"Yeter ki barış gelsin"
Hakkâri'de askeri araçlar dolaşıyor. Şemdinli'de resmi açıklamalara göre "Ciddi bir operasyon" sürüyor. Halk mı? Morali bozuk, BDP'ye de kırgınlar
ABONE OLELİF KEY
GAZETE HABERTURK- HT PAZAR
İnternetten bakınca dünyanın ucunu görebiliyoruz, ama burnumuzun ucunu pek göremiyoruz. Hakkâri; demesi kolay ama varması zor, zira THY Diyarbakır ve Hakkâri’ye direkt uçuşları kaldırmış. Olsun, Edinburgh ve Bilbao’ya direkt uçuluyor. İlk durak uçakla Van, oradan 4 saat bir minibüsün tepesinde Hakkâri’nin virajlarını almak gerek. Kontrol noktaları yolu bilenler için stres kaynağı değil, vakit kaybı; bilmeyenler için her ikisi de.
‘TÜRK MÜSÜNÜZ?’
Hakkâri’ye yaklaşırken son kontrol noktası Depin. Köprüde sivil askerler, minibüse göz atarken bir bakışta Türk Kürt’ten ayrılıyor: “Sen ver kimliğini, sana gerek yok.” Köprünün fotoğrafını çekmek isterseniz: “Yasak.” Kürt şoförler daha yaklaşırken tahminlerini sıralıyor: “Kısa dönemdir bu, yok yok uzundur! “Minibüste yapılan Kürtçe espriler Türkçe’ye de çevriliyor. Gülebilenler ve gülemeyenler olarak da ikiye ayrılıyoruz. Hakkâri çok sıcak. Nem de yok, ortalıkta insan da. Kepenklerin çoğu inik. Ramazan münasebetiyle kepenkler akşamüstü kalkıyor, açık olanların sahipleriyse içeride kestiriyor. Hakkâri dediğin bir cadde: Çarşı Caddesi. Telefonlar akıllı da buraların kanunlarına akıl sır ermez. Bir fotoğraf için elini kaldırdığında, omzunun üzerinden gelen aynı replik: “Ne çekiyorsun? N’apıyorsun? Çekemezsin!” Kaçak olmayan tek yapı, Sümbül Dağı. Orada bulunduğum sürede dağ her gün farklı bir yüzünü gösterdi. Şehrin dekorunda panzerler ve zırhlı akrepler var. Buralarda çocukların anne-baba dedikten sonra söyledikleri ilk kelimeler silah modelleri, askeri araçlar olurmuş. Her tanışıklığın ilk suali: “Türk müsün?” Nitekim kentte taksiye binince “Taksimetreyi açmadınız” diye bir Türkler sorarmış. Zira şehirde taksimetre açılmıyor, her mesafe 5 lira.