Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem Güncel Yapay zekâ tehdit etmeye başladı | Son dakika haberleri
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Klasik askeri üstünlük artık otonom silah sistemleri ve yapay zekâ algoritmalarıyla şekilleniyor. Özellikle ABD ve Çin gibi aktörlerin hem askeri hem de sivil alanlarda yapay zekâ temelli sistemleri stratejik kapasite haline getirdiği biliniyor. Bu sistemler yalnızca hedef tayin etmekle kalmıyor; aynı zamanda tehdit algılama, lojistik optimizasyon ve siber saldırı kabiliyetlerini de otomatikleştirebiliyor.

        Dahası, yabancı devletlerin desteklediği hacker gruplar ve siber aktörler, yapay zekâyı sızma ve veri hırsızlığında kullanarak istihbarat güvenliğini örseleyebiliyor. Bu durum, devlet dışı aktörlerin de güç çarpanı kazanması riskini doğuruyor; terör örgütleri gibi aktörlerin propaganda, bilgi toplama ve siber saldırı kabiliyetlerini artırdığına ilişkin uluslararası raporlar var.

        REKLAM

        DEEPFAKE TEHDİDİ: DEMOKRASİ, KİMLİK KRİZİ VE MAĞDURİYET

        2026’da deepfake içerik üretimi, sadece sahte haber veya manipülasyonla sınırlı kalmıyor. Küresel sosyal medya platformlarında, kimsenin ayırt edemeyeceği kadar gerçekçi sahte videolar üretiliyor; kadınlar, siyasetçiler, gençler ve çocuklar hedef haline geliyor. Bu içerikler sadece siyasi krizler çıkarmakla kalmıyor, aynı zamanda kişilik hakları ihlallerine, şantaj suçlarına ve istismara yol açıyor.

        Özel olarak görülmesi gereken bir gelişme de bu yıl ABD’de yürürlüğe giren TAKE IT DOWN Act adlı yasa: Deepfake ve rızası olmayan içeriklerin çevrim içi ortamdan çıkarılması için platformlara yükümlülük getiriyor. UNICEF’in son raporları da deepfake ile yetişkin ve çocuk mağduriyetinin sadece teknoloji değil, gerçek sosyal zarar olarak ele alınması gerektiğini vurguluyor; özellikle çocuk istismarı içeriklerinin üretimi ve yayılımı, hukuken ve kolluk güçleri açısından büyük zorluklar yaratıyor.

        Türkiye’de de vatandaşların rızası olmadan sesi veya görüntüsü kullanıldığında mağduriyet için hukuki yolların açılabildiğine dair kararlar yerel yargı mercilerinden çıkmaya başladı ancak kapsamlı bir yasal çerçeve hâlâ bekleniyor.

        METAVERSE GERÇEKLİĞİ: HUKUK, KİMLİK VE SOSYAL PATOLOJİ

        Metaverse bir teknoloji algısından çıkıp günlük yaşamın dijital bir uzantısı hâline gelirken ciddi hukuki boşluklar ortaya çıktı:

        • Avatarların hukuki kişiliği ve sorumlulukları hâlâ tanımlanmadı; dolayısıyla kimlik taklidi, dijital sahtecilik ve avatar üzerinden işlenen suçlarda hukuki muhatap belirsizliği var.

        • Artırılmış ve sanal gerçeklik geleneksel tanıklık ve delil kavramlarını zorluyor; gerçek bir kişi ile avatarı arasındaki ayrım, mahkeme süreçlerinde cevapsız bir soru olarak karşımızda duruyor.

        REKLAM

        Bilimsel çalışmalar, metaverse platformlarında kullanıcı kimliği doğrulaması, veri yönetimi ve güvenlik açıklıklarının bugün bile yeterince test edilmediğini gösteriyor. Bu durum, sanal dünya ile gerçek dünya arasında yeni güvenlik boşlukları yaratıyor.

        TÜRKİYE’NİN YENİ ADIMLARI: HUKUK VE KURUMSAL ÇERÇEVE

        Ankara, yapay zekâ alanında ulusal hukuki ve kurumsal altyapıyı güçlendirdiğini açıkça ifade ediyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin etik, sorumluluk ve güvenlik odaklı bir yapay zekâ stratejisi oluşturduğunu duyurdu. Ayrıca Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi’nin (TRAI) 2026 trend raporu, “dijital köken” ve içerik doğrulama gibi yeni yaklaşım modellerinin sahte teknoloji üretimini belirgin şekilde takip ve tespit etmeye başladığını gösteriyor.

        GLOBAL RİSK MAYASI: ETİK, ADALET, GÜVENLİK

        2026, yapay zekâ konusunda iki yüzlü bir dönemeç. Bir yandan elit mühendislik çözümleri, daha güvenli sistemler ve hukuki kabuller yükselirken; diğer yandan şunlar hızla gündeme geliyor:

        REKLAM

        • Yapay zekâ uzmanları radikal riskleri dile getiriyor; sistemi geliştirenlerin güvenlik endişelerini kamuoyu ile paylaşması, kontrolsüz gelişmenin yol açabileceği krizlere işaret ediyor.

        • Deepfake teknolojilerinin sınır tanımayan kullanım alanları, sadece kişisel mağduriyet değil, toplumsal güven ve demokrasi için yeni bir tehdit alanı oluşturuyor.

        • Uluslararası standartlar, devletler ve bağımsız kuruluşlar soluğu milli güvenlik stratejilerinde alırken, her ülke kendi “veri egemenliği” ve “algoritmik adalet” stratejisini geliştirmeye çalışıyor.

        DİJİTAL GÜVENLİK-YENİ MİLLİ CEPHE

        Bugün ulusal güvenlik artık yalnızca sınır karakollarında değil; çiplerden algoritmalara, metaverse avatarlarından deepfake doğrulamasına kadar uzanan dijital çizgide şekilleniyor. Türkiye’nin yeni güvenlik paradigması şu sorunun cevabında saklı: Bir ülke dijital çağda tam ve gerçek manasıyla güvende olabilir mi? Bu sorunun cevabı yalnızca teknoloji geliştirmekten değil; bunu hukuki, etik ve kurumsal yapıyla birlikte sürdürebilmekten geçiyor.

        ÖNERİLEN VİDEO

        Bağcılar'da aracından inen şoföre önce otomobil ardından cip çarptı; 1 ölü

        Bağcılar 0-3 Avrupa Otoyolunda kamyonetinden inen şoföre önce otomobil çarptı ardından cip şoförün üzerinden geçti. Şoför olay yerinde hayatını kaybederken kaza nedeniyle uzun araç kuyrukları oluştu. (DHA)

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ