Kim demiş Malefiz kötü diye!
'Malefiz' "Uyuyan Güzel'i hepiniz bilirsiniz ama bakalım hikâyeyi size doğru anlatmışlar mı" diye başlıyor. Kötü cadı Malefiz'i, filmde başka bir gözle izliyor, sonunda bağrımıza basmak istiyoruz. Peki ama sinemada son yıllarda dikkat çeken bu kötü karakterleri aklama çabası niye?
ABONE OLBlakey Vermeule, “Edebi Karakterlere Neden Önem Veririz?” adlı kitabında 18. yüzyıldan bu yana edebi karakterlerin yayılmak, insanlara ortak hikâyeler vermek, kişisel ve ortak değerler hakkındaki tartışmaları desteklemek için çok büyük bir güce sahip olduğunu söylüyor. Bunun iyi örneklerinden biri şüphesiz kült masallar. Hani sözüm ona sadece çocuklar için yazılmış gibi görünen Pamuk Prenses, Oz Büyücüsü, Sindirella’dan bahsediyorum. Kurgu hepsinde farklı olsa da ortak noktaları iyilik ve kötülük kavramlarını en temel ve keskin bir şekilde bize sunmaları.
İyi hep iyi, kötü hep kötü. Toplumsal değerlerle yeni yeni tanışan küçücük bireyleri bu öğretilerle hazırlıyoruz hayata. Ancak bir sıkıntı var; kötü niye kötü ya da iyi niye o kadar iyi, genelde pek ipucuna rastlanmaz. Zavallı Sindirella her zaman o kadar yardımsever, sevgi dolu ve alçakgönüllüdür ki... Ablalarıysa malumunuz tam tersi, dünyaya başkalarının gözünü oymak için gelmiş cinsten... Fakat işin sonunda Sindirella’mız kazanır. Mutlu son onun hakkıdır. Zafer iyilerindir. Uzun yıllar da bu kalıp hiç bozulmadan devam etti. Yine Vermeule’nin kitabında bu bozulmayan zincire bir gönderme var: “Edebi karakterler alışılmadık bir kalıcılık gücüyle donatılmışlardır” diyor. Haksız sayılmaz.