Türkiye'den Mescid-i Aksa'ya düzenlenen baskına tepki
Dışişleri Bakanlığı, İsrailli Bakan'ın beraberindeki "aşırılık yanlısı grupla", İsrail güvenlik güçlerinin koruması altında Mescid-i Aksa'ya düzenlediği baskını "en güçlü biçimde" kınadı.
Bakanlıktan, konuya ilişkin yazılı açıklama yapıldı.
Açıklamada, "İsrailli Bakan'ın, beraberindeki aşırılık yanlısı grupla, İsrail güvenlik güçlerinin koruması altında Mescid-i Aksa'ya düzenlediği baskını en güçlü biçimde kınıyoruz." ifadesine yer verildi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetinin, münhasıran Müslümanlara ait olan Mescid-i Aksa başta olmak üzere, Kudüs'teki kutsal mekanların tarihi ve hukuki statüsünü ihlal eden provokatif eylemlerinin ve oldubitti yaratma girişimlerinin engellenmesinin, uluslararası toplumun ortak sorumluluğu olduğu kaydedildi.
İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, polis koruması ve fanatik Yahudilerin eşliğinde işgal altındaki Doğu Kudüs'te bulunan Mescid-i Aksa’ya yine baskın düzenlemişti.
"KASITLI BİR TAHRİKTİR"
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Mescid-i Aksa'ya baskın düzenlenmesini kınayarak, "Katliamcı Netanyahu çetesinden bir bakanın provokatif bir grupla birlikte Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa'ya düzenlediği alçakça baskını lanetliyorum. Bu hukuk tanımaz saldırganlık, İslam aleminin kutsal değerlerine yönelik kasıtlı bir tahriktir." ifadelerine yer verdi.
Kurtulmuş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Katliamcı Netanyahu çetesinden bir bakanın provokatif bir grupla birlikte Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa'ya düzenlediği alçakça baskını lanetliyorum. Bu hukuk tanımaz saldırganlık, İslam aleminin kutsal değerlerine yönelik kasıtlı bir tahriktir. Mescid-i Aksa'nın kutsiyetini hedef alan, Kudüs'ün tarihi ve hukuki statüsünü yok sayan bu kural tanımazlık asla kabul edilemez. Soykırım çetesi Netanyahu hükümetinin bu pervasız adımı, Filistin topraklarındaki işgal ve ilhak siyasetinin 'insanlık cephesi' tarafından artık kesin ve kararlı bir şekilde durdurulması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Netanyahu ve çetesi derhal durdurulmalı, uluslararası toplum sözle yetinmeyerek İsrail'in saldırganlığını önleyecek somut tedbirleri hayata geçirmelidir."
Kudüs'ün ve Mescid-i Aksa'nın sahipsiz olmadığını belirten Kurtulmuş, başkenti Kudüs olan, "nehirden denize özgür bir Filistin devleti" kuruluncaya kadar mazlum Filistin halkının yanında kararlılıkla durmaya devam edeceklerini vurguladı.
İLETİŞİM BAŞKANI DURAN'DAN TEPKİ
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "İsrailli bir bakanın, beraberindeki aşırılık yanlısı grupla birlikte Mescid-i Aksa’ya gerçekleştirdiği provokatif baskını şiddetle kınıyorum. Mescid-i Aksa’nın kutsiyetini hedef alan hiçbir girişim kabul edilemez." ifadelerini kullandı.
Duran, NSosyal hesabından Mescid-i Aksa'ya yapılan saldırıya ilişkin yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:
"İsrailli bir bakanın, beraberindeki aşırılık yanlısı grupla birlikte Mescid-i Aksa’ya gerçekleştirdiği provokatif baskını şiddetle kınıyorum. Mescid-i Aksa’nın kutsiyetini hedef alan hiçbir girişim kabul edilemez. Soykırımcı Netanyahu hükümetinin Kudüs’ün tarihî ve hukuki statüsünü aşındırmaya yönelik bu tür tek taraflı adımları, bölgedeki gerilimi daha da artırmakta ve kalıcı barış umutlarına zarar vermektedir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın her fırsatta ifade ettiği üzere, Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın tarihi statüsünün korunması yalnızca bölgesel değil, uluslararası toplumun ortak sorumluluğudur. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye olarak, Filistin halkının meşru haklarını ve Kudüs'ün uluslararası hukuk temelindeki haklarını savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz."
AK PARTİ SÖZCÜSÜ ÇELİK: LANETLİYORUZ
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Mescid-i Aksa'ya yapılan saldırıyı lanetledi.
Çelik, NSosyal hesabından Mescid-i Aksa'ya yapılan saldırıya ilişkin yaptığı paylaşımda, "Netanyahu'nun başında olduğu soykırım şebekesinin üyelerinden birinin Mescid-i Aksa'ya dönük saygısızlığını lanetliyoruz. Mescid-i Aksa'nın hukukunun ve tarihsel statüsünün korunması tüm insanlığın sorumluluğudur." ifadelerini kullandı.
TÜRKİYE DAHİL 8 ÜLKEDEN KINAMA
Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya, Katar, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ve Ürdün dışişleri bakanları, aşırılıkçı İsrailli bakanların öncülüğünde ve İsrail güvenlik güçlerinin koruması altında yerleşimcilerin Mescid-i Aksa'ya yönelik kitlesel baskınlarını "en güçlü biçimde" kınadı.
Türkiye, BAE, Endonezya, Katar, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ve Ürdün dışişleri bakanları, İsrail'in Mescid-i Aksa'ya yönelik eylemlerine ilişkin ortak açıklama yayımladı.
Açıklamada, "Türkiye, BAE, Endonezya, Katar, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ve Ürdün dışişleri bakanları, Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif'te İsrail'in neden olduğu tırmanmayı, özellikle aşırılıkçı İsrailli bakanların öncülüğünde ve İsrail güvenlik güçlerinin koruması altında yerleşimcilerin Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif'e yönelik devam eden kitlesel baskınlarını, Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif'in avlusunda İsrail bayrağı açılmasını, İsrail polisi tarafından iki çadır kurulmasını ve diğer tüm tahrik edici eylemleri en güçlü biçimde kınamaktadır." ifadesine yer verildi.
"İsrail'in eylemleri provokatif ve kabul edilemez"
Bakanların, bu provokatif ve kabul edilemez eylemlerin uluslararası hukukun, ilgili Birleşmiş Milletler kararlarının ve işgal altındaki Doğu Kudüs'teki kutsal mekanların tarihi ve hukuki statükosunun açık ihlalini teşkil ettiğini vurguladığı açıklamada, İsrailli aşırılıkçı bakanlar ve gruplar tarafından gerçekleştirilen yasa dışı ve aşırılıkçı tahrikler, baskın çağrıları ve şiddet eylemleri en güçlü biçimde kınandı.
Açıklamada, söz konusu provokatif eylemlerin nefret ve aşırılıkçılığı körüklediği ve iki devletli çözüm temelinde adil ve kalıcı bir barışın tesisine yönelik çabaları sekteye uğrattığı uyarısında bulunuldu.
Kudüs Eski Şehri'ne ve buradaki ibadet mekanlarına erişime getirilen kısıtlamalar ile Eski Şehir'deki diğer ibadet yerlerine yönelik ayrımcı ve keyfi erişim engellerinin, uluslararası insancıl hukuk dahil uluslararası hukukun açık bir ihlalini ve tarihi ve hukuki statükoyu değiştirmeye yönelik hukuksuz bir girişimi teşkil ettiği kaydedildi.
Bakanların, İsrail'in işgal altındaki Kudüs ve buradaki Müslüman ve Hristiyan kutsal mekanları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığını belirttiği açıklamada, "işgalci güç" olan İsrail'in, işgal altındaki Doğu Kudüs'ün tarihi, hukuki ve demografik yapısını değiştirmeyi ve buradaki Müslüman ve Hristiyan kutsal mekanlarının kutsiyetini ve statüsünü zayıflatmayı amaçlayan sistematik ihlal ve uygulamaları kınandı.
Kudüs'teki durum
Açıklamada bakanlar, Kudüs'ün ve buradaki Müslüman ve Hristiyan kutsal mekanlarının tarihi ve hukuki statükosunu değiştirmeye yönelik her türlü girişimi kesin bir şekilde reddettiklerini yinelerken, bu çerçevede "tarihi Haşimi hamiliğinin" özel rolünü tanıyarak söz konusu statükonun korunmasının önemi vurgulandı.
Ortak açıklamada, 144 dönümlük alanı kapsayan Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif'in münhasıran Müslümanlara ait bir ibadet mekanı olduğu; Ürdün Evkaf ve İslami İşler Bakanlığına bağlı Kudüs Evkaf ve Mescid-i Aksa İşleri Dairesinin, Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif'in idaresi ve buraya girişlerin düzenlenmesi konusunda münhasır yetkiye sahip tek hukuki merci olduğu yinelendi.
Açıklamada, "işgalci güç olan" İsrail'i, Kudüs Eski Şehri'ne yönelik erişim kısıtlamalarını derhal kaldırmaya ve Müslümanların Mescid-i Aksa'ya erişimini engelleyen uygulamalara son vermeye çağıran bakanlar, uluslararası toplumu, İsrail'i Kudüs'teki Müslüman ve Hristiyan kutsal mekanlarına yönelik devam eden ihlal ve yasa dışı uygulamalarına, ayrıca bu kutsal mekanların dokunulmazlığını ihlal eden eylemlerine son vermeye zorlayacak kararlı bir tutum benimsemeye davet etti.
*Fotoğraflar: AA