Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam HT Pazar Aytül Çorapçıoğlu Özdemir haberleri, Aytül Çorapçıoğlu Özdemir röportaj

        HT PAZAR / Aslı ÖZTÜRK

        Malum, yerel seçimler iyice yaklaştı. Yüksek Seçim Kurulu’ndan yapılan açıklamaya göre 30 Mart’ta tam 52 milyon 695 bin 831 seçmen oy kullanacak. Seçime 26 parti katılıyor olsa da Türkiye çapında miting alanlarını dolduran partiler belli; Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve yer yer Barış ve Demokrasi Partisi. Ancak bu üç partinin mitinglerine katılan seçmenlerde farklılıklar var. AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Tayyip Erdoğan konuşurken onu dinlemeye gelenler tezahürat yapıyor, sloganlar atıyor, mitingi adeta şova dönüştürüyor. CHP ve MHP mitinglerindeyse alanları dolduran insanlar bugüne kadar seçim arenalarında pek rastlanmayan bir sükûnet içinde, dikkatle konuşmacıyı dinliyor. Daha az slogan atıyorlar, daha az tezahürat duyuluyor. Seçmenler ve mitingler arasındaki bu farkların sebebi ne? Liderler mi seçmenleri, seçmenler mi liderleri etkiliyor? Psikiyatr Prof. Dr. Aytül Çorapçıoğlu Özdemir’le Türkiye’deki seçmen psikolojisini ve siyasilerin toplum psikolojisi üzerindeki etkisini konuştuk.

        Seçmenlerin farklı tavırlar içinde olmalarının sebebi ne olabilir?

        Mitinglere katılan seçmenlerin içinde bulunduğu bir kitle psikolojisi var. Kitle psikolojisini yönlendirense ancak bir lider olabilir. Lider karşısındaki topluluğun nasıl bir tavır içinde olmasını istiyorsa ona göre davranır.

        Nasıl?

        Liderin gruptan beklentisi, o grupla ne yapmak istediği ve grubun ne yapmasını istediği kişilerin tavırlarını yönlendirir. Bir grubu coşturmak istiyorsanız coşkulu olur, onlara birtakım vaatler verip hipnotize edersiniz.

        Öteki türlü nasıl olur?

        Karşı tarafa fikirlerinizi anlatmak ve onları ikna etmek istiyorsanız daha sakin ve açıklayıcı bir tutum sergilersiniz.

        Oy tahminlerinin ya da daha önceki seçimlerin bir psikolojik etkisi de var mıdır?

        Uzun süredir iktidardaki parti belli. Bu sebeple AKP mitinglerine katılanlar üç aşağı beş yukarı kendilerine vaat edilecek şeylerden haberdarlar. Ne olacağına dair bir fikirleri olduğu için liderlerini dinleme ihtiyacı hissetmiyorlar. Bu yüzden de mitinglerde sürekli bir coşku havası var.

        Bu durumda CHP ve MHP mitinglerindeki sükûneti neye bağlarız?

        Oradaki seçmen arayış içinde. İkna olmak istiyorlar ama kendilerine nelerin vaat edildiğini de iyice öğrenmeye niyetliler. Bu sebeple daha bilinçliler ve dinliyorlar.

        'Türk toplumu ergenlik döneminde'

        Son aylarda yaşananlardan sonra genel olarak Türkiye’deki seçmen psikolojisini nasıl değerlendirirsiniz?

        İnsanlar büyük bir güvensizlik içinde. “Ne olacak bu ülkenin sonu” diye düşünüyorlar. Kişilerin hukukla, askeriyeyle, polisle ve basınla ilgili tereddütleri var. Bir ülkenin en temel kurumlarına bile güven azalmış durumda.

        Güven ve güvenlik sıkıntımız mı var yani?

        Evet, çünkü bir insanın en temel ihtiyaçları (yemek, içmek, uyumak gibi) giderildikten sonra güvenlik ihtiyacı belirir. İnsanlar kendilerini güvende hissetmiyor ve bu yüzden de yeterince çalışıp üretmiyor, entelektüel kapasitelerini geliştirmeye çalışmıyor. Türk toplumu genç bir toplum. Ve biz Türk toplumu olarak ergenlik dönemimizi yaşıyoruz. Bir yandan hem bağımsızlığımızı kazanmak istiyoruz hem de hâlâ bağımlı bir yanımız var. Birinin hayatımız üzerinde söz sahibi olması geri kalmamıza sebep oluyor.

        Liderlere ne görev düşüyor bu konuda?

        Hiçbir lider baba rolüne soyunmamalı. Çünkü baba rolü baskı kurmayı beraberinde getirir. Bu da karşılığında bir isyan doğurur. Şunu unutmamak gerekir, insan olarak hepimiz eş ve eşitiz. Seçtiğimiz kişi bizden daha eğitimli ya da kültürlü diye bir şey yok. Bu bir nöbet değişimi. Baba rolündeki liderler gelişmemiş toplumlarda ortaya çıkar. Gelişmiş bir toplumun kendi yaşayış tarzına, dinine, çocuğuna karışacak bir lidere müsaade etmesi mümkün değil. Bu halkın lidere verdiği bir imtiyaz.

        'Depresyon bir numaralı psikolojik sorun'

        Son zamanlarda danışanlarınızın en büyük şikâyeti ne?

        Depresyon her zaman tüm dünyadaki bir numaralı psikolojik sorundur. Tanım aynı olsa da insanı depresyona sürükleyen sebepler zamana bağlı olarak farklılık gösterir.

        Ülkedeki siyasi gerilim insanları depresyona sokar mı peki?

        Her akşam evde televizyonu açtığınızda ülkenin en güvenilmesi gereken insanlarıyla ilgili güveninizi sorgulatacak haberler izleyip savaş çıkma tehdidi altında yaşıyorsanız tabii ki depresyona girersiniz.

        O zaman depresyonda ya da depresyona yatkın mıyız?

        Bu durum özellikle depresyona yatkın olan bireylerin ruhsal hastalıklarını tetikliyor. Ama şunu da unutmamak gerekir: Kiminin babası ölür dimdik ayakta durur, kiminin kanaryası ölse mahvolur. Bu kişiye göre değişir.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ