'Yaşar Kemal'le aynı gelenekten geliyor'
Kolombiyalı yazar Gabriel Garcia Marquez'i herkes yazdı, çizdi, anlattı. Gelin onu bu defa yıllarca "zor zamanlarda aile bütçesine katkıda bulunduğu" mahpushane arkadaşı, çevirmeni ve tutkulu okuru Seçkin Selvi'den dinleyelim..
ABONE OLBir şey oldu, daha doğrusu Gabriel Garcia Marquez hepimize bir şey yaptı! Sihir aracılığıyla hakikate, hakikat aracılığıyla hayale âşık olduk onun sayesinde. "Büyülü gerçekçilik" denen Güney Amerika'ya has yazınsal tür onunla başlamadı belki ama onunla birlikte en güzel örneklerini verdi... Gazeteci olarak başlamıştı yazmaya, edebiyata geçtiğinde gezgin ozanların dilini ödünç aldı. Bir takma adı olan pek az sayıda edebiyatçıdan biriydi. Okuru onu çok uzun zaman "Gabo" diye tanıdı.
Başka tuhaf şeyler de vardı onunla ilgili... Dünyanın öte tarafında yazdığı bir roman, mesela Kırmızı Pazartesi, fena halde uzun yıllar sonra bu coğrafyada işlenen bir cinayeti, mesela Hrant Dink cinayetini andırabiliyordu. İşte Gabo o kadar gerçek, sahici; o kadar bu dünyanın taşının, toprağının, insanının, katilinin, kurbanının dilinden anlayan bir yazardı... (Hatırlayın; Kırmızı Pazartesi'de işleneceğini herkesin bildiği ama engel olmak için kimsenin bir şey yapmadığı, yapamadığı bir cinayetin öyküsü anlatılır.)
"Hücreme Latin Amerika güneşi doğdu"