cemiyet başkanlarının anı eşyaları orada sergileniyor. En kıymetli yönlerinden biri kütüphanesi. 30 bin iletişim ve gazetecilikle ilgili kitaplar var. Girişte dünyanın değişik yerlerinden toplanmış oyuncaklarından bir bölüm var. Basının hafızası olma kimliği çok güçlü. Hem ulusal hem yerel basının arşivi yer alıyor. Osmanlı'nın son döneminde günümüze kadar gazetelerin arşivlerini bulmak mümkün. TGC üyelerinin aidatlarıyla ayakta durmaya çalışan bir meslek örgütü.

"MÜZENİN YAŞAMASI İÇİN DESTEĞE İHTİYAÇ VAR"

Bu müzeyi ayakta tutmak için elinden gelen her türlü çabayı sergiliyor. Düzenlediğimiz etkinliklerle de canlı kalmasını sağlıyoruz. Sergiler, söyleşiler devam ediyor. İletişim fakültesi öğrencilerine düzenli olarak konferanslar veriliyor.  Türkiye'nin değişik yerlerinde basın müzesi girişimi olduğu zaman gelip arkadaşlarımızdan danışmanlık alıyorlar. O açıdan da meslektaşlarımıza destek vermeyi sürdürüyoruz. Resim kursları, Osmanlıca kursları ilgi ve talebe göre düzenleniyor. O açıdan dinamik, korunmayı çok fazlasıyla hak eden ve cemiyetin de gelir elde etmediği müze. Masrafları karşılayabilmek için desteğe ihtiyacımız var. Cemiyet orada 8 personel çalıştırıyor. Arkadaşlarımızın katkısıyla müzeyi ayakta tutmaya çalışıyoruz. 

TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş'in sahsında çalışan, çalışmayan tüm meslektaşlarımızın 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutlayarak binadan ayrılıyoruz. 




PEYAMİ SAFA İLE NAZIM HİKMET YANYANA



Cumhuriyet dönemi basın tarihinde birbirleriyle çok sert kalem kavgasına tutuşan şair Nazım Hikmet ile romancı Peyami Safa, şimdi Basın Müzesi'nde yanyana duruyor...

NASIL GİDİLİR?

Kabataş-Bağcılar Tramvay hattının Sultanahmet durağını kullanarak ulaşabilirsiniz. Anadolu yakasından gelecekseniz Kadıköy-Eminönü ve Üsküdar-Eminönü vapurlarını kullanarak tramvay hattına ulaşabilirsiniz.