Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Kültür-Sanat Öne Çıkanlar Ünlülerin korona sonrası öngörüleri
        1

        AHMET KURAL

        Önceliğimiz sağlığımız ve herkesin sağlıklı bir şekilde yarınlara ulaşması... Sabırla ve umutla kısmi bir karantina dönemi yaşıyoruz. Bir mahalleden, bir ülkeden bahsetmiyorum. Bütün bir dünya... İnsanlar kendileriyle daha fazla baş başa kalmaya başladı.

        Bu süreç, onların düşünmelerine ve şapkalarını önlerine koymasına yol açtı. Bu dönemin, geleceği değiştirecek sonuçları mutlaka olacak. Dışarıda geçirdiğimiz hayatla ilgili kısıtlamaların artacağı bir geleceğimiz olacak.

        Bir yerden bir yere giderken, toplumun içine karışırken, yerken, içerken, gezerken, bir otelde kalırken, sosyalleşirken, sinemaya, sete, çalışmaya giderken daha katı kuralların olacağı bir dünya bekliyor bizi.

        2

        AHMET KURAL

        Bizi biz yapan dayanışma kültürü kabuk değiştirerek hayatımıza yeniden girecek. Bizden sonraki kuşağın 'paylaşımcı ekonomi' diye adlandırdığı, bizlerin ise 'imece' dediğimiz kavram, dünyaya daha fazla hâkim olmaya başlayacak. Dijital ortamlar, hayatımızın merkezine oturacak.

        Okula gitmeden öğrenebilen, iş yerine gitmeden çalışabilen insan, bugünler bittiğinde; "Eee, bu iş uzaktan da oluyormuş, neden geliyoruz ki biz?" demeye başlarsa şaşırmayalım.

        Her şey dönüşecek ve adapte olanın hayatta kalacağı bir döneme gireceğiz. Limitler, ön yargılar ve bakış açılarında kalıcı değişimler olabilir.

        3

        AHMET KURAL

        İnsanlara, insanı hikâyelerle anlatma çabası hiç bitmeyecek. Filmler, diziler ve diğer sanat faaliyetleri belki daha fazla hayatımızda olacak. Ama yapılış biçimi, sunuluş şekli değişecek. Bizlerin de yeni beceriler ve yeni donanımlar kazanması gerekiyor.

        Yeni nesille birlikte bir kırılma yaşamıştık. Bu salgınla birlikte süreç hızlandı. Daha sağlıklı günlerimiz olacak.

        Daha güzel günlerimiz mutlaka olacak. Bu hep böyle olmuş. Ama bu sürecin sonunda, bazı şeyleri farklı yapmaya başlayacağız. Orası kesin.

        4

        HÜLYA KOÇYİĞİT

        Dilerim tez vakitte, daha fazla can kaybetmeden bu günleri atlatırız. İçinde bulunduğumuz bu zorlu süreçte farkındalıklarımızın arttığını düşünüyorum. Sağlık, sağlık, sağlık... 'Yaşam' için önemi, değeri iyice kavranmış olacak.

        Hijyenimize çok daha fazla dikkat edecek, çevremizdekileri de aynı hassasiyette bulunmaları için muhtemelen uyaracağız.

        Hijyen, sağlık, turizm gibi alanlarda tüketim alışkanlıklarımız değişecek ve bu sürecin bize öğrettiği bir şey daha olacak; israftan kaçınmak; yetinmeyi ve yettirmeyi bilmek yani haddimizi bilmek. Dilerim tüm bu öğrendiklerimiz kısa vadeli değil yaşam biçimimiz olarak evrilir.

        5

        HÜLYA KOÇYİĞİT

        Hepimiz bu süreçte düşünmeye, sorgulamaya, kendimizi, yaşamı muhakeme etmeye başladık; "Şu koca dünyada ben kimim? Değerlerim, önem verdiklerim ne? Hırs niye? Maneviyatımız nerede, inancımız...?"

        Bu soruları çoğaltmak çok mümkün. Hayatta kalmak için özgürce, dilediğimiz gibi sokağa çıkamıyoruz. Özgürken ne yaptığını ya da ne yapmayı es geçtiğini sorguluyor mesela insan. Bu kara günleri arkada bıraktığımız zaman özgürlüğün değerini daha iyi anlamış olacağız.

        Şimdi internette şöyle bir paylaşım gördüm; "Bugün ablamla konuştum biraz, iyi bir insanmış" diye... Kimimiz gülüp geçiyor aslında ama bu süreç sizce de bizi sorgulamaya itmiyor mu? Unutulan insani değerleri gün yüzüne çıkarıyor; yardımlaşma, şefkat, adalet, sevgi, iyilik, vefa, güven, aile olma, bir olma, fedakarlık, cesaret...

        Tüm doktorların, sağlık çalışanlarının gösterdikleri fedakarlık, cesaretin ardından onlara ne denli muhtaç olduğumuzu iyice kavradık mesela. Zaman zaman sağlık kurumu çalışanlarının uğradıkları şiddetin asla kabul edilemeyeceğini iyice öğrendik. Bu dönemde bizi rahatlatan bir şey daha olduğunu fark ettik; Avrupa ülkelerinden çok daha güçlü ve ileride bir sağlık sistemimiz olduğunu...

        6

        HÜLYA KOÇYİĞİT

        Bu hastalık bir sınıf farkı gözetmiyor; dil, din, ırk, mezhep hiçbirini... Hepimizin paydası ortak; 'insan olmak'... Rahmetli anneannem kulağımıza küpe olsun diye sürekli söylediği şu sözü, bu günlerde daha çok hatırlıyor insan; "Güvenme servetine bir kıvılcım yeter, güvenme güzelliğine bir sivilce yeter."

        Doğa bizden güçlü, bu gezegen bizden çok ama çok daha güçlü. Bu doğanın kontrolü bizde değil... Bu yüce doğada biz insanlar, doğaya verdiğimiz tahribatı hatırlayacağız ve bundan sonra onun kıymetini bileceğiz diye umut ediyorum.

        Daha fazla zarar vermeyip, bu bilince ulaşmamış insanları görünce de uyaracağız. Doğanın üstünlüğü bilinci ile saygı içinde yaşayacağız.

        7

        HÜLYA KOÇYİĞİT

        Bugüne kadar insanlık çeşitli hastalıklar, salgınlar atlattı. Çok fazla can kaybı yaşandığı gibi siyasi, ekonomik, kültürel tahribatları da beraberinde getirdi. Şu an duran üretimin bir öncekinden güçlü bir şekilde devam etmesini, iş istihdamının yüksek olmasını, devletin bu bağlamda etkin rol oynayacağını tüm kalbimle diliyorum.

        Okuduğumuz kitaplarda, makalelerde, izlediğimiz belgesellerde bunları gördük; virüslerin maalesef devamı gelecek. Bilime, bilim insanına kulak ver, güven... Bunlar elbette herhangi bir insan olarak benim kişisel görüşlerim. Bu konuda asıl konuşması ve dediklerini dikkate almamız gerekenler hiç şüphesiz ki insanlık için çalışan bilim insanları... Lütfen onlara kulak verin.

        8

        YAĞMUR TANRISEVSİN

        Zor bir dönemden geçiyoruz. Şu an hem kendimizin hem de diğerlerinin sağlığına odaklanmış durumdayız. Ama bugünler bittiğinde ve geçtiğinde, kalıcı dönüşümlerle de karşı karşıya kalacağız.

        Evde geçirdiğim zamanı, dijitalleşme kavramı ve gelecek öngörüleri üreten insanların yazdığı kitapları veya makaleleri okuyarak geçiriyorum. Ben de neler olacağını anlamaya çalışıyorum.

        9

        YAĞMUR TANRISEVSİN

        Bir toplumu, bir ülkeyi değil bütün dünyayı etkileyen dönüşümlerden bahsediyoruz. Sosyalleşme tarzında, seyahat etme süreçlerinde, konaklama, yeme - içme sektöründe ve en önemlisi hijyen hassasiyeti temelli meselelerde kısıtlamaların ve kuralların daha fazla artacağı bir geleceğe hazır olmalıyız.

        10

        YAĞMUR TANRISEVSİN

        Evet, dijitalleşme hayatımıza bir şekilde girmişti. Şu andan sonra merkezine oturacak. Yeni alışkanlıklar edinmemiz gerekiyor. Uzaktan çalışma, uzaktan eğitim veya ürün tedariki gibi konularda yeni bir kültür oluşuyor.

        Bu, iş yapma biçimlerini de etkileyecek. Kültür - sanat, eğlence hayatı da bu tetikleyici dönüşümden etkilenecek. Tabii ki, kültür ve sanat hep olacak ama üretim biçimleri, sunuş şekilleri değişecek.

        Yeni nesil, dünya meseleleri odaklı bir bakış açısı şekillendiriyordu. Yakın gelecekte, onlar görev başına geldiğinde, bugünlerin sorumsuzluklarının ve insanlık olarak üretmediğimiz ortak çözümlerin hesabını çok sert vereceğiz diye düşünüyorum. Bugünlerde onlara yaşattığımız travmanın bir sonucu olacak.

        Bugünleri de atlatacağız. Yine mutlu, sağlıklı günlerimiz olacak. Yine filmlerde ve dizilerde insan hikâyelerini anlatmaya devam edeceğiz. Ancak şurası kesin, bazı şeyler kökten değişecek.

        11

        ERDAL MURAT AKTAŞ

        Zenginin, fakirin eşitlendiği, sosyal sınıfların ortadan kalktığı, hayatın gerçeğiyle yüzleşilen bir dönem. Doğaya, hayvanlara hoyrat davranan insanoğlu için sağlam bir tokat ve uyanma fırsatı.

        Egoların, komplekslerin, 'Ben bilirim'lerin, planların, kötülerin yerle bir olduğu bir dönem. Hayatın, huzurun, elindeki değerlere sarılmanın öneminin anlaşıldığı günler yaşıyoruz.

        12

        ERDAL MURAT AKTAŞ

        Koronavirüs hemen atlatılacak gibi durmuyor. Sosyal izolasyon, hijyen ve kişisel bilincin gelişmesine bağlı olarak bilim bir çözüm bulacaktır. Siyasi olarak Çin, Avrupa ve Rusya'nın zayıflayacağı, ABD'nin ise güçleneceğini düşünüyorum.

        Her sektörün yerle bir olduğu bir döneme giriyoruz. Kazanan; yemek, turizm, eğlence sektörleri, dijital ortam dizileri ve sinema olacaktır. İnsanlar eskisinden çok daha büyük bir şevkle güzel filmleri izlemeye koşacak, her fırsatta tatile doğaya gidecek ve saçma sapan şeylerle zaman kaybetmeyecektir diye düşünüyorum.

        Sinema salonlarındaki kaliteli filmlerin eskisinden çok daha büyük bir iştahla ve keyifle izleneceğini düşünüyorum. Koronavirüs, dünyayı da hayata bakışımızı da değiştirecek.

        13

        İPEK AÇAR

        Koronavirüs salgını tüm dünyayı etkisi altına almış durumda ve bence artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Her şeyden önce herkes dünyanın çok uzak bir köşesinde bile olsa aslında bu tür felaketlerin yanı başımızda olduğunu anladı.

        İnsanoğlu, bir anda hayatın durabileceğini, sevdiklerimizin ve kendi hayatımızı korumanın birinci öncelik olduğunu, dert olarak gördüğümüz pek çok şeyin ne kadar boş olduğunu anladı.

        14

        İPEK AÇAR

        2020'nin başından beri düşünürsek insan, 'Acaba dünyanın sonu mu geliyor?' diye düşünmeden edemiyor.

        Tüm sağlık çalışanlarına ve bu zor günlerde hayatın durmaması için evlerinde kalamayan, görevlerinin başında olan herkese minnettarız. Özellikle bu zor günlerde birlik ve beraberliğin önemi çok büyük.

        15

        DENİZ BARUT

        Hepimizi çok üzen ve endişelendiren günler yaşıyoruz. Özgürlüğümüz kısıtlandı, kaygımız arttı, kayıplarımız oluyor.

        16

        DENİZ BARUT

        Biliyorum ki bu günleri atlattıktan sonra kendisine dönen, ailesine, çocuklarına doymanın tadını çıkaran, onca koşuşturmacadan sonra durmuş, yavaşlamış, yaşamın önemini anlamış, birbirleri için fedakarlık yapmış, başkasını ve kendini korumak için özgürlüğünden vazgeçmiş bireyler olacağız.

        Yanlışlarımızdan çok şey öğrenip, doğrularımıza, farkındalığımıza yeni öğretiler kattığımız günler yakındır.

        17

        İBRAHİM BÜYÜKAK

        Koronavirüsün etkilerinin virüs tamamen bittikten sonra da devam edeceğini düşünüyorum. Bütün bu uyduğumuz hijyen kurallarının bazılarımızın hayatında kalıcı olarak devam edecek.

        Belki de daha önce sıkı sıkıya uyduğumuz hijyen kurallarının da çok önceden dünyamızda yaşanılan bu tip salgınlardan dolayı hayatımıza yerleşmiş olabileceğini düşünüyorum.

        Şirketlerin bu sebeple denediği ev - ofis uygulamasının daha da yaygınlaşacağını düşünüyorum. Tabii bu, başta çalışanlarımızın lehineymiş gibi gözükse de kapitalizmin işine gelen bir yöntem.

        Bu yolla büyük şirketler kira, su, elektrik gibi birçok kalemini bitirmiş olacak. Ve yine kazanan onlar olacak.

        18

        İBRAHİM BÜYÜKAK

        Kendi dünyama gelecek olursak; tabii ki bu illetten sinemamızda her sektör gibi çok etkilendi. Virüs sonrası yeniden eski, güzel günlere dönülmesini ümit ediyorum.

        Bütün kapalı mekânların, gerekli hijyenik tedbirleri alacağını varsayarsak, insanların içi rahat ettikten sonra yeniden eski ilgisini gösterebileceğini düşünüyorum.

        Çünkü insan sosyal bir varlık. Ve en keyifli sosyalleşme yöntemlerinden biri de sinemaya gitmek.

        19

        İBRAHİM BÜYÜKAK

        Bu süreçte en çok etkilenen film belki de kendi filmim 'Bayi Toplantısı' oldu. Sağlık olsun. Önemli olan hem dünyamızın hem de ülkemizin bir an evvel sağlıklı, güzel günlere kavuşması...

        Bütün bu süreç bittikten sonra seyircimizle birlikte yeniden güzel işlerde bir arada olacağımıza inanıyorum.

        Herkese sağlıklı günler diliyorum.

        20

        DEVRİM YAKUT

        Günlerdir evdeyim. Geçen sabah evimin penceresinden bahara durmuş dallara bakarken, geçen yıl tam da bu vakitler ne yapıyordum acaba diye düşündüm. Ve anımsadım. Turnedeydim ya da turne hazırlığındaydım.

        Günlük olağan kaygılar, çok sevdiğim bir oyunu seyirciyle buluşturma sevinci, yazın çekeceğim iki filmin ön çalışmaları vs...

        Tam da o günlerde biri çıkıp 'Gelecek yıl tam da bu günlerde tüm dünyayı etkisine alacak bir salgınla boğuşuyor olacak ve evden dışarı çıkamayacaksın' deseydi, ya delirdiğini ya da çok fazla distopik film izleyen bir karamsar olduğunu düşünürdüm.

        Evet, o olmaz sandığımız oldu. Film değil üstelik, ağır bir gerçekle karşı karşıyayız. Koca bir dünyanın sağlığı ve hatta belki de geleceği tehdit altında.

        Elbette geçecek. İhtimal büyük bedeller ödeterek geçecek ya da şeklini - şemalini değiştirecek. Kocaman bir bilinmezle karşı karşıyayız.

        Peki sonra ne olacak? Bizi nasıl bir dünya bekliyor?

        21

        DEVRİM YAKUT

        Ben her şerde bir hayır olduğuna inananlardanım. Belki de bu minicik virüs, bize kocaman bir ayna tutmaya, kendimizi, özümüzü, kim olduğumuzu anımsatmaya geldi.

        Bencilliğimizi, hoyratlığımızı, doymayan gözümüzü ve ruhumuzu, bitmek tükenmek bilmeyen hırslarımızı, koyduğumuz sınırları, yargılarımızı, o dünyanın merkezinde sadece biz varmışız gibi davranmamıza neden olan büyük kibirlerimizi...

        Doğaya, o doğa denen mucizede birlikte yaşama zorunluluğu içinde olduğumuz tüm canlılara yaptığımız saygısızlıkları.

        22

        DEVRİM YAKUT

        Kuma gömdüğümüz kafalarımızı, televizyondan bir film izler gibi izlediğimiz savaşları, evsiz yurtsuz yollara dökülen insanları, kıyıya vuran minicik bebek gövdelerini, açlıktan ölen on binler karşısındaki korkak suskunluklarımızı...

        Daha 'şık' evlerde oturmak için kestiğimiz ağaçları. Almalara doyamadığımız evlerin, arabaların, ayakkabıların, çantaların ve 'marka' elbiselerin içinden birbirimizi nasıl da göremediğimizi. Nasıl da sohbet etmek, göz göze bakmak yerine telefonlara gömüldüğümüzü...

        Ve daha nicelerini. Bu günler geçtiğinde, umuyorum ki normal hayatımıza döndüğümüzde bu günleri unutmadığımız ve buradan çok şey öğrendiğimiz bir dünya hayal ediyorum. Ne önemliymiş değil mi dokunmak. Ne büyük bir mucizeymiş sarılmak. Aslında gerçekten de hepimiz ne kadar da aynı ve 'bir' imişiz.

        23

        DEVRİM YAKUT

        Yani bu sadece insana zarar veren virüs, acaba bize nasıl insan olunması gerektiğini hatırlatmak üzere mi geldi? Çok mu zor bu kısacık ömrümüzde bu dünyayı cennette gibi yaşamak?

        Eşit olduğumuzu hatırlamak için daha ne yaşamamız gerek? Bu şahane dünya ve aslında kısacık olan bu hayat bize müthiş bir hediye iken, onun değerini anlayıp o hediyeye sahip her varlığa saygı duymak bu denli mi zor?

        Hepimizin kardeş, akraba ve bu dünyaya lazım birer mucize olduğumuzu idrak edebileceğimiz bir dünya hayalim var. Dayanışmanın, paylaşmanın, özverinin, teşekkür etmenin, saygı duymanın, çalışmanın, üretmenin birbirimizi kalpten ve mutlak bir sevgiyle sevebilmenin mümkün olduğuna da tüm kalbimle inanıyorum. Çünkü biliyorum ki insan denen mucizenin özü sadece sevgide titreşiyor.

        Doğadaki her şey gibi. Koronavirüsün bize tuttuğu aynadan gerçek titreşim frekansımızı hatırlayabilirsek, çocuklarımıza bir yarın vaadimiz olabilir. Aksi halde geriye o çok sevdiğim atasözü kalır; 'Keşkenin ağacı yeşermez.'

        24

        FADİK SEVİN ATASOY

        Bugünü bugünde yaşamamız gereken bir süreçteyiz. Tıpkı bugün tüm dünyayı sarsan böyle bir çaresizlik ve korkuyla başa çıkmak zorunda kalacağımızı kestiremediğimiz gibi yarın ne olacağını da bilemeyiz.

        Bunu kaderci bir yerden söylemiyorum, bunu artık yaşama hükmedemeyeceğimizi anlamamız gereken bir yerden söylüyorum. Koronavirüsten sonra neler olacak bilmiyorum. Bilmemek de beni korkutmuyor, telaşlandırmıyor. Aksine umut olduğu sürece hayat olduğunu biliyorum.

        Neler olacak bilemem ama nelerin olması gerektiğini ve neleri istediğimi biliyorum. Dilerim bu süreç, insanoğlunun açgözlülük, bencillik ve sorumsuzluktan arınmasına vesile olur. Dilerim koronavirüsten sonra bizleri yaşamda tutabilmek için çaba gösteren bilim adamlarının, sağlık hizmetlilerinin, market çalışanlarının, muhabir arkadaşlarımızın, habercilerin, bu krizle başa çıkabilmek için uykusuz kalan devlet büyüklerimizin, bizi korumak için sokağa çıkmak zorunda kalan tüm çalışanların kahraman ilan edilip el üstünde tutulduğu bir zaman olur.

        25

        FADİK SEVİN ATASOY

        Dilerim koronavirüsten sonra kayıp verenlerin yürekleri iyileşir, yaslarının acıları tez diner. Dilerim ebeveynler çocuklarının ellerine i-pad vermek yerine , korkmadan kendi ellerini uzatıp onlarla oyun oynamak bilincine kavuşurlar.

        Dilerim yaş alan büyüklerimize, insanlık kabilemizin reisi olan büyük anne ve büyük babalarımıza hürmet gösterdiğimiz, onları baş tacı ettiğimiz zamanlar olur.

        26

        FADİK SEVİN ATASOY

        Kısacası; dilerim insanoğlu, kaybetmenin sınavını verdikten sonra aslında kazanmak hırsının değil de sadece yaşamak sanatının ne kadar da kıymetli olduğunu fark eder. İnsanoğlunun neden, niçin bu dünyaya geldiğini hatırlar ve kendi gerçeğine bir daha gözlerini kapatmamak üzere bir 'merhaba' der.

        27

        MURAT ŞEKER

        Belli ki koronavirüs salgınından sonra dünya eski dünya olmayacak. Dünya, küresel anlamda böyle bir sarsılmayı, hayat tarzını değiştirmeyi ilk kez yaşıyor.

        O manada 2. Dünya Savaşı sonrasında oluşmuş bir dünya ve devlet düzeni var. Benim tahminim; özellikle bazı ülkelerdeki sağlık odaklı sosyal devletteki eksiklikler toplum tarafından değiştirilmek istenecektir.

        İşte bugün bildiğimiz anlamındaki kapitalist sistemin sonuna geldik. Bütün bu salgının küresel ısınmayla ve tabiatı hunharca kullanmamızla ilgili olduğu ise aşikâr bir durum.

        28

        MURAT ŞEKER

        İnsanoğlunun büyük bir bölümünde böyle bir bilinç aydınlanması olacağını düşünüyorum. Dolayısıyla 'Bir musibet bin nasihatten iyidir' gibi bir gerçeklik olması çok olası bir durumdur.

        Tabii ki henüz salgının daha çok başındayız; 'Ne kadar, neler olacak, bilim adamları nasıl çare bulacak?'

        Bunları göreceğiz ama hiçbir şey eskisi olmayacaktır. Bütün bu süreçte hep Atatürk'ün sözleri aklımıza geliyor; 'Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.'

        29

        NİHAN AKIN

        Tabii ki ben de çok endişeliyim ama yine de koranovirüs hakkında çok olumsuz düşünemiyorum. İnsanlığın başına gelmiş en büyük ders bence. Sadece bir ülkenin dersi ve sınavı da değil üstelik.

        Dil, din ve ırk gözetmeksizin bir şeyler anlatmaya çalışıyor hepimize. Kimisi bunu 3. Dünya Savaşı olarak görüyor. Kimisi de dünyayı katleden insanoğlunun büyük cezası olarak...

        Ben içimize döndüğümüz, hayatı mecburen yavaşlattığımız ve hem ruhen hem de fiziken kendimizi temizliğe verdiğimiz bugünleri bir fırsat olarak görüyorum.

        30

        NİHAN AKIN

        Arkadaşlıkların, buluşmaların, özgürlüğün, sahilde sadece ufak bir yürüyüşün bile özlendiği bugünlerde insanoğlu bir şeyleri hatırladı.

        En basiti çoğu insan hatta sanatçılar bile kendi dip boyasını yaptı, evini temizledi, çamaşırlarını yıkadı, mutfağa girdi.

        Evde neredeyse hiç yaşamamışlar gibi şaşırdılar bu duruma. 2020'de insanoğlunun elinin altında bir sürü teknolojik nimet ve her türlü imkan varken el yıkamayla sınandı.

        'Corona Günlüğü' adına bir günlük tutmayı düşünüyorum. Tarihe geçecek günlere tanıklık ediyoruz.

        Temennim biran önce son bulması. İnsanlık dersini aldı diye düşünüyorum. Bu karantina günleri biraz da dijitalleşmenin önünü açtı galiba. Belki de gerçekten bir gün herkes ev - ofis çalışacak Belki de sanatçılar konserlerini dijitalde yapacak ve böyle para kazanacak ama ben yine de fazla dijitalleşmeden yana değilim.

        Ben açık hava konserlerini, sinema tiyatro salonlarını, dokunmayı, koklamayı, temas etmeyi, analog yaşamı özledim. Biran önce normale dönmeyi yazı tadıyla tuzuyla yaşamayı diliyorum.

        31

        NİHAN AKIN

        Gönül rahatlığıyla sevdiklerime sarıldığım öptüğüm günlerin gelmesini iple çekiyorum.

        Durum gerçekten çok ama çok ciddi maalesef. Lütfen hastalığın seyrini evimizde kalarak yavaşlatalım ve korunalım.

        Sağlıklı günler...

        32

        KEMAL BAŞAR

        Eski tip koronavirüs nedir, daha onu bilemeden yeni tip koronavirüs dünyanın üstüne çöküverdi. Dünya Sağlık Örgütü'nün virüsü pandemik ilan etmesiyle durumun ciddiyetini anladık.

        Her devlet önlemini kendince aldı. Bu kendince önlem almalar işi oldukça uzatacak korkusundayım, çünkü ortak bilimsel görüş şu; zinciri kırmak gerekiyor. Kimi ülkede sokağa çıkma yasağı, kiminde çeşitli karantina önlemleri, kiminde sadece uyarılar...

        Bizde mesela, uygar vatandaşlar devlet yetkililerinin bilimsel açıklamalarına derhal uydu, kendilerini eve hapsetti.

        Sokaklar yine de insan dolu.

        Peki bu zincir nasıl kırılacak?

        Uyarıları dinleyerek kendini hapsedenler, sorumsuzlar evine girene dek hapis mi kalacak?

        İnsan sağlığı söz konusu olduğunda ekonomi, piyasa düşünülmemeli, musibetle topyekun mücadele edilmeli; ezcümle sokağa çıkma yasağı şart, yoksa hele bizim ülkede, görüyoruz ki zincir kırılamıyor!

        33

        KEMAL BAŞAR

        Bu yazıyı gönüllü ev hapsinden yazıyorum. Bir yandan da öfkeyle sokakta gezinen, yürüyen, koşan, balık tutan, bisiklete binen aymazları izliyorum. Pencereyi açıp "Evinize girin sorumsuzlar!" diye bağırsam, suç benimki oluyor değil mi?

        Elbette bu kriz de geçecek, bitecek. Kimi toplumlara ağır, kimilerine daha hafif zararlar vererek... Ve umarım insanlık bundan bir ders çıkaracak. Hırsın, kıskançlığın, birbiriyle yarışmanın, hak yemenin geçer akçe olduğu bugün ölüm gerçeğiyle karşılaşan insanların, bu süreçte bütün bunların anlamsızlığını fark edeceğini, aç kalan, savaşta, kıtlıkta, hapiste, hastanede olan insanlarla empati kurabileceğini umuyorum. Yani insanlık hatırlanacak diye düşünüyorum. Erdem, eşitlik, onur, gurur gibi kelimelerin yeniden anlam kazanmasını bekliyorum.

        Kahin olmaya gerek yok, görünen gerçek ve geçmişten aldığımız ders olarak... Eğitim ve kültür düzeyi yüksek, bilim ve sanata yatırım yapan, değer veren, gelişmiş toplumların daha az kayıp vereceğini göreceğiz. Aşıyı, ilacı bulanlar da satanlar da ekonomilerini bu vesileyle şaha kaldıranlar da onlar olacak.

        34

        AYLİN COŞKUN

        Koronavirüsün insan eliyle yapılmış bir çalışma olduğunu, dünyanın sil baştan ekonomik olarak yapılandığını düşünüyorum. Yıllar önce yayımlanan kitaplar, çekilen filmlerde gördük. Bunların hiçbiri tesadüf olamaz.

        Tek tesellimiz bütün ailelerin bir arada vakit geçirmeleri birbirlerine zaman ayırmaları. Benim şahsi fikrim gelecekte her zaman biyolojik silahlara karşı her zaman bir korkumuz olacak içimizde. Temennim ise Rabbim'in bizi bir daha bu tarz sınavlarla sınamaması. Barış huzur ve sağlık içinde yaşayalım

        35

        FERHAT GÖÇER

        Bu bir krizin, salgının çok ötesinde... Bir insanlık sınavı.... Süreci başında nasıl değerlendirdiğimiz, finalinde nasıl değerlendireceğimiz konusu önemli. Yıllarca süren insanın aydınlanmasını biz belki de çok daha kısa bir süre içinde idrak edeceğiz.

        Ders alabilecek miyiz alamayacak mıyız? Benim gördüğüm, insanlık tarihi hiç yaşamadığı bir tecrübe yaşıyor... Belki de her şey yeniden yazılacak. Ya da aynı yanlışlar artarak devam edip felakete sürükleneceğiz.... Belki de bu virüs ve bu yaşadıklarımız iyi değerlendirmemiz gereken bir işaret... Bir farkındalık fırsatı....

        Ne sınır tanıyor, ne ırk tanıyor, ne dil tanıyor, ne din tanıyor, buradan bile insanlığın bir ders çıkarması gerektiğini düşünüyorum. İnsanları ötekileştiren, ayrımcılık yapan, sınıf farklarını yaratan, insan beyninin ve sosyal toplumların düşmanı olan düşünce virüsleriyle de mücadele bu. Bu sadece bir sağlık mücadelesi değil bir zihin mücadelesi, hep birlikte göreceğiz, insanlık nasıl çıkacak?

        36

        FERHAT GÖÇER

        Hırslarımız bu felaketi atlattığımızda belki törpülenir. Buradan nasıl çıkacağız insanlık olarak? İnsanların hiç olmadığı kadar ayrıştığı, zihinlerin büyük bir öfkeyle, kibirle dolduğu, insanların açgözlülükle bütün kaynaklarını tükettiği bugünü atlatmamız için bir işaret de olabilir. İnsanlığın tamamen barış ve hoşgörüyle buluştuğu bir sürece de dönüşebilir...

        Devlet yönetimlerinin de üst akılların da insanların da artık şapkalarını önlerine koyup düşünmesi gereken bir süreç olacak belki, bilemiyorum. Ya farkındalıklarımız artacak daha özenli dikkatli bir sürece gireceğiz insanlık olarak...

        Ya da hiç akıllanmayacağız çok daha acımasız bir döneme gireceğiz. Kaynaklar azaldıkça, ekonomik sıkıntılar arttıkça acaba daha da mı sertleşip çirkinleşeceğiz?

        37

        FERHAT GÖÇER

        En kötü koşulda bile panik olmadan sağlıklı düşünebilecek ruh haline sahip olmak gerekiyor. Her şeyden öte, insanlara duygusal ve mantıksal olarak, o sürece hazır olmaları gerektiği mesajını vermek lazım.

        Asıl en büyük mesele, kriz gerek sağlık, gerekse sosyal ve ekonomik boyutlarıyla derinleştiğinde insanların oralarda nasıl tepkiler vereceği.

        Asıl o zaman güçlü olmak gerekiyor. O zaman sağlıklı düşünmek gerekiyor. Bunu uzun bir maraton olarak düşünmek lazım. Bir haftalık, iki haftalık bir şey değil. Türkiye ve dünya olarak olay bittikten aylarca sonra bile sıkıntılarını yaşayacağız. Dünya olarak büyük bir sınavdan geçiyoruz hepimiz ve bunun daha başındayız.

        38

        KIVANÇ BARUÖNÜ

        Hep birlikte bir bilim- kurgu filminin içinde gibiyiz. Kahramanı olduğumuz filmden çok da hoşlandığımız söylenemez. Ancak senaryoyu değiştirmeye şimdilik gücümüz yetmiyor.

        Dönüpte son on, on beş güne bakınca modern zamanların toplama kamplarında gibiyiz; bütün dünyada sınırlar kapalı, evlerimize kısıldık, birbirimizden kaçar olduk.

        Virüsten daha hızlı yayılan bir şey varsa o da yarattığı korku! Çin aslında o kadar da uzak bir ülke değilmiş, İranlı ile İtalyanın, Alman ile Rus'un birbirinden farkı yokmuş... Ülkesi, milliyeti, mülkiyeti, cinsiyeti, ırkı, yaşı, parası pulu, gücü farketmiyormuş insanın. Ufacık bir virüs gelip bütün insanlığı aynı anda vurabiliyormuş.

        Bütün dünya bir savaşın içindeyiz âdeta. Bu sefer askerler doktorlarımız. Silahımız ise bilim... O anlı şanlı devletlerin tankları tüfekleri onları kurtarmaya yetmiyor. Din bile ilk defa bütün dünyada sustu, kiliseler boşaldı, camiler ibadete kapandı. Papa bile insan içine çıkmıyor, digital vaaz veriyor artık.

        Ortak düşmana karşı bütün dünya birleşti adeta, konuşulan tek bir konu var. Ancak bu bir savaşsa sadece sağlık alanında verilmiyor, yaşanan aynı zamanda ekonomik bir savaş. Virüs sadece bizim hücrelerimizi değil, ekonominin de hücrelerine nüfuz etti. Sonuçlarının hepimiz için çok ağır olacağı da şimdiden belli... Mutlaka kazananı olacak bir yerlerde, ama biz henüz o kim bilmiyoruz, göremiyoruz.

        Artık hepimiz birer doktor, ekonomist, siyasetçi olduk. Hepimizin kafasında çeşitli senaryolar dolanıyor. Aslında dünya bundan öncesinde de salgınlar gördü, sonrasında gelen ekonomik krizleri yaşadı.

        39

        KIVANÇ BARUÖNÜ

        1929'da yaşanan ekonomik kriz ile birlikte ABD'de yüzlerce banka battı, binlerce insan işsiz kaldı. Sonrasında ne mi oldu, dünya dönmeye devam etti. Ancak kurulan yeni düzen Avrupa'da Hitler'i, Mussolini'yi çıkarttı. Dünya savaşa tutuştu..

        Tıpkı 11 Eylül saldırısı gibi, dünya koronavirüs öncesi ve sonrası diye anlatılacak artık.. Bundan sonra hiçbir şey aynı olmayacak! Önümüzde yeni bir dünya modeli duruyor. İnsanlığın bütün değer sistemi en baştan yazılacak. İş hayatından sosyal hayatımıza değin, siyasetten ticarete değin her şey yeniden kurgulanacak. Çok uzaklara değil hemen dönüp kendimize bakalım, günlerdir siyaset konuşulmuyor artık. Siyasetin aktörleri değişecek, yolu yordamı değişecek.. Ama ne yana evrilecek derseniz, rivayet muhtelif. Ekonomik krizler yeni diktatörler yaratır diyen de var, toplumlar artık aklın bilimin ışığında birleşecek diyen de. Tüm bunları bu süreçte birlikte yaşayıp göreceğiz ancak üzerine düşünmekte fayda var...

        Artık hepimiz konunun uzmanı olduk, hepimiz biliyoruz ki bu virüs insanlık tarihinin gördüğü en öldürücü virüs değil ancak en hızlı yayılanı. Zaten risk burada...

        Dünya Sağlık Örgütü paranın temastan ötürü virüsün bulaşıcı etkisini arttırdığını söyledi. O nedenle temassız ödeme imkanlarını önerdi. Nakitsiz bir dünya düzeni bekliyor bizleri... Hep beraber yeni bir çağın eşiğindeyiz, DİGİTAL ÇAĞ bir salgınla geldi ve pek çok şey eskisi gibi olmayacak artık.

        Peki neler değişecek? Gelin hep birlikte düşünelim. Bu süreç sonrası bizi nasıl bir dünya bekliyor? Bir iki ihtimal var. Küresel sorunların ortak akılla çözüldüğü, aklın bilimin hakim olduğu. Güçlü ittifakların kurulacağı, daha aydınlık daha temiz bir dünya. Paradan çok bilgiye inanılan, insanın en yüce değer sayılacağı siyasetin insan adına hırstan uzak işlediği bir dünya... Olabilir mi? Mümkün mü? İnsanlığın sonu mu geliyor derken buradan bir umut çıkar mı? Neden olmasın? Bugün yaşananları üç ay evvel kim öngörebilirdi ki...

        Ya da tüm bunların ardından teknolojik savaşların yaşanacağı, başka başka virüslerin hayatımızı alt üst edeceği. Çok kutuplu yeni bir dünya düzeni ile insan soyu kendi sonunu hazırlamaya devam edebilir mi? Bu da mümkün maalesef... Dünyanın her yerinde otoriter yönetimlerin güç kazandığı, güçsüz ekonomik yapıların çöktüğü, yerine kaosun iç savaşların geldiği daha karanlık günler bizi bekliyor olabilir. Şimdilik bunlara cevap vermek için erken. Ancak bunların ötesinde daha kesin olan bazı şeyler var...Hele ki biraz hayalci olunca, ya da internette biraz bu konuda yazılanı çizileni araştırınca karşınıza çıkanlar gerçekten ilginç...

        40

        KIVANÇ BARUÖNÜ

        DİGİTAL ÇAĞ'da bizi bekleyenler...

        Bir süredir, evden çıkmıyorum. Elimi paraya sürmedim bile. Bir alışveriş yapmam gerektiğinde online ticarete yöneliyorum.Ya da nakit kullanmamaya çalışıyorum. Bu konuda dünyada konuşulanlara bakınca ilginç bir tablo çıkıyor karşınıza. Para birimi tüm dünyada değişebilir, petrole dayalı ekonomiler bununla birlikte çok büyük sıkıntılar yaşayabilir. Yani dengeler değişecek gibi duruyor. Digital para hayatımıza girecek, nakit ortadan kalkacağı için yapılan her harcama takip edilebilecek. Nakitsiz bir dünya beraberinde bireyin çok daha kontrol altında olduğu bir düzeni getirecek.. İyi tarafı ise artık daha az harcayacağız! Tüketim azalacak, kaynakların akılcı kullanımı önem kazanacak.Para eski anlamını yitirecek. Fakat digital para hayatımıza girince siber güvenlik çok daha önemli bir konu olacak yarının dünyasında...Özetle o seyrettiğimiz bilim kurgu filmleri yavaş yavaş gerçek oluyor

        Günlerdir tüm reklam sektörü, sinema sektörü durdu. İleriye dönük olarak ertelenen projeler için şuanda evden çalışmalarımızı yürütüyoruz. Online toplantılar yapıyoruz.Kendimizi bu anlamda disipline etmeye çalışıyoruz. Ama bu süreç belli ki uzayacak, o zaman esnek çalışma saatleri, evden çalışma modelleri hayatımıza yerleşecek... Bununla beraber uzaktan çalışma modeline hizmet eden programlar, yazılımlar değer kazanacak... Bu esnek çalışma modelleri bireyin kendi için çok daha fazla boş vakit yaratmasını sağlayacak.Hepimiz bu vakti nasıl daha yararlı değerlendireceğimizi bulacağız bir şekilde.

        Sokağa çıkmamaya çalışıyoruz ama çıkmak zorundaysak da çok tedirginiz. İnsanlara yaklaşmamaya çalışıyoruz. Asansörde biri varsa binmiyoruz bile. Kapı - pencere açmayan, balkona dahi çıkmayanlar var. Demem o ki, bu süreçte daha az sosyal ilişkiler kuracağız, yalnızlaşacağız. Ancak hepimiz daha çok araştıracak, daha çok okuyacağız. İnterneti çok daha faza kullanacağız. Baksanıza hepimiz sağlık uzmanı olduk, ekonomist olduk. Kendimden biliyorum...

        41

        KIVANÇ BARUÖNÜ

        İki çocuğum var. Zaten onlarla birlikte girdiğim eğitim sistemine ilişkin kafamda pek çok soru işareti varken, bu süreç üstüne tuz biber ekti adeta. Hatta evden eğitim modeli ile birlikte pek çok anne baba aslında okulda çocuklara neler öğretildiğini şimdi farkeder oldu. Bunun ileriye dönük etkileri olacaktır şüphesiz. Eğitim sistemi köklü olarak değişecek bu yeni çağda belli ki... Kalabalık sınıflarda eğitim modeli yeniden gözden geçirilecek, online eğitime uyumlanmak zorunda kalacak pek çok okul... Kişiye özel eğitim modelleri konuşulur olacak.Yaygın eğitim içeriği yeni baştan gözden geçirilecek.

        Tüm dünyada bankacılık modeli kökten değişecek.. Dahası paranın bize sağladığı pek çok şeyin aslında boş olduğunu gördük. Şayet sağlığın yerinde değilse bunların hiçbir anlamı yok bunu çok net anladık. Bu nedenle ileriye dönük olarak belki de olumlu yönden ele alabileceğimiz bir değişim olarak daha çok paylaşacağız, sahiplenme modeli yavaş yavaş ortadan kalkacak...

        42

        KIVANÇ BARUÖNÜ

        Tarım ve hayvancılıkta köklü değişiklikler yaşanacak. Ülkeler kendilerine yetecek tarım peşine düşecek. Öz kaynakların verimli kullanılmasının değeri anlaşılacak. Hayvansal beslenme azalacak. Baksanız bütün dünyanın başına bunca dert olan virus bir beslenme alışkanlığı ile başlamadı mı, o zaman ne yediğimize daha çok dikkat etmemiz gerekmez mi? Demek ki her şey de yenmemeli diyecek belki insan....

        Tüketim azalacak, giyim - kuşamdan beslenmeye değin pek çok alışkanlığımız değişecek. Daha sağlıklı besleneceğiz mesela. Yemeğe değil, beslenmeye odaklanacağız. Fiziksel ve zihinsel, obezitemiz azalacak. Her anlamda aşırılıklarımızı törpülemeye başlayacağız. Hem vücudumuza hem de çevremize yararlı beslenme alışkanlığı geliştireceğiz. Daha az mal mülk peşine düşeceğiz.Eşyaya ait olmaktan vazgeçeceğiz... Daha sade bir yaşam bizi bekliyor olacak.

        Daha az seyahat edeceğiz, bilmediğimiz yerleri görmek öğrenmek için duyduğumuz merakı online olarak başka şekillerde tatmin edecek yolları araştırıp bulacak insanlık. Digital turizm başlayacak belki de...

        Gelişen teknolojiler sonucu yapay zeka hayatımıza daha çok girecek. Pek çok fabrika üretim bandında insan gücü yerine onlara yönelecek. Hatta online eğitimden bankacılık sektörüne değin pek çok alanda insan gücü yerine onları göreceğiz... Yani kimi meslekler kaybolup gidecek. İşsizlik artacak!

        Özetle yaşam en baştan kurgulanacak... Ve biz bu yeni oyunda yerimizi bulmaya çalışacağız. Hep birlikte sınandığımız yeni bir dönemden geçiyoruz.

        43

        MERVE ÖZBEY

        Böyle bir şey olacağı kimsenin aklına gelmezdi. Dünya neredeyse durmuş durumda. Sonunda ne olacağını kestiremiyorum ama kendi adıma, okumadığım kitapları okumuş; izlemediğim filmleri izlemiş olmak isterim. Hayata, daha önce sahip olmadığım bir bakış açısıyla bakabileceğimi; hep birlikte yeni bir dünyaya devam edeceğimizi düşünüyorum. Bazı insanlar bu süreçten kârlı çıkacak, kimisi de kendine hiçbir şey katmamış olacak. Bu, insanoğlunun her zamanki hali.

        44

        MERVE ÖZBEY

        Zannediyorum ki, üretimin ve bilincin daha yüksek olduğu bir gelecek yaşayacağız ve karantina sürecinde ortaya çıkabilecek olan yokluktan dolayı daha az tüketmeye başlayacağız. Yeni dünyaya, daha bilinçli insanlar olarak merhaba diyeceğimizi düşünüyorum.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ